Arınç: Bu Konu Üzerinde Artık Konuşulmaması Lazım - Son Dakika
Politika

Arınç: Bu Konu Üzerinde Artık Konuşulmaması Lazım

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Anayasa Mahkemesi'nin Twitter kararıyla Türk yargısının kararlarını geçersiz sayacak bir sonuca ulaştığını belirtti.

07.04.2014 21:44  Güncelleme: 22:22
Twitter'da Paylaş Facebook'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Anayasa Mahkemesi'nin Twitter kararıyla Türk yargısının kararlarını geçersiz sayacak bir sonuca ulaştığını, Twitter'a "Türk mahkemelerinin kararlarını uygulamayabilirsiniz" güvencesi verdiğini belirterek, "Anayasa Mahkemesi'nin karar vererek bireyi koruması gerekirken burada verdiği kararla Twitter'ı koruyor, bireyi korumuyor. Oy birliğiyle verdikleri bu karar, bence Türkiye'yi, Türk halkını, insanımızı, bireyleri ve mahkeme kararlarını korumaya matuf bir karar değildir. Bunların tamamen hiçe sayılması gibi karşımıza bir gerçeklik getirmiştir" dedi.

Arınç, Başbakanlık Yeni Bina'daki Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulundu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın, Twitter kararına ilişkin "Anayasa Mahkemesi telafisi imkansız zararların doğmasını engellemek için kanun yollar tüketilmeden uygulama yapabilir" açıklamasının hatırlatılması ve bu konudaki değerlendirmesinin sorulması üzerine Arınç, bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi'nin oy birliğiyle verdiği kararın öncelikle "Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"a açıkça aykırı olduğunu söyledi.

"Saygı duyup duymamak meselesi ayrı bir konu ama hukukçu gözüyle baktığımızda, kanunu 2011'de çıkardık, üzerinde dumanı tüten bu çok yeni kanunda öyle öngörüler var ki bunlara aykırı bir kararın alınmaması lazım" diyen Arınç, kanunun bireysel başvuru hakkını düzenleyen 45'inci maddesindeki "İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir" ifadesini hatırlattı. Kılıç'ın, bunu "Aştıklarını ifade ettiğini ve buna ilişkin bazı gerekçeler ileri sürdüğünü" aktaran Arınç, aynı maddenin "Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağı gibi Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemlerde bireysel başvurunun konusu olamaz" fıkrasını da anımsattı.

Anayasa Mahkemesi'nin bugüne kadar bu maddeleri ileri sürerek başvuruların "Kabul edilemez" olduğu yönünde kararlar verdiğini ancak Twitter ile ilgili konuda bunun aşıldığını dile getiren Arınç, Mahkemenin iç tüzüğüne, 5 Mart 2014'te Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle "Mahkeme, içtihadın oluştuğu alanlarda veya ivedilikle karar verilmesi gereken durumlarda Bakanlık cevabını beklemeden başvurunun kabul edilebilirlik ve esası hakkında karar verebilir" hükmünün koyulduğunu vurguladı. Arınç, "Bu, 5 Mart tarihine gelinceye, yani bir ay öncesine kadar yoktu. Aceleyle iç tüzüklerini değiştirmişler ve idarenin, yani Bakanlığın cevabını beklemeden de karar verebileceklerini koymuşlar. Bu ifadenin kısa bir süre önce Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan bir değişiklikle iç tüzüğe eklenmesi de bugün baktığımız takdirde fevkalade manidar ve düşündürücü geliyor" diye konuştu.

-"Mahkeme kararlarını uygulamama konusunda eline büyük koz geçti"

Anayasa Mahkemesi'nin durumdan vazife çıkardığına işaret eden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eskiden durumdan vazifeyi başkaları çıkarırlardı. 'Şu, şu, şu kurumlar yetersiz kalıyor bu konuda, biz kendi görevimizi biliriz ve bu durumdan bizim bir görev çıkarmamız gerekenler var' diyenler artık durumdan vazife çıkarmıyorlar genelde. Kendi konumlarını en iyi şekilde takdir ettiler ve hukuki gerekçeler içerisinde, sadece yazılı hukukta ne varsa onu yerine getiriyorlar. Oysa burada Anayasa Mahkemesi kendince durumdan vazife çıkarmış. Burada itiraz konusu olan şey nedir? Bir insanın bir yargı kararını istihsal ettikten sonra bunun uygulanması gerekir. Bu, bizim anayasamızın maddelerinde de vardır. Yargı yetkisi anayasada bir egemenlik yetkisidir. Bu egemenlik yetkisi, yasama konusunda Meclis'e, yargı konusunda bağımsız mahkemelere, yürütmede de hükümete anayasal yetki veriyor.

Bu mahkeme kararları bugüne kadar 20'den fazladır. 'Benim özel hayatıma, kişisel haklarıma saldırıda bulunuldu. Dolayısıyla ben şu sayfanın kapatılmasını veya erişime engelleme yapılmasını istiyorum' diye bireysel müracaatlar oldu. Bunlardan şu anda uygulanan dört tanedir. Merkezi ABD'de bulunan Twitter şirketinin aleyhinde, bu sayfaların kapatılması noktasında tam 27 mahkeme kararı var. Bu 27 mahkeme kararından dördünü uyguladılar. Diğerlerini de uygulama aşamasındaydılar. Fakat Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı onların imdadına yetişti ve hukuk alanında bizim, Twitter'ın bütün yargı kararlarını uygulaması noktasındaki ısrarımızı maalesef boşa çıkardı. Anayasa Mahkemesi böyle bir karar almakla kendi Türk yargısının kararlarını geçersiz sayacak bir sonuca ulaşmış oldu. Bence verdiği kararla elde edilecek menfaatin daha fazlasını biz, Türk yargı kararlarını hiçe sayan, uygulamayan, başka ülkelerin yargı kararlarını uygularken hiç tereddüt etmeyen Twitter isimli şirkete, 'Türk mahkemelerinin kararlarını uygulamayabilirsiniz' şeklinde bir güvence vermiş olduk. Dört kararı ancak son zamanlarda istemeyerek de olsa uygulayan Twitter şimdi artık hem bunları uygulamaktan hem de geride kalan 23 mahkeme kararını uygulamamak noktasında eline büyük bir koz geçirmiş oldu."

Sanal alem ve sosyal medyada da "Gerçek hayatta suç olanın sanal alemde de suç olduğu" kuralının geçerli bulunduğunu ifade eden Arınç, "Bir insanın onuru, haysiyeti ihlal ediliyorsa, özel hayatına, kişilik haklarına saldırı oluyorsa, suç işlenmesi teşvik ediliyorsa bunun mutlaka 140 karakterli olmasına da gerek yok. Siz, bunu üç cümleyle de ifade edebilirsiniz. Dolayısıyla evrensel hukuk prensipleri içerisinde insanın kişisel haklarını koruma noktasında alınacak kararların özellikle Türkiye'de bir yargı kararı olması bile kendi başına bir anlam ifade ederdi. Ama Twitter merkezi bunu uygulamamakta direniyordu" dedi.

TİB'in başvurusuyla Twitter'a ulaşımın tamamen engellendiğini hatırlatan Arınç, şunları söyledi:

"Anayasa Mahkemesi'nin şunu yapmasını alkışlayabilirdik, 'Yani sen nasıl oluyor da Amerika'daki bir şirket, Türk yargısının verdiği kararı uygulamıyorsun. Bunlar bireysel kararlardır ve sanal alemdeki yüz binlerce sayfadan sadece 27'sine ilişkindir. Sen bunları mutlaka uygulayacaksın çünkü benim anayasam, benim yargı yetkim, Anayasa Mahkemesi de olsam kararlarımın uygulanmasını gerektirir.' Twitter'ı bu işin dışında tutup, 'Sen masumsun, bu kararları veren mahkemeler yanlış yapmışlardır dolayısıyla onları uygulamayabilirsin. Ben de bütün prosedürü aştım, senin önüne bir mahkeme kararı getiriyorum. Artık bundan sonra özgürsün' demektedir. O zaman şikayetçi olan insanların hukukunu kim koruyacaktır?"

-"Sayın Başkan'ın şahsına büyük bir saygımız var ama"

Arınç, Anayasa Mahkemesi'nin vatandaşların kendi kişilikleriyle ilgili hak ihlalleri veya adaletin tecelli edememesi gibi talepleri için bireysel başvuru hakkını getirdiklerini anımsatarak, "Anayasa Mahkemesi'nin karar vererek bireyi koruması gerekirken burada verdiği kararla Twitter'ı koruyor, bireyi korumuyor. Kusura bakmasın, Sayın Başkan'ın şahsına büyük bir saygımız var, bunu da yıllardan beri ispat etmişiz ama oy birliğiyle verdikleri bu karar, bence Türkiye'yi, Türk halkını, insanımızı, bireyleri ve mahkeme kararlarını korumaya matuf bir karar değildir. Bunların tamamen hiçe sayılması gibi karşımıza bir gerçeklik getirmiştir" ifadesini kullandı.

-"Yanlış bir karardır, düzeltilmesi gerekir"

Twitter'ın tamamen kapatılmasının kesinlikle düşünülemeyeceğini, sanal alemin de ifade özgürlüğü bakımından mutlaka korunması gerektiğini dile getiren Arınç, korunması gerekenlerin başındaysa insanın geldiğini vurguladı.

Anayasa Mahkemesi kararının Bakanlar Kurulu'nda da ele alındığını bildiren Arınç, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bence çok yanlış bir karardır, bunun düzeltilmesi gerekir ve biz, bu konuda Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararı elbette uygulama noktasındayız ama hukuk içinde de insanımızı, bireyi koruyacak tedbirleri, bugünküler yeterli değilse mevcut tedbirlere ilaveten başkalarını da getireceğiz. Dolayısıyla kimse bize 'Bu kararı alkışlamıyorsunuz' demek hakkına sahip değil. Yanlış bulduğumuz bir karardır, her karar eleştirilebilir, bidayet mahkemeleri de olsa Anayasa Mahkemesi kararları da olsa. Kaldı ki Sayın Başkan da yıllarca muhalefet şerhi verdiği kararlarda, çok özel açıklamalar yaparak hukuk noktasında bizim kendisini takdir ettiğimiz bir insandı. Ama Twitter veya TİB'in yetkilerini aşmak, Türk yargı yetkisini tanımamak gibi bir sonuca varan kararını elbette hiçbir zaman tasvip etmiyoruz."

"Tartışmalar sürerken hükümetin bireysel başvurulara bakışında değişiklik oldu mu" sorusu üzerine Arınç, 2010 referandumuyla yapılan değişikliklerden en önemlilerinden birinin Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı verilmesi olduğunu vurguladı. Arınç, şöyle devam etti:

"Böyle bir karar verdi diye 2010 referandumundan 'tüh, yazık' diyecek durumunda değiliz. İyi ki o değişiklikleri yapmışız, Anayasa Mahkemesi'ne bireylerin başvurabilmesini yolunu açmışız ki bunun için insanlar uzun tutukluluktan kurtuluyorlar, haksız yargılamadan dolayı tazminat alıyorlar. Bu kararını beğenmemek başka, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkını milletimizin yüzde 58 ile verdiğini unutmamamız lazım. O zaman iyi yapmışız ama yanlış kararlarını da elbette eleştirme hakkımız var."

-"Bu konu üzerinde artık konuşulmaması lazım"

Arınç, Bakanlar Kurulu'nda Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gündeme gelip gelmediği yönündeki soruya, "Bugünkü gündemimizde bu yok, olması da doğru değil" cevabını verdi.

Bir televizyon programında da bu konunun gündeme gelmesi için zamanlamanın yanlış olduğunu söylediğini hatırlatan Arınç, "Biz, 30 Mart'ı konuşmalı, 30 Mart'ın seçim sonuçlarını analiz etmeliyiz. Oradaki AK Parti'nin başarısını görmezden gelerek, muhalefetin içinde bulunduğu zavallı durumları görmezden gelerek, Türkiye gerçekleri karşısında Başbakanımızın, hükümetimizin itibar kazandığını görmezden gelerek, hedef saptırarak, topu taca atarak ve Cumhurbaşkanlığı seçimini gündeme getirmek bence çok doğru değildi ama geldi" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün gazetecilerin sorusu üzerine samimi düşüncelerini ifade ettiğini belirten Arınç, şunları kaydetti:

"Ben inanıyorum ki o gazeteci arkadaşımız aslında gündemin bu şekilde değişmesini arzu ettiği için çok kurnaz bir şekilde sorusunu sormuş olmalı. 'Gündeme şunu getireyim dolayısıyla böyle bir soruyla da gündemi değiştireyim.' Ama bu gazetecilik, buna da kızmak doğru değil. Sayın Cumhurbaşkanımız günü geldiğinde, zamanı geldiğinde, artık bundan sonra daha doğrusu bu işi Sayın Başbakanımızla görüşecekler. Sayın Başbakanımız da Azerbaycan'a giderken 'Çok doğru, Sayın Cumhurbaşkanımıza katılıyorum' dedi.

Bence bu konu üzerinde artık konuşulmaması lazım. Konuşulacak her şey gevezelikten ibaret kalır. Neden? Çünkü konuşulması gereken her şeyi konuştuk. Sayın Cumhurbaşkanımızın konumunu konuştuk, Sayın Başbakanımızın isterse, arzu ederse, adaylığı düşünürse, zamanı geldiğinde Sayın Cumhurbaşkanımız ile bu konuyu düşüneceklerini, parti içinde nasıl bir yapılanma olacağını, geçiş döneminde Başbakanlık gerekiyorsa bunun kimin üzerinde kalacağını, 2015'e kadar erken seçim de olmayacağına göre, 2015'ten sonra partinin iktidara gelmesinde nasıl bir yapılanma olacağını fazlasıyla konuştuk. Dolayısıyla bugün gündemde yoktu. Bütün arkadaşlarımız da biliyor ki bu konu konuşuldukça gündem saptırılabilir, farklı şeyler gündeme gelebilir. Artık mayıs, haziran ayına kadar beklememiz gerekecek. Haziran ayında da şüphesiz cumhurbaşkanlığı seçimi hakkındaki kanun gündeme gelecek, adaylıklar netleşecek. İnşallah ağustos ayının 10'unda da ilk tura gideceğiz."

(Sürecek)

-bakanlar kurulu

Arınç: Bu Konu Üzerinde Artık Konuşulmaması Lazım
Kaynak: AA

Son Dakika Politika Arınç: Bu Konu Üzerinde Artık Konuşulmaması Lazım - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?


Advertisement