00:2700
Son Dakika Haberleri: Başbakan Erdoğan: Savcının Eli Cebinde Söylediği; 2 Dakika Süren Var Anlat ve Çık (3)

Başbakan Erdoğan: Savcının Eli Cebinde Söylediği; 2 Dakika Süren Var Anlat ve Çık (3)


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gazeteci ve yazarlarla biraraya geliyor.

Başbakan Erdoğan: Savcının Eli Cebinde Söylediği; 2 Dakika Süren Var Anlat ve Çık (3),
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gazeteci ve yazarlarla biraraya geliyor. Dolmabahçe'deki Başbakanlık Çalışma Ofisi'ndeki toplantı saat 11.00'da başladı.

Toplantının açılışında konuşan Erdoğan, sözlerine "Türkiye'nin son derece kritik günlerden geçtiği bir dönemde en mevcut manzara hakkında sizlere bilgi vermek hem de karşılıklı soru cevap şeklinde bu toplantımızı değerlendirme arzusundayız" diyerek başladı.

"30 MART SEÇİMLERİNİN SONUCUNA İLİŞKİN TEREDDÜTÜMÜZ YOK"

30 Mart seçimlerine giden sürecin son derece meşakkatli ve zorlu olacağını aylar öncesinden başlayarak, ifade ettiklerini söyleyen Erdoğan, "30 Mart seçimlerinin sonucuna ilişkin tereddütümüz yok. Partimizin bugüne kadar elde ettiği başarılar, milletimizin artan ilgi ve teveccühü, 30 Mart seçimlerinin sonuçlarını şimdiden kestirebilmemizi sağlıyor. Yaptığımız tüm araştırmalarda partimizin alacağı oy düzeyini net olarak görebiliyoruz. 30 Mart'ta yine biz diğer partilere göre açık ara farkla ipi göğüsleyebileceğimizi şimdiden söyleyebilirim. Milletimiz nezdinden müstesna bir yeri olan partimize ve hükümetimize yönelik ilgi ve teveccühün sürekli yükselmesi hiç kuşkusuz belli çevreleri içerde ve dışarıda rahatsız ediyor. Bu belli çevreler kavramının kimleri kapsadığını sizler en az benim kadar biliyorsunuz. Türkiye'nin istikrar ve huzur içinde büyümesi kimi rahatsız ediyorsa, bu durum kimin çıkarına dokunuyorsa işte onlar bu süreci durdurmanın gayreti içine girdiler. Aktif dış politikamız, bölgemizde ve dünyada artan gücümüz, menfaatleri zedelenen bu çevrelerde rahatsızlık oluşturdu. Büyüyen ekonomimizin, artan refahımızı getirdiği enerji ihtiyacı ve bu ihtiyacı karşılamak için attığımız adımlar aynı şekilde bu çevrelerde rahatsızlık oluşturdu. Dış ticaretimizdeki artış, dünya pazarından aldığımız paydaki yükseliş, yeni pazarlara yönelmemiz yine rahatsızlık oluşturdu. Bunun yanında içerde gerçekleştirdiğimiz reformlar, çözüm sürecinin başarıyla yürümesi, demokratikleşme alanında attığımız adımlar, hem içerde hem dışarıda istikrarsızlıktan çıkar sağlayan kesimleri rahatsız etti. Yani içerde de dışarıda da çıkarları zedelenen kesimler bu süreci durdurmak için kimi zaman tek tek, kimi zaman da ittifak halinde Türkiye'yi ve hükümetimizi hedef aldı. Eski Türkiye milletimiz için kötü ama bu malum çevrelerin çıkarları için elverişli bir ortam sunuyordu. Yeni Türkiye milli iradenin güç kazandığı, milletin faydasına gelişmelerin yaşandığı bir ülke olurken, eski Türkiye'den çıkar sağlayanlar için de adeta bir kabusa dönüştü" diye konuştu.

"MİLLİ İRADE DIŞI GÜÇ, SADECE SİLAHLI GÜÇ DEĞİLDİR"

Erdoğan, demokrasilerde hükümetlerin millet eliyle işbaşına gelip, millet eliyle görevden alındıklarını belirterek, şunları söyledi: "Bu konuda hiç tereddüt yok. 1946'dan beri demokratikleşmeye çalışan ülkemizde ne yazık ki, hükümetlerin millet iradesiyle değil milli irade dışı güçler tarafından tayin edildiği pek çok dönem oldu. Milli irade dışı güç, sadece silahlı güç değildir. Medyanın, sermayenin, ulusal ve ulusalararası çok sayıda çıkar grubunun hükümetler üzerinde etkili olmaya çalıştıkları, hükümetleri yıpratmak için seferber olduğu biliyoruz. Bu kesimlerin kimi zaman da silahlı güçlerle ittifak halinde hükümetlerin değişmesine öncülük ettiklerine şahit olduk. En son 28 Şubat'ta sadece silahlı güç değil, onunla birlikte bazı sivil toplum kuruluşları bazı medya kuruluşları, bazı sermaye grupları ittifak halinde dönemin siyasetini millete rağmen istedikleri gibi dizayn etti. Bu sorunlu dönem AK Parti'nin iktidara gelmesiyle sona erdi. Biz, hükümet olarak milli iradenin güçlenmesi, vesayetlerin ortadan kaldırılması için 11 yıl boyunca büyük mücadele verdik. Cumhuriyet tarihinin en cesur adımlarını da attık. 'Yeter söz de karar da milletin' anlayışıyla hareket ettik. Bunun altını doldurmanın gayreti içinde olduk. Çok sayıda reform yaptık. Milli iradenin tüm süreçlere egemen olması için ne gerekiyorsa onu yaptık. Bu adımları attık, atıyoruz, atacağız. Elbette dirençlerle karşılaştık. Süreci durdurmaya yönelik çok sayıda komploya maruz kaldık. Hepsinin de üstesinden geldik, geliyoruz. Bunların hiçbiri bizi yolumuzdan döndürmedi, döndürmeyecek. Önümüz kesildi, hızımızı kesmek istediler. Son adımlar da hep buna yöneliktir. Ama biz yine vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz" dedi.

"OPERASYONA KONULAN İSİM DE MANİDAR"

17 Aralık operasyonuyla ilgili olarak da Başbakan Erdoğan, "17 Aralık komplosunun, 30 Mart seçimleri öncesinde bir kez daha reform kararlılığımızı kırmaya, böylece Türkiye'nin yürüyüşünü durdurmaya yönelik bir hamle konusunda en küçük şüphemiz yok. 14 ay boyunca gizlenen 17 Aralık'ta da tüm emniyet ve adalet hiyerarşisi atlanarak, yapılan bir operasyon. Yolsuzluk kisvesi altında yapılan, ama aslında çok farklı boyutları olan bu operasyon asla masum, rutin bir hukuk işlemi değildir. Hukuki operasyon görünümlü bir paketin içine birbirinden çok farklı hedefler konulmuş, bir taşla birkaç kuş vurmak değil, adeta kuş katliamı yapılmak istenmiştir. Nitekim operasyon daha ilk anından itibaren ulusal ve uluslararası medya eşliğinde ilerlemeye başladı. Bütün bu operasyon dosyalarının üzerinde gizlilik kaydı olmasına rağmen, yargının buna uymaması, bunları işleme koymadan önce servis etmesi çok anlamlıdır. Bu operasyona konulan isim de manidar; 'Rüşvet ve yolsuzluk operasyonu'. Yapılan iş tarihin en büyük yolsuzluk operasyonu olarak sunuldu. Sabah saatlerinden itibaren yazılı, görsel, sosyal medyada bu tabirler sıkça kullanıldı ve hemen bir algı oluşturuldu. Ardından yine hukuksuz şekilde, yasal olarak mutlaka gizli tutulması gereken belgeler, bilgiler, fotoğraflar basına sızdırılmaya başlandı.

Buna paralel olarak adeta bir merkezden düğmeye basılmışçasına muhalefet partileri topa girdi. Sabah operasyon yapıldı. Akşam sorgu ve mahkeme süreci bitti, adeta infaz sürecine gelindi. Birkaç saat içinde medya yoluyla tüm zanlılar suçlu ilan edildi" dedi.

"'İKİ DAKİKA SÜREN VAR, ANLAT VE ÇIK'"

Soruşturma savcısını da suçlayan Erdoğan, "Bir savcı zanlı olarak çağırılan kişiye, eli cebinde söylediği şu; 'İki dakika süren var, anlat ve çık'. Böyle bir mantık olabilir mi? Böyle bir sorgulama, yargı anlayışı olabilir mi? Ne yazık ki, ülkemiz bunları yaşadı, yaşıyor. Tarihte bunlar yaşandı, biliyoruz. Şu anda da aynı şekilde böyle bir süreç işlendi ve işliyor. Daha da ileri, 'Efendilerinizin bundan haberi var. Gelsin şimdi efendileriniz sizi kurtarsın' bu zanlı olarak davet edilen insanlara böyle bir şey yöneltilebilir mi? Bunlar zaman içinde çok daha farklı bir şekilde medya ile paylaşılacak, bu insanlar yaşadıklarını, muhatap oldukları konuları medyayla paylaşacaklar. Operasyon hukuka aykırı bir şekilde başladığı gibi hukuka aykırı şekilde masumiyet karinesi çiğnenerek, yürütüldü. Her şeyden önce böyle bir operasyonla ilgili, önce yargı mensuplarının hukuka uyması şarttır. Yargının dışında olan eğer bir hukuksuzluk yapmışsa gereği neyse bu yapılır. Kim olursa olsun yapılır. Evladım da olsa aynı şekilde, biz korumaya değil, hukukun arkasında durmaya gayret ederiz, bunu teyit ederiz. Ama hedefin bir yolsuzluk operasyonu olmadığı, hedefin bir milli irade suikastı olduğu en başından itibaren son derece aşikardır. Yolsuzluk kılıfı altında birkaç nokta hedef alınıyor ve oralardan sonuç alınmak isteniyor. Adı yolsuzluk olarak konulan bu operasyonun arkasında ülkemin geleceği vardır, bu ülkemin bekasına yönelik atılmış bir adımdır." ifadelerini kullandı.

"SİZ MİLLETİN İRADESİYLE GELMEDİNİZ, ATAMAYLA GELDİNİZ"

Erdoğan, operasyonun Türkiye'nin büyümesine yönelik bir suikast olduğunu ifade ederek, "Birçok dev yatırımlara, büyük yatırımlara girmiş ve girmekte olan girişimciler, haklarında dosya açılmak suretiyle, daha henüz işlemler başlamadığı halde, medyaya bunlar verilmek suretiyle, bu insanlar lekelenmiştir. Peki bu insanlar bugüne kadar milyarlarca dolarlık bu ülkede iş bitirmiş insanlar, bizim hükümetimiz döneminde değil, daha önceki dönemlerde de iş bitirmiş insanlar, bundan sonra atacakları adımlarda acaba yatırımlarla ilgili kredi noktasında durumları ne olacak. Birçok banka bu kredibilite lekelendi anlayışıyla yaklaşırlarsa, temenni ederim ki, böyle bir şey olmaz, bu yatırımlar ne olacak? Bu bir suikast değil mi? Yıllık kapasitesi 100 milyonun üzerinde olan üçüncü havalimanı alan müteahhit firmaların adını verdiler. Bunların dışında aynı şekilde üçüncü köprüyle ilgili. Yani malum muhalefetin siyasi mücadeleyle yapamadığını, bunlar şimdi farklı yollarla yapmanın gayreti içine giriyorlar. Dolayısıyla bu bir küresel suikasttır. Bu işin içinde bunlar da var. Bütün bu atılan adımlar da devletle hiç işi olmayan iş adamlarının da mal varlıklarına tedbir konulması yoluna gidilmesi manidar değil mi? Öyle bir noktaya getiriyorlar ki sürekli servis yapmak suretiyle böyle bir lekelemenin gayreti içine giriyorlar. Hiç kuşkusuz milletin seçtiği hükümet ve onunla birlikte Türkiye'nin istikrarı burada hedefe konmuştur. Biz bunun şiddetle karşısında durduk.

Yolsuzluklu iddia ve ithamlarını elbette ciddiye aldık ve gereğini yaptık. Ama yolsuzluğun sadece kılıf olduğunu görerek, daha kapsamlı bir saldırıyla karşı karşıya olduğumuzun bilinciyle önlemlerimizi süratle devre koyduk. Bu olayın eğer olumlu bir yönü varsa, o da devlet içine sızmış paralel devlet olma heveslisi bir örgütün neler yapabileceğinin tüm millet tarafından açıkça görülmesi oldu. Bu sürecin, bana göre en önemli kazanımı budur. Savcının açıklaması ardından HSYK açıklaması tehdidin boyutunu gözler önüne serdi. Yargı, üst yargı, diğerleri, 'Sayın Başbakan bu noktada biraz üst perdede konuşuyor' diyor. Siz üst perdede bu tür yargılamalar yaptığınız zaman bu ülkede yürütmenin başında olan insanların da herhalde söyleyeceği bir şeyler olacaktır. Çünkü biz de milletin iradesiyle geliyoruz. Siz milletin iradesiyle gelmediniz, atamayla geldiniz. Bir tarafta atamayla gelenler var, öbür tarafta milletin seçimiyle gelenler var. Eğer bu ülkede egemenlik kayıtsız şartsız milletinse milletin seçtiklerinin söyleyecekleri bir şeyler olacaktır. Kararlarınızı verirken millet adına diyorsunuz. Bu millet adına nasıl bir karar olacaktır. Bu da düşündürmektedir. Eğer bu süreçte örgütsel mantık içinde, örgüt içi hiyerarşi gözetilerek Türkiye'de bir yargı darbesi yapılmak istendi. Biz bunu gördük. Egemenlik milletten alınıp yargıya devredilmeye çalışıldı. Bunu gördük, biz buna karşı çıktık, karşı çıkmaya da devam edeceğiz. Türkiye'de hükümetler sadece sandıkla göreve gelirler, sandıkla da görevlerinden giderler. Millet iradesi dışında hiçbir gücün hükümet değiştirmesine biz asla izin vermeyeceğiz. Geçmişte ülkemize çok ağır faturalar ödeten bir kötü yolun tekrar açılmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Karşı karşıya olduğumuz durum Türkiye'nin istikrarını, istiklalini, istikbalini ciddi şekilde tehdit eden bir hadisedir. Türkiye'nin geleceğinin karartılmasına, bağımsızlığının yıpratılmasına ve istikrarının bozulmasına izin vermeyeceğiz" diye konuştu.

"ŞER ZANNEDERSİNİZ HAYIR OLUR"

Türkiye üzerinde küresel bir operasyon yapılma gayreti olduğunu söyleyen Erdoğan, "Fakat ben hamdediyorum, bu operasyon erken ortaya çıktı. Bu operasyonu da inşallah bizler hayırlısıyla atlatacağız. Şer zannedersiniz hayır olur. Her olanda hayır vardır. İnşallah bu olayın sonunun da ülkemiz için hayırlı olacağı inancındayım" dedi.

CK - İstanbul

[Hata Bildir]
19.12.2014 00:27:24. #1.13#