Son Dakika Haberleri: Osmanlı'nın Ölüm Meleği Cellatların Bilinmeyen Yönleri

Osmanlı'nın Ölüm Meleği Cellatların Bilinmeyen Yönleri

5 yıl önce

1
Ölülerden ve ölümden bahsetmek her zaman korkutmuştur insanoğlunu... Düşünsenize ölümden bu kadar korkan insanların cellatlar için neler düşündüğünü?
2
Cellatlar ayrı yerlere defnedilmiş. Her toplumda cellatlar korkulan hatta kimilerince lanetlenen kişiler olmuşlardır.
3
Öyle ki Osmanlı döneminde cellatlar sadece yaşarken değil, öldükten sonra bile toplum tarafından dışlanmış ve mezarları bile ayrı tutulmuş.
4
Mezar taşlarında yazı yok: Eyüp Mezarlığı'ndaki, Pierre Loti kahvesinin çevresinde yer alan ve başlarında dikdörtgen taşlar bulunan bu mezarlık dünyada tek cellat mezarlığı olma özelliğini taşıyormuş. Taşıyormuş diyoruz çünkü....
5
Yüzlerce cellatın mezarının bulunduğu bu mezarlar zamanla yok olmuş. Günümüzde sadece sekiz dokuz tanesi kalmış durumda. Cellat mezarlarının yerinde şimdi apartmanlar ya da başka insanların mezarları yer alıyor.
6
Eyüp Mezarlığı ile iç içe girmiş mahallelerde oturanlar için, ölülerle komşu olmak gayet normal ve alışılmış bir durum.
7
Çocuklar bile korkmadan mezarların arasında oyunlar oynuyor. Bazı yollar ada ada yer alan mezarların arasından geçiyor.
8
Mahalleli bu duruma alışmış olsa da, yaşadıkları yerde cellat mezarlarının olduğunu bilmiyorlar. Öğrendiklerinde biraz korkuyor, çokça da şaşırıyorlar.
9
Peki Osmanlı'da cellatlar nasıl seçilirdi? Onlar neden böyle bir mesleği seçerlerdi? Tüm bu soruların cevabını Yaşar Karaduman'ın araştırmasında bulabilmek mümkün.
10
Osmanlı'da adam asmak, boğmak ve kelle kesmek, bir ceza şekliydi ve bunun için de sarayda her zaman cellatlar bulundurulurdu.
11
Sarayda verilen ölüm cezaları, Topkapı Sarayı bahçesinde bulunan bir çeşmenin önünde infaz edilirdi, cellatlar infazdan sonra kanlı baltalarını ve ellerini burada yıkarlardı.Çeşmenin sağında ve solunda ibret taşları vardır.
12
Bu çeşmenin bir adı da cellat çeşmesi veya siyaset çeşmesi idi, cellatların kaldığı yer ise çeşmenin bulunduğu duvarın arakasındaydı. Bu çeşme halen Topkapı Sarayı'nın ön bahçesinde bulunmaktadır.
13
İnfaz şekilleri, kişinin konumu, mevkii, rütbesine ve işlediği suça göre değişirdi. Osmanlı sultanları ve şehzadelerinin kanı dökülmez, yay kirişi, ip ve kementle boğularak öldürülürlerdi.
14
Bu çeşmenin bir adı da cellat çeşmesi veya siyaset çeşmesi idi, cellatların kaldığı yer ise çeşmenin bulunduğu duvarın arakasındaydı. Bu çeşme halen Topkapı Sarayı'nın ön bahçesinde bulunmaktadır.
15
Doğan Avcıoğlu, “Türklerin Tarihi” adlı eserinin ikinci cildinde: "Şamanist Türkler kan akıtarak öldürmekten çekinirler, Osmanlı padişah ve şehzadeleri boğularak öldürülürdü” der.
16
İnfaz edilecek halktan biri ise, kelle kesme şekli uygulanırdı. İstanbul dışında, imparatorluğun uzak vilayetlerinde idam edilen devlet adamlarının öldürüldüklerini ispat etmek için...
17
kesilen başları meşin bir kırbaya (torba) konur, torba balla doldurulur, İstanbul'a getirilir, gümüş bir tepsinin içinde padişaha sunulur, beden ise öldürüldüğü yere gömülürdü.
18
Bu nedenle, başı başka yerde, bedeni başka yerde gömülü iki mezarı olan devlet adamları, sadrazamlar çoktur.. Bunlardan en meşhuru Merzifonlu Kara Mustafa Paşa idi.
19
Bu kesilen başlar bazende Topkapı Sarayı'nın ilk giriş kapısına asılır halka gösterilirdi. Bu kapı sarayın en dıştaki ilk kapısıdır, kesik başların konulduğu oyuklar halen durmaktadır. Kafalar üç gün burada kalırdı.
20
Cellatlar, Müslüman olan kişilerin infazdan sonra başlarını, cesedi sırt üstü yatırarak koltuğunun altına, Müslüman olmayanları ise yüzü koyun yatırarak, başlarını kıçlarının üzerine koyardı.
21
Öldürülen kişinin cesedi ve üzerindeki kıymetli eşya, para ve giyecekleri cellatın malı sayılırdı. Cellat cesedi isterse atar, isterse ölünün sahiplerine mevki, rutbe ve konumuna göre parayla satardı.
22
Osmanlıda cellatlar dilsiz ve sağır olurlardı, bu iş için seçilen kişilerin dilleri kesilirdi. Osmanlı tarihinde en hazin boğarak öldürme olayı 28 Ocak 1595'te cereyen etmiştir.
23
Padişahlar kardeşlerini infaz ettirirdi. Fatih Sultan Mehmet'in imparatorluğun devamlılığını sağlamak amacıyla çıkardığı, “Nizam-ı Alem” fermanı gereğince, birçok infaza sebebiyet verdi.
24
Üçüncü Mehmed, 19 çocuk ve yetişkin şehzade kardeşlerini bir gecede dilsiz cellatlara boğdurmuştu. Ertesi günü Divan-ı Hümayun avlusuna üzeri kıymetli örtüler, kıymetli taşlarla bezenmiş sorguçlar ve kavuklar bulunan 19 şehzade tabutu konmuştu.
25
Üçüncü Mehmed 1595-1603 yılarında saltanat sürmüştür. Kanuni'nin torunu ve İkinci Selim'in oğludur. Kanije zaferi bu padişah zamanında kazanılmıştır. Mehmed bu zaferden sonra Ünye'de mezarı bulunan Tiryaki Hasan Paşa'ya Beylerbeyilik ünvanı vermiştir.
26
Ondan sonra tahta geçen oğlu Birinci Ahmet, Fatih Sultan Mehmet'in koyduğu 150 senelik “Nizam-ı Alem” kanununu kaldırarak, kardeş öldürme geleneğine son vermiş ve kardeşini veliaht ilan etmiştir.
27
Cellatlar konusunda son zamanda üç yeni kitap yayınlanmıştır: “Cellatları da Asarlar-Ergün Hiçyılmaz” “Ölümün soğuk eli, Cellat-Muhammet Pamuk” “Cellat ve Ötekiler-Cengiz Yıldırım.
28
Tarihçi Reşat Ekrem Koçu: ”Toplum, din ve ahlak anlayışımızın en güzel örneklerinden biri olarak, cana kıyan, kesen veya boğan celladın ölüsünü halkın, mezarlıklarına kabul etmemesi son derece takdire şayandır.” demiştir.
29
Bu nedenle, Osmanlı cellatlar için İstanbul'un en ücra yerinde mezarlık yapmış ve cellatlar halktan ayrı olarak buraya gömülmüştür.
30
Bugün yeni mezarların arasında kalmış bir cellat mezar taşı bulunmaktadır. Bu mezar Eyüp semtinin Piyer Loti tarafındadır.
31
İstanbul'da iki yerde cellat mezarlığı olduğu bilinmektedir, Haldun Hürel. "İstanbul'u Geziyorum Gözlerim Açık” adlı eserinde bunlardan birinin Edirnekapı'dan Ayvansaray'a inen kara surlarının...
32
Eğrikapı civarında olduğunu yazar. Diğer bir cellat mezarlığı da Eyüpte, mezarlıklar arasından dar bir yokuşla çıkılan, Fransız yazar Pierre Loti'nin bir müddet yaşadığı, şimdilerde müze-kafe olan evin önünden gidilerek çıkılan...
33
Karyağdı bayırında, Karyağdıbaba tekkesinin biraz ilerisindedir.
34
O zaman burası İstanbul'un en uç noktası kuş uçmaz, kervan geçmez kimsenin uğramadığı doğru dürüst yolu olmayan yabani ağaçlar içinde ürkütücü bir yerdi.
35
Buraya Karyağdıbaba bayırı denmesinin nedeni biraz aşağısında bulunan bir bektaşi tekkesinden ileri gelir. Burası bugün normal mezarlık olmuştur, aralarda tek tük cellat mezarı kalmıştır.
36
Bunların cellat mezarları oldukları ise mezar taşlarından anlaşılmaktadır. Osmanlı mezarlıkları, taş işçiliğinin en güzel örnekleri ile yapılmış mezar taşları ile doludur.
37
Burada gömülü insanların dünyada iken ne iş yaptıklarını mezar taşlarına bakarak anlamak mümkündür. Vezir mi, denizci mi, subay mı, yeniçeri mi, ulema mı, kadı mı? Hepsi mezar taşlarından anlaşılır.
38
Yan yana iki Cellat Mezarı: Cellat mezar taşlarının üzerinde ise, isim, doğum tarihi, ölüm tarihi gibi hiçbir yazı ve işaret yoktur. Bu taşlar iki metre yüksekliğinde 40-50 cm. genişliğinde dikdörtgen şeklindedir.
39
Birçok insan bu taşların bu mezarlıkta ne aradığını, niye dikildiklerini bilmez, ama normal mezar taşları ile yan yana öylece dururlar.
40
Kuş uçmaz kervan geçmez bu mezarlığa, zamanında mahallelinin "lanetli mezarlık" dediği, gündüzleri dahi buradan geçmeye korktuğu biliniyor.
41
Hatta bu mezar taşlarına lanetli olduklarına inandıkları için dokunamazlarmış bile. Çünkü buraya gömülenlerden birinin geride kalan aile fertleri birer hafta arayla bilinmeyen bir hastalıktan öldüler.
42
Eyüp semtinin girişinde bulunan bu mezarlar günümüze ulaşanlardan en iyileridir. Cellat mezarlarından diğer örnekler: Dünyada bir örneği daha bulunmayan bu mezarlık bir açık hava müzesi gibi korunması gerekirken kaybolup gitmiştir.
43
Birkaç sene sonra tamamen yok olacaktır. Cellatların normal mezarlıklara alınmamasında ise, insana saygı, iyilerle kötüleri aynı kefeye koymama felsefesi yatar. Halk bu insanların cesetlerini aralarına almamakla bunu anlatmaya çalışmıştır.
44
Mezar taşlarında hiçbir yazı ve işaret bulunmaması ise anlaşılır bir durumdur. Bu, öldürülen kişinin geride kalan yakınlarının, bunları mezar taşlarından bulup mezarlarını tahrip etme eş ve...
45
çocuklarına kötülük veya başkaca bir hatalı tutum ve davranış içinde olmamaları için alınan bir koruma önlemi olsa gerektir.
46
Böylece en azından, cellat baba seçmeme şansı olmayan günahsız çocukların kimler oldukları, varsa annesi, babası, akrabaları bilinmeyecek, cellat yakınları diye dışlanmayacaktır.

YORUMLAR


Diğer Galeriler

Ateşli Şarkıcıdan Olay Paylaşım: Aman Tanrım, Yanlış Beden Sütyen Takıyormuşum! Resmen Nefes Kesiyor! Şeyma, Acun'a Nispet Yapmaya Doyamadı Savaşa Katılmak İçin Erkek Kılığına Girdi, Ordunun Cephanesini Montunda Sakladı! Fotoğraftaki Kurdeleli Genç Kız, Şimdilerde Milyonların Tanıdığı Bir Yıldız! Babası Cinsel İstismarla Suçlanmıştı, Kameralardan Kaçma Yöntemi Pes Dedirtti!