Son Dakika Haberleri: Para İçin Vücut Parçaları Çalınan İnsanlar

Para İçin Vücut Parçaları Çalınan İnsanlar

10 yıl önce

1
Geçtiğimiz hafta Fransa Ulusal Meclisi 16 Maoriliye ait mumyalanmış kafatasının ait oldukları yere, yani Yeni Zelanda'ya iade edilmesi için oylama yaptı. Maori geleneklerine göre, halk atalarına ait kafataslarını üzerlerine dövme yaptıktan sonra ruhlarını onurlandırmak için birer totem olarak kullanıyor. Geçmiş yüzyıllarda koloni-leşen adada kazançlı bir ticaret oluşmasına neden olan kafatasları, fırsatçılar tarafından 19'uncu yüzyılda Avrupa'ya götürülmeye başlandı.
2
Ancak bu kafataslarının birçoğu Maori halkının atalarına değil, kölelere aitti.


Son 20 yıl içinde, Avrupa'da 500'den fazla Maori kafatası müzelerde sergilendi. Ancak insan hakları örgütleri ve Yeni Zelanda hükümetinin çabaları sonucu bugüne dek 320 kafatası ülkeye iade edildi. Fransa Kültür Bakanı Frederic Mitterand, “Kültürü ticaret üzerine değil, saygı ve iletişim üzerine kurmalısınız” açıklamasını yaptı.

3
Ortaçağ süresince, azizlere ait kemiklerinin mucizeler yarattığı inanışı Hıristiyan dünyasındaki hacıları yollara döküyordu. Bu işin kazançlı olduğu gören bazı köy ve kasabalar, zamanla ölmüş insanlara ait kalıntıları çalması için çetelere başvurmaya başladı. En ünlü hırsızlıklardan biri, bugün Noel Baba olarak bildiğimiz Aziz Nikolas'ın kemikleri konusunda yaşandı. Kemiklerden reçine aktığı iddia edilmesi, hırsızların hemen ilgisini çekti.
4
1087 yılında İtalyan kenti Bari, bir adamı veya bir grup korsanı bugün Türkiye'de bulunan Demre Kale'den azizin kemiklerini çalması için tuttu. Bari halkı, çalıntı kemiklerine kavuşma sevincini her yıldönümünde törenlerle kutlamaya baş-ladı. Bu gelenek halen devam etmekte. Kızılderili kabilesi Apaçilerin savaş lideri ve şamanı Geronimo, yakalandığı 1886 yılına kadar neredeyse 30 yıl boyunca ABD ve Meksikalı askerlerin üzerine bir kâbus gibi çöktü.
5
Geronimo ABD'nin tutuklusu olarak 1909'da öldüğünde huzura kavuşamadı. Birinci Dünya Savaşı esnasında, Yale Üniversitesi'nde kurulan ABD'nin 43'üncü Başkanı George W. Bush'un babası Prescott Bush'un da üyesi olduğu Bones and Skull Society'nin (Kemikler ve Kafatasları Cemiyeti) altı üyesi, iddialara göre Geronimo'nun mezarını kazarak kafatasını çaldı. Bir üyenin 1918'de yazdığı, dört yıl önce ortaya çıkarılan bir mektupta şunlar geçiyordu:
6
“Fort Sill'deki mezarından üyelerimiz tarafından çıkarıldı… Şimdi mezarında kemikleriyle beraber huzur içinde…”


Mektupta bahsedilen mezar büyük olasılıkla cemiyetin New Heaven'daki penceresiz, görkemli odası. Bugüne kadar Geronimo'nun kafatasını elde etmek için birçok dava açılmış olsa da, ünlü Apaçi'nin kemiklerine de sahip olduğu düşünülen cemiyet kafatasını geri vermiş değil.

7
Sekizinci Henry İngiltere'yi esprili ve iyi eğitimli Anne Boleyn ile evlenebilmek için Katoliklikten kopardı. Ancak en çok istediği bir erkek varis olan Henry, kendisine bir kız çocuğu veren ve birkaç düşük yapan Anne'in evlilikten sonra lanetlendiğine inandı. Hırsını alamayan Henry, Anne'i halk içinden erkeklerle ve hatta erkek kardeşiyle ilişki yaşamakla suçladı. Kısa bir süre sonra tutuklanan Anne'in 1536 yılında kapatıldığı Londra Kulesi'nde boynu vuruldu.
8
Efsaneye göre, idamın ardından Henry genç kadının kalbinin sökülmesini emretti. Henry'nin çıkarılan kalbi Suffolk'taki bir kilisede kalp şeklinde bir kutu içinde sakladığı iddia edildi. 1836'da ortaya çıkarılan kalp, yüzyıllar sonra toprağa gömüldü.

9
Benito Mussolini'nin idam edilmesinden 21 yıl sonra, 1966'da, ABD, İtalyan diktatörün beyninin bir kısmı dul eşine teslim etti. Rachele Mussolini, anılarını yazdığı kitabında ABD'lilerin eşinin beynini saklamasını dehşetle karşıladığını ve bunu mutlaka “onun nasıl bir diktatör olduğunu ortaya çıkarmak için” yapmış olduklarını belirtti.
10
Daha sonra ABD'nin diktatörün beyninin bir kısmını araştırma yapmak, diğer kısmını da zafer ödülü olarak saklamak için aldığı ortaya çıktı. 43 yıl sonra ise, Mussolini'nin torunu Alessandro, polise büyükbabasının beyin parçalarının ve kanının küçük şişeler için 15 bin euro karşılığı online satış sitesi Ebay'de satıldığı ihbarında bulundı. Bunun üzerine Ebay hemen listeyi ortadan kaldırdı.
11
İnsanlar 1821'deki ölümünün ardından otopsiyi yapan doktor tarafından kesildiği ve Korsika'daki bir rahibe teslim edildiği iddia edilen Napolyon'un penisine ne olduğuna takmış durumda. Düzgün korunmayan penis yıllar içinde bir parça kumaş, büzülmüş bir yılan balığı veya kurutulmuş et gibi bir hal aldı. 1927 yılında Manhattan'da kamuoyunun önüne çıkarıldığı zaman TIME, penisi “oldukça hırpalanmış geyik derisinden yapılma bağcıklara” benzetti.
12
Penis gerçekten görenlerin tanım yapmasını zorlaştıracak bir durumdaydı. 1977 yılına gelindiğinde, New Jersey'de yaşayan bir ürolog Napolyon'un penisini 3 bin dolara satın aldı ve ölene dek tam 30 yıl yatağının altında sakladı. Ölümünden sonra ürologun kızı penisi sahiplendi ve satın almak isteyenlere başlangıç fiyatı olarak 100 bin dolar şartını koştu.
13
Fransız ve Amerikan devriminin kahramanı ve “Amerika Birleşik Devletleri” sözünü kullanan ilk insan olduğu iddia edilen Thomas Paine, Manhattan'da cebinde beş kuruşu olmayan bir sarhoş olarak hayata veda etti. Cenazesine sadece altı kişi gelen Paine'in öldüğü günlerde ağızlarda bir şiir dolaşıyordu:


Zavallı Tom Paine! İşte burada yatıyor:

Kimse ağlamıyor ve gülmüyor

Nereye gittiği ve nasıl geçindiğini

Kimse bilmiyor ve umursamıyor.

Ölümünden sonra bile,Paine huzura kavuşamadı.

14
Ölümünden yaklaşık 10 yıl sonra çok hevesli bir Paine hayranı olan William Cobbett, yazarın mezarını açtı ve güzel bir cenaze düzenlensin diye kalıntıları İngiltere'ye yolladı. Ancak Cobbett düşündüğü gibi bir cenaze için gereken paraları bir araya getiremeden Paine'in yanına yollandı. Paine'in tavan arasında tuttuğu kemikler ise kayboldu.Ayrıca 1930'larda Brighton'da oturan bir kadının Paine'in çene kemiğine sahip olduğu söylen-di… Zavallı Tom Paine!
15
16'ncı yüzyılda yaşayan Aziz Francis, Hz. İsa'nın öğretilerini yaymak için İspanya, Fransa, İtalya, Malezya, Japonya, Sri Lanka ve Hindistan'ı gezdi. Son durağı olacak Çin'e gitmek için denizlerde yol alırken hayatını kaybetti. Ömrünün büyük kısmını yürüyerek geçiren Aziz Francis'in ölümünden aylar sonra, Hıristiyanlar mezarını açarak şaşılacak derecede muntazam kalmış vücudu ile karşılaştı.Francis'in cesedi kamuoyu önüne ilk kez Hindistan'ın Goa kentinde çıkarıldı.


16
İki Hollandalı elçinin kafasını uçurduktan ve kafataslarını tahtını dekore etmek için kullanan Ahanta kabilesinin lideri Kral İkinci Badu Bonsu'nun kafası da Hollandalı askerler tarafından vuruldu. 150 yıldan fazla bir süre kayıp olduktan sonra bir yazar tarafından bulunan kafa, formaldehit bulunan bir kabın içinde Hollanda'da bir müzede korunmaya alındı.
17
Ahanta kabilesi bugünkü Gana topraklarında yaşamış olduğu için Akra hükümeti kafanın ortaya çıkması ardından hemen iade edilmesi başvurusunda bulundu. Ahanta kabilesi üyeleri Lahey Uluslararası Adalet Divanı'na başvurdu. Kabile üyeleri, kafayı teslim almadan önce Hollanda Dışişleri Bakanlığı'nda bir tören gerçekleştirildi ve bakanlığın zeminine atalarına sundukları içkilerden boşalttılar.
18
Burada bir Portekizli kadın Francis'in ayak parmağını ısırarak kopardı. Efsaneye göre yara kanadı ve hırsız kadın evinin kapısına kadar giden kan izlerinden yakalandı. Bugün parmak Goa'daki katedralde gümüşten bir sandık içinde tutuluyor. Ancak ayak parmağı, dünyanın birçok ülkesine gitmiş Francis'in kendisi gibi gezinti yapma şansı olan tek vücut parçası değil. Francis'in elmas kaplı bir tırnağı Goa'nın bir köyünde, kolunun bir parçası Roma'da ve bir eli de Japonya'da…
19
19'uncu yüzyılda Afrika'yı ziyaret eden zengin ve cesur Avrupalılar için Kara Kıta'dan içi doldurulmuş bir veya iki hayvan getirmek sık rastlanan bir şeydi. Yapılan safarilerde içi doldurulacak bir gergedan veya aslan bulmak kolaydı. Ancak 1830 yılında iki Fransız, hayvan doldurma sanatını başka bir boyuta taşıdı ve Kalahari Çölü'nde ölmüş bir insanın cesedini doldurdu.
20
Mumyalanan ve içi doldurulan adamın parlak derisinin onu daha Afrikalı göstermek için siyah boyayla cilalanması, o dönemin Batı dünyasının ırk anlayışını gösteren bir unsurdu. Cesedin yolculuğu İspanya'nın Banyoles kentinde küçük bir müzede sergilenmeye başlaması ile son buldu.
21
Ancak Haiti kökenli yerel bir doktorun 1992'de gündeme getirdiği şikâyet sonucunda kasaba halkının “El Nigro” adını verdiği ve anısına çikolata yaptığı ceset, 2000 yılında Botsvana'ya götürüldü. Burada yüzlerce insan ve çok sayıda diplomatın katıldığı bir cenaze töreniyle gömüldü.



Haber Yayın Tarihi: 19.05.2010 02:03 

YORUMLAR


Diğer Galeriler

Önce gök gürültüsü duydu sonra ev sallandı! Bahçesindeki manzarayla şoke oldu Ünlü şarkıcı Betül Demir, siyah mayolu pozuyla Instagram'ı salladı! Dosta güven düşmana korku salıyor! İşte Türk komandosundan nefes kesen tatbikat Cesedi bir bavul içinde bulunan talihsiz kız hakkında olay iddia: Cinsel ilişki sırasında yanlışlıkla öldü Prezervatif tarihe karışıyor! Dünyada ilk erkek doğum kontrolü hayata geçecek