Ünlü Yazarlardan Gezi Yorumu - Son Dakika

Ünlü Yazarlardan Gezi Yorumu

08.06.2013 15:16

Nilüfer Göle, Yaşar kemal ve Orhan Pamuk gezi Parkı olaylarını değerlendirdi.

1
NÜLİFER GÖLE: Bir kamusal meydan hareketinin anatomisi

NİLÜFER Göle t24'teki bloğunda yazdı: Zengin bir eylem repertuarı karşısındayız. Hareketin bir sözlüğü oluştu. Ayyaş ve çapulcu kelimeleri mizah süzgecinden geçirildi, evrildi çevrildi, kelimelere yeni manalar yüklendi. Tüm başkaldıranlar kendilerini ayyaş özellikle de çapulcu olarak takdim ederek, rencide eden, yaralayan sözleri ters yüz ettiler; bu da hareketin ortak kimliğini oluşturdu.

2
Erdoğan'ın kişiselleşen iktidarı, kendi zevkini, ufkunu dayatma alışkanlığı, insanların kendi hayatları, çevreleri, kentleri konusunda iktidarsızlaşmasına sebep oldu. Tüm ara mekanizmaların; basın, siyaset ve sivil toplumun aradan çekilmesi bugün tüm kızgınlığın Erdoğan'ın şahsında ifade bulmasının nedenidir. Erdoğan meydandakilerin tek muhatabı olarak yalnızlaştı.
3
Bu hareketi siyasal mercekten okumak yanlış. Meydan hareketi siyasal partilerden bağımsız, otonom olduğu ölçüde, ağaçların gölgesinde masumiyetini koruduğu sürece, demokrasinin toplumsal muhayyelesini, dokusunu yenileyebilir. Tersine kendini siyasal hareket yerine koyduğu takdirde demokrasiden uzaklaşacaktır.
4
Yaşar Kemal

Yaşar Kemal, La Repubblica gazetesine, Gezi Parkı'nda başlayan ve tüm Türkiye'ye yayılan direniş hakkında yazdı: 'Her zaman söylediğim ve desteklediğim gibi dünya bir kültür bahçesidir. Orada binlerce çiçek yetişir ve her çiçeğin kendi rengi ve kokusu vardır. Dünyamız bu bin çeşit çiçeklerle çok güzeldir. Kültürler bunlarla daha da güzelleşirler. Ama bir çiçek yok edilirse o zaman rengi ve kokusu da dünyada biter.

5

Kültürün imhası aynı anda, insanlığımızın da imhası olur. Ama bilinmesi gerekir ki bir toplumun sağlığı, gücü ve doğruluğu tolerans olduğunda belli olur. Eğer zulüm görürse o zaman acımasız olur zayıflar ve yaratıcılığını yitirir. Irkçılık da en ağır hastalıktır. Varlıkların yok edilmesi, nefret tohumlarının insanların kalbinde beslenmesinde ırkçılık vardır.

6
Ve ifade özgürlüğü ve demokrasiye karşı yaratılan kin bizim neslimizde felaketler için büyük rol oynamıştır ve asla affedilemez. Bugün bize gereken demokratik bir rejimdir ve asla insanlık dışı bir baskı ile olmamalıdır. Gerçek bir demokratik düzeni oturtmak gerekir.
7
Çünkü demokrasi bir gerekliliktir, bir denge unsurudur. Bir rejim de herkesin kendi haysiyetinin olması ve başlıca temel haklarından esirgenmemelidir. Onurumuzu, ekmeğimizi ve zengin kültürümüzü kurtarmak bizim elimizdedir. Gelin hep birlikte uygun bir demokrasi için el ele vererek yüreğimizi, zihnimizi bir araya getirelim.
8
Orhan Pamuk

İstanbul'da olup bitenlerin nasıl başladığını ve sokaklarda polisle çatışan ve biber gazıyla boğulurcasına zehirlenen cesur insanları anlamak için kişisel bir hikâye ile başlayayım. İstanbul adlı hatıra kitabımda, bir zamanlar bütün ailemin Nişantaşı'ndaki Pamuk apartmanının dairelerinde yaşadığını yazmıştım. Bu apartmanın önünde elli yaşında bir kestane ağacı vardı ve çok şükür hala da var.

9
Aslında 1957 yılında bir gün önümüzden geçen caddeyi genişletmek için belediye bu ağacı kesmeye karar vermişti. Mağrur bürokratlar ve otoriter iktidar sahipleri mahallelinin karşı çıkmasına da aldırmamıştı. Böylece amcam, babam, bizler bütün aile kesileceği gün ve bütün gece sokağa çıktık ve kestane ağacının başında nöbet tuttuk. Bu da hem bizim kestane ağacını korudu, hem de bütün ailenin sık sık hatırlamaktan hoşlandığı ve bizi birleştiren bir hatıra oldu.
10
Taksim meydanı bütün İstanbul'un kestane ağacıdır ve korunmalıdır. İstanbul'da altmış yıldır yaşıyorum ve bu şehirde yaşayıp Taksim ile ilgili bir hatırası olmayan birisini hayal bile edemiyorum. Alışveriş merkezine çevrilmek istenen eski topçu kışlasının ortasında 1930'larda resmi maçların oynandığı mini bir futbol stadyumu vardi. 1940ve 1950'lerde İstanbul'un gece hayatının merkezi ünlü Taksim gazinosu Gezi parkının bir köşesindeydi.
11
Sonra bütün bu binalar yıkıldı, ağaçlar kesildi, yenileri dikildi, ve parkın kenarına bir dizi dükkan ve İstanbul'un en ünlü resim galerisi açıldı. 1960'larda ileride ressam olunca bu galeride sergi açacağımı hayal ederdim. 1970'lerde meydan sol işçi sendikalarının ve sivil toplum kuruluşlarının 1 Mayıs'ı heyecanla kutladığı bir yerdi ve bir dönem bu kutlamalara katıldım. (1977 de 42 kişi çıkan bir kargaşa ve provokasyonda ölmüştü).
12
Gençlik yıllarımda sağ sol, milliyetçi, muhafazakâr, sosyalist, sosyal demokrat her çeşitten siyasi partinin mitingini merakla gider katılır seyrederdim. Hükümet geçen 1 Mayıs'da meydanda gösteri yapılmasını yasakladı. Yeniden yapılması planlanan topçu kışlası ise bütün İstanbulluların bildiği gibi, şehrin merkezindeki bu tek yeşil alanda sıradan bir alışveriş merkezi olacaktı.
13
Milyonlarca kişinin hatıralarını taşıyan bu alanda ve arkasındaki parkta yapılacak bu büyük değişimlerin, İstanbullulara hiç sorulmadan planlanması ve aceleyle ağaç kesme aşamasına gelmesi Erdoğan hükümetinin büyük hatası. Bu duyarsız siyasetin kaynağı da hükümetin gittikçe artan baskıcı ve otoriter tutumu hiç şüphesiz. İstanbulluların Taksim de siyasi gösteri yapma hakkından ve hatıralarından kolay vazgeçmeyeceklerini görmek bana gelecek konusunda güven ve umut veriyor.

Son Dakika Ünlü Yazarlardan Gezi Yorumu - Son Dakika


YORUMLAR
500
18:18
Advertisement