Son Dakika Haberleri: 559 Yıllık Üniversitenin Rektörü Olmak

559 Yıllık Üniversitenin Rektörü Olmak

7 yıl önce

İÜ Rektörü Prof.Dr.Yunus Söylet, üniversitelerde başörtüsü problemi ile ilgili açıklamalarda bulundu.

559 Yıllık Üniversitenin Rektörü Olmak, System.String[]
İstanbul Üniversite'si Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet, öğretim üyelerinin, başörtüsü gibi, Türkiye'nin hakikaten boşa enerji harcadığı ve nedense bir türlü yüreklerde ve beyinlerde çözmeyi başaramadığı sorunların, üniversite için çok arka planda olduğunu anladığını belirterek, "Bir kısmı bunu içinde kabullenmese de 'Bu adamı üzmeyelim' diye kabul ediyorlar. Üniversitede biz kılık kıyafet sorunu yaşamıyoruz" dedi.

Rektörlüktü 3. yılını tamamlayan Söylet, makamında AA muhabirinin çeşitli konulara ilişkin sorularını yanıtladı.

"İÜ, 'Dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi' sıralamasındaki yerini 19 sıra yükselterek, 404'ten 385'e çıkardı. Bunun nasıl başardınız-" sorusu üzerine Söylet, "Bunu, ben de kendime sordum. Böyle bir sonucu almak için bilinçli yaptığımız birtakım eylemler var. Öğretim üyelerine, ürün vermenin çok önemli ve bizim de yönetim olarak çok değer verdiğimiz bir mesele olduğunu anlattık. Tezlerin ve diğer çalışmaların teknolojik ürünlere, patentlere, ticari materyale dönüşmesi konusunda üniversitenin çok büyük potansiyeli olduğunu ekibe anlattık" diye konuştu.

Üniversite-sanayi işbirliğine yönelik olarak teknoparkı tamamladıklarını, bunun, üniversiteye bir ivme kazandırdığını anlatan Söylet, "Öğretim üyeleri ufukta bizim çok ciddi bir irademiz olduğunu gördü" dedi.

Yardımcı doçentleri, bilimsel araştırma projelerini (BAP) desteklemek için özel bir fon ayırdıklarını ve genç araştırmacıları, onların yayınlarını, kongre gidişlerini desteklediklerini, ek paralar verdiklerini kaydeden Söylet, dünyaca ünlü dergilerde yayını çıkan öğretim üyelerine desteği artırdıklarını, dünyada etki değeri yüksek dergilerde yayını çıkanlara çok ciddi maddi destek verdiklerini söyledi.

-"Öğretim üyesi inanç ve görüşünden dolayı ezilip büzülmez"-

Prof. Dr. Söylet, şunları kaydetti:

"İstanbul Üniversitesinde özgür bir araştırma ortamı, akademik özgürlük var. Öğretim üyesi, televizyondaki bir demecinden, inanç ve görüşünden dolayı, kimseyi taciz etmeyen, şiddet içermeyen, şiddete yol açmayan fikrinden dolayı, yaptığı bir çalışmadan dolayı ezilip büzülmeyeceğini, yönetimi tarafından asla sıkıntıya sokulmayacağını biliyor. Belki ilk göreve geldiğinde böyle düşünmüyor olabilirler ama bir yıldan sonra her fikirdeki öğretim üyelerimizin, bu akademik özgürlük ortamını gerçekten hissettiğini biliyorum. Çeşitli sebeplerden dolayı beni hala çok beğenmeyen, benimsemeyen öğretim üyeleri elbette var, bunu da biliyorum, normal karşılıyorum. Ama bu tarafıma hiç kimsenin bir söz söylediğini de duymuyorum. Akademik özgürlükte bence insanların üretiminin, üretim arzusunun, motivasyonun artması çok önemli."

-"Yayın sayısı yüzde 24 arttı"-

Rektör Yunus Söylet, üniversitenin yayın sayısının yüzde 24, kişi başına düşen yayın sayısının yüzde 19 oranında arttığını belirterek, "Bunlar zaten 2.600 öğretim üyeli koca bir üniversite, tabii ki bunların yayın sayıları yüksek olacak" denilebileceğini, ama genele bakıldığında bilimsel performansta artış görüldüğünü söyledi.

Öğretim üyelerinin rahat çalıştığını, desteklendiğini, motive edildiğini, saygı duyulduğunu ve çalıştıkları zaman muhabbet beslendiğini ifade eden Söylet, öğretim üyelerinin kendisine bakış açısını anlamak için bir anket yaptırmadığını, ancak nabzı tutmaya çalıştığını, bunu yaparken de sosyal medyadan yararlandığını anlattı.

Söylet, "Her kesimden öğrenciler dahil bana twitter üzerinden ve mail olarak ulaşırlar. Genel gidişatı iyi izlediğimi düşünüyorum. Gidişatı sadece dekanlar üzerinden izlemem, çeşitli seviyelerden gençlerden de çok bana fikrini söyleyen insan var" dedi.

-" Twitter'da cevap yetiştiriyorum"-

Rektör Prof. Dr. Söylet, sosyal medyanın, çağdaş buluşların içinde sosyal hayatı, ilişkileri ve bunların sonuçlarını en çok etkileyen faktör olduğuna dikkati çekerek, sosyal medyayı "iletişimin doruğu" olarak tanımladı.

Üniversitenin web sitesinin çok etkin olduğunu, çeşitli bloglarda öğrencilere ve öğretim üyelerine bilgi vermeye çalıştıklarını anlatan Söylet, şöyle devam etti:

"Maillerimin yüzde 99'unu okurum ve bunlara da cevap veririm. Twitter'da herkese cevap yetiştiriyorum, hepsini kendim cevaplıyorum. Aslında sorulan bir sürü şeyi de bilmiyorum. Mesela, Avcılar kampüsü kantinindeki adamın sakalını beğenmiyorlar. Böyle şeyleri bilmem mümkün değil ama hemen takip ettiririm, haber yollatırım. Dolayısıyla bu üniversitedeki birçok insan bilir ki, 'Rektör birçok şeyden haberdardır, tersliği yoktur ve müdahale eder.' Çalışanlarımız da ellerinden geleni esirgemiyorlar, iyi bir ortamda çalışıyoruz. Öğrencilerin söylediklerini, en lüzumsuz isteklerini bile ciddiye alıyorum ve onlara ciddi cevaplar yazıyorum."

-"Herkes, her fikre saygılı olduğumu öğrendi"-

İÜ Rektörü Prof. Dr. Söylet, "Üniversite uzun yıllar başörtüsü ve karşıt görüşlü öğrencilerin eylem mekanı olarak algılandı. Son 3 yıldır bunlar düzene girdi. 3 yıllık çalışma sürenizde ne yaptınız-" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Her fikre saygım olduğunu üniversitedeki herkes öğrendi. Bunlar ilk günden hallolmadı. Önce bir tanışma, karşılıklı birbirimizi anlama ve sonra da güven süresini geçirdik. Öğretim üyelerinden beni eksik ve hatalı bulanlar olabilir, daha iyi yapılabilecek işleri görenler vardır, mutlaka bu tür hatalar yapıyoruz ve yapacağız da... Ama şuna emin oldular, 'Rektör iyi niyetlidir, rektörün amacı üniversitenin görev tanımı içinde çalışmaktır, herhangi bir sembol ve semboller üzerinden mesaj vermez, semboller üzerinden hiçbir kavga yürütmez, bunlardan hoşlanmaz ve rektörlüğünü yapar. İster ki, insanlar hakikaten bunlara enerji harcamasınlar.' Öğretim üyelerinin bunları anlamaları biraz zaman aldı. Çok net hatırlıyorum 14. aydan sonra, ne enteresan bu kadar sürdü, belki bunu daha çabuk anlatmak mümkün ama benim için biraz uzun sürdü. 14. aydan sonra yavaş yavaş bu konu başörtüsü gibi Türkiye'nin hakikaten boşa enerji harcadığı ve nedense bir türlü çözmeyi gerçek anlamda, yüreklerde ve beyinlerde çözmeyi başaramadığı sorunların bizim için çok arka planda olduğunu anladılar diye düşünüyorum. Bunu çok samimi olarak söylüyorum. Bir kısmı bunu içinde kabullenmese de 'Bu adamı üzmeyelim' diye kabul ediyorlar. Üniversitede biz kılık kıyafet sorunu yaşamıyoruz. O kadar ciddi çözmemiz gereken sorun var ki, bunlara harcanan enerjiye acırım. Yıllardır da acımışımdır."

-Çapa ve Cerrahpaşa yerleşkelerinin yenilenmesi-

Çapa ve Cerrahpaşa yerleşkelerinin yenilenme projesine ilişkin de bilgi veren Söylet, 240 gün boyunca projelerin hazırlanacağını ifade ederek, şöyle konuştu:

"Bu işin en önemli tarafı planlama. İlk hangi bina yıkılacak, hangi binadan başlanacak, hastalar nereye taşınacak, hangi kliniği diğerinin yanına koyacağız, acil, yoğun bakım nereye konacak, öğrenciler nereye yerleştirilecek- Bunlara karar vereceğiz. 240 gün sonra kazmayı vuracağız. Umulmadık bir şey olmazsa, tarihi eserle karşılaşma gibi bir şey olmazsa, 3 sene gibi sürede bu işi kolaylar ya da bitiririz. Yenilemenin 5 ya da 6 yılda biteceğini düşünüyorum."

Söylet, İstanbul Üniversitesi İstanbul (Çapa) ve Cerrahpaşa hastanelerinin devlete borcu bulunmadığını dile getirerek, ülkenin kaynaklarının dikkatli kullanılmasının önemine işaret etti.

Paranın olduğu yerde sıkıntı olmamasının mümkün bulunmadığını vurgulayan Söylet, şunları kaydetti:

"Eskimiş olmanın, çağdaş bir fiziksel yapılanmaya sahip olmamanın da çok zararını görüyoruz. Binalar yenilendiğinde çok daha verimli çalışacağız. Birbiriyle hiç alakası olmayan, bir geçişi bile olmayan, hasta transferinin son derece zor olduğu, sokaklarda yağmur altında sedyelerin yürütüldüğü, arabaların park etme imkanının olmadığı, her köşenin, binaların her bir girintisinin camlı bölmelerle gecekondu usulü kapatılarak yer kazanıldığı ve asla bir gelecek vizyonuyla büyümemiş, ama adeta bir kanser hücresi gibi büyümüş, ihtiyaç oldukça olduğu yerde büyümüş böyle bir dağınık yapıyı gerçekten yönetmek de kolay bir iş değil. Ama herkes taşın altına elini sokmuş durumda."

- İSTANBUL



Araç Sahipleri Dikkat! 2 Bin 500 Lira Cezası Var "Korkuyorum" Diyen Fatih Portakal Hakkında Bir Suç Duyurusu Daha!

Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan Cenaze Törenine Bir Araya Geldi