Son Dakika Haberleri: AİHM Tarafından Hakkında "Serbest Bırakılsın" Kararı Verilen Demirtaş, 2 Yıldır Cezaevinde

AİHM Tarafından Hakkında "Serbest Bırakılsın" Kararı Verilen Demirtaş, 2 Yıldır Cezaevinde

24 gün önce

24 Haziran 2018'deki Cumhurbaşkanlığı seçiminde tutuklu olmasına rağmen yarışarak tarihe geçen Demirtaş, 4 Kasım 2016'da gözaltına alınmıştı. Demirtaş, "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "terör örgütü üyeliği,", "örgüt adına suç işlemek", "propaganda" gibi gerekçelerle tutuklanmıştı.

24 Haziran 2018'deki Cumhurbaşkanlığı seçiminde tutuklu olmasına rağmen yarışarak tarihe geçen Demirtaş, iki yılı aşkın süredir cezaevinde. Demirtaş hakkındaki süreç, 20 Mayıs 2016'da dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik anayasa değişikliğinin kabulü ile başladı. Dokunulmazlığı kaldırıldıktan sonra bunun anayasaya aykırı olduğunu savunan ve diğer HDP'li vekiller gibi ifade vermeye gitmeyi reddeden Demirtaş, 4 Kasım 2016'da gözaltına alındı. Demirtaş, o dönem HDP Eş Genel Başkanı olan Figen Yüksekdağ ve dokuz HDP'li vekil ile birlikte "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "terör örgütü üyeliği,", "örgüt adına suç işlemek", "propaganda" gibi gerekçelerle tutuklandı.

DOSYANIN TAMAMI KONUŞMALARDAN

Tutuklandığı dönemde Demirtaş hakkında savcılıklar tarafından hazırlanarak dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle Meclis'e gönderilen 96 fezleke vardı. Bunlardan 31'i Diyarbakır Başsavcılığı'nca birleştirilerek "ana dosya" haline getirildi. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'ne açılan bu ana dava, daha sonra güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya nakledildi. Dosyadaki suçlamaların dayanağı olarak Demirtaş'ın dokunulmazlığının bulunduğu dönemde yaptığı konuşmalar gösterildi. Sadece bu dosyadan 142 yıla kadar hapsi istenen Demirtaş, ilk savunmasını tutuklandıktan 460 gün sonra yapabildi ve yargılanmasının bütünüyle dayanaksız olduğunu söyledi.

CEZALAR KESİNLEŞMEDİ

Demirtaş hakkında bu dava dışında konuşmaları nedeniyle açılmış çok sayıda dava sürüyor. Demirtaş, HDP'li Sırrı Süreyya Önder ile birlikte bu dosyalardan birinde mahkum da oldu. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 2013 Nevroz kutlamalarında yapılan konuşmalardan dolayı Demirtaş'a 4 yıl 8 ay, Önder'e 3 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Ancak bu cezalar kesinleşmedi ve infazı henüz başlamadı.

Demirtaş'ın AİHM'ye yaptığı başvuru, tutuklandığı ana dava ile ilgili. Tutukluluğunun anayasa ve CMK'ya aykırı olduğunu savunan Demirtaş, diğer HDP'lilerle birlikte Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Ancak Anayasa Mahkemesi süreci uzayınca Demirtaş AİHM'ye gitti. Bu süreçte Anayasa Mahkemesi, HDP'lilerin tutukluluk dosyalarını incelemeye başladı ve tamamını benzer gerekçelerle reddetti. Mahkeme, dokunulmazlıklarının kaldırılmasından sonra tutuklanan HDP'lilerle ilgili sürecin anayasaya uygun olduğunu savundu. Bu kararlar verilirken diğer HDP'liler de AİHM'ye başvurdu. AİHM, başvuruları kabul edilebilir bularak Türkiye'den savunma istedi. Ancak tutuklu yargılamadan dolayı çarpıcı bir karar da vererek, Demirtaş ve HDP'lilerin "öncelik" talebini yerinde buldu. 27 Temmuz 2017'de verilen bu karara rağmen dosyalar bugüne kadar karara bağlanmadı.

TÜRKİYE'DEN SAVUNMA İSTENDİ

AİHM, tutuklu vekillerin dosyalarını birleştirerek Türkiye'den savunma istedi. Türkiye, geçen yıl mahkemeye gönderdiği 130 sayfalık savunmada, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvuların reddini talep etti. İddialara da yanıt veren Türkiye, ifade vermesi nedeniyle 6 Eylül 2016'da davetiye gönderilen Demirtaş'ın ifadeye gitmeyeceğini bizzat Meclis kürsüsünden açıkladığını anımsattı. Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı savunmada, Demirtaş'ın usule uygun gözaltına alınarak sorgulandığı kaydedildi. Savunmada, HDP'li vekillerin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi'nin de "yasaya aykırı tutukluluk", "ifade özgürlüğü ve siyasal faaliyette bulunma hakkının ihlali", "soruşturma dosyasına kısıtlama getirilmesi" iddialarını reddettiği anımsatıldı.

ORTAK KARAR

Savunmada, ifade vermeye gitmeyen vekillerin kaçma ihtimalleri bulunduğu ifade edilirken, Türkiye'nin çok sayıda terör örgütünün hedefinde olduğu, bazı terör örgütlerinin de siyasetçiler tarafından desteklendiği kaydedildi. Dokunulmazlıkların kaldırılması kararının AK Parti, MHP ve CHP'nin oylarıyla verildiği, bunun da tutuklamanın muhalefeti engellemek amacını taşıdığı iddiasını boşa düşürdüğü savunuldu. Savunmada, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla iktidar partisi dahil diğer partilerin vekilleri için de yargı yolunun açıldığına da dikkat çekildi.

'KRİTİK SONUÇLARI OLUR'

Mülkiyeliler Birliği İnsan Hakları Merkezi Müdürü Kerem Altıparmak, davanın seyri ve olası sonuçları konusunda şunları söyledi:

"AİHM, genellikle iki üç hafta önceden karar açıklayacağını taraflara bildirir. Demirtaş dosyasında avukatlarına bu bilginin gelmediğini, Cuma günü açıklama ile kararın açıklanacağının öğrenildiğini biliyoruz. AİHM, bana göre çok yanlış olsa da vekillerin başvurularını birleştirmişti. Buna rağmen şimdi sadece Demirtaş kararını açıklıyor. Demirtaş, İdris Baluken gibi tutuklandığı dosyadan hüküm giymedi. Bu da kararı daha kritik hale getiriyor. Mahkemenin açıklamasından esasa geçildiğini anlıyoruz. Yani iç hukuk yollarının tüketilmediği bir gerekçeyle usulden reddedilmemesi, esas bakımından hak ihlalini tartıştığı anlamı taşıyor. Kritik sonuçları olabilir.

TÜRKİYE AÇISINDAN BİR İLK!

Buradaki tek mesele haksız bir tutuklama var mı ya da makul sürede bu kişi yargılanıp, serbest bırakıldı mı sorusuna yanıt verilmesi değil. Bir iddiası daha var avukatların. Demirtaş'ın muhalif bir siyasetçi olduğu için tutuklamanın siyasi amaç taşıdığı iddia ediliyor. Mahkeme olası bir ihlal kararında sadece tutuklama haklı mı, makul sürede karara bağlanmış mı gibi konuları içeren 5. madde açısından karar verebilir. Ama kişi hürriyetinin ihlali ile ilgili 18. Maddeden mahkumiyet verirse bu ilk olur. Bu maddeye dayanması, başvurucuların 'siyasi kimliği nedeniyle tutuklandı' iddiasını destekler. AİHM, ihlal kararı verdiği Mehmet Altan ve Şahin Alpay dosyasında 18. madde incelemesi yapmadı. Ama burada 18. maddeye bakılması ihtimali daha güçlü. Eğer bakarsa Türkiye açısından ilk olacak.

DOKUNULMAZLIK TARTIŞMALARI

Bir diğer kritik husus, tutuklama yasaya uygun mu konusunun bir ayağı da dokunulmazlığının kaldırılması. Demirtaş kendisi de söylüyor, başvuru dilekçesinde de var. Başvurucular, dokunulmazlığı bu şekilde kaldırıp yargılayamazsınız diyor. AİHM, ihlali buradan bulursa, radikal sonuçları olur. Oradaki iddia şu Demirtaş, 2013'te konuşuyor. Bu konuşmayı yaptığı sırada bu kişi hukuken sorumlu tutulacağını öngörebilir miydi? Yani yaptığın eylem hukuken öngörülebilir mi? Yasama sorumsuzluğu bizde kürsüden yapılan konuşmalar gibi dar algılanıyor. Ama dosyada Demirtaş'ın bir parti lideri olarak ister kürsüde ister dışarıda görüşlerini açıklayabileceği, bunun kürsü dokunulmazlığı kapsamında olduğu iddiası var. Bu kişinin hırsızlık yapmadığı, insan öldürmediği, konuşma yaptığı ve o tarihte bunun suç olacağını öngöremeyeceği belirtiliyor. Yasal öngörülebilirlik testi yerine gelmemiş deniliyor. Venedik Komisyonu'nun dokunulmazlıkla ilgili raporunda da benzer saptamalar var. AİHM'nin bu yolla bu değerlendirmeyi yapma ihtimalini de dışlamıyorum."

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Selahattin Demirtaş'ın Serbest Kalması Yönünde Karar Verdi




Çocuklara Bakıcılık Yapan Genç Kadına, Eniştesi Tecavüz Etti Rusya'dan Türk Vatandaşlarına Vizesiz Seyahat Müjdesi

İstanbullu Gelin'de Arabadaki Cinsel İlişki Sahnesi Sosyal Medyada Tepki Topladı