Son Dakika Haberleri: Bakan Soylu Afyonkarahisar'da

Bakan Soylu Afyonkarahisar'da

29 gün önce

Bakan Soylu Afyonkarahisar'daAFYONKARAHİSAR - Afyon Kocatepe Üniversitesi 2018-2019 Akademik Yılı Açılış Törenine katılan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, öğrencilere seslenerek, "Dünya sizden çok şey bekliyor, tek umudumuz ve dünya mazlumların da tek umudu sizlersiniz" dedi.

Bakan Soylu Afyonkarahisar'da

AFYONKARAHİSAR - Afyon Kocatepe Üniversitesi 2018-2019 Akademik Yılı Açılış Törenine katılan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, öğrencilere seslenerek, "Dünya sizden çok şey bekliyor, tek umudumuz ve dünya mazlumların da tek umudu sizlersiniz" dedi.
Bakan Soylu, konuşmasında, "Dünya sizden çok şey bekler. Çünkü o gelişmiş, o zengin ülkelerin o meşhur üniversitelerinden mezun batılı gençlerden, bu dünya umduğunu bulamadı. Biz oralardan yetişen kimyagerlerin, en iyi ilaçları yapacağını, ölümcül hastalıklara çare bulacağını zannetmiştik; oysa onlar tuttular, en oldurucu sentetik uyuşturucuları icat ettiler. Yeni icat edilen uyuşturucuların tanımlandığı "Avrupa Birliği Erken Uyarı Sistemi'nde 670 çeşit uyuşturucu madde tanımlı ve bunların yüzde 70 son beş yılda tanımlanmış. Yani yeni icat edilmiş. Oralardan mezun olan gençler interneti icat etti, umutlanmıştık. Sonra o internetten bomba yapmayı öğrettiler, uyuşturucu sattılar; teröristleri orada örgütlediler. İnsanların ahlakını bozmak; insanların özel hayatını, vaktini, parasını çalmak, banka hesaplarını bozmak gibi siber suç ve günahları işlediler. İste onun için dünyanın tüm mazlum milletleri; terörden kaçanlar; göç yollarında perişan olan insanlar; 'Türkiye'den insanlar gelsin de bize birkaç kuyu açsın, hastane yapsın, ilaç versin' diye beklesen Afrikalı insanlar; sizlerden, yani Afyon Üniversitesi'nin gençlerinden çok şey bekler" dedi.
Gençlerin sadece meslek sahibi olup para kazanabilmek için okumadığını belirten Soylu, "Tırnak içinde söylüyorum "İnsan olarak bir anlam kazanabilmek için" de okuyorsunuz. Bunun için, nerede yaşadığımızı, şartlarımızı, sorumluluklarımızı doğru anlamak zorundayız. Türkiye, alelade bir yerdeki sıradan bir ülke değildir. Müsaadenizle, size bulunduğumuz coğrafya ile ilgili bir resim çizmeye çalışayım. Bakın dünyada savunma sanayi harcamaları 2017 yılında 1.7 trilyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Amerika'nın Ortadoğu'daki savunma bütçesi 69 milyar dolar. İngiltere 50 milyar dolarlık toplam savunma bütçesi ile Ortadoğu'da etkinliğini arttırmaya çalışırken; Fransa, 2019-2025 yılları arasında 295 milyar Euro savunma harcaması yapmayı planlıyor. Dikkat ederseniz bu bütçelerin adı, "savunma bütçesi". İnsan doğal olarak "kime karsı savunma" diye soruyor değil mi? Bu ülkelerin Ortadoğu'ya uzaklığı 4-5 bin kilometre ile 11 bin kilometre arasında değişiyor. Öte yandan dünyada su anda benim bildiğim kadarıyla resmi olarak savaşta olan, ordularının karşılıklı savaştığı herhangi iki ülke yok. Öyleyse bu neyin bütçesi ve neyin savunması? Bilmiyoruz. Şimdi bu birinci fotoğrafımız olsun. 2002 yılında Afganistan'a haşhaş ekili alanların miktarı 17 bin hektardı. Amerika o tarihte Afganistan'a barış, huzur ve demokrasi getirmek üzere müdahale etti. Eksik olmasınlar, getirdikleri barış huzur ve demokrasi sayesinde olsa gerek 2017 itibarıyla haşhaş ekili alan miktarı 328 bin hektara çıktı. Sadece 2016-2017 arasında afyon üretimi de yüzde 63 oranında arttı. Şimdi bu 2002-2017 arasındaki tarihi sureci DEAŞ, PKK'nın gelişimi, Suriye iç savası üzerinden de söyle bir düşünün. PKK'nın uyuşturucu ticaretinden elde ettiği gelirin yıllık 1,5 milyar dolar olduğunu; Avrupa uyuşturucu pazarının yaklaşık yüzde 80'ini elinde tuttuğunu; DEAŞ'ın da aynı ticaret içinde yer aldığını; doğal uyuşturucu rotasının Afganistan'dan Avrupa'ya doğru bizim ülkemiz üzerinden gittiğini de notlarınıza ekleyin. Bu da ikinci fotoğraf olsun. Ülkemizde yaklaşık 40 yıldır faaliyet gösteren PKK adlı adı batasıca bir örgüt var. Biz bu örgütün 2 bin 500-3 bin metre rakımlı dağlarda mağaralarını, barınaklarını buluyoruz ve imha ediyoruz. Size para, araç, harita, ekipman verip göndersem bile asla ulaşamayacağınız, yerini yolunu bulamayacağınız yerlerdeki o mağaralardan ambalajı açılmamış Avrupa menşeili yepyeni silahlar, sevkiyata hazır halde fıçılara doldurulmuş ve Avrupa'nın göbeğinde üretilmiş uyuşturucu hapları buluyoruz. Siz buradan ulaşamazsınız, ama o haplar ve o silahlar Avrupa'nın göbeğinden oraya ulaşmış. Ayrıca yine Avrupa'nın müreffeh ülkelerinden dernekler aracılığıyla bu örgütün yan kollarına yapılmış, milyon dolarlık bağışlar tespit etmiştik. Siz şurada bir öğrenci derneği kursanız, Avrupa'dan kimse size bin lira yardım etmez. Ayrıca bizim bu örgüte mensup, insan öldürmüş, suçu sabit ve kırmızı bültenle aradığımız teröristlere de Avrupa'da oturum hakkı veriliyor. Bu da üçüncü fotoğrafımız olsun" diye belirtti.
Türkiye'nin en büyük güçleri milletimizin cesaret ve feraseti ve köklü devlet geleneğimizdir"
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü;
"Şimdi bu üç fotoğrafı karsımıza aldığımız zaman bizim sorumluluklarımızın, bizim karşımızdaki tehditlerin alelade tehditler olmadığı anlaşılacaktır. Ben İçişleri Bakanıyım. Bizim polis teşkilatımız var, normal asayiş görevleri yanında terörle mücadele ediyor, uyuşturucu ile mücadele ediyor ve göçmen kaçakçılığı ile mücadele ediyor. Jandarmamız var, yine asayiş hizmetleri yanında o da terörle mücadele ediyor, o da uyuşturucu kaçakçılığı ve göçmen kaçakçılığı ile mücadele ediyor. Hatta sınır ötesi operasyonlara katılıyor, çünkü oradan ülkeye yönelen tehdit var. Bizim güvenlik korucularımız var, keza onlar da terörle mücadele halinde. Sahil güvenlik komutanlığımız var, üç tarafımız denizlerle çevrili. Üç denizde de göçmen kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, sigara alkol tarihi eser kaçakçılığı ile mücadele ediyorlar. Sadece bu saydığım dört grupta görev yapan silahlı kolluk gücümüzün toplamı 525 bin kişidir arkadaşlar. bu sadece, İçişleri Bakanlığına bağlı kolluk gücümüz. Bu rakama tabi ki Türk Silahlı Kuvvetleri dahil değil. Bu bilançoyu, nasıl bir sorumluluk altında olduğumuzu ve nasıl bir kapasite kullanarak bu ülkenin beka mücadelesini verdiğimizi görmeniz için verdim. Kıymetli arkadaşlar; tabi bu anlattıklarım, yükümüz. Sorumluluklarımız ve maliyetlerimizle ilgiliydi. Elbette ki bunun karsısında bir de gücümüz var. Türkiye'nin bu sorunlarla mücadele ederken kullandığı en büyük iki gücü vardır. Birisi aziz milletimizin cesaret ve feraseti, yani tarihten getirdiği hasletleri, ikincisi de köklü devlet geleneğimizdir. Milletimizin özelliklerine ait olan kısmı, varlığımıza yönelen tehditlere karsı binlerce yıldır değişmeden verdiğimiz tepkilerdir."
"Bize bu koskoca maziyi unutturmaya, kapılarımızı herkese kapattırmaya çalıştılar"
Öğrencilere, 'Çanakkale'de olan bitenle su Afyon şehrinde Kurtuluş Savaşı'nda yaşanan çatışmaları bir düşünün ve yıllar sonra 15 Temmuz'da bir gece insanların sokağa indiğinde neler yaptığını düşünün' diye konuşan Bakan Soylu, "Bizden 15 Temmuz şehitleriyle ilgili kitaplara bazen anekdot bazen de önsöz yazmamız istenir. Şöyle bir karıştırırım. İçlerinde öyle insanlar var ki. Bir kurumda çaycı bir hanım, evli iki çocuklu bir kuaför, bir elektrikçi veya bir teknisyen. Yani siyaset dışı hayatları olan, esnaf veya memur insanlar. Öyle bir idrakle ve öyle bir adanmışlıkla sokağa inmişler ve şehadete yürümüşler ki, hayat hikayeleriyle örtüştüremiyorsunuz. Günlük konuşmada sıradan dediğimiz hayatlar, devletin bekası söz konusu olduğunda alarm durumuna geçiyor. İste bu, aziz milletimize has bir özelliğimizdir. Gerektiğinde gereken neyse doğaçlama olarak onu yapan bir milli irade. Karsısındaki güç ne olursa olsun, ister Çanakkale'deki donanmalar ister dünyanın en gelişmiş sömürü orduları, hiç fark etmiyor ve ikinci özelliğimiz de köklü devlet geleneğimiz. Sevgili gençler, buraya çok dikkat edin. Bize yıllarca kendimizi küçük gösterdiler. Siz yapamazsınız, siz beceremezsiniz dediler. Sizlerin yaşındayken Türkiye kendini ancak Yunanistan'la kıyaslayabilirdi. Onunla yarışırdık. Oysa küçümsemek gibi olmasın ama tarihin hiçbir döneminde bizimle kıyaslanacak bir konuma gelememiş bir ülkedir. Bizim Balkanlarda 500 yıllık mazimiz vardı, Ortadoğu'da 400 yıllık. Bize bu koskoca maziyi unutturmaya, kapılarımızı herkese kapattırmaya çalıştılar" dedi.
Bu coğrafya, az çalışıp çok uyuyanların coğrafyası değildir.
Gençlere, 'Bizim coğrafyamız, zorlu bir coğrafyadır. Buranın gerçeklerinden kendinizi soyutlayamazsınız' diye hitap eden Bakan Soylu, "Bizim coğrafyamız, iddialı insanların coğrafyasıdır. Bizim milletimiz de iddialı bir millettir. Tarih boyunca da öyle olduk. Bu coğrafya mazisini, değerlerini, inançlarını, kimliğini unutanların coğrafyası değildir. Bu coğrafya Mevlana'yı, İbn-i Sina'yı, Hacı Bayram-ı Veli'yi, Pir Sultan Abdal'ı, Hoca Ahmet Yesevi'yi unutanların coğrafyası değildir. Bu coğrafya, az çalışıp çok uyuyanların coğrafyası değildir. Bu coğrafya, isini iyi yapanların, iyi yetişmiş insanların, yaptığı iste boşluk bırakmayan insanların ayakta kalabileceği bir coğrafyadır. Sizlere birer robot olmanızı tembihlemiyorum. Bilakis, kalbinizi, merhametinizi, vicdanınızı ve ahlakınızı asla kaybetmemelisiniz. Ama lütfen bu okulun kapısından elinizde diplomanızla çıkarken bilgi, eğitim ve is disiplini anlamında bir eksiğiniz olmasın. Konuşmamın basından beri anlatmaya çalıştığım adaletsizlikleri, riskleri, dünyadaki kötülükleri ancak sizlerin yetenekleri sayesinde atlatabiliriz. tek umudumuz ve dünya mazlumların da tek umudu sizlersiniz ve bu iddiamda samimiyim ve ciddiyim. Beni sabırla dinlediğiniz için çok teşekkür ediyor, bu vesileyle hepinize tekrar başarılar diliyor, yeni eğitim ve öğretim yılının ülkemize, sizlere, ailelerinize ve size emek veren herkese, hocalarınıza, hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum" diye kaydetti.



Emniyet Müdürü Altuğ Verdi'yi Şehit Eden Polis Memurunun İlk İfadesi Ortaya Çıktı Fransa'da Noel Pazarına Silahlı Saldırı! Çok Sayıda Ölü ve Yaralı Var

KOSGEB'ten Siirt'e Yatırım Yapan Girişimcilere 50 Bin TL'ye Kadar Hibe Verilecek