Dha Yurt Bülteni-2 - Son Dakika

Dha Yurt Bülteni-2

03.12.2018 10:13
Dha Yurt Bülteni-2, System.String[]

1)NİĞDE'DE ÇIĞ ALTINDA KAYBOLAN 2 DAĞCIDAN 1'İNE ULAŞILDINİĞDE'nin Çamardı ilçesi Demirkazık Dağı'nda tırmanış yaparken üzlerine çığ düşen Kemal Karakoç'u arama çalışmaları sürerken, çığdan kurtulan Hilal İşcan'a ise ulaşıldı.

1)NİĞDE'DE ÇIĞ ALTINDA KAYBOLAN 2 DAĞCIDAN 1'İNE ULAŞILDI

NİĞDE'nin Çamardı ilçesi Demirkazık Dağı'nda tırmanış yaparken üzlerine çığ düşen Kemal Karakoç'u arama çalışmaları sürerken, çığdan kurtulan Hilal İşcan'a ise ulaşıldı. İçcan, kurtarıldığı bölgeden helikopterle alınarak Adana Şehir Hastanesi'ne götürüldü.

Demirkazık Dağı Eznevit zirvesine tırmanış gerçekleştiren, Hilal İşcan ile erken arkadaşı Kemal Karakoç saat 16.00 sıralarında inişe geçtiklerinde üzerlerine çığ düştü. İçcan kar kütlesinin altında kendi imkanıyla kurtulurken, Karakoç'a ise ulaşamadı. Telefonla 112 Acil'i arayan İşcan'ın yardım talebi üzerine bölgeye JAK, AFAD ve UMKE ekipleri sevk edildi. Mümtaz Çankaya Dağevi'nden oluşturulan kriz merkezinde toplanan ekipler, İçcan ile çığ altında kalan Karakoç için yola çıktı. Adana'dan bölgeye havalanan askeri helikopter de arama çalışmalarına hava desteği sağladı. Arama çalışmalarına başlayan Jandarma Arama ve Kurtarma (JAK), Ulusal Medikal Kurtarma (UMKE) ve AFAD ekipleri'ne bir helikopterde havadan destek verdi.

DONMAK ÜZEREYKEN BULUNDU

Bölgedeki kötü hava koşullarına rağmen arama çalışmalarını sürdüren ekipler, sabah saatlerinde İşcan'ı buldu. Donmak üzere olan İşcan ise, helikoptere alınarak Adana Şehir Hastanesi'ne götürüldü. Ayrıca Karakoç ve İşcan'ın arkadaşlarıda arama çalışmalarına destek vermek amacıyla bölgeye geldi.

Görüntü Dökümü

-------------------

Helikopterin dağcıyı bulunduğu bölgeden alması

Bölgenin genel görüntüsü

Bekleyen ambulans ve sağlık ekipleri

Arama ekiplerinin hazırlık yapması

Haber-Kamera: Ali KADI/NİĞDE,(ÇAMARDI),

======================================================

2)SİVEREK'TE İKİ OTOMOBİL ÇARPIŞTI: 7 YARALI

Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde iki otomobil çarpıştığı kazada 7 kişi yaralandı.

Kaza, sabah saatlerinde Yenişehir Mahallesi, Mehmetçik Kavşağı'nda meydana geldi. İddiaya göre; Celal Tekin yönetimindeki 63 N 0213 plakalı otomobil kavşağa girdiği sırada, karşı yönden gelen Bayram Sümbül yönetimindeki 34 AE 2774 plakalı otomobil ile kafa kafaya çarpıştı. Kazada araçlar hurdaya dönerken her iki otomobilin sürücüsü ile otomobillerde bulunan Kadir Sıtacı, İlhan Acar, Salih Düzbayır, Orhan Bahçevan ve Didem Özipek yaralandı. Yaralılar çevredekilerin çağırdığı ambulanslarla Siverek Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Acil serviste yapılan ilk müdahalenin ardından yaralıların durumunun iyi olduğu öğrenildi.

Polisin kaza ile ilgili soruşturması devam ediyor.

Görüntü Dökümü

-------------------

Kaza yeri

Kaza yapan otomobiller

Devrilen sinyalizasyon ışıkları

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Mehmet SEZGİN-ŞANLIURFA-DHA)

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 405 MB

======================================================

3)ARANAN KARDEŞLER YAKALANDI

ANTALYA'nın Manavgat ilçesinde haklarında 27 ayrı suçtan mahkumiyet kararı ve 21 bin 440 lira adli para cezası bulunan E.Ö. ve S.Ö. kardeşler polis tarafından yakalandıktan sonra tutuklandı. Manavgat İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri çeşitli suçlardan aranan E.Ö. ve S.Ö. kardeşlerin ilçede olduğu bilgisi üzerine çalışma başlattı. Yapılan araştırma sonucunda E.Ö. ve S.Ö.'nün bulunduğu yeri tespit eden ekipler operasyon düzenledi. Ekipleri görünce kaçmaya çalışan iki kardeş otomobilde kıskıvrak yakalandı.

Gözaltına alınarak polis merkezine götürülen E.Ö.'nün yapılan GBT sorgulamasında 10 ayrı hırsızlık ve trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek olmak üzere 11 suçtan toplam 15 yıl hapis ve 500 lira adli para cezası, S.Ö.'nün ise 4 ayrı bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle hırsızlık, 4 ayrı resmi belgede sahtecilik, 4 ayrı hırsızlık, özel belgede sahtecilik, yağma, yapacak nitelikte ağaç kesme ve mala zarar verme olmak üzere toplam 16 ayrı suçtan 7 yıl 8 ay hapis cezası ve 20 bin 940 lira adli para cezası aldığı belirlendi.

Polis merkezinde işlemleri tamamlanan kardeşler, sevk edildikleri sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

Görüntü Dökümü

-------------------

Şüphelilerin adliyeye getirilmesi

Manavgat adliyesinden görüntü

00.45"

HABER- KAMERA: Mithat ABAKAN/MANAVGAT(Antalya),

=====================================================

4)ÖYKÜ ARİN'İN ANNESİ EYLEM YAZICI: BİR ANNE OLARAK DONÖR OLMANIZI VE HAYAT KURTARMANIZI İSTİYORUM

İZMİR'de yaşayan Çağdaş ve Eylem Şen Yazıcı çiftinin, ilik nakli olmayı bekleyen kızları Öykü Arin için başlatılan kök hücre kampanyaları sürerken, Eylem Yazıcı'dan çağrı geldi. Yazıcı, "Birinin hayatını kurtarma şansı size geldiğinde, iki eliniz kanda olsa bile o işi bırakıp o hayatı kurtarmanızı bir anne olarak istiyorum" dedi. Yazıcı, donör olanların bir lösemi hastasına umut olma aşamasında, bundan vazgeçmemelerini de isteyerek, "Lütfen vazgeçmeyin ve donör olun. Bunu yaparak sadece o çocuğa değil herkese, hepimize  umut olabilirsiniz" diye konuştu. Yazıcı Ailesi, yurt dışında da kampanya başlattıklarını, buradan gelecek desteğe de ihtiyaç duyduklarını belirtti.

İzmir'de nadir görülen Juvenil Miyelomonositik Lösemi (JMML) hastalığı tanısı konulan ve ilik nakli olmayı bekleyen 3,5 yaşındaki Öykü Arin Yazıcı'nın annesi Eylem Şen Yazıcı, ilk kez konuştu. Minik Öykü'nün geçen mart ayında sık sık grip rahatsızlığı veya boğaz enfeksiyonu gibi hastalıklara yakalandığını, aynı zamanda vücudunda kırmızı döküntüler olduğunu, sonra bunların morararak kaybolduğunu anlatan Eylem Şen Yazıcı, tanı konulamadığı için sürekli farklı doktorlara gittiklerini, kızlarına bakıldığında tipik bir lösemi hastası gibi görünmediği için tanı konulmasının zaman aldığını kaydetti. Zaman zaman ağır antibiyotik tedavisi gören minik kızın kan değerlerinin normal olmadığını fark eden Yazıcı Ailesi, gittikleri Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hematoloji Ana Bilim Dalı'nda, Öykü Arin'in lösemi hastası olduğunu öğrendi.

'HASTANEDE TEDAVİ GÖRECEK'

Şuanda evinde anne ve babası ile zaman geçiren Öykü Arin'in, gelecek günlerde hastanede tedavi altına alınacağını açıklayan Eylem Yazıcı, şöyle konuştu:

"Evde, hijyenik bir ortamda kızımıza bakıyoruz. Bu süreçte hijyen ve moral çok önemli. Bu nedenle eve çok fazla insan kabul etmiyoruz. Bir ara kızımızın ağzının içinde yaralar çıktı. Bu yaralar yemek yemesine ve konuşmasına engel olacak düzeydeydi ama şimdi toparladı. Bir takım tedaviler görecek, daha sonra donör bulunduğunda ilik nakli olacak. Biz kampanya başlatmadan önce sevgili dostlarımız bir kampanya başlattılar. Onlara çok teşekkür ediyorum. Yine organize olup donör olmak isteyenlere de teşekkür ediyorum. İlk bu tanı konulduğunda kötü bir şey hissetmedim. Bütün kalbimle hiç bir şüphe duymadım. Kaderci de değilim ama 'yaşadıklarımızın başka bir anlamı vardır, bize bir şey düşündürüyor' diye düşünürüm. İnsanlar birbirinin hayatlarını kurtarmak, çocukların hayatlarını kurtarmak için donör oluyorlar. Yaşatmak için kan vermek isteyen binlerce insan var. Bu sadece Öykü Arin'e değil, bütün çocuklara umut olacak."

'DURUMU CİDDİYE ALIN VE DONÖR OLUN'

Türkiye'nin dört bir yanından çok güzel haberler geldiğini ve umut veren bu kampanyaların çoğalmasını istediklerini aktaran Eylem Şen Yazıcı, herkesin kan bağışı kampanyalarına katılmasını ve donör olması için çağrıda bulundu. Donör olan 10 milyon kişiden birinin bile iliğinin uymama durumunun bulunduğunu fakat 10 milyon artı birinci kişi ile uyumlu olabileceğine dikkat çeken Yazıcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O artı birinci kişi siz olabilirsiniz ve gerçekten birinin hayatını değiştirebilirsiniz, kurtarabilirsiniz. Umut olabilirsiniz. Sadece o çocuğa değil herkese, hepimize  umut olabilirsiniz.Biliyoruz ki sosyal medya ve medyada insanlar bu durumu görünce 'Ah canım' diyorlar veya paylaşıyorlar. Ama sonra hayatlarına eskisi gibi devam ediyorlar veya gördüğünde üzülüyor ama 5 saniye sonra unutuyor. Çünkü insanlar böyle bir alışkanlık geliştirmeye başladı. Siz üzüldüğünüzde veya sosyal medyada görüp beğendiğinizde bir sorunu çözmüş olmuyorsunuz. Yerinizden kalkmanız, harekete geçmeniz, hatta başkalarını harekete geçirmeniz, en yakın kök hücre verilecek noktaya giderek donör olmanız gerekiyor. Başka lösemi hastalarının annelerinden de  telefonlar aldık ve bize teşekkür ettiler. 'Bizim yapamadığımızı siz yaptınız' dediler. Belki bu vesile ile başkalarına da umut olacaklar. Bu nedenle durumu ciddiye almalarını ve insanların gerçekten harekete geçmesini istiyoruz."

'ÇOCUKLARIN YAŞAMA ŞANSINI ARTTIRIN'

Eylem Yazıcı kan verenlerin kendilerine "Bize, 'Binlerce insan donör olmak için kan veriyor. Bunlar ne zaman işlenecek, veri tabanına girecek. Bizim verdiğimiz kanlar Öykü Arin için yapılan taramaya yetişecek mi" diye sorduklarını belirterek, "İstanbul'dan bir arkadaşım, bir hafta önce donör olmak için kan verdi. Bir hafta sonra ona Kızılay'dan 'Artık birisine umut olabilirsiniz, veri tabanına kaydedildiniz' gibi bir mesaj geldi. Birileri kan veriyor, donör oluyor diye düşünmemek lazım. Bu ülkede 81 milyon insanın yaşadığını düşünelim. 81 milyonun sonuncu kişisi bile olabilir. Bu bir şans ve o şansı güçlendirmek için ne kadar çok insan donör olursa sadece benim kızım için değil bütün çocukların şansını arttırmış olur" dedi. Öykü Arin için sadece Türkiye'de değil, yurt dışındaki bir çok ülkede de kampanya başlattıklarını, buradan gelecek desteğe de ihtiyaç duyduklarını belirten Yazıcı, "Almanya'da, Almanya Kızılayı üzerinden bir kampanya örgütlenmiş durumda. Almanya'nın neresinde olursa olsun gidip tükürük vererek bu kampanyaya katılabilirsiniz ve Öykü Arin için umut olabilirsiniz" dedi.

'LÜTFEN DONÖR OLUN'

Sosyal medyayı açtıklarında sürekli kızları Öykü'nün  fotoğraflarını gördüklerini ve bu durumun çok zor olduğunu söyleyen Eylem Yazıcı, yaşadıklarıyla baş etmenin kolay olmadığını vurgulayarak, "Geçenlerde Altay Spor Kulübü'nün videosunu izlediğimde çok etkilendim. Ummadığım yerlerden mesajlar geldi, bunlar beni çok etkiledi. Umutlanıyorum ama umudun kendisi bile içinde bir gerçeklik barındırıyor. Bu da kolay değil" diye konuştu. Eylem Yazıcı, sadece donör olmak için başvuru yapmanın yeterli olmadığını ifade ederek, "Örneğin 3 yıl önce başvuru yaptınız ve 3 yıl sonra bir kişiye umut olacağınız zaman sizi ilik nakli olmak için çağıracaklar. O zaman vazgeçenler olabiliyor. Lütfen vazgeçmeyin, donör olun ve birinin hayatını kurtarma ihtimaliniz gerçek olduğunda onu gerçekleştirin. Birinin hayatını kurtarma şansı size geldiğinde, iki eliniz kanda olsa bile, o işi bırakıp o hayatı kurtarmanızı bir anne olarak istiyorum" dedi.

Görüntü Dökümü

-------------------

-Öykü Arin'in annesi Eylem Şen Yazıcı ile röp.

-Eylem Yazıcı'dan görüntü

-Öykü Arin'in videosu

-Detay görüntü

Haber: Umut KARAKOYUN-Kamera: Hande NAYMAN/ İZMİR,

=====================================================

5)ZEYTİN AĞACINDAKİ DESENLERİN BÜYÜSÜNE KAPILARAK KANSERİ YENDİ

BURSA'nın Orhangazi ilçesinde inşaat yapı market bayiliği yapan evli ve 3 çocuk babası Mustafa Kenan Özkan (55), 2 yıl önce yakalandığı kanseri yendi. Zeytin ağacından yaptığı el işi oyma süs eşyalarından kazandığı yüksek moral sayesinde iyileştiğini söyleyen Özkan, "Lenf kanseri olduğumu öğrendikten sonra hem kemoterapi gördüm, hem de ağaç oymacılığı yaptım. Bu sayede moral ve motivasyonumu yüksek tutup kanserin üstesinden geldimö dedi

Orhangazi'de asıl işi inşaat yapı market ürünleri bayiliği olan ve büyük bir mağaza işleten evli ve 3 çocuk babası Mustafa Kenan Özkan'a, 2 yıl önce gittiği hastanede lenf kanseri teşhisi konuldu. Kemoterapiye  başlayan Özkan, doktorunun "iyileşmen için moral ve motivasyonunu yüksek tutö tavsiyesi üzerine, zaten uzun süredir yapmak istediği ağaç oymacılığı sanatına yöneldi. Yapı Market ürünleri mağazasının bodrum katında kendi imkanları ile atölye kuran Özkan, bir yandan kanser tedavisi gördü, bir yandan da kendini zeytin ağaçlarından yaptığı el işi eserlere verdi. Kendi deyimi ile zeytin ağacındaki büyüleyici desenleri fark ettikten sonra ağaç oymacılığı işini daha da geliştirmeye karar veren Kenan Özkan, internetten yaptığı araştırmalarla hem el becerisini ve sanatını geliştirdi, hem de birbirinden güzel ev eşyaları ortaya çıkarmaya başladı. Özkan, "Zeytin ağacı, sadece meyvesi ve yağı ile değil, ağacı ve desenleriyle de diğer ürünlerden çok daha farklı. Onu özel yapan 100-200 yıllık sürede ağacın ayrı desten ve renkler oluşturmasıö dedi. Özkan, tedavi sürecini şöyle anlattı:

"2 yıl önce kansere yakalandım. Tedavi süreci insanı şok eden, yaşamın sona erme korkusunun yaşandığı kötü bir süreçti. Kanser teşhisi konulduktan hemen sonra kemoterapiye başlandı. Bu süreçte, önemli olan, kafanızın rahat olması, bu hastalığı dert etmemeniz ve düşünmemeniz. Benim ağaç oymacılığına zaten ilgim vardı. İnternetten sürekli araştırıyordum. Bir makine aldım. Hobi olarak bu işe başladım. Zeytin ağacının desenlerindeki güzelliği keşfederek bu işe daha da sarıldım. Zeytin ağacı oymacılığına başladığımda tüm olumsuz düşüncelerden kendimi kurtarıp, 3 saat, 5 saat boyunca o ağaçla ortaya çıkardığım ürünü, ağacın desenindeki o muhteşem güzellikleri gördüm ve fark ettim. Böylelikle hastalığı yenme sürecinde çok büyük desteğini gördüm. Benim için bir terapi gibiydi. Yaptığım ürünlerin başkaları tarafından beğenilmesi de ayrı bir motivasyondu, ayrı bir heyecandı.  Böylelikle 6-7 aylık o kemoterapi sürecinde hiçbir şekilde umutsuzluğa kapılmadım, demoralize olmadım. Kendimi tamamen ağaca verdiğim için hastalığı dahi unuttum. Geçirdiğim zaman beni tamamen dış dünyadan kurtardı, tüm olumsuzluklardan kurtarıp orada mutlu ve huzurlu olmama sebep oldu. Doktorum, bu sürecin sonunda yapılan tetkiklerde, hastalıkla ilgili hiçbir şey kalmadığını, kanserli hücrelere artık rastlanmadığını  söyledi.

Kanser hastalarına tavsiyelerde bulunan Özkan, "Her ne olursa olsun, bu hastalıkla mücadelede yüksel moral ve motivasyon çok önemli. Kanser  hastaları kendilerini meşgul edecek, hastalığın olası olumsuz sonuçlarını düşünmekten kurtaracak herhangi bir şeyle uğraşmalarını tavsiye ediyorumö dedi.

Görüntü Dökümü:

-----------------------

-Özkan'ın atölyesinden görüntüler

-Tezgah başında çalışmalar

-Yaptığı eserler

-Kanseri yenen Kenan Özkan ile röp.

-Detay görüntüler.

Boyut: 526 mb

Süre: 5 dk 35 sn

Haber/Kamera:  Hasan BOZBEY/ORHANGAZİ (Bursa),

==================================================

6)VELAYET DAVASINDA TÜRK ANNEYİ AĞLATAN KARAR

İZMİRLİ Dilek Güneş ile Selanikli Georgios Tsakiridis'in yaşadığı büyük aşk sonrasında dünyaya gelen kızları 3 yaşındaki Melis için verdikleri velayet mücadelesinde, Selanik Mahkemesi anneyi, Türk mahkemesi ise babayı haklı buldu. Melis'in velayeti için hem yerel mahkemenin hem de Bölge Adliye Mahkemesi'nin birbirinin zıttına verdiği iki karar sonrasında Yargıtay son sözü söyledi ve küçük kızın Yunan babaya verilmesine hükmetti. Karar üzerine gözyaşı döken anne Dilek Güneş, "Bir mucize bekliyorum ve karanın düzeltilmesini istiyorum. 3 yaşındaki kızımın bana ihtiyacı olduğu bir durumda o nasıl yaşadığı kentten bile değil, ülkeden alınıp götürülebilir" dedi. Avukat Mehmet Emin Keleş ise Anayasa Mahkemesi'ne başvuracaklarını söyledi.

İzmirli Dilek Güneş ile iş için ülkesi Yunanistan'dan gelen Selanikli Georgios Tsakiridis'in tanışmasından sonra başlayan arkadaşlıkları kısa sürede büyük bir aşka dönüştü. Çift, 27 Aralık 2014 tarihinde Urla'da görkemli bir düğünle dünya evine girdi. Büyük mutluluk hayalleri kuran çiftin evliliğinde Dilek'in hamile kalmasından sonra kara bulutlar dolaştı. Bebeklerinin dünyaya gelmesiyle mutlu olacaklarını düşünen Dilek'in bu hayali de gerçekleşmedi. Çift sık sık tartışmaya başladı.

ANNE TÜRKÇE, BABA YUNANCA İSİM VERMEK İSTEDİ

2015 yılının Kasım ayında çiftin kızlarının dünyaya gelmesiyle yaşadıkları mutluluk da kısa sürdü. Sık sık yaşam biçimleri ve kültürel yapılarından dolayı tartışan çift, bu kez de bebeklerine verecekleri isim konusunda anlaşamadı. Anne Dilek 'Melis' Yunanlı baba ise 'Aikaterina' ismini vermek istedi. Sonunda iki ismi de kullanmaya karar veren çift, kızları 40 günlükken yeni bir hayat kurmak için Yunanistan'ın Selanik kentinin Sindos Köyü'ne taşındı. Ancak Dilek Güneş, kızının doğumundan sonra hayalini kurduğu mutluluğu Yunanistan'a taşındıktan sonra da yaşayamadı. İddiaya göre, Georgios Tsakiridis'ın yanı sıra annesi de Dilek Güneş'e karşı olumsuz davranışlarda bulundu, bebeğin bakımına karıştı. Kayınvalidesinin kızıyla Türkçe konuşmak yerine Yunanca konuşması isteğine, kilisede vaftiz yaptırma girişimine karşı çıkan Dilek Güneş, eşinden ve ailesinden gördüğü baskılara dayanamayıp 2016 yılının Haziran ayında Türkiye'ye döndü.

DİLEK BOŞANMA, EŞİ ÇOCUK KAÇIRMA DAVASI AÇTI

Yunan yasalarına göre Georgios Tsakiridis'in verdiği yurt dışına çıkış izniyle İzmir'e dönen Dilek Güneş, yaşadıklarına daha fazla dayanamayıp avukatı Mehmet Emin Keleş aracılığıyla boşanma davası açtı. Bunun üzerine Georgios ise Türkiye'ye dönmelerine izin verdiği eşi hakkında çocuklarını kaçırdığı iddiasıyla dava açtı. Boşanma davasına bakan İzmir 1'inci Aile Mahkemesi ara kararla, küçük Melis'in velayetini geçici olarak anne Dilek Güneş'e verdi. Ancak bu sırada uluslararası çocuk kaçırma iade davasının görüldüğü İzmir 7'nci Aile Mahkemesi, bilirkişilerin 'Velayetin babaya verilmesi durumunda, küçük kız yurt dışında ikamet edeceği için annenin şefkat ve sevgisinden yoksun kalacağı, yeni çevresine uyumunun çocuğun ruhsal yapısını bozabileceği, bu durumun küçüğün sağlıklı gelişimini engelleyebileceği kanısı oluşmuştur' raporuna rağmen, geçen yıl eylül ayında Melis'in velayetini Yunan babaya verdi.

MAHKEMELERDEN İKİ ZIT KARAR

Dilek Güneş'in temyiz ettiği bu kararı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi 2'nci Hukuk Dairesi, geçen ocak ayında, çocuğun psikolojik açıdan sorun yaşayacağı gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını bozdu. Aynı davaya bir kez daha bakan 7'nci Aile Mahkemesi, bu kez çocuğun ruhsal olarak etkileneceği gerekçesiyle ilk kararının aksine babaya iade edilmesi istediğini reddetti. Yerel mahkemenin kararını bu kez de Georgios Tsakiridis temyiz etti. Dosyayı ikinci kez inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi 2'nci Hukuk Dairesi, ilk kararının aksine bu kez de Melis'in babasına iadesine, Yunanistan'a götürülmesine izin verdi.

ANNEYİ YIKAN KARAR YARGITAY'DAN

Hem yerel mahkemenin hem de Bölge Adliye Mahkemesi'nin aynı dosyaya iki farklı karar vermesinden sonra Dilek Güneş, bu kez de Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulundu. Dosyayı baştan ele alıp inceleyen Yargıtay 2'nci Hukuk Dairesi de, anne Dilek Güneş'i üzen bir karar verdi. Küçük Melis'in babasına iade edilmesi kararını onadı. Yaşanan hukuk mücadelesinde annenin son umudu ise Anayasa Mahkemesi oldu. Kararı eleştiren Dilek Güneş, evlendiği günden beri acı dolu bir hayat yaşadığını söyledi. Gözyaşları içerisinde bir mucize olmasını ve kararın düzeltilmesini beklediğini anlatan Dilek Güneş, şöyle dedi:

"Kocamla büyük bir aşkla evlendik. Sonrasında hamile kalmamla tüm davranışları değişti. Onun isteği üzerine ülkesine gidip yerleştik, yine olmadı. Bebeğimi benden, bizim kültürümüzden, dilimizden, dinimizden koparmaya çalıştılar. Tüm bunlara izin vermeyince de süreç bu noktaya kadar geldi. Mahkemeler aynı olmasına rağmen birbirleriyle zıt kararlar verildi. Bu nasıl oluyor anlamıyorum? Kızımın benden alınması isteniyor. Kızım henüz 3 yaşında, bu yaştaki bir çocuk, en çok ihtiyaç duyduğu bir zamanda annesinden nasıl kopartılabilir ? Onun gitmesi benim hayatımı alt üst edecektir ama asıl hayatı zorluk içinde olacak, gelecekte sorunlar yaşayacak olan kızım. Ben sesimin duyulmasını istiyorum. Bana yardım edilmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımızdan yardım istiyorum. Kızımı benden almasınlar. Ben onsuz yaşayamam evet ama o da bensiz yapamaz."

Kararı değerlendiren avukat Mehmet Emin Keleş ise Anayasa Mahkemesi'ne başvuracaklarını ve çocuğun babaya iadesi kararı için biran önce yürütmeyi durdurma kararı çıkarmaya çalışacaklarını, sonrasında da Melis'in velayeti için yeni hukuk mücadelelerini yürüteceklerini anlattı.

Görüntü Dökümü:

-----------------------

İzmirli anne Dilek Güneş ile röp

Avukat Mehmet Emin Keleş ile röp.

Haber: Taylan YILDIRIM, Kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR

======================================================

7)KEMER'DE İKİ MEVSİM BİR ARADA

ANTALYA'nın Kemer ilçesinde yerli ve yabancı turistler iki mevsimi bir arada yaşadı. Turistler bir yanda denize girerken, diğer yanda 2365 metre yükseklikte kartopu keyfi yaşadı.

Türkiye'nin birçok ilinde hava sıcaklıkları düşüp, yağmur ve kar etkili olurken, Kemer'de ise hava sıcaklığı 22 dereceyi buldu. Sıcak havayı fırsat bilen yabancı tatilciler ise soluğu plajlarda aldı. Deniz sıcaklığının da 21 derece olduğu ilçede denize girip, güneşlenen turistler yazdan kalma havanın tadını çıkardı.

TAHTALI'DA KAR KALINLIĞI 25 SANTİM

İlçenin sahil kesiminde bu görüntüler olurken, 2365 metrelik Tahtalı Dağı'nın zirvesine ise ilk kar düştü. Gece başlayan kar yağışı nedeniyle Tahtalı'nın zirvesinde kar kalınlığı 25 santimetreye ulaşırken, sıcaklık ise gündüz 5, gece eksi 3 derece hissedildi. Tahtalı Dağı'na teleferikle çıkan yerli ve yabacı turistler güneşli havada kartopu oynayarak yılın ilk karıyla tanıştı.

'BENİM İÇİN ÇOK GÜZEL BİR HAVA'

Kemer'e tatil için ailesi ve arkadaşlarıyla Ukrayna'nın başkenti Kiev'den gelen Viktor Kostenko (29), Türkiye'ye ilk defa kışın geldiğini söyledi. Viktor Kostenko, "Eksi 8 derece soğuk olan Kiev'den geldim. Benim için çok güzel bir hava elbette. Kışın denizi görmek ve böyle bir hava çok keyifli" dedi.

'HİÇ SIKINTIMIZ YOK'

İran'dan tatil için 15 arkadaşıyla Kemer'e gelen Cevad Kerimi (28), "Arkadaşlarımızla internet üzerinden konuşarak havanın güzel olduğu tarihte Kemer'e gelme kararı aldık, denize girmek ve tatil yapmak için. Arkadaşlarımızla toplandık 15 kişiyle tur firmasıyla geldik. Sizin Cumhurbaşkanınız Recep Tayip Erdoğan, İranlı turistlerin burada olmasına seviniyor. Biz de bu nedenle buraya geliyoruz. Bizim burada hiç sıkıntımız yok, bizimle çok iyi ilgileniyorlar. Burada rahatız" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Plajdan ve denizden detaylar

Ukraynalı turist Viktor Kostenko röportaj

Denizden çıkan turist detay

İranlı turist Cevad Kerimi röportaj

Denizden detay

İranlı turist Cevad Kerimi röportaj

Plajdan detay

Tahtalı Dağı sahilden genel detay

Tahtalı Dağı yakın detay

Tahtalı Dağı zirvesinden detaylar

311 MB/// 02.46"

HABER- KAMERA: Levent YENİGÜN/KEMER (Antalya),

======================================================

8)ENGELLİ OĞLUNU GERİDE BIRAKARAK İNTİHAR ETTİ

ADANA'da birlikte yaşadığı imam nikahlı eşi H.K.'nın, resmi nikahlı eşiyle yurt dışına çıkması nedeniyle bunalıma girdiği iddia edilen edebiyat öğretmeni Z.E.(43), 11 yaşındaki zihinsel ve bedensel engelli oğlu S.K.'yı kız kardeşinin evine bıraktıktan sonra tuz ruhu ve çamaşır suyu içerek yaşamına son verdi. Z.E.'nin evinde, "Oğluma iyi bakın, bunu yapmak zorundaydım" yazılı not bulundu.

Olay, Çukurova ilçesindeki Tellidere Mahallesi'nde bir apartman dairesinde meydana geldi. İddiaya göre, bir endüstri meslek lisesinde edebiyat öğretmeni olarak çalışan Z.E., "Veli toplantısına gideceğimö diyerek zihinsel ve bedensel engelli oğlu Selim'i kız kardeşinin evine bıraktıktan sonra kendi evine döndü. İmam nikahlı yaşadığı, kendisi gibi öğretmen olan eşi H.K.'nin, resmi nikahlı eşiyle yurt dışına çıktığını öğrendiği ve çeşitli borçları olduğu için bunalıma girdiği iddia edilen Z.E, "Oğluma iyi bakın, bunu yapmak zorundaydım" yazılı not bıraktıktan sonra çamaşır suyu ve tuz ruhu içerek intihar etti.

Z.E.'nin veli toplantısına gelmemesi üzerine iş arkadaşları Z.E.'ye arayıp ulaşamayınca durumu yakınlarına bildirdi. Eve gelen yakınları, kapının açılmaması üzerine durumu polis ekiplerine haber verdi. Kapının çilingir yardımıyla açılması üzerine, Z.E'nin cansız bedenine ulaşıldı. Sağlık ekipleri, Z.E.'nin olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Olay yeri inceleme ekipleri de eve gelerek incelemede bulundu. Bu sırada Z.E'nin, imam nikahlı eşi H.K'den olan zihinsel ve ayağından engelli oğlu S.K.'da apartmanın otoparkında her şeyden habersiz arkadaşlarıyla oyun oynayıp sohbet etti. Z.E'nin olay yerine gelen yakınları, S.K.'ya sarılıp göz yaşı döktü. Z.E'nin cesedi otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu Morgu'na kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Görüntü Dökümü

-----------------------------

İntihar eden öğretmenin oğlu

Olayın gerçekleştiği apartmandan detay

Ambulansın olay yerinden ayrılışı

Olay yerinden detay

Olay yeri inceleme ekiplerinin gelişi

SÜRE: 02'16"  BOYUT: 251 MB

Haber: Nuri PİR-Can ÇELİK Kamera: Can ÇELİK/ADANA,

========================================================

9)DEVE MERAKI 'HATAP' USTASI YAPTI

AYDIN'ın Koçarlı ilçesinde yaşayan 50 yaşındaki marangoz Kadir Kaya, develere olan merakı nedeniyle deve semerlerinin dayanıklı olması için, iki tarafına konulan ağaç parçalarını yapmaya başladı. 10 yıldır şampiyon develere hatap yapan Kaya, Türkiye'nin dört bir yanına gönderiyor.

Koçarlı'da 28 yıldır marangozluk yapan Kadir Kaya'nın deve merakı onu 'hatap' ustası yaptı. Kaya, 10 yıl önce, özellikle deve semerlerinin dayanıklı olması için, iki tarafına konulan ağaç parça olan 'hatap' yapmaya başladı. Ürettiği hatapları Türkiye'nin her iline yollayan Kaya, "Ahşaptan yapılan bir malzeme olan 'hatap' olmazsa devenin üzerinde havut durmaz. Hatap, her devenin ihtiyacıdır. Yük devesi olsun, güreş devesi olsun, turizm amaçlı kullanılan develerde bile

hatap kullanılır. 'Hatap' yapan usta vardır ama deveye göre 'hatap' yapanını bulmak zor. Havut yapan usta da çok ama 'hatap' yapan çok fazla değil. O nedenle Türkiye genelinde Çanakkale'den Antalya'ya, Bodrum'dan, Balıkesir'e, Muğla'dan, Denizli'ye kadar deveciler 'hatap' almaya bu yöreye gelir.  Bizim işimiz de bu. Her ustanın yapacağı bir iş değil. Kendimiz de deveci olduğumuzdan ve bu işi sevdiğimizden hatap imalatı işine gönül verdik ve yapıyoruz" dedi.

'BİR HATAP BİR GÜN SÜRÜYOR'

Bir hatabı yapmanın bir gününü aldığını belirten Kaya, "Hatap, yatlarda kullanılan marin malzemesinden de yapılıyor. Develer ekim ayı geldiğinde havutlanır ve güreşlere hazırlanır. Havutlanmadan bir ay önce bize sipariş gelir biz de gelen siparişleri hızla yetiştiririz. Develeri çok iyi tanırız. Müşteriler bize telefonla ulaşarak sipariş veriyor. Hangi deve olduğunu ismiyle söyledikleri zaman biz de hatabı ona göre yapıyoruz. Yaptığımız hatapları kargoyla Türkiye'nin her yerine yolluyoruz. Bir hatabı 750 liraya satıyoruz. Türkiye genelindeki develerin yüzde 80'i için hatap üretiyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

-----------------------------

-Hatap imalatından görüntü

-Hatap üretimi yapan kadir kaya ile röp.

-Develerden görüntü

-Genel ve detay görüntüler

(KJ Haber -  Kamera: Burhan CEYHAN/ KOÇARLI (AYDIN),

===================================================

10)GÖRME ENGELLİ NURİ ÖZTÜRK, BAŞARIDA  ENGEL TANIMIYOR

MANİSA'da kendisi gibi doğuştan görme engelli eşiyle yaşama tutunan, 1 çocuk babası Nuri Öztürk (42), iş, eğitim ve normal yaşamındaki azmi ve çalışkanlığıyla çevresine de örnek oluyor.

Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinin Sadık Köyü'nde görme engelli olarak dünyaya gelen Nuri Öztürk, ilk ve ortaokulu Ankara Aydınlık Evler Görme Engelliler okulunda, liseyi ise Ürgüp Lisesi'nde tamamladı. Öztürk, daha sonra devletin açmış olduğu engelli kadrosundan santral memuru olarak iş sahibi oldu. Öztürk, Edirne ve Ankara'daki 8 yıllık çalışma hayatının ardından Manisa'nın Yunusemre ilçesi Halk Eğitim Merkezi'ne santral ve danışma görevlisi olarak tayin oldu. 1.5 yıldır burada görevini sürdüren Öztürk, kurumda işine bağlılığı ile takdir edilen biri haline geldi. Eşi Özlem Öztürk (36) de kendisi gibi doğuştan görme engelli olan Nuri Öztürk, iş ve eğitim hayatının yanı sıra çalıştığı kurumda mesai saatleri dışında ingilizce ve şan kurslarına da katılıyor. 7 yaşındaki herhangi bir engeli bulunmayan kız çocuk babası olan Öztürk, bir yandan kuruma gelen telefonları cevaplarken diğer yandan da kurslar hakkında bilgi almak için merkeze gelen vatandaşlara yardımcı oluyor. Erciyes Üniversitesi Tarih Bölümü 4'üncü sınıf öğrencisi olarak eğitimine devam eden Öztürk, bu azmi ve çalışkanlığı ile herkese de örnek oluyor.

'ENGELİMİZİ OLDUĞUNDAN FAZLA GÖRMEYECEĞİZ'

Engelli vatandaşların hayattan kopmamaları gerektiğini belirten Nuri Öztürk, şunları söyledi:

"Görme engelli bireyler çok rahatlıkla bilgisayar teknolojisinden faydalanabilirler. Engelli arkadaşlarımız hiçbir zaman kendilerini toplumdan ayrıştırmasınlar. 'Engelliyim, bana yardımcı olunmaz, imkanlar sağlanmaz, olanaklar verilmez' duygusundan sıyrılmaları gerekiyor. Engelliler de toplumun içerisinde aktif bir şekilde bulunabilirler. Engelli ve engelsiz bireyler olarak bir arada yaşıyorsak bir şeylerin üstesinden de beraber geleceğiz. Mücadele edeceğiz. Engelli olmayanların hayatlarında mücadele yok mu? ya da başkaları yürümek istedikleri yollarda sıkıntılarla karşılaşmıyorlar mı? Diğer insanlar da gündelik hayatlarında sıkıntılar yaşıyor. Ama biz engelliler olarak engelimizi olduğundan fazla görmeyeceğiz. Bu engelleri aşabilmek mümkün, kendi kendimizi toplumun içerisinden dışlamak mantıklı bir hareket değil."

Görüntü Dökümü

-----------------------------

-Nuri Öztürk'ün işyedrine gelmesinden görüntü

-Nuri Öztürk'ün santral görevlisi olarak çalıştığı işyerinde telefonlara cevap vermesinden görüntü

-Nuri Öztürk'ün çalıştığı Yunusemre Halk Eğitim Merkezi'ne gelen kursiyerlere bilgi verme anından görüntü

-Nuri Öztürk'ün şan kursunda, şarkı söyleyip, eğitim almasından görüntü

-Nuri Öztürk ile röp.

Haber- Kamera: CEMIL SEVAL/ MANISA,

- Kaynak: DHA

Son Dakika Güncel Dha Yurt Bülteni-2 - Son Dakika


Son Dakika

Kamu çalışanlarının mesai saatleri 10.00-16.00 olarak belirlendi Juventus-Dinamo Kiev maçıyla Şampiyonlar Ligi'nde ilk kez bir kadın hakem düdük çalacak Sokak kısıtlamasında, 7 zorunlu hal dışında özel araçla şehirler arası seyahate izin verilmeyecek İngiliz şarkıcı Rita Ora'nın iç çamaşırsız pozu takipçilerinden tam not aldı Bir süredir ekranlardan uzak kalan Hülya Avşar, yeni projesiyle seyircilerin karşısına çıkıyor Prof. Dr. Mehmet Ceyhan: Türkiye'de birkaç milyon virüslü insan var, aramızda dolaşıyorlar Yüzde 10'u Katar Yatırım Otoritesi'ne satılan Borsa İstanbul'un satış bedeli netleşti Meteoroloji'den 10 il için sağanak yağış ve kar uyarısı