Son Dakika Haberleri: Dha yurt bülteni-3

Dha yurt bülteni-3

22 gün önce

1)KADINLAR, 80 YAŞINDAKİ TACİZ ZANLISINI YAKALAYIP, POLİSE TESLİM ETTİADANA'da, 12 kadın kendileri sürekli taciz eden 80 yaşındaki bir adamı işbirliği yaptıktan sonra pusu kurup yakalattı.

Dha yurt bülteni-3, System.String[]

1)KADINLAR, 80 YAŞINDAKİ TACİZ ZANLISINI YAKALAYIP, POLİSE TESLİM ETTİ

ADANA'da, 12 kadın kendileri sürekli taciz eden 80 yaşındaki bir adamı işbirliği yaptıktan sonra pusu kurup yakalattı.   Olay, Seyhan ilçesi Onur Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, mahallede dolaşan 80 yaşındaki şüpheli, bir süre mahallede bulunan kadınları elle, sözle taciz etmeye başladı. Tacize uğrayanların giderek artması üzerine kadınlar işbirliği yapmaya karar verdi. Şüpheliyi yakalayıp polise teslim etmek isteyen 12 kadın sokağın giriş ve çıkışlarında nöbet tutmaya başladı. Olay günü yine mahalleye giren şüpheli, evinin kapısının önünde oturan bir kadını yine elle taciz etti. Kadının bağırması üzerine, kaçmaya başlayan şüpheli bu kez sokak başlarında nöbet tutan kadınlar tarafından sıkıştırıldı. Mahalleli tarafından yakalanan şüpheli bir evin bahçesine getirilerek üzerine demir kapı kilitlendi. İhbar üzerine sokağa gelen polis ekipleri, şüpheliyi gözaltına alarak polis aracına bindirdi. Kadınların tepki vermesi üzerine, polis şüpheliyi karakola götürdü. Sokakta toplanan kadınlar, "Bu kişi, belli aralıklarla mahallede toplanarak bizleri taciz ediyor. Kimi zaman yarı çıplak geziyor. Bizlere uygunsuz tekliflerde bulunuyor. Çocuklarımızı dışarı çıkartamaz olduk" dedi. Şüpheliden şikayetçi olan kadınlar ifadeleri alınmak üzere polis merkezine götürüldü.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Görüntü Dökümü
------------------------
Polis aracının içinde tacizle suçlanan adam
Kadınlarla röp
Kadınların polis aracına binmesi
Polis aracının gidişi

SÜRE: 02'27'    BOYUT: 271 MB

Haber: -Kamera: Çağlar ÖZTÜRK/ADANA,

=======================================================

2)GAZİPAŞA'DA EV YANGINI

ANTALYA'nın Gazipaşa ilçesinde tek katlı evde çıkan yangında eşyalar kullanılamaz hale geldi.
Gazipaşa'ya bağlı Koru Mahallesi Cumhuriyet Caddesi'nde dün saat 22.00 sıralarında Kamil Buçak'a ait tek katlı evde, bilinmeyen nedenle yangın çıktı. A.Y. ve ailesinin bulunmadığı sırada çıkan yangını gören çevredekiler itfaiye ve polise haber verdi.
Kısa sürede yangın yerine ulaşan Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Gazipaşa İtfaiye Birimi ekipleri alevlere müdahale etti. Polis, olay yerinde güvenlik çemberi oluşturdu. Evde birinin olma ihtimaline karşı ekipler kapıyı kırıp, içeri girdi. Boş olduğu anlaşılan evdeki yangın yaklaşık 1 saatlik uğraş sonucunda söndürüldü. Yangında evdeki eşyaların çoğunluğu yanarak kullanılamaz hale geldi.

Görüntü Dökümü
---------------------------
İtfaiye aracı
İtfaiye erlerinin yangına müdahalesi
İtfaiye erlerinin eve girişi
Soğutma çalışması
Genel ve detay görüntüler
260 MB/// 02.22"

HABER- KAMERA: Yücel BULUT/GAZİPAŞA(Antalya),

=====================================================

3)PATARA TELSİZ İSTASYONU'NDA TARİH YENİDEN CANLANDIRILDI

ANTALYA'nın Kaş ilçesindeki Patara Antik Kenti'nde bulunan ve Osmanlı'dan Türkiye'ye aktarılan Patara Telsiz İstasyonu'nun açılışının 113. yılı dolayısıyla etkinlik yapıldı. Etkinlikte, Türkiye ve 1906 yılında başlayan Osmanlı telsizciliği 'TC113PTR' çağrı koduyla dünyada tanıtıldı. Kaş'ta bulunan Likya Birliği'nin başkenti Patara Antik Kenti'nde, Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne aktarılan bir kültür ve tarih mirası olan Patara Telsiz İstasyonu'nun açılışının 113. yılı dolayısıyla etkinlik yapıldı. Antalya Valiliği öncülüğündeki etkinliğe Vali Münir Karaloğlu, AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Halil İnal, İl Jandarma Alay Komutanı Tuğgeneral Tekin Aktemur, İl Emniyet Müdürü Mehmet Murat Ulucan, İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Acar, İl Sağlık Müdürü Ünal Hülür, Kaş Kaymakamı Ulaş Akhan, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal, Kaş Belediye Başkanı Mutlu Ulutaş, Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü ve Patara Kazıları Başkanı Prof. Dr. Havva İşkan Işık, eski Kazı Başkanı Prof. Dr. Fahri Işık, Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti Genel Başkanı Aziz Şaşa, Patara Muhtarı Arif Otlu, kazı ekibi, Türkiye'nin çeşitli illerinden gelen amatör telsizciler ve vatandaşlar katıldı.
SERGİLER AÇILDI
Likya Birliği meclis binasında düzenlenen açılışın ve konuşmaların ardından Antalya Büyükşehir Belediyesi Bandosu, Osmanlı marşlarından oluşan bir konser verdi. Ardından etkinlik alanına geçildi. Burada Patara Likyalı Yörükler Halk Oyunları ekibi, Teke yöresi halk oyunlarını oynadı. Etkinlik alanında 'Patara Gelemiş- Derne ( Libya'da) telsiz istasyonları fotoğraf sergisi', 'Geçmişten günümüze telsiz cihazları sergisi' ve 'Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Sergisi' açıldı.
TÜM DÜNYADA TANITILDI
Osmanlı'nın ilk telsiz istasyonu kalıntılarının yanındaki alanda kurulan çadırlarda ise Türkiye'nin çeşitli illerinden gelen 20 amatör telsizci, haberleşme etkinliği gerçekleştirdi. Dünyanın 100 ülkesiyle haberleşme yapıldı. Haberleşme etkinliğinde Türkiye ve 1906 yılında başlayan Osmanlı telsizciliği 'TC113PTR' çağrı koduyla tüm dünyada tanıtıldı. Antalya Valisi Münir Karaoğlu kurulan telsiz merkezinden AFAD Merkezi'ne bağlanarak iletişim sağladı ve Patara'dan AFAD Merkezi'ni selamladı.
Patara Telsiz İstasyonu, Anadolu'da Osmanlı İmparatorluğu tarafından Alman bir firmayla (Telefunken) yapılan anlaşma sonrası kurulan ilk telisiz istasyonudur. Osmanlı İmparatorluğu Afrika'daki topraklarıyla iletişim sağlamak için biri Patara'da, diğeri bugün Libya topraklarında bulunun Derne'de iki telsiz istasyonu kurdu. İstasyon, İtalya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında patlak veren Trablusgarp Savaşı'nda, 1911 yılında İtalyanlar tarafından bombalandı. Trablusgarp Savaşı sırasında Patara'nın karşı istasyonu olan Derne'deki telsiz istasyonunun komutanı Mustafa Kemal Atatürk'tü.
'IŞIK SAÇMAK İÇİN ÖNCE YANMAK GEREKİR'
Patara Kazıları Başkanı Prof. Dr. Havva İşkan Işık, "İlk kez geldiğimizde henüz bozulmamış bir kumsal ile muazzam bir kütle, kalıntıların üstünü örten yeşil yorgandan ibaretti Patara. İşte tam da bu nedenle 'Likya'nın uyuyan güzeli' denmişti Patara'ya. Uzun bir bekleyişten sonra kurucu kazı başkanımız Fahri Işık'la bilim girdi Patara'ya. 1988'de uyuyan güzel, uyanmaya başladı. Tam 31 yıldır bu yüce ulusun bilim insanları, öğrencileri ve işçileri bu kutsanmış toprağın değerlerini ortaya çıkarmak için alın teri döküyor. Bunu hiçbir karşılık beklemeden sevgiyle ve adanmışlıkla yerine getiriyorlar. Mevlana'nın sözü 'Işık olmak kolay değildir. Işık saçmak için önce yanmak gerekir.' Biz hiçbir kazının tek başına kazı başkanın başarısı olabileceğini, olamayacağını bilenlerdeniz. Onu için ekip diyoruz. Ekip her şeydir" dedi.
'YAPILAN İŞLERİ ÇOK RAHATLIKLA ELEŞTİREBİLİYORLAR'
Vali Münir Karaloğlu, "Antalya, Akdeniz, Anadolu birçok medeniyetlere ev sahipliği yapmış, insanlık tarihi bakımından önemli mekanlar. Likya Medeniyeti'nin başkentliğini yapmış önemli bir bölgedeyiz. Biz şu anda bu toprakların sahibi, bu topraklarda var olan bütün kültür ve medeniyetten söz ediyoruz. Hepsi bizimdir. Hepsini korumak, hepsini gelecek nesillere aktarmak bir insanlık görevidir. Zor işler olsa da bunları yapmaya devam edeceğiz. Maalesef bu işlerden anlayan, anlamayan herkes konuşuyor. Öyle problemimiz var. Türkiye'de herkes arkeolog, herkes restoratör, herkes mimar. Bu yılki kesmiş olduğu taşla 2 bin yıl önce kesilmiş taşın aynı renk olması gerektiğini düşünecek kadar bilgiden yoksun insanlarımız var. Maalesef yapılan işleri çok rahatlıkla eleştirebiliyorlar. Emeğe saygı duymadan. Ne yapalım? Biz doğru bildiğimiz yolda ilerlemeye devam edeceğiz" diye konuştu.
'HER ŞEYİYLE BİZİMDİR'
Osmanlı'nın 'hasta adam' dendiği, artık yavaş yavaş tarihten çekilmek üzere olduğu bir dönemde günün son teknolojisini uygulayabilecek, takip edilebilecek bir ülke olduğunun buradaki istasyonla anlaşıldığını vurgulayan Vali Münir Karaloğlu, şöyle dedi:
"Onun için arkadaşlar ne olur tarihimizden de insanımızdan da medeniyetimizden de bahsederken, çekinerek bahsetmeyin. Bu millet her çağda şanın gerekleri neyse onun peşinde olmuştur. Dünde öyleydi, bugün de böyle. Bugün de biz 4.5G teknolojisine, 5G teknolojisine en erken geçen ülkelerden değil miyiz? Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişi anlatırken ille de Osmanlı'yı kötülemek zorunda değiliz. Osmanlı kendi yaşamını tamamlamıştır. Tarih sahnesinden çekilmiştir. Ama her şeyiyle bizimdir. Onu sahiplenmek bizim görevimizdir. O gün en son teknoloji olan telsiz telgrafın bir istasyonu burada, bir istasyonu Derne'de. Orası burayla haberleşebiliyor. Burası Payitahtla, İstanbul'la haberleşiyor. Nerdeyse bugün bizim cep telefonu haberleşmesine benzer, belki Mors alfabesini kullanıyor. Ama bir telekomünikasyon var. Çağının gerektirdiği haberleşme sistemi kurulmuş. Trablusgarp'la İstanbul'u birbirine bağlama o gün için çok önemli bir olaydı."

Görüntü Dökümü
------------
Eski telsiz istasyonu ve yatakhane binasından bölümler
Valinin gelişi
Tören, bandonun konseri ve folklor gösterisi
Telsiz haberleşmesi
Telsiz istasyonu kazısından çıkanlar ve sergiler
Valinin AFAD merkeziyle telsiz konuşması
Konuşmalar
392 MB/// 12.19"

HABER- KAMERA: Ahmet ACAR/KAŞ (Antalya),

====================================================

4)ZİRVEYE 60 METREKARELİK TÜRK BAYRAĞI ASIP, 30 AĞUSTOS'U KUTLADILAR

AFYONKARAHİSAR'ın Sandıklı ilçesinde Doğa Sporları Grubu üyeleri Akdağ'ın zirvesi olan 2400 rakımlık noktaya 60 metrekarelik Türk bayrağı asarak 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutladı.
Sandıklı'da faaliyet gösteren ve her hafta doğa yürüyüşleri gerçekleştiren 20 kişilik Doğa Sporları Grubu bu hafta Akdağ'a 10 saatlik bir yürüyüş düzenledi. Zorlu bir yürüyüşle Akdağ'ın zirvesi olan 2400 rakımlı noktaya ulaşan grup 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutlamak için zirveye 60 metrekarelik Türk bayrağı astı. Sandıklı ve Çivril ilçelerinden görülebilecek büyüklükteki Türk bayrağını açmadan önce saygı duruşunda bulunup, İstiklal Marşı'nı okuyan grup, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve şehitleri andı. Kayalara bağladıkları ipe bayrağı asan grup daha sonra hep birlikte "30 Ağustos Zafer Bayramı'mız kutlu olsun" diye bağırdı.

Görüntü Dökümü
------------------------
Akdağ'ın zirvesine asılan dev Türk bayrağı dalgalanırken görüntü
Dev Türk bayrağıyla grup İstiklal Marşı okurken
Akdağ'ın zirvesinde asılan Türk bayrağı karşı noktadan görüntü
Grubun selfie çekerek 30 Ağustos'u kutlaması

225 MB/// 02.02
HABER- KAMERA: Ahmet DAĞLI/SANDIKLI (Afyonkarahisar),
====================================================

5)TURİSTLERİN YENİ GÖZDESİ ELEVİT YAYLASI

KARADENİZ Bölgesi'ni her yıl binlerce yerli ve yabancı turist ziyaret ederken, huzur, sessizlik ve yeşil doğayı arayanların yeni adresi Elevit Yaylası oluyor. Kaçkar Dağları'nın eteklerinde  deniz seviyesinden 1800 metre yükseklikteki yayla, yeşil doğası, endemik bitki örtüsü ve faunasıyla, ziyaretçilerinin ilgi odağı oluyor..
Karadeniz'de Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından koruma öncelikli 200 ekolojik bölge arasında gösterilen Fırtına Vadisi'nin geçilerek ulaşıldığı Çat Vadisi'nde, Kaçkar Dağları'nın eteklerinde yer alan 1800 rakımlı Elevit Yaylası, bölgeye akın eden yerli ve yabancı turistlerin yanı sıra doğa tutkunların yeni gözdesi oluyor. Yayla, dağlar arasında barındırdığı doğal yeşil güzellikleri, endemik bitki örtüsü ve faunasıyla, ziyaretçilerinin ilgi odağı oluyor. Rize kent merkezine 100 kilometre mesafede, Çamlıhemşin ilçe merkezine 35 kilometre uzaklıkta yer alan yayla, muhteşem doğa ve temiz havasıyla ziyaretçilerini etkiliyor. Bölgeye yoğun ilgi gösteren turistler, özellikle turizm merkezleri Ayder ve Uzungöl ilk tercihleri olurken, son dönemde ise bu yoğunluk çevre illerdeki yaylalarda yaşanıyor. Turizm merkezlerinde biri olmaya aday olan Elevit Yaylası; ziyaretçilerine sessizlik, huzur ve dinginlik vaat ederken, yeşil bitki örtüsünün içinde akan dere, bölgede açan çeşitli çiçekler ve ahşap mimarideki evleriyle de, foto safari meraklılarının da uğrak yeri oluyor.
'ELEVİT YAYLASI'NIN DOĞASI BOZULMAMIŞ'
Manisa'dan geldiği Rize'de geldiği Elevit Yaylası'na hayran kalan Diş Doktoru Berkay Bozca, "Elevit Yaylası'nı tercih ettik, çünkü buranın doğası bozulmamış. Mükemmel eski yapıyı koruyan farklı bir doğası var. Havası tok insanı rahatsız etmiyor. Serin hava, yeşilin bin bir tonu olan buraya Hayran kaldık. Diğer kalabalık yaylaların düzeni ile oynamışlar burası ise özgünlüğünü koruyor. Manisa'dan arkadaşlarla geldik. Ne kadar anlatsak boş kalır sanırım gelip görmek lazım. Biz gelip gördük çok beğendikö dedi.
'KENTE YANIP PİŞTİK, YAYLAYA KOŞTUK'
Elevit Yaylası'nı fırsat buldukça gezmeye geldiklerini anlatan Gönül Sarı, "Yayla sakin çok güzel havası suyu temiz. İsteyen ağaçlardan çam sakızı alabilir, isteyen piknik yapabilir, dereye girilebilir, üst yaylalara yürünebilir. Merkezde kentte yanıp piştik o yüzden yaylaya koştuk. Burada hiç ter buhar rutubet yok. Denildiği gibi 'terk edin şehirleri yaylalara çıkalım' bende öyle yapıyorumö diye konuştu.
'STRES YAŞAYANLARA TAVSİYE EDİYORUM'
Yaylada gezip vakit geçirenlerin huzur bulup sakinleştiğini, stresten uzaklaştığını kaydeden Hüseyin Özdemiroğlu ise "Elevit Yaylası sakin her daim yüzün gülebileceği bir yer. Enerji sağlık huzur bol bir yer. Şehir deki streste yaşayan insanlara tavsiye ediyorum buraya gelsinler. İnanın bir yıl iki yıl en stresli işte çalışsanız bile burada tüm sıkıntınızdan kurtuluyorsunuzö diyerek herkesi yaylayı yakından görüp ziyaret etmeye davet etti.

Görüntü Dökümü
------------------------
-Elevit Yaylasının drone görüntüleri
-Yayladan detay görüntüler
-Turistlerin görüntüleri
-Turistlerle röportaj

BOYUT: 628 MB
HABER KAMERA:  Aytekin KALENDER/RİZE,

===============================================

6)BABADAĞ DOĞAL STÜDYO HALİNE GELDİ

DENİZLİ'nin Babadağ ilçesinde, turizm potansiyeli oluşturmak amacıyla 2 yıl önce 100 evin dış cepheleri, orijinaline uygun olarak restore edilip, çeşitli renklere boyandı. Rengarenk evler ise zamanla, fotoğrafçılar için doğal stüdyo haline dönüştü.
Babadağ Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (BASİAD) öncülüğünde; Pamukkale Üniversitesi ve Babadağ Belediyesi tarafından 'Turizm Yolunda Babadağ' projesi hayata geçirildi. Projeyle ilçede turizm potansiyeli oluşturmak için 100 evin dış cepheleri, orijinaline uygun olarak restore edilip, çeşitli renklere boyandı. İlçenin girişindeki Mehmet Özer Caddesi'nde 100 evin boyanmasıyla cadde rengarenk hale döndü. Gökkuşağını andıran cadde özellikle fotoğrafçıların ilgi odağı haline geldi. Yeni evlenen çiftler, gelinlik ve damatlıkla doğal stüdyoya dönen caddeye gelip, rengarenk evlerin önünde hatıra fotoğrafları çektirmeye başladı.
CADDEDEKİ TÜM EVLER BOYANACAK
Babadağ Belediye Başkanı CHP'li Atlı Atlı, amaçlarının caddedeki tüm evleri boyamak olduğunu belirterek, "İlçemizin girişi olan Mehmet Özer Caddesi'nde tarihi bir doku var. İki yıl önce 100 evin boyanması için çalışma yapıldı. Amaç evlerin dış cephelerinin yenilenmesi ve farklı görümüne kavuşmasıydı. Evlerin boyanmasıyla cadde doğal stüdyoya dündü. Ciddi anlamda farklılık yaratıyor. Evlerin farklı renklerle boyanması büyük ilgi çekiyor. Yerli ve yabancı turistler, fotoğraf çektirmek için ilçemize geliyor. Bu çalışmayı biz devam ettirmek istiyoruz. Valilikle yapmak istediğimiz bir projeyle, caddedeki tüm evleri restore ederek boyayacağız. Evlerin balkonlarının başta olmak üzere uygun şekilde restore edip, çiçeklerin sallandırıldığı renkli evler yapmak istiyoruz. Amacımız, ilçemizin ana hattı olan bu caddedeki tüm evleri rengarenk hale getirmek" dedi.
Fotoğraf çektirmek için ilçeye gelen yeni evli Burak-Güzide Köksal çifti, renkli evlere hayran kaldıklarını, düğün fotoğrafı için Babadağ ilçesini tercih ettiklerini söyledi. Çiftlerin ve sünnet olan çocukların renkli evleri tercih ettiğini ifade eden fotoğrafçı Serkan Ekiz ise, "Renkli evlerin önünde fotoğraf çekmek çok keyifli. Pastel renkler, fotoğraflarda da güzel çıkıyor. Yeni evlenen çiftler, burada çekilen fotoğraflara hayran kalıyorlar. O yüzden çekimlerde burayı tercih ediyoruz" dedi.
Caddedeki renkli evlerden birinde oturan Mehmet Cengiz Yılmaz, evlerin boyanmasıyla ilçeye ilginin arttığını belirterek, "Caddemiz çok güzel oldu. Ama çoğu evin işi boş, gençler şehirlere gidiyor. Evlerde sadece yaşlılar kaldı. Caddemiz renklenince gelin ve damatlar buraya gelip, fotoğraf çektiriyor" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
------------------------
Caddedeki renkli evlerden görüntü
Fotoğraf çektirenlerden detay
Babadağ Belediye Başkanı Ali Atlı'nın konuşması
Burak-Güzide Köksal çiftinin konuşması
Fotoğrafçı Serkan Ekiz'in konuşması
Mehmet Cengiz Yılmaz'ın konuşması

(Haber: Ramazan ÇETİN- Kamera : Deniz TOKAT/DENİZLİ,

===============================================

7)DOMATESİ BIRAKIP EJDER MEYVESİ YETİŞTİRMEYE BAŞLADI

MUĞLA'nın Ortaca ilçesinde, 2 yıl önce domates ekmekten vazgeçip, bölgede ilk kez ejder meyvesi fidanı diken çiftçi Mehmet Bulut'un (55) yüzü güldü. Ürünün bugüne kadar hiç elinde kalmadığını belirten Bulut, "Ejder meyvesi üretiminden memnunuz. Masrafı çok fazla değil ve bakımı kolay bir şekilde yapılıyor" dedi.
Avrupa'da 'ananasın krallığına son veren meyve' olarak anılan ve Türkiye'de bazı yerlerde ekilmeye başlanan ejder meyvesi, Muğla'nın Ortaca ilçesinde de üretildi. Örtü altı sebze üreticiliği yapan Mehmet Bulut, maliyetlerin yüksek olması nedeniyle 2 yıl önce serasındaki domateslerin yerine ejder meyvesi fidanı dikti. Bulut, 2 dönümlük serasındaki dikili 1800 ağaçta olgunlaşan meyvelerin hasadına başladı. Anavatanı Vietnam olan meyve, ilaç sanayinin yanı sıra dondurma ve salata yapımında da kullanılıyor. Ağırlığı 300 gram ile 1 kilo arasında değişen tropikal meyve, narenciye ve sebze üretimine alternatif ürün olarak tercih ediliyor. Yetiştirilme aşamasında kimyasal gübre, ilaç kullanılmaması ve yüksek getirisi sebebiyle üreticilerin tercih ettiği ejder meyvesinin tanesi 15 ila 20 lira arasında satışa sunuluyor.
Muğlalı çiftçi Mehmet Bulut, 40 yıl domates üreticiliği yaptıklarını belirterek, "Domatesin masrafları ağırdı ve bizi sıkıntıya sokmaya başladı. 3 yıl önce Mersin'de, Mehmet Tanrıverdi'nin ejder meyvesini ürettiğini öğrendim. Kendisiyle telefonla irtibata geçtim. Aldığımız olumlu cevap sonrası biz de harekete geçtik. 2 dönüm alanda üretim yapıyoruz. Mayıs ayında tomurcuklanma başladıktan 2 ay sonra meyveler hasada uygun hale geliyor. Yılda 8 kez ürün verebiliyor. Temmuz ayının başından aralık ayının sonuna kadar hasat yapılabiliyor. Ürünümüz şu ana kadar hiç elimizde kalmadı. Ejder meyvesi üretiminden memnunuz. Masrafı çok fazla değil ve bakımı kolay bir şekilde yapılıyor" dedi.
Mehmet Bulut'un eşi Emine Bulut (49) da, ejder meyvesindeki kazançtan memnun olduklarını söyledi.

Görüntü Dökümü
------------------------
Ejder meyvesi serasından genel görüntü
Ejder meyvelerinden görüntü
Ejder meyvesinin bıçakla kesilirken görüntüsü
Çifti Mehmet Bulut ve eşi Emine Bulut'un görüntüsü
Çiftçi Mehmet Bulut ile röp.

(Haber- Kamera: Cavit AKGÜN/ MUĞLA,DHA)



Haber Yayın Tarihi: 01.09.2019 10:26 Kaynak: DHA



Arkasından tuvalet kağıdı sarkan kadının videosu olay oldu
"Nasıl çektirmek istersiniz?" sorusunu duyunca fotoğrafçıyı kurşuna dizdi ABD Başkanı Donald Trump: Erdoğan ile arkadaş olduk