Son Dakika Haberleri: Dha Yurt Bülteni-6

Dha Yurt Bülteni-6

12 ay önce

(ÖZEL)1)TÜRKİYE'DEN SINIR ÖTESİ YARDIMDÖNEMİN Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin, 14 Kasım 1944'te, bugün Gürcistan sınırlarında kalan Ahıska bölgesinde sürgüne gönderdiği Ahıska Türkleri topraklarına dönmeye başladı.

Dha Yurt Bülteni-6, System.String[]
(ÖZEL)

1)TÜRKİYE'DEN SINIR ÖTESİ YARDIM

DÖNEMİN Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin, 14 Kasım 1944'te, bugün Gürcistan sınırlarında kalan Ahıska bölgesinde sürgüne gönderdiği Ahıska Türkleri topraklarına dönmeye başladı.Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Gürcistan'a dönen Ahıska Türkleri'ne yönelik Tarımsal Kalkınma Projesi uygulamaya konuldu. Vatanlarına 70 yıl aradan sonra dönmeyi başaran yaklaşık 34 ailenin 17'sine sera kuruldu, 20 aileye ise 10'ar kovan arı desteğinde bulunuldu. Türkiye'nin Gürcistan'a açılan Türkgözü sınır kapısına 14 kilometre uzaklıktaki Ahıska bölgesinde bugünlerde mutlu bir hareketlilik görülüyor. 1999 yılında Gürcistan'ın Avrupa Konseyi'ne üye olurken Ahısta Türkleri'ne dönüşlerine izin verilmesi nedeniyle özellikle Kazakistan, Rusya, Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkiye'de yaşayan Ahıska kökenli Türkler, ata topraklarına dönmeye başladı. Ahıska Bölgesi'nde yaşayan arsa sahibi ailelere ekonomik destek sağlamak ve aynı zamanda bölgede yaşayan diğer etnik kimliklere sahip insanlarla daha kolay entegrasyon sağlamaları için, TİKA tarafından hazırlanan proje kapsamında bölgedeki 17 Ahıskalı Türk ailelere 150 metrekarelik sera ile 20 aileye de arı desteğinde bulunuldu. Çifçilik yaptığı Azerbaycan'dan 2005'de Gürcistan'ın Abastuman'a gelen 3 çocuk babası Behsetov, şöyle dedi: "Türkiye'dan Allah razı olsun. Kendi dertlerini bırakıp bizim dertlerimizle uğraşıyor. Bize destek veriyor. Önceden yaklaşık 10'ar kovan arı verdiler. Daha sonra da sera kurdular. Çok mutluyuz. İnsanın kendi öz vatanında olmasından daha iyi bir şey olamaz."  Babası Seyfettin ve kardeşleri ile birlikte 2009'da Azerbaycan'dan Vale kasabasına gelerek yaşamaya başlayan Hanzede Dursunov ise, "TİKA daha öncede evimizi yaptı. Ardından sera  ve arı verdiler. Bundan başka ne isteyebiliriz ki? Allah Türkiye'yi başımızdan bozmasın" dedi.

SÜRGÜN

Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin, 14 Kasım 1944'te, bugün Gürcistan sınırlarında kalan Ahıska bölgesindeki yaklaşık 200 köyde oturan Türk kökenli halkı, trenlerle Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'a sürgün etmişti. Yaklaşık 30 gün süren tren yolculuğu sırasında 86 bin kişiden 17 bini açlık, hastalık ve soğuktan hayatını kaybetmişti. Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'a yerleştirilen Ahıska Türklerinin, bulundukları yerden ayrılmalarına ve yakınlarını ziyaret etmelerine 1956'ya kadar izin verilmemişti. Orta Asya'ya yerleştirilen, 'Osmanlı Türkleri' olarak da bilinen Ahıska Türkleri'nin, Stalin'in ölümünden sonra ana yurtlarına dönmek için yaptığı girişimler sonuç vermemişti. Bugün 500 bine yakın Ahıska kökenli Türk'ün, Kazakistan, Rusya, Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye, ABD ve Ukrayna'da yaşadığı tahmin ediliyor.

Görüntü Dökümü

-------------------------- 

TİKA amblemi

Sera içerisinde uğraşması

Seranın içinde ve dışında konuşan Ahıskalı Türk Nabi Merdaliyev

Seralar ve arılar

Hüseyin Behsetov'un konuşması ve arıların kapağını açması

Vale kasabası tabelası

Hanzeda  Dursunov'un konuşması

Detaylar

(Haber-Kamera: Alper TURGUT/ POSOF(Ardahan),

======================================================

(ÖZEL)

2)CENAZELER, 600 YILDIR TEK MUSALLADAN KALKIYOR 

TOKAT'ın Zile ilçesinde cenazeler Uzun Çarşı içerisinde bulunan ve yaklaşık 600 yıl önce yapılan musalladan kaldırılıyor.   Tokat'ın Zile ilçesinde Uzun Çarşı içerisinde bulunan ve yaklaşık 600 yıl önce yapılan musalla bölümü ilginç hikayesi ile dikkat çekiyor. İlçe genelinde 55 cami bulunmasına rağmen, hayatı kaybeden kişilerin cenaze namazı 600 yıldır bu musallada kılınıyor. Geleneksel hale dönüşen uygulama ile cenaze namazlarına daha fazla kişinin katılması sağlanarak, dayanışma artırılıyor. 1950'li yıllara kadar bulunan musalla taşları yaprınma nedeni ile kaldırılıp yerine demirden yapılanları yerleştirildi. Ancak cenaze namazları için kullanılan musalla alanı değişmedi.

'CAMİLERDE CENAZE NAMAZI KILINMIYOR'

Zile Belediye Başkanı Lütfi Vidinel, bu uygulamanın yaklaşık 600 yıldır devam ettiğini söyledi. İlçede bulunan 55 camide cenaze namazı kılınmadığını söyleyen Başkan Vidinel, "En ücra mahallelerimizdeki cenaze bile buraya getirilir, halkın katılımıyla burada cenaze namazı kılınır. Çünkü ilçemizde yaşayan insanlar birbirleri ile akraba ve eş dost, herkes birbirini iyi tanır. Yüzyıllar öncesi iletişim şu anki gibi değil. İnsanların birbirlerinden haberdar olmaları adına mahalle camilerinden kılınıp götürülmesine insanlar karşı çıkmış ve tüm cenazeler buraya getirilmiş. Bu gelenek günümüze dek devam etmiş. Burada cenaze namazlarımız kılınır." dedi.

'ÇARŞI ESNAFI, TABUTTAN TUTARAK TAŞINMASINA YARDIMCI OLUR'

Burada kılınan cenaze namazına camilerden çıkan insanların yanı sıra çarşı esnafının da katıldığını belirten Başkan Vidinel şöyle dedi:  

"Cenazelerimiz Uzun Çarşının baş tarafından ellerde musallaya getirilir. Sevabından istifade etmek isteyen çarşı esnafı, tabutun ucundan tutarak taşınmasına yardımcı olur. Bir de bizim farklılığımız şu. Hoca efendi cemaate 'Nasıl bilirsiniz' diye sormaz. 'Ne dersiniz' diye sorar. Cemaat de 'Allah rahmet eylesin' der. Normalde 'iyi biliriz' denilir. Fakat cemaat içerisinde o vefat edeni tanımayanlar var. Bundan dolayı ' Ne dersiniz' diye sorulur 'Allah rahmet eylesin' denilir. İlçemizde cemevlerinde de program yapılır. Ancak programdan sonra cenazelerimiz buraya gelir. Burada cenaze namazı eda edilir. ve ondan sonra mezarlığa defnedilir." 

Yunus Emre Mahallesi Muhtarı Mehmet Narin, ilçede hiçbir cenaze namazının camilerden kalkmadığını belirterek, "Musallanın merkezde olmasından dolayı vatandaşlar cenaze namazına katılmak için daha hızlı iletişim kuruyorlar. Camilerden çıkan vatandaşlarımız, esnaflarımız herkes burada cenaze namazına katılır" dedi.

45 yıllık çarşı esnafı Ahmet Korkmaz ise tüm cenazelerin buradaki musalladan kalktığını,  esnafların da cenaze namazına katıldıklarını söyledi.

Görüntü Dökümü:

----------------------

-Musalla alanından görüntüler

-Boş hali

-Cenaze namazı kılınması

-Cenazenin götürülüşü

-Başkan Vidinel'in konuşması

-Mahalle muhtarının açıklaması

-Esnafların konuşması

Haber-Kamera: Fatih YILMAZ/TOKAT,

(387 mb)

(SÜRE: 5,26 DK) (SÜRE:  327 MB)

===========================================================

3)RİZE'DE AÇILDI, TÜRKİYE'NİN EN FAZLA TÜR BARINDIRAN BALIK MÜZESİ OLDU 

RİZE'de, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Su Ürünleri Fakültesi bünyesinde kurulan ve 350 farklı türü barındıran müze, Türkiye'nin en fazla tür barındıran balık müzesi haline geldi.  RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi bünyesinde 15 yıldır sürdürülen saha çalışmalar ile toplanan balık türlerinin yer aldığı müze kuruldu. Müzede, özel ışıklandırmalı akvaryumlarda yer alan canlı balıkların yanı sıra kavanozlarda çeşitli balık türleri sergileniyor. Türkiye'nin en fazla tür barındıran balık müzesinde 350 farklı tür yer alıyor. 250 tatlı su balık türü, 60 deniz balık türü, ve 10 çeşit omurgasız canlıların yer aldığı müzede yunus, köpekbalıkları, ahtapotlar gibi canlılarda yer alıyor. Balıklar arasında Türkiye'ye özgü 150 endemik tür ile RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi'nin literatüre kazandırdığı 35 balık çeşidi yer alıyor. Yeniden dizayn edilen balık müzesi ziyarete açıldı. 

'GÖRSEL BİR ORTAM İMKANIMIZ OLDU'

RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Araştırma Görevlisi Cüneyt Kaya, 350 farklı balık türünü barındıran Türkiye'nin en fazla türe sahip balık müzesini oluşturduklarını belirterek bu çalışmanın 15 yıllık bir geçmişi olduğunu anlattı. Kaya, "350 tür balığın 150'ye yakını ülkemiz için endemik olması ve 35 tanesinin de fakültemizdeki öğretim elemanlarının tanımlaması nedeniyle son derece önemli. Fakültemiz tarafından tanımlanan türlerin 10 tanesi 'kırmızı benekli alabalık' denilen doğal alabalıklar. Diğerleri de sazangiller ve kaya balıkları gibi su canlıları. 2-3 yıl öncesine kadar müzemiz bugünkü kadar modern ve güzel değildi. Rektörümüzün desteğiyle şu anda hem bilimsel hem de görsel bir ortam oluşturma imkanımız oldu"  dedi.

MÜZEYE YOĞUN TALEP

Sivil toplum örgütlerinin, öğrencilerin ve vatandaşların müzeyi ziyaret ettiğini kaydeden Kaya, şöyle dedi:  "Ziyaret için birçok talep alıyoruz. Buraya gezmeye geliyorlar, bizde ülkemizde endemik olan yeni türleri onlara tanıtma imkanı buluyoruz. Tatlı su balıkları olarak yaklaşık 250 tane türümüz var. Deniz balıklarından 60'ın üstünde türümüz var. 10 çeşitte omurgasız canlılarımız var. Yunuslar, köpekbalıkları, ahtapotlar gibi canlılar müzede yer alıyor"

Görüntü Dökümü

-------------------

-Müze detayları

-Balıklardan detaylar

-Akvaryum balık detayları

-Araştırma Görevlisi Cüneyt Kaya ile röp. 

 Haber-Kamera: Aytekin KALENDER RİZE-DHA

======================================================

4)UZMAN ÇAVUŞ VE KÖYLÜLER KULLANILAMAZ HALDEKİ OKUL BİNASINI ANASINIFINA DÖNÜŞTÜRDÜ

ZONGULDAK'ın Gökçebey ilçesi Bakiler köyünde, uzun yıllardır atıl durumda bulunan eski ilkokul binası, kaymakamlık, ilçe milli eğitim müdürlüğü ve köylülerin yardımıyla 3 ayda 11 öğrencinin eğitim gördüğü anasınıfına dönüştürüldü. Köyüne izne geldiğinde okulun yapımına destek olan Uzman Çavuş Erdem Başbakıcı, Suriye'de birlikte görev yaptığı arkadaşlarından topladığı paralarla anasınıfının araç ve geçerlerini temin etti. Gökçebey'e 4 kilometre uzaklıkta bulunan Bakiler köyünde bulunan eski ilkokul binası 25 yıl önce köyde yeterli öğrenci bulunmadığı için kapandı. Bir süre sonra eski okulun karşısına yeni bir ilkokul binası yapılarak eğitime devam edildi. Atıl duruma düşen tek katlı eski ilkokul binası kullanılamaz hale geldi. Köy Muhtarı Ramazan Ustaoğlu ve köy halkı oldukça kötü durumda olan binayı anasınıfına çevirmeye karar verdi. Gökçebey Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Bakiler köyü Muhtarı Ramazan Ustaoğlu'nun desteğiyle geçen Eylül'de başlanan tadilatta köy halkı inşaat işçileri gibi çalıştı. Kendi traktörleriyle kum taşıyan, çatıyı onarak köy halkı anasınıfını 2 ay gibi kısa sürede tamamladı. Anasınıfı geçen Kasım'da 11 öğrenciyle eğitim ve öğretime açıldı.

UZMAN ÇAVUŞUN DESTEĞİ DUYGULANDIRDI

Suriye'de görev yapan Uzman Çavuş Erdem Başbakıcı da köyüne izne geldiği sırada köylülerin çalışmasını görünce binanın dış cephesini boyayarak destek verdi. Ayrıca görev yaptığı Suriye'deki Uzman Çavuş arkadaşlarından okul için para topladı. Başbakıcı'nın topladığı para ile anasınıfının içindeki oyun masaları, kitaplar, halılar gibi araç ve gereçler alındı.

Okul müdürü Seher Özdin, kullanılmayan eski ilkokul binasının anasınıfına çevrilmesiyle 11 öğrencinin eğitim görmeye başladığını söyledi. Emeği geçenlere teşekkür eden Özdin, "Biz atıl durumdaki binayı kullanamıyorduk. Çatısı akıyordu ve çok kötü durumdaydı. İmece usulü köyümüzdeki insanların yardımıyla ve desteğiyle burası kullanılabilir hale geldi. Anasınıfı olarak 11 öğrencimiz burada eğitim görüyorlar. Köyümüzün sakinlerinden uzman çavuş Erdem Başbakıcı çok destek oldu. Görev yaptığı bölgede topladığı parlarla içindeki eşyaları aldık. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.

KÖYLÜLER EL ELE VERDİ

Bakiler köyü Muhtarı Ramazan Ustaoğlu ise el ele vererek köyün bir ihtiyacını tamamlamanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade ederek, şöyle dedi: "Eski ilkokul binası 40 yıl önce ilkokul olarak kullanılmak üzere yapıldı. 20 yıl ilkokul olarak hizmet verdi. 1990'lı yıllarda öğrenci sayısı düşünce kapandı. Bakım onarım yapılmadığı için atıl durumda kaldı. Köylülerin yardımıyla biraz tamirat yapıldı. Bir ara halk eğitim kursları düzenlendi. Sonra burası kullanılmaz hale geldi. Durumu harabeye dönmüştü. Biz burada öğrenci sayısı yeterli olunca anaokulu olarak kullanılması için çalıştık. Hemen yakınında bir ilkokul var. Tamir etmeye başladık. Halkın, esnafın ve milli eğitimin yardımıyla biz bu binayı tadilat yatık. Traktörle eşya taşıdık. Halk çok destek verdi. Uzman çavuş yeğenim Erdem Başbakıcı yardım topladı. İçindeki eşyaları onun sayesinde aldık. Burada geldi çalıştı. Şimdi modern ve güzel bir okula dönüştürdük."

Görüntü Dökümü:

------------------------------------

-Anasınıfından detaylar

-Öğrencilerin resim yapması ve oynaması

-Muhtar Ramazan Ustaoğlu ile röp.

- Okul Müdürü Seher Özdin ile röp.

-Okulun dışından detaylar

-Okulun eski fotoğrafları

-Uzman çavuşun okulda çalışırkenki fotoğrafı

Dosya Adı: znganasinifi

Süre: (7.35) Boyut: (458 MB)

Haber-Kamera: Gürkay GÜNDOĞAN/ZONGULDAK

===================================================================

5)DOKU KÜLTÜRÜ YÖNTEMİYLE FİRMALARIN KAYIPLARI %10 AZALACAK

ÇANAKKALE Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Ziraat Fakültesinde, TÜBİTAK 1512 destekli 'Bitki Doku Kültürü Yöntemlerine Entegre Akıllı Bitkisel Üretim Kiti Geliştirme' projesiyle geliştirilecek olan prototip cihaz sayesinde doku kültürü yöntemiyle bitki çoğaltımı yapan firmaların üretim kayıplarının %10 azalması hedefleniyor. ÇOMÜ Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Onur Sinan Türkmen'in hazırladığı, 'Bitki Doku Kültürü Yöntemlerine Entegre Akıllı Bitkisel Üretim Kiti Geliştirme' projesi, TÜBİTAK 1512 Bireysel Genç Girişimci (BİGG) Desteği almaya hak kazandı. TÜBİTAK 1512 BİGG destekli, ÇOMÜ Teknopark'ta kurulacak olan özel laboratuarda doku kültürü yöntemiyle üretim yapan firmaların kayıplarının %10'a indirilmesi için özel bir prototip cihaz geliştirilecek. Cihaz ile doku kültürü yöntemiyle bitki çoğaltımı yapan firmaların üretim kayıplarının %10 azalması hedefleniyor.

ÇOMÜ Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Onur Sinan Türkmen, Bitki doku kültürü kayıplarını, akıllı sensör teknolojisi ve su kültürü yöntemiyle %10 azaltmayı amaçladıklarını söyledi. Doku kültürü yöntemi doku parçalarının, besin ve takviyeler içeren steril kaplarda doku ya da organlara yönlendirilmesi ya da çoğaltılması olduğunu belirten Araştırma Görevlisi Dr. Onur Sinan Türkmen, şöyle konuştu: "Bitki doku kültürü yöntemleri tabiat şartlarına bağlı kalmaksızın üretimi ve çoğaltımı gerçekleştirmemize imkan verir. Bitki doku kültürü yöntemleriyle pek çok bitki üretimi söz konusudur. Şeftali, kayısı, elma, erik'in yanında orkide, menekşe, muz gibi pek çok bitki türünde ticari olarak üretim gerçekleştirilebilir. Ülkemizde bitki doku üretim sertifikasına sahip 21 adet laboratuar bulunuyor. Türkiye hacmi 114 milyon TL olduğu tahmin edilmektedir. Bitki doku kültürü yöntemiyle çok hızlı bir üretim söz konusudur. Bir bitkiden yılsonunda 1 milyon bitkinin, fidanın üretilmesi söz konusudur. Bitkilerin üretimi sırasında yoğun nem içerikli ortamdan dışarıya çıkartılması sonucunda fazla bitki kayıpları olduğu gözlenir. Bu kayıp %10 üzerindedir. Biz çalışmamızda bu bitki kayıplarının akıllı sensör teknolojisi ve su kültürü yöntemiyle azaltılmasını ve %10'un altına alınmasını amaç edindik. Bunun için bir ön prototip geliştirdik. Projelendirerek TÜBİTAT 1512 BİGG projesinden destek aldık. Projemiz sözleşme aşamasındadır. Gerçekleştirebileceğimiz %10 verim artışıyla Türkiye'deki bitki doku kültürü sektöründe 12 milyon TL yıllık bir kazanç elde edilmesi ve pazar artışı amaçlamaktayız.ö

Görüntü Dökümü

--------------------------------------

Doku kültürü ve yetiştirme odasından görüntü.

-'Bitki Doku Kültürü Yöntemlerine Entegre Akıllı Bitkisel Üretim Kiti Geliştirme' proje cihazından görüntü.

-Bitki doku kültürü yöntemiyle çoğaltılan bitkiciklerden genel ve detay görüntü.

Onur Sinan Türkmen röp.

Haber-Kamera: Mustafa SUİÇMEZ/ ÇANAKKALE,

============================================================

6)DİYARBAKIR BARO BAŞKANI ÖZMEN: MÜLTECİLER İNSANİ YAŞAM KOŞULLARINA SAHİP DEĞİL

DİYARBAKIR Barosu Mülteci Hakları Merkezi'nce düzenlenen 'Mülteci Hukuku Uzmanlaşma Semineri'nde konuşan Baro Başkanı AHmet Özmen, mültecilerin sığındıkları ülkelerde insani yaşam koşullarına sahip olmadıklarını söyledi.   Diyarbakır Barosu Mülteci Hakları Merkezi tarafından, 'Mülteci Hukuku Uzmanlaşma Semineri' düzenlendi. Diyarbakır'daki bir otelde düzenlenen ve avukatlara mülteci hakları konusunda eğitim verilecek olan seminerin açılış konuşmasını Baro Başkanı Ahmet Özmen yaptı. İşkence, kötü muameleler nedeniyle milyonlarca insanın yurtlarından  kaçmak zorunda kaldığını belirten Özmen, "Ne yazıkki mülteciler gittikleri, sığındıkları, zaruretten kaçtıkları ülkelerde insani yaşam koşullarına sahip değiller. Bunu neredeyse dünyadaki bütün ülkeler açısından söyleyebiliriz. Birleşmiş Milletler'in de bu konuda gerekli önlemleri, tedbirleri almadığını herkes bilir. Biz Diyarbakır'daki mültecilere daha iyi hizmet sunmak, sağlıktan, hukuksal hizmete kadar, mülteci hukuku kapsamındaki hakları kendilerine hatırlatmak ve onları uygulamak adına meslektaşlarımıza bu alanda meslek içi eğitim toplantısı düzenledik." dedi. 

Seminerde katılımcı avukatlara göçmen, mülteci, Türkiye'de Uluslararası Koruma ve Geçici Koruma prosedürleri, Uluslararası Koruma ve Geçici Koruma kapsamındaki kişilerin hak ve yükümlülükleri, Sınır dışı ve idari gözetim kararları, itiraz usulleri konularında eğitim verildi.

Görüntü Dökümü

----------------------------------------

Seminere katılanlar

Başkan Özmen'in konuşması

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Canan ALTINTAŞ-Serdar SUNAR/DİYARBAKIR,

==========================================================

7)UYUŞTURUCU KULLANAN 2 ARKADAŞ BAYGIN HALDE BULUNDU

KARAMAN'da bir inşaatta sentetik uyuşturucu kullandığı iddia edilen Halil İbrahim S. (22) ile Mestan Ş. (19) baygın halde bulundu. Hastaneye kaldırılan Halil İbrahim S.'nin durumunun ağır olduğu belirlendi. Olay, dün saat 23.30 sıralarında Yeşil Ada Mahallesi Mut Caddesi üzerinde yapımı devam eden 4 katlı binanın birinci katında meydana geldi. İddiaya göre, inşaat halindeki binanın birinci katında tuvalete giren Halil İbrahim S. ile Mestan Ş. sentetik uyuşturucu kullandı. İki arkadaş bir süre sonra uyuşturucunun etkisiyle bayıldı. Daha sonra kendine gelen Mestan Ş., sağlık görevlilerini arayarak yardım istedi. İnşaata gelen sağlık görevlileri baygın halde yerde yatan Halil İbrahim S. ve Mestan Ş.'yi ambulansla Karaman Devlet Hastanesi'ne götürdü. Polis olay yerinde yaptığı incelemelerde, tuğlaların arasına gizlenmiş bir miktar sentetik uyuşturucucu ve esrar ele geçirdi. Hastaneye kaldırılan Halil İbrahim S.'nin durumunun ağır olduğu ifade edildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Görüntü dökümü:

-----------------------------------------------

-İnşattan ve polislerden detay

-Olay yeri inceleme ekibinin çalışması

-Delil torbasında uyuşturucular

(Haber-Kamera: Muammer ŞEN/KARAMAN,)

============================================================

8)TİNERLE AKRABASINI GASP ETMEK İSTEYEN ZANLI YAKALANDI

BURSA'da akrabası olan 73 yaşındaki S.K.'yi tiner koklatıp bayıltarak bileziğini gasp etmek isteyen 52 yaşındaki M.D.'nin yakalandı. Mahkemeye çıkarılan M.D.'nin kullandığı tiner  silah kabul edilerek "silahlı yağma suçundanö tutuklandı. 

Olay dört gün önce Merkez Osmangazi ilçesi Dikkaldırım Mahallesinde meydana geldi. Yalnız yaşayan M.D. kimliği belirsiz kişiler tarafından tiner koklatılıp kolundaki bileziği gasp edilmek istendi. S.K.'nin bağırması sonucu zanlı olay yerinden kaçtı. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen polis ekipleri zanlının tiner döktüğü maskelere incelemek üzere el koydu. Daha sonra çevredeki işyerlerinin güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen ekipler  şüphelinin S.K.'nin akrabası olan M.D. olduğunu kendisinde bulunan anahtarla eve girip gasp olayını gerçekleştirmek istediği belirlendi. Ekipler tarafından gözaltına alınan M.D. Cumhuriyet Savcılığı'na sevk edildi. Mahkeme tarafından  tinerin yağma suçundaki silah olarak kabul edilmesi sonucu M.D. "silahlı yağmaö suçundan tutuklandı.

Görüntü Dökümü

--------------------------------------------

-Zanlının güvenlik kamerası görüntüsü

-Zanlının Emniyetten çıkarılması

-Emniyetin görüntüsü

SÜRE: 35 saniye BOYUT: 264 MB

Haber-Kamera: Hüseyin TÜCCAR-BURSA/

===================================================================

9)ANTALYA'YA GELEN TURİST SAYISI, 2017'DE RUSLAR'LA 10 MİLYONU AŞTI

ANTALYA Valisi Münir Karaloğlu, 2017 yılında Antalya ve Gazipaşa havalimanları ile İstanbul'dan transit olmak üzere kente gelen turist sayısını 10 milyon 486 bin 191 kişi olduğunu açıkladı. Rus turistler ise tüm zamanların rekorunu kırdı ve 2017'de yüzde 671 artışla 3 milyon 796 bin turist sayısına ulaştı.

Vali Münir Karaloğlu, 'Turizmin başkenti' Antalya'nın büyük sıkıntıların görüldüğü 2016 yılı ardından yeniden 10 milyon barajının aşıldığı 2017 yılına ilişkin toplam turist rakamlarını Doğan Haber Ajansı'na açıkladı. 2017 yılında Antalya ve Gazipaşa havalimanları ile İstanbul'dan transit olmak üzere kente havayoluyla 184 ülkeden turist geldi.

2017 İLAÇ OLDU

2017 yılının, 2016 gibi sıkıntılı bir yıldan sonra gerçekten ilaç gibi olduğunu belirten Vali Münir Karaloğlu, "2016 yılını çok iyi rakamlarla kapatamamıştık. Hain darbe girişimi, bölgede yaşanan sıkıntılar, savaşlar, 2016 sıkıntılıydı. Dünyada başka bir destinasyonda var mıdır iki yıl arasında bu kadar sıçrama? 2016 yılını 6 milyon 400 bin turistle kapamıştık, 2017 yılını ise 10 milyon 486 bin turistle kapadık" dedi.

YÜZDE 57'LİK ARTIŞ

İki yıl arasındaki artışın yüzde 57 gibi büyük bir oran olduğuna işaret eden Vali Karaloğlu, şöyle dedi:

"Bunu bu şehir başardı, bu şehrin potansiyeli vardı. Bu başarıda şehirdeki kamu yönetimi, yerel yönetimler, özel sektör, sektörün sivil toplumu, kentteki basın-yayın organları olmak üzere herkes üzerine düşeni yaptı. Sektörde çalışan arkadaşlar çok büyük fedakarlıklar gösterdi ve biz 2017'yi iyi bir sonuçla kapadık. Şimdi bu moral ve motivasyonla 2018'e girdik."

2018 HEDEFİ 14 MİLYON TURİST

Bu yılın 2017'den çok daha iyi olacağını öngördüklerine işaret eden Vali Karaloğlu, şöyle konuştu:

"Sektörle bir toplantı yaptık. Hem 2017'yi tartıştık hem de 2018 projeksiyonlarımıza baktık. Ortak kanaatimiz, 2017'ye göre Antalya için en az yüzde 35- 40 bir artışı öngörüyoruz. Bu, ön rezervasyonlara, uçak slotlarına ve hedef pazarlarımızdaki hareketliliğe bakarak çıkardığımız sonuç. İnşallah herhangi bir sorun, sıkıntı yaşamazsak 2018'in sonunda 14 milyonları konuşuruz diye temenni ediyoruz."

RUSLAR BÜTÜN ZAMANLARIN REKORUNU KIRDI

Bu yıl Rusya ve Ukrayna başta olmak üzere Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinde yaşanan rekor artışları da değerlendiren Vali Karaloğlu, Rusya pazarında 2017'de bütün zamanların rekorunun kırıldığını kaydetti. 3 milyon 800 bine yakın sadece Rusya'dan misafir geldiğine değinen Vali Münir Karaloğlu, "Toplantıda bu pazarın 2018'de daha da büyüyeceğini öngördük. Tabi Rusya'nın etkili olduğu hinterlandı var. BDT bölgesi ve o bölgede de geçen sene ciddi bir sıçramamız oldu. Şu anda Antalya'ya en çok turist gönderen ülke Rusya oldu. Antalya'ya gelen toplam turist sayımızın yüzde 40'ını Ruslar oluşturdu, Rusya'dan geldi" dedi.

YENİ PAZAR HEDEFLERİ

Vali Karaloğlu, Rusya-BDT pazarındaki büyümenin iyi olduğunu ama tek pazara bağlı olmayı da çok arzu etmediklerini belirtti. Pazar çeşitliliği konusunda çok ciddi çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Karaloğlu, "Ortadoğu pazarı çok büyüyor. Rakamlar Avrupa ve Rusya kadar büyük olmasa da oransal olarak 2016 ile 2017 rakamlarına bakıldığında çok büyüyor. Bugün hedef ülkeler belirledik. Irak, Ürdün, Lübnan, Suudi Arabistan gibi. 2018'de ve devamındaki yıllarda pazarı çeşitlendirme ve Antalya'daki tek pazarın ağırlığını azaltma noktasında bir gayretimiz olacak. Bunu yaparken rakamı büyüteceğiz. Farklı ve yeni pazarlardan turist getirerek bu sağlamaya çalışacağız" diye konuştu.

DENİZ-KUM-GÜNEŞ ANTALYA'NIN EN BÜYÜK AVANTAJI

Antalya'da birincisi pazar, ikincisi ürünün çeşitlendirilmesi gerektiğini hep söylediklerini de anlatan Vali Karaloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Antalya bugüne kadar en büyük avantajı olan sahil turizmiyle buralara geldi. Bundan sonra da sahil turizmine Antalya devam edecek. Sahil turizmindeki deniz, kum ve güneşi kullanarak bu başarıyı elde ettik. Buna Antalya devam etmeli. Antalya'nın en büyük avantajıdır bu. Ama Antalya'yı sadece deniz, kum ve güneşten ibaret sanmak da kente yapılacak en büyük haksızlık olur. Bunu baştan beri söylüyorum. Antalya'da mutlaka turizmi çeşitlendirmemiz, tüm imkanlarını turizme seferber etmemiz lazım."

RUSLAR REKORLARI ALT ÜST ETTİ

Antalya'ya, Antalya ve Gazipaşa havalimanları başta olmak üzere İstanbul ile diğer havalimanlarından transfer şeklinde 2017 yılında ağırladığı 10 milyon 486 bin turistin milliyetlerine göre dağılımında Ruslar ilk sırayı aldı. 2016'ya göre yüzde 671 artışla 3 milyon 796 bin 374 turist sayısıyla Ruslar tüm zamanların rekorunu kırdı. Bu sayı toplam turistin de yüzde 40'ını oluşturdu. Turizmin altın yılı olarak kabul edilen 2014 yılında Antalya'ya 3 milyon 489 bin Rus turist gelirken, bu ülkeden 2015 yılında 2 milyon 838 bin, 2016'da ise 492 bin 349 tatilci geldi. İkinci sırada ise Almanya geldi. Almanya pazarında yüzde 15 azalma ile 1 milyon 694 bin 956 turist geldi. Üçüncü sırayı alan Ukrayna'dan yüzde 24 artışla 715 bin kişi geldi. Dördüncü İngiltere'den yüzde 8.5 artışla 375 bin, beşinci Hollanda'dan yüzde 21 düşüşle 275 bin turist geldi.

184 ÜLKEDEN TURİST

Antalya'ya en çok turist gönderen ilk 5'teki bu ülkelerin dışında toplam 184 ülkeden turistin geldiği kente, diğer ülkelerden gelen turist sayıları ise şöyle gerçekleşti:

"Kazakistan yüzde 88 artış, 237 bin kişi, İsrail yüzde 3 artış, 174 bin kişi, Polonya yüzde 67 artış, 169 bin kişi, Beyaz Rusya yüzde 132 artış, 165 bin kişi, Danimarka yüzde 24 düşüş, 140 bin kişi, Belçika yüzde 6 düşüş, 137 bin kişi, Romanya yüzde 28 artış 116 bin kişi, İran yüzde 18 artış, 103 bin kişi, İsveç yüzde 33 düşüş, 98 bin kişi, Litvanya yüzde 33 artış, 98 bin kişi, Çekya yüzde 77 artış, 83 bin kişi, Slovakya yüzde 83 artış, 77 bin kişi, İsviçre yüzde 8 düşüş, 72 bin kişi, Moldova yüzde 46 artış, 67 bin kişi, Fransa yüzde 16 artış, 63 bin kişi, Finlandiya yüzde 23 düşüş, 57 bin kişi, Norveç yüzde 43 düşüş, 57 bin kişi, Azerbaycan yüzde 13 artış, 51 bin kişi, Avusturya yüzde 37 düşüş, 50 bin kişi, Ürdün yüzde 30 artış, 50 bin kişi."

Antalya'ya 50 bin ile 10 bin kişi arasında turist gelen ülkeler ise sırasıyla şöyle:

"Kosova ve Irak 47'şer bin, Macaristan 40 bin, Estonya 32 bin, Arnavutluk 30 bin, Lübnan 29 bin, Sırbistan 28 bin, Letonya 28 bin, Makedonya 25 bin, Bosna Hersek 25 bin, KKTC 21 bin, Bulgaristan 16 bin, Gürcistan 15 bin, Özbekistan 14 bin, İtalya 12 bin, Haymatlos 11 bin."

Mehmet ÇINAR/ANTALYA, - 

============================================================

(ÖZEL) 

10)ŞİRKETLERE KESİLEN CEZALAR, ENGELLİLERE İŞ OLDU

ENGELLİ çalıştırmayan şirketlere kestiği para cezalarını bir fonda toplayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, o paraları engellilere hibe vererek kendi işlerini kurma imkanı veriyor. Bu fondan yararlananlardan Kahramanmaraşlı yüzde 91 görme ve işitme engelli Muhammet Ali Yanık ve yüzde 51 görme engelli Sema Yanık çifti, aldıkları 24 bin lira hibe ile yaşadıkları mahalleye bakkal açtı.

Muhammet Ali Yanık ile Sema Yanık çifti, çalışmak istedi. Ancak, gittikleri işyerlerinin kapıları sürekli yüzlerine kapandı. 7 yaşında Ahmet Turan isminde bir çocukları bulunan çiftin iş için gittikleri İŞKUR Kahramanmaraş İl Müdürlüğü'nde, 'Bizleri çalıştırmak istemiyorlar, iş bulamıyoruz' diye dert yandığı personel, 'İsterseniz size hibe veririz ve kendi işini kurabilirsiniz' önerisinde bulundu. Oturdukları mahallede tuhafiye ve kırtasiyeci açmaya karar veren Sema Yanık proje hazırlayıp Türkiye İş Kurumu'na (İŞKUR) başvurdu. Ankara'ya gönderilen projeye komisyondan onay çıkıp fondan 24 bin lira hibe verildi.

"KENDİ İŞİMİZİ YAPIYORUZ"

Aldıkları krediyle hayatları değişen Sema Yanık ve Muhammet Ali Yanık çifti, 1.5 yıldır kendi işlerini yapıyor. İş ararken kendi işlerini kurmanın mutluluğunu yaşayan Sema Yanık, gelen talep üzerine işyerini bakkala çevirdiklerini, kırtasiye ve tuhafiye satışının da devam ettiğini söyledi. Bunun dışında sebze ve meyve satıp fatura tahsilatı da yapmaya başladıklarını kaydeden Yanık, "Çok iş aradık ancak bulamadık. Daha sonra İŞKUR'un desteği ile kendi işimizi kurduk. Şimdi kendi işimizi yapıyoruz" dedi.

"İŞ YERİNİ AÇARKEN CEBİZİMİZDE 1 LİRA YOKTU"

Muhammet Ali yanık ise iş aradıklarını ancak, 'Yapamazsınız, gidip gelmeniz sıkıntı olur' gibi bahaneleri öne sürerek hiç kimsenin kendilerine iş vermeye yanaşmadığını söyledi. Daha sonra İŞKUR'daki görevlilerin hibe desteğini anlattığını belirten Yanık, "Araştırıp bir proje hazırladık ve onaylayınca bizden iş yerimizi hazırlamamızı istediler. İş yerimizin demirbaş olarak geçen mobilya, bilgisayar, güvenlik kamerası, bu tür şeyleri ödediler. Ayrıca açma ruhsatı, vergi levhası ve oda kayıtlarının ücretlerini de İŞKUR ödedi. İş yerimizi açtığımızda bizim cebimizde bir lira paramız yoktu. Çok şükür bu hale geldik" diye konuştu.

"DEVLET, ENGELLİSİNE SAHİP ÇIKIYOR"

Engellinin bir iş yapmak istediği zaman toplumun buna "Yapamazsın, uğraşma boş ver" diyerek yaklaştığını anlatan Muhammet Ali Yanık, engellilere de seslenerek şunları söyledi:

"Biz engelliyiz ve bu işyerini açtık. Bütün engelli arkadaşlara sesleniyorum. Hiç kimse 'Ben bu işi yapamam' dedikten sonra uğraşmasın, 'Yaparım' diyecek. Engelli olup da işyeri açıp, büyük değil küçük bir bakkal açsın, telefoncu açsın, kırtasiyeci açsın kendi ekmeğini çıkarsın. Birinci destekçisi ben olurum, en büyük destekçisi de devlet olur. Adam köyde oturuyor, sen devlete gidip de isteğini söylemezsen devletin nereden haberi olacak ki. Kapı kapı dolanıp engelli mi arayacak devlet. Biz iş aradık bulamadık. Gittik İŞKUR'a, 'Engellilere ve eski hükümlülere yönelik böyle bir imkan var' dediler. Biz bu iş yerini açtıktan sonra tanıdığım, gördüğüm engelli arkadaşlara tavsiyede bulunuyorum. İş bulamıyorsan bu şekilde bir iş yap sonuçta devlet sahip çıkar ama haberi olduğu sürece sahip çıkar. Çoğu engelli evinde oturuyor, 'Bize bir iş imkanı ya da iş yeri açma imkanı sunmuyorlar' diyor. Devletin haberi olmazsa nereden sunacak ki."

FONUN BÜYÜKLÜĞÜ 100 MİLYON LİRA

Kanunen 50 ve üzerinde işçi çalıştıran şirketler personelin engelli oranı yüzde 3, kamu da ise yüzde 2 olması gerekiyor. Özel sektör ve kamunun denetimini ise İŞKUR yapıyor ve kotaya uymayanlara idari para cezası uygulanıyor. Bu ceza 2018'de 2 bin 295 liraya yükselirken, cezalar bir fonda toplanıyor. Çalışma ve Sosyal Bakanlığı'nın DHA'ya yaptığı açıklamaya göre, 2003'te kurulan bu fonun büyüklüğü 100 milyon liraya ulaştı. Fonun kullanım yetkisi de İŞKUR, Türkiye Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Çalışma Genel Müdürlüğü, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu ve Türkiye Sakatlar Konfederasyonu üyelerinden oluşan bir komisyonda bulunuyor.

ESKİ HÜKÜMLÜLER DE YARARLANABİLİR

Fondaki paranın tamamı ise engelli ve eski hükümlülerin istihdamına yönelik hazırlanan projelerde kullanılıyor. Engellilerin ve eski hükümlülerin kendi işini kurmalarına yönelik projeler komisyon tarafından değerlendirilip uygun bulunan projeler değerlendiriliyor. Fon; bunların dışında engellinin istihdamını sağlayacak, işe yerleştirilmesi, işe ve işyerine uyumunun sağlanması gibi diğer engellilere yönelik diğer projeleri de destekliyor.

ENGELLİLERE 28 MİLYON LİRA HİBE VERİLDİ

Fonun kendi işini kurmak isteyen engellilere verdiği hibe miktarı ise 50 bin liraya kadar çıkabiliyor. Engellilerin hibeden yararlanabilmek için de İŞKUR ile KOSGEB'in ortaklaşa düzenlediği girişimcilik eğitimine tamamlayıp yapacağı işin projesini hazırlayarak İŞKUR İl Müdürlüğü'ne veriyor. Burada yapılan incelemenin ardından proje Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na gönderiliyor ve komisyon tarafından değerlendiriliyor. 2003'ten bugüne kadar engellilerden gelen bin 140 projeyi inceleyen komisyon, bunların 779'unu destekleyerek fondan 28 milyon 44 bin lira kaynak sağladı.

Görüntü Dökümü

----------------------

Sema Yanık'ın müşteriyle ilgilenmesi

Sema Yanık ile röp.

Sema Yanık'ın bilgisayarda fatura ödemesi alması

Muhammet Ali Yanık'ın toptancıya ödeme yapması

Muhammet Ali Yanık'ın meyve sebzeleri düzenlemesi

Muhammet Ali Yanık ile röp.

Yanık çifti ve çocukları Ahmet

Genel ve detay görüntüler

Haber: Ömer KOÇ Kamera: KAHRAMANMARAŞ-DHA)

GÖRÜNTÜ BİLGİSİ: ÖZEL

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 320 MB

========================================================

11)ÇALDIKLARI 200 BİN LİRALIK MALZEMEYİ 1000 LİRAYA SATTILAR

 

ERZURUM'da bir işyerinden 1000 metre fiber optik kablo, klima ve baz istasyonu sistem kartları çalan 2 kardeş, güvenlik kamerası görüntülerinden tespit edilerek yakalandı. Çaldıkları 200 bin lira değerindeki malzemeyi 1000 liraya hurdacıya satan kardeşler tutuklandı.

Olay, geçen 30 Aralık'ta sabahın erken saatlerinde merkez Aziziye ilçesindeki sanayi sitesinde bir işyerine meydana geldi. H.K. (17) ve ağabeyi S.K. (19) camını kırarak girdikleri işyerinden yarım saat içerisinde 1 kilometre uzunluktaki fiber optik kablo, klima ile baz istasyonu sistem kartlarını çaldı. İşyeri sahibi, camın kırıldığını ve hırsızlık olduğunu görünce polisi aradı. Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, hırsızlık anını kaydeden güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyerek şüphelilerin peşine düştü. Kimlikleri tespit edilen H.K. ve S.K., gözaltına alındı. Çaldıkları malzemeleri 1000 liraya hurdaya satan iki hırsız, Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemlerin ardından adliyeye çıkarıldı. Kardeşler, 'hırsızlık' suçundan tutuklandı.

Görüntü Dökümü

--------------------------

-Hırsızlık anı

-Hırsızların adliyeden çıkarılması

( Haber: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

=====================================================



AK Parti Genel Merkezinden 'Bayrak' Açıklaması: Cumhurbaşkanımızın Bizi Ters Köşe Yapacağını Bilemedik Metin Hara'yla Ayrıldığı İddia Edilen Adriana Lima, Loris Karius ile Takipleşmeye Başladı

Fenerbahçe İdari Menajerlik Görevine Volkan Ballı'yı Getirdi