Dha Yurt Bülteni-7 - Son Dakika

Dha Yurt Bülteni-7

05.04.2017 14:45
Dha Yurt Bülteni-7, System.String[]

1)ŞEHİT UZMAN ONBAŞI YAVŞAN'IN CENAZESİ TOPRAĞA VERİLDİŞIRNAK'ın Gabar Dağı'nda düzenlenen operasyonda PKK'lı teröristlerin araziye yerleştirdiği patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu şehit olan Jandarma Uzman Onbaşı 22 yaşındaki Mehmet Yavşan'ın cenazesi, memleketi Kahramanmaraş'ın...

1)ŞEHİT UZMAN ONBAŞI YAVŞAN'IN CENAZESİ TOPRAĞA VERİLDİ

ŞIRNAK'ın Gabar Dağı'nda düzenlenen operasyonda PKK'lı teröristlerin araziye yerleştirdiği patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu şehit olan Jandarma Uzman Onbaşı 22 yaşındaki Mehmet Yavşan'ın cenazesi, memleketi Kahramanmaraş'ın Türkoğlu İlçesi'nde Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak'ın da katıldığı törenle son yolculuğuna uğurlandı. Törende şehidin annesi Zeliha Yavşan, oğlunun fotoğrafını öperek, ağıtlar yaktı.

PKK'lı teröristlerce şehit edilen Mehmet Yavşan'ın cenazesi helallik için Avşarlı Mahallesi'ndeki baba ocağına getirildi. Cenazenin eve gelmesiyle şehidin babası Kazım ile anne Zeliha Yavşan, kardeşleri ve yakınları gözyaşlarına boğuldu. Duaların edilmesinin ardından cenaze mahalle mezarlığına getirildi. Burada düzenlenen törene Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Kahramanmaraş Valisi Vahdettin Özkan, milletvekilleri, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç, şehidin ailesi, yakınları, askeri ve mülki erkan ile binlerce vatandaş katıldı.

OĞULLARINI TEKBİRLERLE UĞURLADILAR

Oğlunun cenazesinin araçtan indirilmesiyle birlikte baba Kazım Yavşan tekbir getirmeye başladı ve Türk bayrağına sarılı tabutu musalla taşına konana kadar da tekbir getirmeye devam etti. Anne Zeliha Yavşan ise, tabutun yanına gelerek oğlunun fotoğrafını öpüp, "Topalak, karagözlü kuzum sürprizler yapıyordun bana, nerelerdesin? Gel yanıma" diye ağıt yaktı. Gözü yaşlı Kazım ve Zeliha Yavşan çifti, daha sonra birlikte tekbir ve salavat getirdi.

Ağustos 2016'da girdiği okuldan başarıyla mezun olup 30 Aralık 2016'da Şırnak'ta göreve başlayan ve 3'ü erkek, 5 kardeşi bulunan Jandarma Uzman Onbaşı Mehmet Yavşan'ın cenazesi, öğle vakti kılınan namazın ardından mahalle mezarlığında toprağa verildi.

Görüntü Dökümü

----------------------------

Cenaze aracının gelişi

Tabutun indirilmesi

Babanın oğlunun tabutuna bakması

Tabutun konulması

Askerlerin selam durması

Annenin ağıt yakması

Anne ve babanın salavat getirmesi

Kaynak'ın babaya sarılması

Şehidin fotosu

Helallik alınması

Namaz kılınması

Cenazenin taşınması

Babanın tabutun arkasında gitmesi

Kalabalık

Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ-DHA)

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 192 MB

====================================================

2)KILIÇDAROĞLU: BİR OYLA DÜNYAYI DEĞİŞTİRİR, DEMOKRASİYE YÖN VERİRSİNİZ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep'te yaptığı konuşmada getirilmek istenen Anayasa değişikliğini eleştirdi. Cumhurbaşkanlığı sisteminin sakıncalarını anlatan Kılıçdaroğlu, herkesi 16 Nisan'da sandığa gidip hayır oyu vermeye çağırarak, "Bir oyla dünyayı değiştirirsiniz, demokrasiye yön verirsiniz, Türkiye'nin itibarını arttırırsınız. Bu ülkede rahat içinde huzur içinde yaşamak istiyoruz" dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, referandum çalışması için uçakla öğle saatlerinde Gaziantep'e geldi. Havalimanıda CHP İl Başkanı Hayri Sucu ve partililer tarafından karşılanan Kılıçdaroğlu, bir plazada muhtarlar, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluş temsilcileriyle bir araya geldi. Kendisini dinleyenlere Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni anlatan Kılıçdaroğlu, sistemle gelecek uygulamaları eleştirdi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle bir milletvekilinin seçildiği kentin sorunlarıyla ilgili bir bakana soru soramayacağını kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:

"Ayın 16'sında oy kullanacağımız Anayasa değişikliğinde bu yasaklanıyor. Bir Gaziantep milletvekili kürsüye çıkıp sayın bakan 'Gaziantep'in şu yolu 3 yıldır yapılmıyor' sorusunu soramayacak ve bakan da kürsüye gelip cevap vermeyecek. Antep'in vicdanına sesleniyorum; bu uygulama doğru mu? Böyle bir uygulamanın doğru olmadığını ben de biliyorum. Hiçbir ülkede böyle bir uygulama olmadığını biliyorum. Kendi milletvekiline hesap veremeyen bir siyasi anlayış, millete de hesap vermez."

'MESELE MEMLEKETE MESELESİDİR, PARTİ MESELESİ DEĞİLDİR'

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile başa gelecek kişinin partili olması nedeniyle tarafsız olamayacağını anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Hepimizin oturup düşünerek sandığa gitmesi gerekiyor. Bunun bir partiyle ilgisi var mı? Yok. Bir şahısla ilgisi var mı? Yok. Neyle ilgisi var? Demokrasiyle ilgisi var. Başta iş dünyası sonra hepimiz vergi öderiz. Emekli olunca 'Vergi ödemem' diye bir kural yok. Kahvede gidip çay içersiniz, o çayın vergisi var. Eğer hepimiz vergi veriyorsak, siyaset kurumu o verginin hesabını vermeli. Hesap vermek ne demektir? Keyfi yönetime son vermek için siyaset kurumu hesap verir. Yeni modelde denetim yok. Hepimizin oturup düşünmesi lazım. Hangi partiden olursak olalım, hangi dünya görüşünü benimsemişsek benimseyelim ama hepimizin vazgeçmeyeceği bir konu var o da demokrasi. Cumhurbaşkanı 80 milyonu temsil eder ve Cumhurbaşkanı tarafsızdır. Şimdi önünüze konulan modelde Cumhurbaşkanı aynı zamanda partinin Genel Başkanı. Nasıl tarafsız olacak? Bir Allah'ın kulu çıkıp söylesin; bir partinin Genel Başkanı tarafsız olur mu, olmaz mı? Ben olamam. Binali bey tarafsız olabilir mi? Olamaz, onun da partisinin programı ve ilkeleri var. Devlet bey olabilir mi? O da olamaz. Partinin Genel Başkanı olan bir kişi 80 milyonu temsil edebilir mi? Bütün Antepli kardeşlerimize sesleniyorum; Türkiye'nin geleceğini düşünüyorsanız, evlatlarınıza daha güzel bir gelecek düşünüyorsanız ve bu ülkenin bekasını düşünüyorsanız sandığa gideceksiniz ve elinizi vicdanınıza koyarak oy vereceksiniz. Şimdi bir Anayasa değişikliğini oylayacağız. Hepimizin ilgi alanı. İster sosyal demokrat, ister mütedeyyin, ister ülkücü olsun hepimizi ilgilendiriyor. Demokrasiye inanıyor, muyuz inanmıyor muyuz? Demokrasiyi savunacak mıyız, savunmayacak mıyız? İşin özü budur. Mesele memlekete meselesidir, parti meselesi değildir."

'TEKLİK ALLAH'A MAHSUSTUR'

Anayasa değişikliğiyle hiç kimsenin can ve mal güvenliğinin olmayacağını savunan Kılıçdaroğlu, "Yeni modelde Başbakanlık yok, Bakanlar Kurulu da yok, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelip güvenoyu istemek de yok. Niye değiştiriliyor, rejimli niye değiştiriyoruz? Teklik Allah'a mahsustur. Bu Anayasa değişikliği geçerse hiç kimsenin can ve mal güvenliği olmayacak. Bir kişi çıkacak bir tek kararname ile sabah bir bakacaksınız bütün mal varlıklarınıza el konulmuş. Siz bu doğru, güzel bir uygulama diyorsanız, kullanacağız oy belli. Ama 'Bu doğru değil' diyorsanız, onun da yolu bellidir. Biz sanayicimizin, işadamımızın siyasi görüşünü sorgulamıyoruz. İstediği siyasi görüşe sahip olabilir. Çünkü siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Biz siyasetçi olarak, herkesin can ve mal güvenliğini sağlayacağız, hukukun üstünlüğünü savunacağız. Hukukun üstünlüğünü, hakim bağımsız olursa, siyasi otoritenin emrinde olmazsa, o zaman sağlarız. Amerikan Başkanı salona girdiğinde hiçbir hakim, karşısında ayağa kalmaz ve düğmelerini iliklemez. Çünkü o hakimleri şunu çok iyi biliyorlar ki gün olur, harman olur bir olay olur, bu kişi bizim karşımıza gelir. O nedenle hiçbir hakim ayağa kalkmaz ve düğmelerini iliklemez. Niye anlatıyorum? Çünkü bu Anayasa değişikliğiyle bir siyasi partinin Genel Başkanı'na hakim tayin etme yetkisi veriyor. Anayasa Mahkemesi'nin 15 üyesinden 12'sini tayin edecek. Bir siyasi otorite hakim tayin ederse orada adalet olmaz" diye konuştu.

'TEK GÜNDEMLERİ VAR, KEMAL KILIÇDAROĞLU'

Kılıçdaroğlu, doğruları söylediği için sürekli eleştirildiğini de anlatarak, hükümetin, devletin imkanlarıyla seçimi eşit olmayan şartlarda gittiğini de savunarak, şöyle devam etti:

"Bu hepimizin oturup düşünerek sandığa gitmesi gereken bir olaydır. Yine bir kişiye yetki vereceğiz; TBMM'yi hiçbir gerekçe göstermeden, bir sabah kalkıp ben meclisi feshettim, 'Buyurun beyler hep beraber seçime gidiyoruz.' Bu yetki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e 1924 Anayasa'sı görüşülürken verilmemiştir. 12 Eylül Darbe Anayasası'nda da fesih yetkisi var? Nasıl var? Seçimden sonra 45 gün içinde hükümet kurulmazsa Türkiye hükümetsiz kalmasın diye Cumhurbaşkanı arzu ederse seçime götürebilir. Örneği 1 Kasım'da yaşadık. O zaman yapmamız gereken ne; milli iradenin fesih yetkisini bir kişiye verecek miyiz, vermeyecek miyiz? Şunu söylüyorlar; 'Efendim kendisi de seçime gelecek.' Sorun o değil arkadaşlar. O zaman bir kişi, milli iradeyi feshediyorsa biz niye seçime gidiyoruz? O zaman hepimizin düşünmesi gereken bir konudur. Havaalanında gelirken baktım her tarafta pankartlar, büyük billboardlar. Devletin uçaklarını, arabalarını, paralarını, forsunu, bakanlarını, valilerini, kaymakamlarını kullanıyorlar. Buna rağmen vatandaşa neden 'evet' oyu kullanmalarını anlatamıyorlar. Tek gündemleri var; Kemal Kılıçdaroğlu. Emin olun Kemal Kılıçdaroğlu olmazsa, bunlar miting de yapamayacaklar. ya arkadaş miting yapıyorsanız, çıkıp meydanlara konuşuyorsanız vatandaş neden 'evet' desin onu anlatın. Anlatamıyorlar. Bana kızıyorlar çünkü onlar da çok iyi biliyor ki Kılıçdaroğlu vatandaşa doğruları söylüyor. Evet doğru söylüyorum. Topu topu 18 madde, bin madde değil ki. Bütün pankartlar, billboardlar dolu. Bu parayı nereden buluyorlar? Devletin parası. Eşit olmayan şartlar. 12 Eylül darbesinde de vardı; tek başına Kenan Evren vardı, sokak sokak, cadde cadde şehirlerde mitingler yapardı, yüzde 91.7 oy aldı. Ama millet uyandı. Millet palavra yutmuyor artık."

'BÖYLE BİR DÜZEN TÜRKİYE'Yİ FELAKETE SÜRÜKLER'

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin Türkiye'yi felakete sürükleyeceğini öne süren Kılıçdaroğlu şunları söyyedi:

"Cumhurbaşkanı, bakanlar, Başkan yardımcıları, valiler partili. Böyle bir düzen olur mu? Böyle bir düzene izin verecek misiniz? Böyle bir düzen Türkiye'yi felakete sürükler. Çok partili bir düzen demokratik bir düzen, hukukun üstünlüğünün olduğu bir düzen başımızın üstünedir, hiç itirazımız yok. Hangi parti iktidara gelirse başımızın üstünedir. Vatandaşın oyuna hep saygı duyduk, saygı duymaya da devam edeceğiz. Bu iş böyledir. Başkan ve Başkan yardımcıları hiç birisi milletvekili olmayacak. Bakanlar da milletvekili olmayacak. Eğer milletvekili arasında seçiliyorsa, milletvekilliğinden istifa edecek. Yani saray ile halk arasında kocaman bir duvar çekilecek. Siz Antepliler derdinizi kime anlatacaksınız? Marko Paşa da yok ki gidip anlatasınız. Hep birlikte düşünmek zorundayız. Bir kişiye bütün bu yetkileri verirseniz; bir kişiyi kandırdığınızda, ikna ettiğinizde veya satın aldığınızda en geç 24 saat içinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni birilerine teslim edebilirsiniz. Öyle bir yetki vermişsiniz ki bir kararname ile devletin bütün bakanlarını. Başkan yardımcılarını, valilerini, kaymakamlarını, müsteşarlarını, kuvvet komutanlarını değiştirebilirsiniz. Öyle 30-35 yıl uğraşalım paralel devlet bunlara hiç gerek yok. Bir kişiyi ikna ettiniz mi mesele bitmiştir."

'DİLİNE HAKİM OLAMAYAN DEVLETİ İYİ YÖNETEMEZ'

Devleti yönetenlerin az konuşması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin, Cumhuriyet tarihinde yeri değiştirilen Süleymanşah Türbesi ile toprak kaybettiğini kaydederek konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Çünkü her şeyi bir kararname ile değiştirebilirsiniz. Hepimizin oturup düşünmesi lazım; Türkiye bu kadar ucuz bir devlet mi? Belki yetki verdiğiniz bu kişi bunları yapmaz ama sonra gelen? Freni olmayan bir otobüse hangi anne çocuklarını bindirir? Şimdi nereye gittiği belli olmayan, el freni olmayan bir otobüse, bir trene 80 milyonu bindirmeye çalışıyorlar. Ben de biliyorum bindirilemeyeceğini ama bunu herkese anlatmamız gerekiyor. Ülkenin bekası açısından söylüyorum. Hep söyledim yine söylüyorum; devleti yönetenlerin, diline hakim olması lazım. Diline hakim olamayan devleti iyi yönetemez. Devleti yönetecek makamda bulunanların az ve öz konuşması lazım. Konuştuğu zaman da gereğini yapması lazım. Ne diyorlardı; 'Münbiç'e gireceğiz'. Gir kardeşim. Ne yaptılar, girdiler mi? 'Rakka'ya gideceğiz' dediler. Git kardeşim, kolunu tutan mı var? Rakka'ya gittiler mi? İlk kez Cumhuriyet tarihinde Türkiye toprak kaybına uğramıştır. Süleyman Şah Türbesi'nin bulunduğu topraklar Türkiye'nindi. Oradan kaçtılar ve topraklarımız terk ettiler. Terk edenleri ve o kararı alanları kınıyorum. Sadece o mu, Süleyman Şah mı? Hayır. Bulamaç Adası. Burnumuzun dibi, horoz ötünce duyuyoruz. Kimin bayrağı dalgalanıyor? Yunanistan bayrağı dalgalanıyor. Ses çıkarıyorlar mı? Tık bile yok. Şimdi konuşuyorlar; 'Kerkük'teki o bayrak inecek.' Niye konuşuyorsun kardeşim, niye gereğini yapmıyorsun? Konuşmakla olmuyor."

'EVET' ÇIKARSA, SURİYELİLERE VATANDAŞLIK VERECEĞİZ' DİYORLAR'

Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin Suriye'ye yönelik politikalarını da eleştirirken şöyle dedi:

"Elli sefer söyledik; şu Suriye'nin içine karışmayın, müdahale etmeyin kardeşim. Oraya bir bidon su ile gidin. Onlar yangını söndürmek için bir bidon su ile gitmedi, bir bidon benzin ile gitti. Fatura 3,5 milyon Suriyeli. Onlar birinci sınıf vatandaş, bizim vatandaş da ikinci sınıf vatandaş. Bizim hastalarımız sıra bekler, onlar beklemez. Bizim gençlerimiz El Bab'da şehit olur, onlar burada gezer, eğlenirler. Şimdi 'evet' çıkarsa, Suriyelilere vatandaşlık vereceğiz' diyorlar. Kabul ediyor musunuz? Onları almak, vatandaşlık vermek istiyorlar. 'Evet' oyunun anlamlarından biri de budur. Sandığa giderken elinizi vicdanınıza koyup öyle oy kullanın. 'Suriyeliler çok iyidir zaten, biz ikinci sınıf vatandaş olmaya alıştık. Onlar varsın birinci sınıf vatandaş olsun, vergi vermesinler, hastanede kuyruk beklemesin, sınavsız üniversiteye girsin' diyorsanız tercih belli. Böyle saçma şey olmaz diyorsanız onun da tercihi belli, 'hayır' oyu kullanacaksınız. İşin özeti budur."

'1 OYLA DÜNYAYI DEĞİŞTİRİRSİNİZ, TÜRKİYE'NİN İTİBARINI ARTTIRIRSINIZ'

Kılıçdaroğlu, konuşmasının son bölümünde vatandaşlara sandığa gitmeleri yönünde uyarılarda da bulunarak, sandıkları 2 yıldır sürdürdükleri çalışmayla koruyacaklarını ve sahip çıkacaklarını söyledi. Bu konuda kendisinin üzerine düşeni yaptığını kaydeden Kılıçdaroğlu, herkese görev düştüğünü anlatarak, şunları söyledi:

"Sizin gibi ülkesini, bayrağını seven, demokrasiye inanana bir vatandaş olarak sizden iki isteğim var. 16 Nisan'da 'Bugün hava güzel, gidelim piknik yapalım' demeyin, '1 oyla bir şey olmaz' demeyin, sandığa gidin ve oyunuzu kullanalım. 1 oyla dünyayı değiştirirsiniz, demokrasiye yön verirsiniz, Türkiye'nin itibarını arttırırsınız. 'Hayır' çıkması ne demektir biliyor musunuz? 'Hayır'ın anlamı şudur; devletin ve iktidarın bütün baskılarına rağmen Türk halkı gitti, direndi ve 'hayır' oyunu kullandı ve demokrasiden yana tavır aldı demek. O nedenle Türkiye'nin itibarı artacaktır. İkincisi; sandığa giderken tek başına gitmeyeceğiz. Dayımız, amcamız, kardeşimiz hep birlikte gideceğiz. Size sözüm söz; Türkiye'deki bütün sandıklara sahip çıkacağız, 2 yıldır bunun hazırlığını yapıyoruz. Gideceğiz oyunumuzu kullanacağız, sandıkları da biz koruyacağız. O yüzden hepimize görev düşüyor. Ben çalışıyorum, emek veriyorum. Sizlerin de çalışması lazım. Bu ülkede rahat içinde huzur içinde yaşamak istiyoruz."

Görüntü Dökümü

-------------------------------

Kılıçdaroğlu'nun hava alanına gelişi

Toplantıya katılanlar

Kılıçdaroğlu'nun konuşması

Kılıçdaroğlu'nu dinleyen vatandaşlar

Genel ve detay görüntüler

Haber: Mücahit YOLCU-Kamera: Eyyüp BURUN, Ahmet SOYDOĞAN-GAZİANTEP-DHA)

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 164 MB

===============================================

3)BAKAN ZEYBEKCİ: "MİLLETVEKİLİ SAYISI, SEN, BEN BİZİM OĞLAN MİLLETVEKİLİ OLSUN DİYE YAPILMADI"

DENİZLİ'ye gelen Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, milletvekili sayısının 600'e çıkarılmasıyla ilgili CHP'nin eleştirilerine yanıt verdi. Kendi firmasında bakanlık maaşından fazla ücret alan yöneticiler olduğunu vurgulayan Zeybekci, "Bu milletvekili sayısı çok olsun da sen, ben, bizim oğlan milletvekili olsun diye yapılmadı. Ne diyor, '18 yaşında milletvekili olacaklar, kendi yakınlarını, çocuklarını milletvekili yapacaklar, 2 yıl sonra emekli edecekler diye' gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar" dedi.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Merkezefendi Belediyesi tarafından düzenlen 3'üncü Sanayi Sitesi'ndeki esnaflarla kahvaltıya katıldı. Konuşmasında esnaflara seslenen Bakan Zeybekci, milletvekili sayısının 600'e çıkmasıyla ilgili olarak yapılan eleştirilere cevap vererek, "Dünyada temsil ile ilgili kaç kişi başına ne milletvekili düşüyor diye bakıldığı zaman biz zaten en aşağıdayız. Biz 600 milletvekiliyle yine en aşağıda olacağız. Zaten önceki dönemlere bakarsanız eğer, gerek senatoları, gerek senatoyla beraber, gerek milletvekilleriyle beraber bunun zaten çok üzerindeydi. Yeter mi yeter, 550 de yeter, 450 de yeter. Ama bunun 600 olmasını şöyle bakın; siyaset en az güvenilen kurum, Nihat Zeybekci'nin Ekonomi Bakanı olarak maaşı 15 bin lira, benim şirketlerimdeki en az 25 kişinin maaşı benden yüksek. Dönüp dolaştırıp, milletvekillerinin maaşlarına getirilirse, bilin ki, onu söyleyen manipüle eden, bu ülkenin menfaatine biz söz söylemiyor. Yani milletvekillerinin ekonomik anlamda Türk ekonomisine zararı vardır diyen bunu pompalayan Türkiye'nin hayrına söz söylemiyor" dedi.

"GÖZÜMÜZE BAKA BAKA YALAN SÖYLÜYORLAR"

Milletvekili sayısının 600'e çıkarılmasının doğru bir karar olduğunu ifade eden Zeybekci, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu ülke devasa büyük, güçlü bir ülke. 600 milletvekili Türkiye'de az mıdır çok mudur, tartışması oraya gittiği için söylüyorum bunu. Ben şunu söylüyorum, alınan karar son derece doğru bir karardır. Yani şunun için yapılmadı bu milletvekili sayısı 'çok olsun da, sen, ben, bizim oğlan milletvekili olsun' diye yapılmadı. Ne diyor, '18 yaşında milletvekili olacaklar, kendi yakınlarını çocuklarını milletvekili yapacaklar, 2 yıl sonra emekli edecekler' diye gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar. Bakın burada eski milletvekili Nurcan Dalbudak var. 4 yıl milletvekili yaptı. Emekli olmak için en az 25 yıl daha bekleyecek, primini ödeyecek. Biri kuyuya taş atıyor, hep beraber çıkaracağız diye etrafında dönüyoruz. 18 madde tartışılmıyor, işin bu bölümü maalesef milletvekillerine sanki memleket peşkeş çekiliyor gibi ucu uzatılıyor, uzattırmayalım."

"TÜRKİYE DE SİYASETİ BUNA MI MAHKUM EDECEĞİZ"

Konuşmasının devamında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'da hedef alan Zeybekci, şöyle konuştu: "16 Nisan'da evet çıkarsa, bir gün sabah kalktığınızda lokantacılar işyerlerinin elinden alındığı görürsünüz diyor. ya bu mudur ağzından gelen aklına gelebilen en büyük mucizen, icadın bu mudur. Bununla mı siyaset yapacağız. Türkiye de siyaseti buna mı mahkum edeceğiz. Yazık değil mi Türkiye'ye, bu kadar kalitesiz siyaset olmak zorunda mı? Hep öyle yaptılar zaten siyasetçi en az güvenilen kişi. TBMM en az güvenilen kurum. Öyle değil. TBMM, Türkiye'nin en kutsal kurumu olmalı. Çünkü milletin iradesi var orda. En güvenilen kurumu olmadı. Düşünün gazetelerin manşetlerini hatırlayın, yapılan anket sonuçlarında Türkiye'nin en güvenilen kurumları, silahların ebatlarına göre değişiyor. En büyük silahı olan en güvenilir kurum. Siyaset en sonda, onun bir üzerinde de yargı. Yazık değil mi Türkiye'ye. Sizin meseleniz bu."

Görüntü Dökümü

-------------------------------

Bakan Zeybekci'den detay görüntüler

Bakan Zeybekci'nin açıklaması

Haber: Ramazan ÇETİN- Kamera: Deniz TOKAT/ DENİZLİ,

===============================================

4)BAKAN ÇELİK: İNSANLIĞIMIZDAN UTANIYORUZ

GIDA, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "Suriye'deki katliamı ve vahşeti gördüğümüz zaman insan, insanlığından utanıyor. Olabilir mi diye düşündük, rüyadır diye düşündük ama maalesef gerçekmiş dün atılan kimyasal bombalar" dedi.

Partisinin Halk oylaması çalışmaları için kentte bulunan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Cumhuriyet Tesisleri'nde düzenlenen gençlerle istişare toplantısına katıldı. Ak Parti Milletvekili Mehmet Ali Cevheri, Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, Haliliye Belediye Başkanı Fevzi Demirkol, Karaköprü Belediye Başkanı Metin Baydilli ve gençlerin katıldığı toplantıda konuşan Bakan Çelik, İdlib'te yaşanan kimyasal saldırının bir rüya olduğunu düşünmek istediklerini ama maalesef gerçek olduğunu gördüklerinde insanlıklarından utandıklarını ifade ederek, şunları söyledi:

"Oturmuşuz Cumhuriyet tesislerinde ne güzel kahvaltı yapıyoruz. Dün ne patladı İdlib'te kimyasal silah patladı. Allah vermesin burada şöyle bir durumla karşılaşsak bir anda binlerce insanın yok olduğu, yüzlerce insanın aynı anda yok olduğu bir tablodan bahsediyoruz. Yüzlerce çocuk, yüzlerce insan maalesef bu saldırıyla hayatını kaybetti. Bu saldırı sadece Suriye'deki kardeşlere mi hayır değil, bu çağda bu devirde kimyasal silahı kullanan alçaklar tüm insanlığa karşı bunu kullanmışlardır. Bunun baş aktörü de Suriye rejiminin başındaki insandır. Suriye rejiminin başındaki insanı da orada oturtmaya gayret edenler ve orada tutmaya çalışanlar bu kimyasal saldırı da ölenlerin katillerin ortaklarıdır. Yalnız katil o bombaları atanlar değil ona bu imkanları sağlayanlar ve ona bu atmosferi oluşturanlar da bu kimyasal saldırının ortağıdırlar. Sözde medeni olanlar, medeniyet geldiği zaman, insan hakları geldiği zaman nutuk atanlar aslında bu bölgeye bu coğrafyaya kimyasal bir gelecek vaat ediyorlar. Kimyasal bir gelecek vaat ediyorlar ne korkunç bir tablodur. Bunlar medeni, sözüm ona çağdaş kimse kimseyi aldatmasın medeniyetin tohumları burada ekilmiştir. Medeniyetin, merhametin ve şefkatin ne olduğunu bu coğrafyada yaşayan 80 milyon insan çok iyi biliyor. O mağdur ve mazlum insanlar Suriyeli 500 bin kişi var ve Şanlıurfa'da sıkıntı yaşıyor. Ama şimdi kimyasalın atıldığı yerdeki insanlar nereye gidecekler, kime başvuracaklar, kime sığınacaklar, kime dertlerini anlatacaklar, kime gözyaşlarını dökecekler. Bu merhametsiz dünyada sözüm ona tek başına milli gelirleri 50-60 bin dolar olup kağıttan, paradan başka bir şey görmeyen bu alçaklar karşısında merhamet diye kucağını açacak kim var? İşte bu ülke var bu aziz ülke var. Onun için sıkıntılarımız ve zorluklarımız var bu doğrudur bu katliamı ve vahşeti gördüğümüz zaman insan, insanlığından utanıyor olabilir mi diye düşündük, rüyadır diye düşündük ama maalesef gerçekmiş dün atılan kimyasal bombalar."

Türkiye üzerinde masa başında büyük oyunların oynandığını ve buna karşı gençlerin dikkatli olması gerektiğini anlatıp havadan bombalamalar oyunu oynandığını söyleyen Bakan Çelik, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

"Bölgemizde masa başında büyük oyunlar oynanıyor. Havadan bombalamalar oyunu oynanıyor. Neticesinde Türkiye için çok iyi şeyler düşünmediklerini bilmenizi istiyorum. Onun için birlik beraberlik ve dayanışma son derece önemlidir. Saflarımızı daha da sıklaştırmak durumundayız. Topyekun durmak ve cevap vermek durumundayız. Emperyalizme hayır demek durumundayız. Ey sömürücüler bizim kapımızda size ekmek yok demek durumundayız. Ey merhametsizler biz sizlerle bir olamayız demek durumundayız. Mazlumun, mağdurun, çaresiz, insanlığın yanındayız diyeceğiz ve bunu birlikte seslendireceğiz. Bu sesi birlikte yükselteceğiz. Bu geleceğin gerçekleşmemesi için Türkiye'yi bölmek ve parçalamak isteyenler her türlü senaryoyu ortaya koydular. Birinci hedefleri Türkiye'yi bölüp parçalayıp hazır lokma haline getirmek, ikinci hedefleri ise bu ülkenin istikrarını sağlayan güçlü lider Tayip Erdoğan'ı işin başından çekip al aşağı etmek. Her şeyi denediniz. Utanmadan sıkılmadan ameliyat olacağı gün devletin önemli kurumlarına operasyon yaptılar çökertmek için belki ameliyat çıkışında kendisini derdest etme hesapları yaptılar sıkılmadan utanmadan. Utanmadan sıkılmadan jetlerle devletin kurumlarını ve bizzat Cumhurbaşkanımızı ortadan kaldırmak için ekipler kurdular gönderdiler. Marmaris'te yaşananları hepiniz ibretle izlediniz. Ama milletimiz yıllar sonra doğruyu, güzeli ve hakkı yakaladı. Bütün bu piyonları milletimiz tescil etti ve ortaya çıkardı.

Yapılan konuşmaların ardından Bakan Çelik, gençlerin sorun ve taleplerini dinledi.

Görüntü Dökümü

------------------------------------

Bakan Çelik'in toplantıya katılması

Toplantıya katılan gençler

Bakan Çelik'in konuşması

Genel ve detay görüntüler

( Haber: Kamera: Ömer PINAR-ŞANLIURFA-DHA)

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 413 MB

====================================================

5)'ALINACAK 20 BİN ÖĞRETMENDE ÖNCELİĞİ ANTEP VE URFA'YA VERECEĞİZ'

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Gaziantep Valiliği'nde katıldığı Milli Eğitim Müdürlüğü Değerlendirme toplantısının ardından açıklama yaptı. Bakan Yılmaz, önümüzdeki günlerde alınacak 20 bin sözleşmeli öğretmen atamasında önceliği Gaziantep ve Şanlıurfa'ya yönelik kullanılacağını belirtti. Gaziantep'in eğitim sorununun 2018- 2019 yılında çözüleceğini aktaran Yılmaz, şöyle konuştu: "20 bin sözleşmeli öğretmen alımı için mülakatlar başladı. Bu 20 bin öğretmende de önceliği zaten geçen dönemde de yüzde 90'dan fazlasını Güneydoğu ve Doğu'ya vermiştik. Şimdi alacağımız bu 20 bin öğretmenin de önceliği Urfa'ya ve Antep'e vermek itibari ile gelecek yıl Gaziantep'in öğretmen açığı kalmayacaktır. Kısa bir zaman içerisinde bir yıl içinde gelecek yıl eğitimine yetiştirmek kaydıyla bütün gayretimizi göstereceğiz. 2018-2019 sezonunda Antep'in eğitim sorununu çözmüş olarak huzurlarınızda yer alacağız. Önümüzdeki dönemde yaklaşık derslik ihtiyacımız 9 bin derslik yaptık. 1.8 milyara yakın yatırım yaptık bizim dönemimizde. Sadece 2017 yılı yatırımı 246 milyon. 10 yatırım ve 264 derslik yapacağız. Geçen yıl 6 milyon 913 kitabı ücretsiz dağıttık. 345 okulda ikili eğitim yapılıyor. Şahinbey'de 4 bin 289 dersliğe ihtiyaç var. Şehitkamil'de 3 bin 200 dersliğe ihtiyaç var. Şu anda Şahinbey'de 900 derslik yapılıyor. Şehitkamil'de 800 derslik yapılıyor. Ancak planladıklarımız var. 1600s Şahinbey'de, 1700'de Şehitkamil'de planlıyoruz. Toplam 5 bin 83 dersliği inşallah en kısa zamanda planlamasını yapıyoruz ve Antep'e kazandıracağız. 5 bin 83 derslik kazandırıldığında o zaman Türkiye ortalamasının da biraz daha üzerine gelecek. "

Görüntü Dökümü

------------------------------------

İsmet Yılmaz'ın konuşması

Genel ve detay görüntüler

Haber -Kamera: Ahmet ÖZER-GAZİANTEP-DHA)

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 142 MB

===================================================

6)HAMZAÇEBİ : AYRIŞMAK DEĞİL BÜTÜNLEŞMEMİZ GEREKİR

TBMM Başkanvekili ve CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi Trabzon'da referandum ile ilgili açıklamalarda bulundu," 17 Nisan sabahı 'evet' verenlerle 'hayır' verenlerin kucaklaşması toplum açısından son derece önemlidir. Birbirimizle ayrışmak değil bütünleşmemiz gerekir" dedi.Trabzon Gazeteciler Cemiyeti'nde konuşan TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi, referandum ile ilgili değerlendirmeler yaptı. Hamzaçebi, "Bu oylamada bütün oylar saygıdeğerdir. Evet de, hayır da demokrasinin gereğidir. Özgürlük çerçevesinde vatandaşlar tercihini yapacak. Çıkacak sonucu herkes saygıyla karşılamalıdır. 17 Nisan sabahı 'evet' verenlerle 'hayır' verenlerin kucaklaşması toplum açısından son derece önemlidir. Birbirimizle ayrışmak değil bütünleşmemiz gerekir. Bu seçimde siyasi parti bağlarımızı, üyeliklerimizi bir kenara bırakacağız. Genel seçimlerde hangi partiye oy verirsek verelim buradaki tercihimiz parti olmamalıdır" ifadelerini kullandı. Hamzaçebi açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Size bir örnek vereyim; tarih 1 Mart 2003. 2002 Kasım seçimlerinden sonra dördüncü aydayız. Hükümet Meclise teskere getirdi. Amerikan askerleri Irak'a yapacağı harekat için Türkiye'yi kullanacaktı. TSK da destek verecekti. İktidarın 363 milletvekili vardı. Hükümet destekliyordu. Ancak bu tezkere meclisten geçmedi. O gün tezkereye iktidarın milletvekilleri 'hayır' oyu verdi. Türkiye savaşın tarafı olmadı. Hayır oyu veren AK partililer ülkenin geleceğini düşünerek, 'hayır' oyu verdiler. Bunun sonucunda Türkiye'nin önü açıldı. Türkiye Irak'ta bir savaşa girmekten kurtuldu. O gün tezkereye 'evet' oyu verilmesini isteyenler daha sonra 'hayır' oyu çıkmasından mutlu oldular. Bugün Türkiye'de aynısını yaşıyoruz. Hayır oyu ülkenin önünü açacaktır. Bu bir memleket meselesidir. Bugün eveti savunanlar yarın hayır oyunun çıkmasına sevineceklerdir. Hayır oyu muhalefet oyu değildir. Milletin oyudur. Hayır çıkarsa Türkiye normalleşecektir. Avrupa Birliği ile sorunlu olan ilişkimiz normale dönüşecektir. 2011 seçimlerinden başlayan 60 maddesinde uzlaştığımız özgürlükçü Anayasa yapımı süreci yeniden başlayacaktır. Birlikte yaşama umudu yeniden ayağa kalkacaktır. Ötekileştirme sona erecektir."

"BAZI DIŞ POLİTİKA GELİŞMELERİ MANEVRA ALANI OLARAK KULLANILMAKTADIR"

Kerkük'te, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin bayrağının asılması ile ilgili olarak da değerlendirmelerde bulunan Hamzaçebi, "2003 yılında Irak'taki iç çatışmanın başlamasından sonra Kerkük'ün nüfus yapısında önemli değişiklikler oldu. Kerkük'ün Irak Anayasası'na göze özel statüsü var. Kerkük'te Kürtler, Türkmenler, Araplar var. Son uygulamaya kadar Kerkük'te kamu binalarında Irak Devletinin bayrağı asılmaktaydı. Ancak Kerkük Vilayet Meclisi'nin almış olduğu kararla, Kerkük'teki kamu binalarında Irak devletinin bayrağının yanı sıra, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin bayrağının asılmasına karar verildi. Karar oy çokluğu ile alındı. Türkmen ve Araplar bu konuda karşı oy kullandı. Bu karar Irak Anayasası'na aykırı. Doğru bir eylem, doğru bir hareket değil. Kerkük'teki Türkmen kardeşlerimizin bu konudaki hassasiyetini Türkiye Cumhuriyeti'nin gözetmesi lazım gelmektedir. Orada bütün yerleşik unsurların barış içinde yaşaması Türkiye Cumhuriyeti'nin dış politikasının hedefi olmalı. Hükümet yetkilileri de Irak Anayasası'na aykırı olduğunu bilmektedir. Önümüzde referandum var. 16 Nisan'da yapılacak olan referandum çerçevesinde bazı dış politika gelişmeleri ya da bayrak meseleleri bir manevra alanı olarak kullanılmaktadır. Amaç, 16 Nisan'da 'Evet' oylarını tırmandırmatırö ifadelerini kullandı.

"YARGILAMA SÜREÇLERİNİ BASKI ALTINA ALMAYA YÖNELİK BİR KARARDIR"

FETÖ medya yapılanması davasından tutuklu gazeteci ve sanatçılar için tahliye kararı veren hakimlerin açığa alınması konusunda yönetilen soruyu da yanıtlayan Hamzaçebi, "İstanbul'daki bir davada hakimler tutuklu olarak yargılamakta olan gazeteci ve sanatçıların tutuksuz yargılanmasına karar veriyor. Yani bir beraat kararı verilmedi. Bu kararı veren hakimler, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararı ile açığa alınıyor. Bunu demokrasi ile, hukukla bağdaştırmak asla mümkün değildir. Verilen mesaj şudur; Sakın ola ki bizden habersiz tahliye kararı vermeyin.' Bu uygulamadan sonra Türkiye deki hiçbir hakim tutuksuz yargılama kararı veremeyecektir. Bu karar bütün yargılama süreçlerini baskı altına almaya yönelik ve özgürlük karşıtı bir karardır. Kesinlikle doğru bulmuyorum. Demokrasiye aykırı bir uygulamadır" ifadelerini kullandı.

"HAYIR PROPAGANDASI BASKI ALTINDA"

Hayır oyu propagandasının büyük baskı altında olduğunu belirterek açıklamalarını sürdüren Akif Hamzaçebi, "Eğer halk oylamasına gidiyorsak, rejim değişikliği ile sonuçlacak bir Anayasa oylanacaksa görüşlerin serbestçe, özgürce ifade edilmesi gerekir. Bu oylardan birisi üzerinde baskı varsa ortada demokratik oylama yoktur. 'Hayır' afişlerinin baskı altında kesildiğini, atıldığını birçok ilimizde ve büyük şehirlerde görüyoruz. Ne kadar baskı olursa olsun milletimiz önüne koyulmuş bu Anayasa değişiklik teklifini sağduyu ile değerlendirecektir" dedi.

"DARBELERİ ARAŞTIRMA KOMİSYONUNUN RAPORU BİR ÖNCE ACIKLANMALI"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Bylock kullanan milletvekilleri açıklansın" şeklindeki açıklaması konusundaki soruyu da yanıtlayan Hamzaçebi şunları söyledi:

"Bu olay basına biraz yanlış aksettirildi. Sayın Kılıçdaroğlu'nun basına kapalı bir toplantıda söylediği sözlerden bir derleme yapılmış. Bir gazetenin manşetinde FETÖ iddianamesi yer aldı. Bu iddianamenin ayrıntılarına bakıldığı zaman FETÖ terör örgütünün, darbeye teşebbüs eden bu oluşumun polis, asker, medya ve işadamları ayağı tespit edildi. Fakat siyasi ayağında bir belirleme yok. Sayın Kılıcdaroğlu da bu tespitten hareketle, 'Bylock'cu siyasiler kim?' şeklinde bir açıklamada bulundu. TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu 6 aydır çalışıyor. Fakat henüz bir rapor açıklanmadı. Bu komisyondan iki isteğimiz oldu ancak şu ana kadar cevap alamadık. Darbeleri Araştırma Komisyonunu'nun araştırması yayınlanmadıkça, 'bu iddialar yanlıştır' demeyi doğru bulmuyorum. Bu rapor bir an önce yazılıp kamuoyu ile paylaşılmalı."

Görüntü Dökümü

-------------------------------

Hamzaçebi'nin açıklamaları

Detay

Haber-Kamera: Osman ŞİŞKO-TRABZON/ DHA

===================================================

7)YARGIDAKİ HAKİM-SAVCI AÇIĞINI AVUKATLAR KAPATMAK İSTİYOR

SİVAS Baro Başkanı Hakan Bahadır, Türkiye'de ciddi anlamda hakim ve savcı açığı oluştuğunu belirterek, "Bu açığın tecrübeli avukatlarla kapatılması en etkili ve pratik çözüm olacaktır" dedi. Sivas Baro Başkanlığı üyeleri, '5 Nisan Avukatlar Günü' nedeniyle kent meydanındaki Atatürk Anıtı'na çelenk sunarak saygı

duruşunda bulunup İstiklal Marşı okudu. Daha sonra basın mensuplarına açıklamada bulunan Sivas Baro Başkanı Hakan Bahadır, Avukatlar Günü'nün 1958 yılından bu yana kutlandığını belirterek, "Avukatlar Günü yalnızca birlik ve beraberliğimizi temsil etmesi nedeniyle kutlanan bir gün değil, aynı zamanda meslek sorunlarının kamuoyuyla paylaşıldığı bir gündür" dedi.

"YARGI ÇALIŞAMAZ HALE GELMİŞTİR"

Yargının içinde bulunduğu durumu değerlendiren Bahadır, "İstinaf mahkemelerinin kurulması ve tecrübeli hakim-savcıların bu mahkemelerde görevlendirilmesi nedeniyle ciddi bir hakim-savcı açığı oluşmuştu. Hain darbe girişimi sonrası, örgüt üyesi olduğu tespit edilen hakim ve savcıların meslekten çıkarılması, zaten yetersiz olan yargı mensubu sayısını daha da azaltmış, yargı çalışamaz hale gelmiştir. Yargıdaki hakim-savcı açığının kapatılması için hukuk mezunlarını alıp uzun staj döneminin geçmesine bekleyecek zaman olmadığından, bu açığın tecrübeli avukatlarla kapatılması en etkili ve pratik çözüm olacaktır. Adalet Bakanlığı'nın bu yöndeki çalışmalarını doğru buluyor, bundan sonra da belirli bir süre avukatlık yapanların hakim-savcı mesleğine kabul edilmeleri gerektiğini düşünüyoruz" dedi. Daha sonra meslek sorunlarına değinen Bahadır, günün ihtiyaçlarını karşılamayan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu yerine, savunmaya güçlü hak ve yetkilerin verildiği yeni bir avukatlık kanununun çıkarılmasını istedi.

Avukatlar daha sonra kent meydanındaki Kızılay TIR'ına geçerek kan bağışında bulundu.

Görüntü Dökümü:

----------------------

-Anıta çelenk sunumu, saygı duruşu

-Baro Başkanın açıklamaları

-Kızılay'a kan bağışı yapılması

Haber-Kamera: Gökhan CEYLAN/SİVAS,

(154 mb)

=====================================================

8)ÜNLÜ KOMEDYENDEN ANLAMLI DESTEK

MUĞLA'nın Bodrum Belediyesi tarafından "Denize en çok mavi yakışır" sloganıyla bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen deniz dibi temizliği, Gümüşlük Mahallesi'yle sürdü. Dalgıç kıyafetlerini giyen ünlü oyuncu ve komedyen Ata Demirer de çalışmalara destek verdi; denizden çöp topladı.

Bodrum Belediyesi dalış ekibi tarafından gerçekleştirilen çalışmada, Gümüşlük Koyu'nda deniz dibi temizliği yapıldı. "Denize en çok mavi yakışır" sloganıyla 3 yıldır Bodrum koylarında süren çalışmaya bu kez ünlü oyuncu ve komedyen Ata Demirer de katıldı. Dalgıç kıyafetlerini giyen Ata Demirer, son süngerci "Aksona Mehmet" olarak tanınan Mehmet Baş ve dalgıçlarla birlikte, denize daldı. Tavşan Adası ve Gümüşlük sahilinde yaklaşık 1 saat dalış gerçekleştiren Demirer, denizde çekilen fotoğraflarını İnstagram hesabından paylaştı. Ata Demirer, Mehmet Baş ve oğlu Fatih Baş ile birlikte denizden ellerinde çöp torbası ile çıkarken çekilmiş fotoğrafı "Çöpler toplandı, güle güle kirletin" notuyla paylaştı. Belediye ekipleri tarafından da sualtı kameraları ile görüntülenen temizlik, yaklaşık 2 saat sürdü. Denizden pet şişe, cam ve içecek atıkları gibi çeşitli çöpler topladıklarını belirten Ata Demirer, "Yazın önemli bir bölümün tatil için Bodrum cennetinde geçiriyorum. Bu nedenle denizlerin daha temiz kalmasına katkıda bulunmak istedim. Bende ünlü denizci ve Bodrumlu dalgıç arkadaşlarımla yaklaşık 1 saat dalış yaparak insanların tatil yaptıkları yere attıkları çöpleri temizledim. Tatile gelenler daha duyarlı olması gerekir. Deniz dibi yüzeyi gibi parlak değil" dedi. Belediye ekipleri tarafından yapılan deniz dibi temizliğinde yaklaşık 600 kilo çeşitli çöp toplandı.

Bodrum Yarımadasındaki 18 koyda "Denize en çok mavi yakışır" sloganıyla gerçekleşen ve geçen yıl İstanbul Aydın Üniversitesi tarafından "Yılın En İyi Sosyal Sorumluluk Projesi Ödülü" ile onurlandırılan Bodrum Belediyesi Deniz Dibi Temizlik Kampanyası, gelecek hafta Yalıkavak Mahallesi Koyunda devam edecek.

Görüntü Dökümü:

----------------------

Temizlik çalışmalarından ve sualtından görüntü

Ata Demirer'in temizlik çalışmalarından, sualtından görüntüsü

Toplanan atıklardan görüntü

Haber: Nilüfer DEMİR- Kamera: BODRUM (Muğla),


Son Dakika

Koronavirüs testi pozitif çıkan Kadir Topbaş hastaneye kaldırıldı Trump kaybetti ama pes etmiyor: Bu seçimleri geri döndürmeliyiz Fransızların skandal Dağlık Karabağ kararına Dışişleri'nden tepki: Taraflı olduğunun açık göstergesidir Son Dakika! Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Cihan Yavuz terör operasyonunda gözaltına alındı Star TV'nin bir kadının bıçaklandığı sahneyi "En güzel an" etiketiyle paylaşması sosyal medyayı ayağa kaldırdı Sadakatsiz'de Asya'nın tehlikeli planı izleyicileri ekrana kilitledi Merkez Bankası'nın faiz kararı sonrası ikinci el otomobil fiyatlarında yükseliş durdu, hareketlilik başladı Koronavirüs sonrası karavan satışları patladı! Almak isteyen 1 yıl sırada bekliyor