DHA YURT BÜLTENİ-8 - Son Dakika

DHA YURT BÜLTENİ-8

30 gün önce

İki kişinin hastanelik olduğu tatula bitkisi için 'çok zehirli' uyarısıManisa'nın Kula ilçesinde, 2 inşaat işçisinin şifa niyetine yediği 'tatula' bitkisinden zehirlenmeleri üzerine açıklama yapan Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.

DHA YURT BÜLTENİ-8, System.String[]

İki kişinin hastanelik olduğu tatula bitkisi için 'çok zehirli' uyarısı

Manisa'nın Kula ilçesinde, 2 inşaat işçisinin şifa niyetine yediği 'tatula' bitkisinden zehirlenmeleri üzerine açıklama yapan Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüsniye Kayalar, "Halk arasında, bazı hastalıklara iyi geldiği ve tüketilmesi gerektiği gibi söylentileri duysanız bile kesinlikle tüketmeyin. Çok zehirli bir bitki. Bunları belki hayvanlar bile yemiyor" dedi.

Manisa Kula'ya bağlı Ayazören Mahallesi'nde önceki gün yaşanan olayda, İbrahim M. ve Ayhan K.  isimli 2 inşaat işçisi, çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiği gerekçesiyle tatula bitkisi yedi. Kısa süre sonra zehirlenen işçiler, kaldırıldıkları hastanede tedaviye alındı.

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüsniye Kayalar, vatandaşları uyardı. Dikenli, dört bölmeli, meyveleri olan bu bitkinin zehirli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kayalar, birçok yerde yetişen bu tür otları hayvanların bile tüketmediğini ifade etti.

'HER DUYDUĞUNUZA İNANMAYIN'

Eskiden zaman zaman bu tür otların tüketildiğini ifade eden Prof. Dr. Kayalar, tatula bitkisinin tohumlarının kavrulduğunu, kavrulurken açığa çıkan buhardan eskiden bronşları genişletmek için yararlanıldığını veya spazm giderici olarak kullanıldığını söyledi. Bu bitkinin içerisindeki etken maddelerin artık tanımlandığını söyleyen Prof. Dr. Kayalar, "Banotu, beyaz çöpleme, tatula gibi yöresel isimlerle anılan bitkiler, içerisinde aktif madde olarak alkaloitler taşır ve bunlardan dolayı da zehirlidir. Herhangi bir şekilde tüketilmemelidir. Bitkinin içerisindeki dozlarına kadar artık her şey biliniyor. O nedenle, 'Midem ağrıdı' deyip de bu içilmez. Bunlar ilaç olarak kullanılıyor. Bu halk arasında yöresel kullanımını duysanız bile kesinlikle yapılmamalı. Bunlar eskide kalmış geleneksel uygulamalar. Ama artık ilaçlarımız var. Bunlar dozları ayarlanarak yapılan tablet, kapsül veya damla haline getirildi. Hatta antidotuna (panzehir) kadar biliniyor. O nedenle kesinlikle her duyduğunuza inanmayın" dedi.

Bu bitkilerin park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilecek bitkiler olmadığını da ifade eden Prof. Dr. Kayalar, sözlerini şöyle tamamladı:

"O nedenle kesinlikle bundan uzak durulmalı. Merak edilip ne tohumu ne yaprağı, herhangi bir şekilde çayı tüketilmemeli. Bilinçli veya bilinçsiz şekilde tükettiği zaman zehirlenme vakaları görülecektir. Ağızda, ağız içinde ve dilde kuruluk, zehirlenme belirtileridir. Ayrıca susuzluk hissi başlar. Görmede bulanıklık, göz bebeğinde büyüme sonucu ışığa karşı yoğun hassasiyet ve daha sonra da midede bulantı olur. Kişide duruş ve konuşma bozukluğu ile bilinç kaybına kadar gider. Çok düşük dozlarda bile bunlar görülebilir."

GÖRÜNÜ DÖKÜMÜ:

Tatula'nın kuru halinden genel ve detay görüntü

Tatula'nın laboratuvarda incelenmesinden görüntü

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüsniye Kayalar ile röp.

Haber: Umut KARAKOYUN - Kamera: Tekin GÜRBULAK/İZMİR,

================================

Uygulamadan cephanelik çıktı

Diyarbakır Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü ekiplerince şüphe üzerine durdurulan köy korucusuna ait otomobilde 60 tabanca ve 121 adet şarjör ele geçirilince başlatılan soruşturmada, 2019 yılının en büyük silah operasyonu gerçekleşti. Otomobil güzerganındaki güvenlik kameralarını inceleyen polis, köy korucusunun bölgedeki silah fabrikasından yola çıktığını belirledi. Dedektör köpeklerin de katılımıyla fabrikaya baskın yapan polis, kurusıkı tabancadan döndürülen çok sayıda tabanca ve şarjör ele geçirdi. Gözaltına alınan 5 şüpheliden 2'si tutuklanırken, 2'si adli kontrolle, biri de savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Diyarbakır'da birçok başarılı operasyona atan Diyarbakır Kaçakçılık ve Organize polisi, 2019 yılında bir ilki gerçekleştirdi. Kasım ayında gerçekleştirdiği operasyonla, 2019 yılında bir seferde en fazla silahın ele geçirildiği operasyon yapıldı.

DURDURULAN ARAÇTAN CEPHANELİK ÇIKTI

Diyarbakır Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü ekipleri, Şanlıurfa Siverek Yolu üzerinde bir otomobili şüphe üzerine durdurdu. Sürücü H.A., köy korucusu olduğunu söyleyerek, kimliğini gösterdi. Sürücünün tedirgin tavırlar sergilemesi üzerine polis, otomobilde arama yaptı. Aramada aracın kaput bölümüne gizlenmiş 60 ruhsatsız tabanca ve 121 şarjör ele geçirildi. Gözaltına alınan H.A., KOM Şube'ye götürülürken, araştırma genişletildi. H.A.'nın otomobiliyle geldiği güzergahtaki tüm güvenlik kameraları incelemeye alındı.

KAMERALARDAN SİLAH FABRİKASI'NA ULAŞILDI

Onlarca kamera görüntüsünü tek tek inceleyen polis, H.A.'nın bölgedeki bir silah fabrikasından yola çıktığını belirledi. Bunun üzerine mahkemeden arama kararı alınarak, silah fabrikasına baskın düzenlendi. Dedektör köpeklerinin de katıldığı operasyonda, fabrika didik didik arandı. Aramalar sırasında gizli bölmelere saklanmış 235 adet monte etmeye hazır ucu açılmış namlu, 72 adet sürgü kapağı, 37 adet tabanca şarjörü, 9 adet tabanca gövdesi, 7 adet emniyet mandalı, 8 adet icra yay mili, 3 adet icra yayı, 2 adet kuru sıkı silah ve 6 adet mermi yatağı ele geçirilildi. Fabrikada 4 şüpheli gözaltına alındı.

NAMLULARINI DEĞİŞTİRİP SATIYORLARDI

Şüphelilerin kuru sıkı tabancaları, namlularını değiştirerek gerçek tabancaya çevirdikleri ve sattıkları belirlendi. Tabancaların en az 2 bin TL'den satışa sunulduğu öğrenildi.

Operasyon kapsamında baskın yapılan diğer bir adres ise köy korucusu H.A.'nın evi oldu. Evde yapılan aramada da 52 adet uzun namlulu silaha ait fişek ile korucuya zimmetli Kalaşnikof tüfek bulundu.

5 GÖZALTIDAN 2 Sİ TUTUKLANDI

H.A.'nın da aralarında bulunduğu 5 şüpheli, Diyarbakır Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü'ndeki sorgularının ardından 'silah ve mühimmat ticareti' iddiasıyla adliyeye sevk edildi. 1 şüpheli savcılık ifadesinden sonra serbest bırakılırken, mahkemeye sevkedilen 4 şüpheliden H.A. ile ismi açıklanmayan bir fabrika çalışanı tutuklandı. 2 şüpheli ise adli kontrolle serbest bırakıldı.

Görüntü Dökümü

-Operasyon görüntüleri

-Silahların aranması

-Silahların çıkarılması

-Şüphelilerin emniyetten çıkarılması

Haber Müslim SARIYAR -DİYARBAKIR

=============================

Kızına cinsel istismar sanığının tahliyesine tepki gösterdi

Denizli'nin Tavas ilçesinde, inşaat işçisi Üzeyir Ç., 15 yaşındaki kızı H.Ç.'ye 9 ay arayla 2 kez cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen 17 yaşındaki akrabası Ü.A.'nın mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere salıverilmesine tepki gösterdi. Üzeyir Ç., "Affedilecek suçlar var, affedilmeyecek suçlar var. Kızıma bunu yapan kişinin yeniden cezaevine konulmasını istiyorum" dedi.

Tavas'ın Baharlar Mahallesi'nde yaşayan 15 yaşındaki H.Ç., geçen yıl, Kurban Bayramı'nın ikinci günü olan 21 Ağustos 2018 tarihinde, annesi-babası mezarlık ziyaretine gittikleri için evde yalnız kaldı. İddiaya göre, bu sırada gelen eve gelen uzaktan akrabaları olan Ü.A., H.Ç.'yi zorla odunluğa sürükleyip, cinsel istismarda bulundu. Ü.A. ile evlendirilmekten korkan H.Ç. durumu kimseye anlatamadı. Ancak 9 ay sonra Ü.A., H.Ç. ile sosyal medya üzerinden iletişime geçti. Ü.A., yazdığı mesajlara cevap vermeyen kızın okuluna gitti. Okul çıkışında yolunu kestiği H.Ç.'yi, "Baban seni öldürecek, sana bir şey söylemem lazım" diyerek kandırıp, kolundan ağaçlık bir alana sürükledi. Küçük kıza bir kez daha cinsel istismarda bulundu.

H.Ç. geçen 28 Şubat günü yaşadıklarını ablasına anlattı. Büyük kızından durumu öğrenen inşaat ustası baba Üzeyir Ç. de savcılığa şikayetçi oldu. Ü.A. hakkında, Denizli 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde, 'Çocuğun nitelikli cinsel istismarı', 'Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma', 'Konut dokunulmazlığını ihlal etme' ve 'Şantaj' suçlamasıyla 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Ü.A, davanın ilk duruşmasında tutuklanıp, cezaevine konuldu.

BABA KARARA İSYAN ETTİ

Davanın 14 Kasım günü görülen 3'üncü duruşmasında tutuklu sanık Ü.A., suçlamaları kabul etmedi. Mahkeme, Ü.A.'yı tahliye etti. Baba Üzeyir Ç., Ü.A.'nın tutuksuz yargılaması yönünde verilen karara tepki gösterdi. Ü.A'nın serbest bırakılmasının ardından kızı H.Ç.'nin sinir krizleri geçirdiğini anlatan baba, "Geçen yıl Kurban Bayramı'nın ikinci günü, biz evde yokken yeğenim kızıma istismarda bulunmuş. Bu olay sonrası kızımın psikolojisi bozuldu. Bir yıldır evimizde matem havası var. Kızım psikolojik tedavi görüyor. Mahkeme, kızımın hayatını karartan bu kişinin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi. Verilen karar sonrasında donup kaldım. Affedilecek suçlar var, affedilmeyecek suçlar var. Kızıma bunu yapan kişinin yeniden cezaevine konulmasını istiyorum" dedi.

KIZ BABALARINA SESLENDİ

Hukuk mücadelesini sürdüreceğini vurgulayan Üzeyir Ç., "Benim yaşadığım herkesin başına gelebilir. Güvendiğimiz akrabamız, sülalemizi birbirine kırdırdı. Herkes akrabasına, eşine, dostuna dikkat etsin. Buradan tüm kız babalarına sesleniyorum. Kızlarınız da böyle bir şey yaşamış olabilir. Onları yanlarında olsun. Sonuna kadar kızımın yanında olmaya devam edeceğim" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Baba Üzeyir Ç.'nin adliye önünde görüntüsü

-Baba Üzeyir Ç. ile röp.

-Nitelikli cinsel istismara uğradığı ileari sürülen H.Ç.'nin (Hatun Çayan) fotoğrafı

-Sanık Ü.A.'nın (Ümit Aşuk) fotoğrafı

Haber-Kamera: Deniz TOKAT/ DENİZLİ,

=============================

HDP önündeki eylemde 75'inci gün

Diyarbakır'da, terör örgütü PKK tarafından kaçırılan çocuklarının bulunmasını isteyen 56 aile, HDP il binası önündeki oturma eylemini 75'inci günde de sürdürüyor. 5 yıl önce PKK'lı teröristler tarafından kaçırılan oğlu Roşat Çiftçi'ye seslenen Necibe Çiftçi, "Gel Türk askerine sığın. Sana bir şey yapmazlar. Seni sağ salim bize getirirler" dedi.

Hacire Akar, 21 Ağustos'ta kaybolan oğlu Mehmet'in (21) HDP'liler tarafından dağa kaçırıldığını söyleyip, 1 gün sonra, partinin Diyarbakır binası önünde oturma eylemi başlattı. Eylemin 3'üncü gününde ortaya çıkan Mehmet Akar, mahkemece ev hapsiyle cezalandırıldı. Oğluna kavuşup, eylemine son veren Hacire Akar, çocukları kayıp annelere çağrıda bulundu. Akar'ın çağrısıyla harekete geçen çocukları kayıp aileler, 3 Eylül'den itibaren HDP önünde oturma eylemine başladı. 56 aile, oturma eylemini 75'inci günde de sürdürdü.

'GEL TÜRK ASKERİNE SIĞIN'

Hakkari Şemdinli'den gelen Necibe Çiftçi, oğlu Roşat Çiftçi'nin (21) 5 yıl önce PKK'lı teröristler tarafından dağa kaçırıldığını ve büyük oğlu 4 çocuk babası Sami Çiftçi'nin de terör örgütüne destek vermediği gerekçesiyle kaçırılarak şehit edildiğini belirterek, 8 Kasım günü oturma eylemine katıldı. Çiftçi, oğlu Roşat Çiftçi'nin 2015'te Şemdinli'ye gittiğini ve ondan sonra bir daha haber alamadığını ifade ederek, teslim olması için çağrıda bulundu. Necibe Çiftçi, "Çocuğu zorla kandırarak dağa kaçırdılar. Çocuk okul okuyordu. Onlarla hiçbir ilişkisi yoktu. Olsaydı bizim haberimiz olurdu. Şemdinli'de 2 gece amcasında kaldı. Daha sonra dönüp köye gelecekti. Sonra amcası telefon açtı. Çocuklar ortada yok dedi. Köye gelip gelmediklerini sordu. Daha sonra dağa kaçırıldıklarını öğrendik. Onları götüren çocuğu da buldular. Şikayet ettik. Müebbet hapis cezası almış. Erzurum'da cezaevinde. Diğer oğlumu da 2017'de gece yarısı çocuklarının yanından alıp köyün biraz aşağısında bulunan bir ahırın içine götürüp, elini kolunu bağlayarak infaz ettiler. 4 çocuk babasıdır. Oğlum, kardeşi dağda olduğu için onlara küfür etmişti. Bu yüzden gelip çocuğu infaz ettiler. Biz Türk bayrağının altında yaşıyoruz. Bizim bayrak, tek bir bayraktır. Bu bayrak altında da öleceğiz. Oğlum gel. Onlarda insanlık yoktur. Gel Türk askerlerine sığın. Türk askeri sana bir şey yapmaz. Seni sağ salim getirip bize teslim ederler. Devlet insana yardımcı oluyor. 5 yıldır sağ mı, ölü mü, hiçbir haberimiz yok" diye konuştu.

EYLEME KATILAN AİLELER

1- Diyarbakır'ın Eğil ilçesinde oturan Fevziye- Şahap Çetinkaya çifti, 30 Ağustos'tan beri haber alamadıkları, PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını iddia ettikleri oğulları Süleyman (18) için 3 Eylül Salı günü oturma eylemine başladı.

2- Diyarbakırlı Remziye Akkoyun, 4 yıldır kayıp olan oğlu Azad'ın (14) PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını söyleyerek, 3 Eylül Salı günü oturma eylemi başlattı.

3- Diyarbakır'da oturan Rauf- Ayşegül Biçer çifti, 10 aydır kayıp olan tek oğulları Mustafa (18) için 3 Eylül Salı günü oturma eylemi başlattı. Kanser hastası Ayşegül Biçer, oğlunun HDP aracılığıyla PKK'lı teröristlere götürüldüğünü iddia ediyor.

4- Mardinli olan ve Diyarbakır'da oturan inşaat işçisi Celil Begdaş ile eşi Hediye Begdaş, ramazan ayının ilk günü olan 5 Mayıs'ta ortadan kaybolan oğulları Yusuf'un (16) HDP'liler aracılığıyla düğün aracı olarak süslenen minibüsle dağa kaçırıldığını iddia ederek, 4 Eylül akşamı oturma eylemine katıldı.

5- Gaziantep'te oturan Şevket- Songül Altındaş çifti, vatani görevi için usta birliğine giderken 2 Ekim 2015'te Tunceli'nin Pülümür ilçesinde teröristlerce kaçırılan oğulları Müslüm (24) için 5 Eylül günü oturma eylemi başlattı.

6- Mersin'in Anamur ilçesinde yaşayan Rahime Uymaz, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 28 Temmuz 2015'te eşi ve kızının yanında PKK'lı teröristler tarafından aracından indirilerek, kaçırılan yeğeni polis memuru Sedat Yabalak (34) için oturma eylemine katıldı. Polis Sedat Yabalak'ın hasta annesi Ünzile Yabalak ise 8 Eylül akşamı Diyarbakır'a gelip nöbete başladı. Solunum hastası Ünzile Yabalak'a, PKK'lı teröristler tarafından 23 Eylül 1995'te şehit edilen Astsubay Murat Namdar'ın eşi Yıldız Namdar refakat ediyor.

7- Mardin'in Derik ilçesinden gelen Emine- Şeyhmus Kaya çifti, İstanbul'da polis memuruyken, Muş'ta kardeşinin düğün konvoyuyla memleketine dönerken, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristler tarafından kaçırılan oğulları Vedat Kaya (28) için 5 Eylül'de oturma eylemine başladı.

8- Malatyalı Sadiye Özbey, 17 Eylül 2015'te Rize'den kendisini ziyarete gelirken Tunceli'nin Pülümür ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristler tarafından aracı yakılıp kaçırılan oğlu Astsubay Semih Özbey için 5 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

9- Bursa'da yaşarken eşini 17 Ağustos depreminde kaybedince Diyarbakır'a taşınan Meryem Savur, 4 yıl önce PKK'lı teröristlerce kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Fırat (22) için 5 Eylül günü oturma eylemine başladı.

10- Diyarbakırlı Sabiha Balta, 5 yıl önce kaybolan oğlu Arafat'ın (25) PKK'lı teröristlerce dağa kaçırıldığını belirtip, 5 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

11- Diyarbakır'ın Dokuzçeltik köyünde oturan Aysel Koyun, 5 yıl önce PKK'lı teröristlerce dağa kaçırıldığını belirttiği oğlu Neşat (22) için 6 Eylül günü oturma eylemine başladı.

12- Diyarbakırlı Güzide Demir, 4 yıl önce PKK'lı teröristlerce dağa kaçırılan oğlu Aziz (20) için 7 Eylül günü oturma eylemi başlattı.

13- Ağrı'nın Eleşkirt ilçesinde 4 yıl önce çobanlık yaparken PKK'lı teröristlerce kaçırıldığı belirtilen Vahit Çur'un (19) anne ve babası Bedirhan-Necla Çur çifti de 7 Eylül günü eyleme katıldı.

14- Diyarbakırlı Hüsniye Kaya, 5 yıldır haber alamadığı ve sonrasında arkadaşlarından Suriye'de olduğunu öğrendiği kızı Mekiye'yi (19) bulmak için 8 Eylül günü oturma eylemine başladı.

15- Ayten-Şadin Elhaman çifti, 2 yıl önce kaybolan oğulları Bayram (21) için 8 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

16- İstanbul'da 5 yıl önce HDP Kağıthane ilçe binasına gittikten sonra dağa kaçırıldığını ileri sürülen Yakup Edizer'in (19) anne ve babası Salim ve Saliha Edizer çifti de 9 Eylül günü eylemdeki yerini aldı.

17- Diyarbakırlı Süleyman Aydın, 4 yıl önce terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını belirttiği oğlu Özkan (19) için 9 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

18- Diyarbakırlı Mevlüde Üçdağ, 5 yıldır haber alamadığı oğlu Ramazan (22) için 9 Eylül günü HDP önüne gelip eyleme katıldı.

19- Mardinli olan, ancak Diyarbakır'da oturan Salih- Mülkiye Aylu çifti, 22 Mart 2019'da kaybolan ve HDP kongresine katılan M.I. tarafından Irak'ın Metina bölgesindeki PKK'lı teröristlerin yanına kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Mehmet (20) için 10 Eylül sabahı oturma eylemine başladı.

20- Aslen Siirtli olan, ancak Ordu'da yaşayan Latife Ödümlü, Dicle Üniversitesi Kimya Bölümü 3'üncü sınıf öğrencisi oğlu Özgür'ün (22), 10 ay önce PKK'lı teröristler tarafından Irak'ın kuzeyine kaçırıldığını söyleyerek, 10 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

21- Diyarbakırlı Mehmet Karaman, 1999'da kandırılarak dağa götürüldüğünü belirttiği oğlu Ercan (40) için 11 Eylül'de oturma eylemine başladı.

22- Diyarbakırlı Fatma Akkuş, 28 Ağustos 2015'te kaybolan ve internette terörist kıyafeti giydiği videosunu gördüğü kızı Songül için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

23- Erzurum'dan gelen Macide Uslu ile Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinden gelen Halime Şehitoğlu, 2015'te Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan yeğenleri Sedat Sorgun (28) için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı. Annesi vefat eden Sorgun'un, Van'da vatani görevini yaparken, izinli olarak Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesindeki teyzesi Şehitoğlu'nu ziyaret edip, memleketi Erzurum'daki akrabalarının yanına giderken Lice'de yol kesen PKK'lılarca kaçırıldığı belirtildi.

24- Diyarbakırlı Nihan Çiçek, 2015'te eşinin akrabaları tarafından dağa kaçırıldığını iddia ettiği nişanlı kızı Hatun (23) için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

25- Diyarbakırlı Ömer Tokay, 2011'de Şırnak'a pikniğe gidip dönmeyen, 3 yıl sonra da terör örgütüne yakın bir televizyonda gördüğü oğlu Mehmet (22) için 12 Eylül'de oturma eylemine başladı.

26- İstanbul'da yaşayan Şevket-Fatma Bingöl çifti, 2014'te Arnavutköy'de 'Bana iş buldular, işe gidiyorum' diyerek evden çıkıp dönmeyen oğulları Tuncay (19) için 13 Eylül'de oturma eylemi başlattı.

27- Diyarbakır'ın Hani ilçesinde fırında çalışan oğlu Fatih Demir'in (24), 2015 yılında terör örgütünce dağa kaçırıldığını ifade eden anne Sevdet Demir (55), 13 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

28- Bitlis'te eşinden boşanan Saliha Mert (42), 2015 yılında dağa kaçırıldığını söylediği oğlu Yetiş Top (23) için 13 Eylül günü Diyarbakır'a gelip oturma eylemine başladı.

29- Bitlis'te yaşayan Ubeydullah Yolaçan, 5 yıldır haber alamadığı oğlu Çetin (31) için 14 Eylül'de Diyarbakır'a geldi. Baba Yolaçan, gelini Gülcemal, torunları Ecrin ve Abdulsamet ile birlikte oturma eylemindeki yerini aldı.

30- Bitlis'in Mutki ilçesinden Diyarbakır'a gelen Hurinaz Omay (83), 24 yıl önce dağa kaçırıldığını söylediği oğlu Rıfat (43) için 14 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

31- Bitlis'ten Diyarbakır'a gelen Fadıl Kılıç, Ahlat Üniversitesi öğrencisiyken 3 yıl önce dağa kaçırıldığını öne sürdüğü oğlu Faruk için (25) 14 Eylül'de oturma eylemi başlattı.

32- Elazığ'dan Diyarbakır'a gelen Muhittin Avunan, usta birliğine giderken yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan yeğeni Bingöllü Emrah Avunan (24) için 13 Eylül'de oturma eylemine başladı. Emrah'ın annesi Leyla Avunan, babası Bilal Avunan ve akrabaları da 22 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

33- Erzurum'un Horasan ilçesinden gelen Mehmet Emin Coşkun (49), Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde 2'nci sınıf öğrencisiyken 29 Aralık 2014'te PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını belirttiği 3 çocuğunun büyüğü olan İbrahim (24) için 15 Eylül'de oturma eylemine başladı.

34- Bursa'dan gelen Türkan Mutlu, 7 yıl önce Balıkesir'de üniversiteyi kazanıp kayıt yaptırmayan ve kandırılarak dağa götürüldüğünü iddia ettiği kızı Ceylan Şeyma Tekin (24) için 16 Eylül akşamı oturma eylemi başlattı.

35- Diyarbakırlı Vahide Sunar, 5 yıl önce Dicle ilçesine gidip PKK'lı teröristlerce kaçırıldığını düşündüğü oğlu Ahmet (22) için 16 Eylül'de oturma eylemine başladı.

36- Ağrılı Salih Gökçe, 5 yıl önce İstanbul'da çalışırken ve askere gitmek üzereyken terör örgütü PKK tarafından kaçırılıp Suriye'ye götürüldüğünü söylediği oğlu Ömer (24) için 17 Eylül'de oturma eylemine başladı.

37- Batmanlı Cabir Taş, 4 yıl önce tekstilde çalışırken terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını belirttiği, o dönem 14 yaşında olan kızı Ece için 17 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

38- Diyarbakırlı Üzeyir Nergiz, 5 yıl önce Kars Kafkas Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okurken, 2014'te terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırılan kayınbiraderi Osman Etik (29) için 17 Eylül'de oturma eylemindeki yerini aldı.

39- Muşlu Selma Kan, 4 yıl önce Muş'ta terör örgütü PKK'ya katıldığını belirttiği oğlu Onur (28) için 18 Eylül'de oturma eylemine başladı.

40- Şirin Sungur, 2015'te Bingöl'de vatani görevini yaparken memleketi Siirt'e bayram iznine dönerken Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan oğlu Süleyman (24) için 18 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

41- Muşlu Halit Altun, 2015'te Malatya'da üniversite öğrencisiyken kaybolan ve terör örgütü PKK'nın elinde olduğunu belirttiği oğlu Muhsin (27) için 19 Eylül'de oturma eylemine başladı.

42- Konya'dan gelen Yıldız Ballı, 2014'te İstanbul Esenyurt'ta tekstil fabrikasında çalışırken kaybolan, PKK'lı teröristlerin kaçırdığını iddia ettiği kızı Yasemin (21) için 19 Eylül'de oturma eylemine başladı.

43- İstanbul'dan Diyarbakır'a gelen Fahrettin Akkuş, 2015'te Sultangazi ilçesinde 19 yaşındayken kaçırıldığını söylediği oğlu Erkan için 20 Eylül'de oturma eylemi başlattı.

44- Kütahya'dan gelen Hatice Levent, 18 yaşındayken, 2015 yılında Bitlis'te üniversite öğrencisiyken terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını belirttiği kızı Fadime için 22 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

45- Muş'tan Diyarbakır'a gelen Güzel Aslan, 5 yıl önce mobilyacıda çalışırken kaybolan oğlu Turan Aslan (26) için 23 Eylül'de oturma eylemine başladı.

46- Batman'dan gelen Zehra Çak, 5 yıl önce kaybolan oğlu Azat Çak (23) için 26 Eylül'de oturma eylemine başladı.

47- İstanbul Sultangazi'den gelen İmmihan Nilifırka, Ege Üniversitesi Gazetecilik bölümü son sınıf öğrencisiyken, 21 Mart 2015'te kaybolan oğlu Mehmet (22) için 27 Eylül'de oturma eylemine başladı.

48- Gaziantep'ten gelen Cennet Kabaklı, 2015'te usta birliğine giderken Tunceli Pülümür yolunda PKK'lı teröristler tarafından kaçırılan asker oğlu Adil Kabaklı (24) için 28 Eylül'de oturma eylemindeki yerini aldı.

49- Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinden gelen Sıddıka Tatlı, Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık bölümü son sınıf öğrencisiyken 2014'te kaybolan, terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırıldığını söylediği oğlu Aziz Tatlı (27) için 29 Eylül'de oturma eylemine başladı.

50- Batman'dan gelen Melike Akdoğan, 14 yaşında lise öğrencisiyken geçen yıl ortadan kaybolan ve dağa götürüldüğünü düşündüğü oğlu Abdulkadir için 2 Ekim'de oturma eylemi başlattı.

51- Ağrı'nın Hamur ilçesinden gelen Süheyla Demir, 2014'te lise 3'üncü sınıf öğrencisiyken PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını belirttiği kızı Hayal için 3 Ekim'de oturma eylemine başladı.

52- Muş'tan gelen Süheyla ve eşi Maşallah Yenilmez, 2015'te Bitlis Eren Üniversitesi Sosyal Hizmetler bölümünde okurken, ortadan kaybolan kızları Sümeyye Yenilmez (24) için 5 Ekim'de oturma eylemine katıldı.

53- Diyarbakır'ın Kulp ilçesinden gelen Menfiye Yıldırım, 2017'de kaybolan, dağa kaçırıldığını öne sürdüğü oğlu Mesut Yıldırım (25) için 5 Ekim'de oturma eylemine başladı.

54- Diyarbakırlı Hatice Ceylan 2015'te, 15 yaşındayken Kur'an kursunda hafızlık okurken kaybolan oğlu Cafer için 8 Ekim günü oturma eylemine katıldı.

55- Ağrı Taşlıçay ilçesi Kumluca köyünden gelen Yasin Kaya, kızı Çiğdem Kaya'nın (21) Ağrı Anadolu Lisesi 2. sınıf öğrencisiyken PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını söyleyerek 15 Ekim günü oturma eylemine katıldı.

56- Hakkari Şemdinli'den gelen Necibe Çiftçi, oğlu Roşat Çiftçi'nin 5 yıl önce PKK'lı teröristler tarafından dağa kaçırıldığını ve büyük oğlu 4 çocuk babası Sami Çiftçi'nin (21) de terör örgütüne destek vermediği gerekçesiyle kaçırılarak şehit edildiğini belirterek 8 Kasım günü oturma eylemine katıldı.

Görüntü Dökümü

-------

HDP il binası

Ailelerin bekleyişi

Necibe Çiftçi'nın röportajı

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Emrah KIZIL, Nurettin FİDANCAN/DİYARBAKIR,

=============================

Her 10 KOAH'lıdan 9'u kendi hastalığını bilmiyor

Dünya üzerinde her yıl 3 milyon kişinin hayatını kaybettiği KOAH hastalığına dikkat çeken Uzm. Dr. Özhan Kula, en acı durum olarak her 10 KOAH'lıdan 9'unun kendi hastalığının farkında olmamasını gösterdi. Uzm. Dr. Kula ayrıca geçmiş yıllarda kıyasla KOAH hastalığının kadınlarda artış gösterdiğini kaydetti.

Önemli bir küresel halk sağlığı sorunu olan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) konusuna dikkat çekmek ve konu hakkında farkındalık yaratmak amacıyla her yıl kasım ayının üçüncü çarşamba günü Dünya KOAH Günü olarak kutlanıyor. Akciğer ve akciğer hava yollarının etkilendiği bir ilerleyen bir hastalık olan KOAH'a ilişkin önemli bilgiler veren Doruk Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Uzm. Dr. Özhan Kula, hastalığın ülkemizde ve dünyada çok sık görüldüğünü kaydetti.

"HASTALIKTA EN ÖNEMLİ ETKEN SİGARA İÇİMİNİN ARTMASI"

Dünyada 40 yaşın üzerindeki her 10 yetişkinden birinde, ülkemizde ise 40 yaşın üzerindeki her 5 yetişkinden birinde KOAH'ın görüldüğüne işaret eden Uzm. Dr. Özhan Kula; hastalığa sahip dünyada 600 milyon, ülkemizde ise 3-5 milyon civarında kişi olduğunu belirtti. Bu hastalıktan kaynaklı dünyada her yıl 3 milyon kişinin öldüğünü vurgulayan Uzm. Dr. Kula, "Ülkemizde de yaklaşık 25-30 bin kişinin KOAH'tan öldüğünü bilmekteyiz. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu hastalığın hem görülme oranı, hem de ölüm oranı artmakta. Birçok hastalıkta ölüm oranları azalırken, KOAH'ın görülme ve bu hastalıktan ölüm oranları artıyor. Bunda da en önemli etken sigara içiminin artması olmasının yanı sıra hava ve çevresel kirliliğin artması da etkili oluyor" dedi.

BİRÇOK HASTA, KOAH'LI OLDUĞUNU BİLMİYOR

Sigara içiminin yüzde 90 oranında bu hastalıkta etkili bir rol oynadığını vurgulayan Uzm. Dr. Kula, "KOAH'ın teşhisi çok kolaydır. Solunum fonksiyon testiyle teşhis konulmakta. Maalesef en acısı da KOAH'lı hastaların bir kısmının bu hastalığa sahip olduklarını bilmemeleri. 10 KOAH'lının 9'u hastalığın kendisinde olduğunu bilmiyor. Sadece bunlardan bir kişi bunu biliyor ve tedavisini oluyor. Bu çok ciddi toplumsal bir yaradır. Günümüzde her hastanede, her polinikte solunum fonksiyon testi yapılmaktadır. Kolay bir yöntemdir. Eğer 40 yaşın üzerindeyseniz –ki hastalık genelde 40 yaşın üzerinde sigara içenlerde çıkıyor- sigara içiyorsanız, öksürük ve balgam şikayetiniz varsa, aynı yaş grubundakilere göre daha kolay yoruluyorsanız, özellikle kış aylarında çok kolay hastalanıyor ve iyileşmeniz uzun sürüyorsa, nefes darlığı yakınmanız varsa KOAH'lı olabilirsiniz. Mutlaka göğüs hastalıklarına başvurarak bu yönde tetkiklerinizin yapılması gerekmektedir. Tedavisi mümkün olan bir hastalıktır ama tedavi edilmezse ilerleyici bir hastalıktır. Tedavi edildiğinde yaşam kalitesi artar, ömür uzatılır" diye konuştu.

"ÖLÜM ORANINDA İKİNCİ SIRAYA ÇIKMASI BEKLENİYOR"

KOAH hastalığının, tüm hastalıklar içerisinde dünyada en sık ölüm oranı yüksek dördüncü hastalık olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Kula, ülkemizde de bu açıdan hastalığın üçüncü sırada olduğunun altını çizerek, "Kalp damar hastalıkları ve beyin damar hastalıklarının ardından üçüncü sıklıkta görülüyor. Ancak çalışmalar gösteriyor ki; önümüzdeki 10-20 yıl içerisinde KOAH hastalığının görülme ve ölüm oranında ikinci sıraya çıkması bekleniyor" şeklinde konuştu.

"SİGARA İÇMİYORSANIZ, İÇİRMEYİN"

Sigara içmeyen insanların da bu hastalıktan etkilenebileceğini kaydeden Uzm. Dr. Kula, "Sigara içmiyorsanız bulunduğunuz ortamda da sigara içirmeyeceksiniz. Pasif içicilik hastalığın oluşmasında önemli bir faktör. Onun için sigara içmiyorsanız bu ortamlarda bulunmamalısınız. Çalıştığınız ortamın havalandırmasını sağlayacaksınız, özellikle küçük çocuklarınız varsa onların yanında sigara içmeyeceksiniz. Dışarıda içiyorum diye bir şey yok sigara dumanı üzerime sinerek, en ufak bir delikten geçerek çocuklarımızı da etkiliyor. Son yıllarda yapılan çalışmalarda KOAH'ın erken yaşta başlamasının nedeninin anne ve babanın sigara içmesi olduğu görülüyor. Gelişme döneminde sigara dönemi akciğerde bir takım değişiklikler yaparak ileri yıllarda kişinin sigara içse de içmese de bu hastalığa yakalanma oranını artırmaktadır. Son yıllarda hükümetimizin de yaptığı gibi sigara konusunda verilen savaş, koah gelişimi açısından çok etkili oldu" ifadelerini kullandı.

KADINLARDA ARTIŞ GÖSTERDİ

Son olarak kadınlarda bu hastalığın görülme oranının arttığını kaydeden Uzm. Dr. Kula, "Yaklaşık 10 yıl öncesine kadar erkeklerde kadınlara göre 4 kat daha fazlayken, son yıllarda sigara ile mücadelede erkeklerin daha uyum gösterdiği görülüyor, aksine kadınların ise sigara içmesine bağlı olarak bu oran 2 erkeğe bir kadına indi. KOAH, kadınlarda artış gösterirken, erkeklerde oran azalmakta. 20 yıl öncesine kadar biz, kadınları akciğer kanserinden ve KOAH'lı olarak görmezdik ama son yıllarda hastalarda ciddi ölçüde kadınları da görüyoruz. Bunda da tek şey kadınlarda sigara içmenin artması ve kadınların sigarayı bırakmaya yatkın olmaması" açıklamalarında bulundu.

Görüntü dökümü;

-Uzm. Dr. Kula'nın açıklamaları

-Solunum fonksiyon testinden detaylar

Haber: Cansel ORUÇ -Kamera: Gürkan DURAL/BURSA,

=============================

Astsubay uyuşturucu hapla yakalandı

Düzce'de, polisin takibe alarak durdurduğu otomobilde yapılan aramada uyuşturucu haplar ele geçirilirken, astsubay M.K. ile kadın arkadaşı gözaltına alındı.

Düzce Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Sakarya'dan Düzce'ye uyuşturucu sevkiyatı yapılacağı bilgisi üzerine bir otomobili takibe aldı. Polisleri fark eden sürücü kaçmaya çalıştı. Otomobil, D-655 Karayolu Karaca Kavşağı mevkiinde önü kesilerek durduruldu. Otomobil sürücüsü M.K. ile kadın arkadaşı Z.Y. gözaltına alındı. Araçta yapılan aramada uyuşturucu haplar ele geçirildi. M.K.'nın Sakarya'da bir askeri birlikte görevli astsubay olduğu belirlendi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Durdurulan otomobilin görüntüsü

Polis ekiplerinin görüntüsü

Araçtan çıkan uyuşturucunun görüntüsü ve detaylar

HABER-KAMERA: Tezcan SOLMAZ/DÜZCE,


Haber Yayın Tarihi: 16.11.2019 11:59 Kaynak: DHA



Son Dakika

Yargıtay'dan milyonlarca çalışanı ilgilendiren tayin kararı
Tarladan ürün aldı, parasını sulama borusuna sıkıştırıp gitti Üst geçidi kullanmayan yaya, feci şekilde can verdi