Son Dakika Haberleri: Dha Yurt Bülteni-9

Dha Yurt Bülteni-9

7 ay önce İlandır

DEAŞ'IN KAÇIRDIĞI IRAKLI ÇOCUKLAR, GAZİANTEP'TEN BAĞDAT'A GÖNDERİLDİIRAK'ın Şengal bölgesinden 3 yıl önce terör örgütü DEAŞ tarafından kaçırılan ve Suriye'de bulunan 2'si kız 3 çocuk, Bağdat'a gönderilmek üzere Gaziantep'teki Irak Başkonsolosluğu'na teslim edildi.

Dha Yurt Bülteni-9, System.String[]
DEAŞ'IN KAÇIRDIĞI IRAKLI ÇOCUKLAR, GAZİANTEP'TEN BAĞDAT'A GÖNDERİLDİ

IRAK'ın Şengal bölgesinden 3 yıl önce terör örgütü DEAŞ tarafından kaçırılan ve  Suriye'de bulunan 2'si kız 3 çocuk, Bağdat'a gönderilmek üzere Gaziantep'teki Irak Başkonsolosluğu'na teslim edildi. Iraklı çocuklar, buradan da ailelerine ulaştırılması için uçakla Bağdat'a gönderildi.

Iraklı farklı ailelerin çocukları Suheyla (7), İnaz (5) ve Mejdel (6), 2014 yılında terör örgütü DEAŞ tarafından Ezidilerin yaşadığı Şengal bölgesinden kaçırılarak, Suriye'ye götürüldü. Aradan geçen süre içerisinde bir arada kalan 3 çocuk, Suriyeli aile tarafından bulundu. Nerede ve nasıl görüldükleri konusunda bilgi verilmeyen çocukların durumu, Gaziantep'te bulunan Irak Başkonsolosluğu'na iletildi. Konsoloslukta isimleri ve fotoğraflarıyla yapılan araştırma sonucunda, çocukların Irak'ta yaşayan aileleri bulundu. Bu gelişme sonrası çocuklar, Türkiye'ye getirilerek, Irak Başkonsolosluğu'na teslim edildi.

Ailelerini gören çocukların uğradığı şokla konuşmadıklarını anlatan Irak Başkonsolosu Muayad Ömer Koperly, "Çocuklar, 3 yıl önce Şengal'den kaçırıldı. Suriyeli bir aile tarafından bulunan çocuklar, bize gönderildi. Biz de onların ailelerine ulaştık. Birazdan uçakla çocukları Bağdat'a, ailelerine teslim edilmek üzere göndereceğiz" dedi.

Çocukları Irak'taki ailelerine teslim etmek üzere Gaziantep'e gelen HDP Mardin eski Milletvekili Ali Atalan ise 3 çocuğun kurtarılması için destek verenlere teşekkür ederek, "Aynı şekilde DEAŞ tarafından kaçırılan diğer çocukların da kurtarılmasını istiyoruz. Küçücük çocukların kaçırılarak, esir alınması hiçbir yerde görülmemiştir. Küçük çocuklar, yaşadıkları şoktan dolayı kendi dillerini bile unutmuşlar. Psikolojileri alt üst durumda" diye konuştu.

Iraklı çocuklar, daha sonra ailelerine teslim edilmek üzere uçakla Bağdat'a gönderildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

---------------------------

Irak Baş Konsolosluğu

Kaçırılan çocuklar

Muayad Omer Koperly konuşması

Ali Atalan'ın konuşması

-Genel ve detay görüntüler

Haber- Kamera: Mustafa-KANLI-GAZİANTEP-DHA)

===========================================================

SINIR KARAKOLUNDA DİL TUTULMASINA NEDEN OLAN DAYAK İDDİASI

BURSA Gemlik'te vatani görevini yapan er Gökhan Kılıç, nöbette annesiyle cep telefonuyla konuşması nedeniyle komutanı tarafından başından miğfer ile vurularak daha sonra yaşımını yitirmesinden sonra bir dayak iddiası da, Ağrı'nın Doğubeyat ilçesi sınır Karalonundan geldi. Diyarbakır'lı er Orhan Öztep cep telefonu bulundurduğu gerekçesiyle bölük komutanı tarafnıdan öldürüsiye dövüldü, dayak sonrası dili tutulan ve aynı zamanda astım hastası olan Öztep 1 ay hava değişimi raporu verilerek evine gönderildi. Anne Muazzez Öztep, oğlunu döven bölük komutanı hakkında gerekli tüm suç duyuruları yapacaklarını dile getirerek, "Ben oğlumu sağlam askere gönderdim onlar ise oğlumu yarı bir halde gönderdiler. Cumhurbaşkanına çağrıda bulunuyorum, bunlar görevden alınsın. Benim canım yandı, başkasının canı yanmasın. Biz çocuklarımızı bu yaşa getirip bunlara teslim ediyoruz. Bu olayın peşini bırakmayacağım"dedi.  Diyarbakır'da yaşayan 20 yaşındaki Orhan Öztep, askere gitmek için 19,5 yaşında başvurdu. 3 ay önce Asker alma daire başkanlığı Öztep'in ısrarlı isteğini yerine getirerek vatani görevini yapması için ilk görev yeri Sivas'a gönderildi. Acemi birliğinini Sivas'ta tamamlayan Öztep, daha sonra usta birliği görevi için Ağrı'ya görevlendirildi. Ağrı'ya geldiğinde Doğubezayıt ilçesindeki 3'üncü Hudut Tabur Komutanlığı 12'inci Hudut Bölüğü'nde mesleği olan aşçı olarak görevlendirildiğini anlatan Öztep, burada bir süre kaldıktan sonra, tuşlu telefon kullandığından dolayı bölük komutanı tarafından ceza olarak Üzengili Jandarma Karokolu'na gönderildiğini söyledi. Karakolun bulunduğu bölge yüksek rakımlı olmasıyla kendisinin de astım hastası olduğundan dolayı zaman zaman rahatsızlık yaşadığı ve buradan gitmek isteğini bir kaç gün sonra karakolu ziyaret edecek bölük komutanına iletmeye kararını veren Öztep, başından geçenleri şöyle anlattı:

"Telefonu kullanırken bir uzman çavuş tarafından yakalanmam üzerine bölük komutanı tarafından Üzengilli Jandarma Karakolu'na gönderildim. Karakolun bulunduğu yerin rakımı yüksek olduğundan dolayı nefes almaktan güçlük çekiyordum. Karakol komutanın yanına gidip, zorluk yaşadığımı söyledim. Bana, bölük komutanın 2 gün sonra buraya geleceğini ve ona anlatmamı istedi. Üsteğmen olan bölük komutanı karakolumuza geldiğinde beni yanına çağırdı. Ne sıkıntı yaşadığımı sordu, burada nefes almadığımı, zorluk çektiğimi anlattım. Bunları söylememle elindeki çay bardığını yere fırlattmasıyla beni dövmeye başladı. Hırsını alamamasıyla kafamı duvara vuruyordu. Oradaki asteğmene, bir silah getirmesini istedi. Asteğmen gitmek istememesi üzerine bölük komutanı bunun bir emir olduğunu söyledi. Asteğmen daha sonra silah ve bir şarjör getirdi. Bunun üzerine ben silahı görmemle düşüp bayıldım. Astım krizine girmişim. Bana müdehale edilmesine izin vermedi.  Bir süre sonra iki asker tarafından dışarı çıkarıldım. Bölük komutanı oradaki askerlere 'bırakın gebersin' diye sözlerde bulundu. Bir süre sonra kendime gelince bölük komutanın karşısına çıktım. Beni psikyatriye göndeceğini söyledi. 'Git buraya gelme' dedi. Daha sonra psikyatri servisine gittim burada bana ilaç yazılarak 30 gün rapor verildi."

"ASKER GÖRDÜĞÜMDE KORKUYORUM"

Ağabeyi tarafından Doğubeyazıt'tan alınarak Diyarbakır'a getirilen Öztep, buraya geldikten sonra suç duyurusu için gittiği askeri birlikte askerleri görmesi üzerine çok korktuğunu ifade ederek, "Asker gördüğümde çok korkuyorum. Çünkü bölük komutanı beni tehdit etmişti. Ben şimdi asker gördüğümde elim ayağım tutuşuyor. Askeri birliklerin önünde bile geçmiyorum" dedi.

ANNE ÖZTEP, "ASKERE SAĞLAM GNÖDERDİM, ONLAR BANA YARIM GÖNDERDİ"

Anne Muazzez Öztep, oğlunun askere gitmesinin ardından kendisinin İş-Kur bünyesinde çalışmaya başladığını belirterek, "Ben oğlumu sağlam askere gönderdim onlar ise oğlumu yarı bir halde gönderdiler. Cumhurbaşkanına çağrıda bulunuyorum, bunlar görevden alınsın. Benim canım yandı, başkasının canı yanmasın. Biz çocuklarımızı bu yaşa getirip bunlara teslim ediyoruz. Bu olayın peşini bırakmayacağım. Oğlumu askere gönderdim kendim İş-Kur bünyesinde çalışmaya başladım. Oğlumu bu hale koyunlar cezaları bulsunlar"dedi.  

Er Orhan Öztep'in dayısı Mustafa Atlı da, "Yetkililerden istediğimiz şu; telefon ile konuşmak yasak ise bunun bir cezası olmalı ve uygulanması gerekir. Hukukta yeri neyse o uygulansın. Telefonla konuştuğu için çocuk bu hale getirilmez. Çocuk akşamları annesinin yanında uyuyor. Asker gördüğü zaman bayılıyor ve korkuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan ve Genel Kurmay'dan istediğim ordu içerisindeki bu çürükleri yani FETÖ uzantılarını temizleyin. Başka bir şey istemiyoruz. Adalet istiyoruz. Çocuğu bu halen getiren kim bilir başka çocuklara neler yapacak. Diyarbakır'da savcılığa suç duyurusunda bulunacağız. Evraklarımızı hazırladık. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı, CİMER ve BİMER'e de yazacağız. Bu işin peşini bırakmayacağız. Başka çocukların da kanına girmesin. Çürükler temizlensin"diye konuştu. 

RAPOR, "HASTANIN KONUŞURKEN KEKEMELİK OLDUĞU GÖRÜLDÜ"

Er Orhan Öztep'in dayak iddiasından sonra gönderildiği Doğubeyazıt Devlet Hastanesinden, "uyum bozuklukları" tanısı raporu ile 1 ay hava değişimine gönderildiği belirtilirken, Diyarbakır Selehaddini Eyubi devlet Hastanesinde verilen raporda ise, "Askeri personel olduğu ve bu görevde iken ruhsal baskı gördüğünü beyan eden hasta değerlendirildi. Hastanın konuşurken patlama tarzında konuştuğu ve kekemelik olduğu görüldü. Buna sebep olacak beyinsel kusur olmadığı çekilen beyin tomografisi ile anlaşıldığı, hastanın psikiyatri hekimi tarafından psikiyatrik muayeneye tutulması gerekmektedir ve önerilir. Şuan için hayati riski yok. Basit tıbbı müdahale ile giderilebilir"denildi. 

Görüntü Dökümü:

-----------------

-Aile bireyleri

-Er Orhan Öztep'in raporları

-Er Orhan Öztep ile röportaj

-Anne Muazzez Öztep ile röportaj

-Dayı Mustafa Atlı ile röportaj

-Kekeme olmadan önceki görüntüler

-Er Orhan Öztep'in görüntüsünü izlemesi

-Genel ve detay

Haber-Kamera: Ahmet ÜN-Burak EMEK/Diyarbakır,

=========================================================

OTOMOBİL, YOLUN ORTASINDA YANDI

KİLİS'te Suriyeli Muhammet Mulhadi'nin kullandığı otomobil, bilinmeyen nedenle yolda alev aldı. Otomobil, yangın nedeniyle kullanılamaz hale geldi.

Maraşal Fevzi Çakmak Mahallesi'nde, Suriye uyruklu Muhammet Mulhadi yönetimindeki 79 DC 904 plakalı otomobil, bilinmeyen nedenle yolda yanmaya başladı. Alevleri fark eden sürücüsünün park ederek, indiği otomobildeki yangın itfaiyeye haber verildi. İhbarla gelen mahalleye gelen itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle araçtaki yangın, kontrol altına alındı. Yangın nedeniyle otomobil, kullanılamaz hale geldi.

Görüntü Dökümü:

-----------------

İtfaiyenin aracı söndürmesi

Köpük sıkması

Çevrede yangını korkmadan izleyenler

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Reşit ÇELEBİOĞLU-KİLİS-DHA)

================================================

LASTİĞİNİ PATLATTIKLARI ARAÇTAN 100 BİN LİRA ÇALDILAR

SİVAS'ta marketler zincirine kapalı kasa kamyonetin lastiğini bıçakla keserek patlatan hırsızlar, şoförün lastiği değiştirdiği esnada aracın ön koltuğunda duran ve içinde yaklaşık 100 bin lira bulunan çantayı alarak kaçtı.

Olay sabah saatlerinde Paşabey Mahallesi Atatürk Caddesi'nde meydana geldi. Kentteki marketler zincirine ait 58 BS 151 plakalı kapalı kasa kamyonetin şoförlüğünü yapan Serkan Karaoğlan, şubelerdeki hasılatı toplayarak bankaya yatırmak üzere yola çıktı. Karaoğlan'ın, Atatürk Caddesi Kepçeli Kavşağı'ndaki trafik ışıklarında beklediği sırada bir kişi, aracın arka lastiğinin patlak olduğunu söyledi. Uyarı üzerine kamyonetini yol kenarına çeken Karaoğlan, lastiğin bıçakla kesilerek patlatıldığını fark etti. Karaoğlan, patlak lastiği değiştirdiği sırada bir otomobilden inen şüpheli, kamyonetin ön koltuğunda duran ve içinde yaklaşık 100 bin lira bulunan çantayı alarak araçla uzaklaştı. Olayı gören kişinin uyarısı üzerine Karaoğlan, içinde 100 bin lira bulunan çantanın çalındığını gördü. İhbar üzerine olay yerine gelen Sivas Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Hırsızlık Dolandırıcılık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri, hırsızların yakalanması için çalışma başlattı.

Görüntü Dökümü

-Kamyonetten görüntüler

-Caddeden görüntüler

-Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışması

-Genel Görüntüler

Haber-Kamera:  Hüsnü Ümit AVCI/SİVAS, -

=================================================

GÖKMEN ULU: TUTULDUĞUM BETON KUTUDA DÜŞÜNCELERİM DEĞİŞMEDİ

İSTANBUL Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 15 Temmuz 2016 tarihinde yayımlanan 'Sözcü Erdoğan'ı buldu' haberi nedeniyle, 'FETÖ/PDY üyesi olmamakla birlikte bu örgüt adına suç işlemek' suçlamasıyla tutuklanıp, hakkında dava açılarak Silivri Cezaevi'ne konulan, 174 gün sonra serbest kalan gazeteci Gökmen Ulu, İzmirli meslektaşlarıyla bir araya geldi. Toplantıda konuşan Ulu, "Tıkıldığım beton kutuda düşüncelerimden geri adım atmadım. Ne işe yaradı. Gökmen yine aynı Gökmen, Atatürk'ün açtığı uygarlık yolunda yürümeye, gazeteciliğimi yapmaya devam ediyorum" dedi.

İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin (İGC) organize ettiği toplantıya, İGC Başkanı Misket Dikmen'in yanı sıra gazeteciler katıldı. Misket Dikmen, tahliye edilen gazeteci Gökmen Ulu ile İzmirli gazetecileri bir araya getirmek için bu toplantıyı düzenlediklerini söyledi.

"TOPLUMSAL BARIŞI ETKİLEYEN BİR SÜREÇ OLDU"

Yaşadığı sürecin çok eskilere dayandığını anlatan Gökmen Ulu ise, Sözcü Gazetesi'nin 2015 yılında 'Sözcüyü susturmak istiyorlar', 'Sözcü susarsa Türkiye susar' manşetleri attığını hatırlatarak, "Geçen zamanda çamur medyasında bazı ekipler sürekli bir şey üretmişler. Bulamayınca iftiralar üretmişler ve bir algı yönetimi süreci var. Hain darbe girişiminin ardından ne yazık ki düğmeye basıldı. Amaçlananın, Sözcü'yü ve patronunu susturmak ve yok etmek olduğu kamuoyunun da ortak kararı. Adalet duygusunu zedeleyen, ülkeye zarar veren toplumsal barışı etkileyen bir süreç oldu. Benim haberim malum. Onun üzerine inanılmaz anlamlar yüklemeye çalışıp algı operasyonu başladı. Yurtsever sivil ve asker aydınlarımıza yapılanları hatırlayın. Çamur medyasında iftira atılıyor, sosyal medyada haysiyet cellatları karalama propagandası yapıyorlar. Savcılık makamındaki görevli devreye sokuluyor, yargı eliyle operasyon gerçekleştiriliyor. Sanki bir yargılama varmış adli soruşturmaymış gibi yapılarak sürdürülüyor. O filmlerin yeni bir versiyonu olarak niteliyorum. Senarist ve yapımcı farklı, yöntem aynıydı. Bu kumpas da açığa çıkacak ve çökecekti, nitekim çöktü. O haber de iftira malzemeleri arasına sokuldu. Hiçbir hukuki dayanağı yok ve akla vicdana aykırı" dedi.

"İDDANAME DEĞİL HUKUKSUZLUĞUN İTİRAFNAMESİ OLDU"

2016 yılın Ağustos ayında soruşturma açıldığını öğrendiklerini belirten Gökmen Ulu, "Madem soruşturma açıldı savcı beni çağırır diye bekledim. Beni arayan soran olmadı. 10 ay boyunca bana hiçbir savcı 'gel' demedi. İşin ilginç yanı gelmişimi geçmişimi 7 sülalemizi aradılar ama bişey bulamadılar. Sözcü'yü incelediler tertemiz çıktı. Terör örgütüyle ilgili davaya bakan mahkemenin yazısı var, Sözcü suçsuzdur dedi. Ama bir savcı pat diye operasyon düzenledi ve kaçma şüphesiyle tutuklandım. 10 ay boyunca hiçbir yere gitmedim. 19 Mayıs sabahı 06.00'da gelmesi gereken polis 18.00'de geldi, onca saat bir yere kaçmadım ama kaçma şüphesiyle tutuklandım. Aylarca iddaname yazılıp mahkemeye sunulamadı ve tutuklama bir kez daha cezaya dönüştü. Haksızlık ve hukuksuzluğa hak ve hukukla mücadele ettim. İlk duruşmada tahliye edileceğime inanıyordum. Yeter ki adil yargılama yapılsın. Yargılamayı gerektiren durum varsa hesabımızı veririz. Tek isteğimiz bağımsız ve adil yargı olması. İlk duruşmada mahkeme heyeti tahliye kararı verdi. Eylül ayına kadar geçen 4-4.5 aylık sürede tek bir haberin iddianamesi yazılmadı. Ne oldu, tutukluluk peşinen cezaya dönüştü. Hayatımızın bu ayları çalınmış oldu. Hukuki değeri olmayan bu iddianame sonucunda biz ne yaptık, biz toplumsal dayanışmayla direne direne kazandık. Hukuki süreç devam ediyor, mahkeme safhasıyla ilgili konuşmadım, konuşmam uygun olmaz. Bu bir iddianame değil iftiraname. Bu süreçte hukuksuzluğun itirafnamesi oldu" diye konuştu.

"BENİ YERE YATIRIP KAÇARKEN YAKALANDI MI DİYECEKLERDİ"

Sabah 06.00'da gelmesi gereken polisin 18.00'de gelmesinin manidar olduğunu söyleyen Ulu, "Eğer ben oradan ayrılsaydım, bakkala gitseydim, ofise geçseydim yolda beni yere yatırıp, Gökmen Ulu kaçarken yakalandı görüntüsü mü vereceklerdi" diye sordu. O gün yapılan aramayı anlatan Ulu, şöyle dedi: "Kurala aykırı davranışları yoktu. FETÖ polisinin gaddar davranışları yoktu. Görevlerini yaptılar. Verilen emri uyguladılar. Gitme zamanı geldi. Çıkarken beklemediğim ölçüde bir kalabalıkla karşılaştım. ve o anda asla yalnız yürümeyeceğimi anladım. 70 yaşından sonra aktivist olan babam seslendi, 'Gökmen gülümse oğlum yıkılma sakın' dedi."

"TERÖRİST MUAMELESİ YAPTILAR"

Bir akşam Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde gözaltında tutulduğunu anlatan Ulu, "Terörist muamelesi yaptılar. Hatta daha kötü görüyorlardı. Silivri'de PKK'lılara kısıtlama yoktu. Biz mektup yazamadık. Onlara 'terörişko' muamelesi yaptılar. Vatan Emniyet'te bodrum katındaki bir hücrede tutuldum. 3 adım eninde 5 adım boyundaki hücrede şezlong boyutunda bir yatak ve tıkalı bir tuvalet vardı. Burada 7 gün kaldım. Muhtemelen direncimi kırmak için bunu yaptılar. Orada gardiyan polislerden bir kitap istedim. Çalıkuşu'nu getirdiler. 1 cümleyi 5 defa okudum. Kafa başka yerde. Benimle birlikte bir arkadaşım daha vardı. Mediha'ya sürekli serbest kalacağımızı söyledim. Emniyet ifadesinden sonra çıkarız dedim olmadı. Savcılıktan sonra çıkarız dedim olmadı. Mahkemeden sonra çıkarız dedim olmadı. En son Allah kurtarsın diye mesaj yolladım" dedi.

"TIKILDIĞIM BETON KUTUDA DÜŞÜNCELERİMDEN GERİ ADIM ATMADIM"

Basın özgürlüğü için savaşmaya devam edeceklerini belirten Gökmen Ulu "Sonuna kadar basın özgürlüğü, adalet, özgürlük için, çocuklarımızın yarını için direneceğiz ve bunu hukuk çerçevesinde yapacağız. Meydanlardan yükselen sloganlar var. Onlardan en çok hoşuma giden, 'susma sustukça sıra sana gelecek' oldu. Hala bunun ne anlama geldiğini anlamayan arkadaşlar var. Ama bunu anlamayanlar yarın yine aynı gerçekle yüzleşecekler sıra onlara da gelecek. Tıkıldığım beton kutuda düşüncelerimden geri adım atmadım. Ne işe yaradı. Gökmen yine aynı Gökmen, Atatürk'ün açtığı uygarlık yolunda yürümeye, gazeteciliğimi yapmaya devam ediyorum. Bu süreç iktidarın da aleyhine oldu. Gazetecilerin zindana atılması uygulamalarından derhal vazgeçilmesi gerekiyor. Türkiye'de bu konuda gerekli adımların hızla atılması şart. Dünyaya da rezil oluyoruz. Bunun adı zulümdür. Hukuka saygılıyız ama adil yargılama olsun. Aslolan gazetecilerin tutuksuz yargılanması. Adli kontrol uygulamaları gerekirse uygulansın, hızlı ve adil yürüsün bu işler" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Gökmen Ulu'nun konuşması

Misket Dikmen'in konuşması

Genel ve detay görüntüler

Haber: Timur TARLIĞ - Kamera: Davut Can/ İZMİR,

================================================

Projektörlü avcılar, suçüstü yakalandı

 

ERZURUM Milli Parklar Bölge Müdürlüğü'ne bağlı orman muhafaza memurları, gece projektörle avlanan 3 kişiyi suçüstü yakaladı. Avladıkları 4 çil kekliği ve bir tavşanla yakalanan 3 kişiye yasal işlem uygulandı. 

İhbarı değerlendiren Milli Parklar Bölge Müdürlüğü ekibi geçen 12 Aralık salı günü saat 22.00 sıralarında Narman ilçesine bağlı Tuzla köyü yolunda projektörle av yapan Erçin Doğan yönetimindeki 34 FUL 01 kamyoneti takibe aldı. Projektör tutarak ilerleyen Erçin Doğan'ın yolunu kesen ekipler içindekileri suçüstü yakaladı. Kamyonet arkasında av malzemeleri ve iki köpeği çıkan Erçin Doğan'ın agrasif tavırları ekipler tarafından cep telefonu ile kaydedildi. Kamyonet trafikten alıkonurken projektöre el konuldu, av tüfeği ise tutunak altına alınarak sahibine teslim edildi. 

Yine kaçak avlanan İbrahim Aldigen yönetiminde 25 FB 626 plakalı araca Beyler köyü yakınlarında suç üstü yapıldı. Sürücü İbrahim Aldigen ile araç içerisindeki Mukim Özer avladıkları 4 çil kekliği ve bir tavşanla yakalandı. Kaçak avlanan hayvanlara el konulurken, vuran kişiler hakkında yasal işlem başlatıldı. Orman muhafaza Memuru Ömer Özdemir, gece hızından ve farından faydalanarak av yapanları suç üstü yakaladıklarını bildirdi. 

Erzurum Orman ve Su İşleri 13'üncü Bölge Müdürü Mehmet Fehmi Yüksel ise ekiplerin gece- gündüz av sahalarında dolaşarak kaçak avcılara göz açtırmadığını bildirdi. Yüksel, "Kaçak avlanmaya asla müsaade etmeyeceğiz. Gerekli cezalar uygulanıyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Tutanakların tutulurken 

-Projektör görüntüsü

-Yakalanan aracın görüntüsü 

-Keklik ve tavşanın görüntüsü 

-Orman muhafaza memuru Ömer Özdemir ile  röp

-Tavşan ve kekliklerin arabaya konuluşu 

Haber-Kamera: Murat AYDIN/ OLTU (ERZURUM),

==================================================

Engel tanımadılar

 

MUŞ Ali Kuşçu Özel Öğretim İş Uygulama Merkezi'ndeki 10- 20 yaş grubu zihinsel engellinin, atölyede yaptıkları büyük beğeni topluyor. 

Ali Kuşçu Özel Öğretim İş Uygulama Merkezi'ndeki engelliler atölyede kusursuz eserler yapıyor. Engellilerin eserlerini yapmaları ve becerilerini görmeleri için açılan atölyede birbirinden güzel kokulu taş ve ahşap boyama ürünler yapılıyor. Mutlulukla yapılan ürünler zihinsel engelli öğrencilerin terapisine de yardımcı oluyor. Öğrencilerin el becerilerini gördükçe davranışlarına olumlu katkı sağladığını söyleyen Okul Müdürü Serdar Koç, şöyle dedi:

"2017-18 yılında engellilerin bir eser ortaya koyması, kendi becerilerini görmelerini sağlamak amacıyla küçük atölyeler açtık. Yaptıklarını gördükce davranışların etkin bir şekilde düzeldiğini gördük. Facebook sayfası açarak çocukların eserlerini burada görsel olarak yayınladık. Buradan siparişler almaya başladık. Kusursuz eserler ortaya çıkarıyorlar. Onları mutluluğu bizi de mutlu ediyor."

Özel eğitim öğretmeni Elif Bakır ise, ahşapları ham olarak aldıklarını öğrencilerin zımparalayıp boyadıklarını, şekiller vererek son haline getirdiklerini ifade etti. Bakır, şöyle konuştu: "Amacımız; çocuklara iş öğretmek, küçük şeyler yaparak bundan mutluluk duymalarını sağlamak. Hem zaman geçiriyor hem de stres atıyorlar. Yapılan eserleri sene sonunda açacağımız sergide satışa çıkaracağız. Elde edilen gelirle yeni malzemeler alıyoruz."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Atölyeden detaylar

Yapılan eşyalardan detaylar

Röportaj

Haber-Kamera: Eser AYDIN/ MUŞ,

=================================================

TECAVÜZE UĞRAYAN ENGELLİ KIZ, KÜRTAJ SÜRESİ DOLDUĞU İÇİN BEBEĞİ DOĞURACAK

 

DENİZLİ'nin Pamukkale ilçesinde, uzaktan akrabası, zihinsel engelli 14 yaşındaki Ş.K.'ye tecavüz edip, hamile bıraktığı iddiasıyla geçen 16 Kasım'da tutuklanan 2 çocuk babası hurdacı 57 yaşındaki Hamza Ö. hakkında 36 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Ş.K.'nin, kürtaj için yasal süre olan 20 haftayı doldurduğu için bebeği doğurmak zorunda kalacağı belirtildi.

Zihinsel engelli Ş.K., özel eğitim gördüğü okulda, geçen 16 Kasım'da kusmaya başlayınca, öğretmenleri tarafından Servergazi Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada yapılan muayenede Ş.K.'nın kusma nedeninin hamilelik olduğu belirlendi. 4 ay 21 günlük hamile olduğu belirlenen Ş.K.'nın annesi 40 yaşındaki E.B.'ye haber verildi. Ardından durum polise de bilgi verilerek soruşturma başlatıldı. Şoku üzerinde atamayan, eşi le 10 yıl önce boşandıkları belirtilen, 3 çocuk annesi E.B., engelli kızının uzaktan akrabaları olan hurdacı H.Ö.'nün tecavüzüne uğradığını polis merkezinde öğrendi. Anne E.B. akrabasından şikayetçi oldu. Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında Ş.K. ile annesi E.B.'nin ifadeleri alındı. Pedagog eşliğinde ifadesi alınan Ş.K., akrabası olan H.Ö.'nün, 5 ay önce annesinin alışverişte olduğu bir sırada evlerine gelip, ağzını kapatarak kendisine tecavüz ettiğini, olayı başkasına anlatması halinde öldürmekle tehdit ettiğini söylediği öne sürüldü.

BEBEĞİ DOĞURMAK ZORUNDA KALACAK

Ş.K.'nin hamile olduğunun ortaya çıkması üzerine emniyetten, Denizli Nöbetçi 2. Sulh Ceza Hakimliği'ne, hamileliğin sonlandırılmasına ilişkin yazı gönderildi. Ancak, 20 haftalık kanuni hamilelik süresi dolduğu için bebek kürtajla alınamadı. Ş.K.'nin bebeğini doğurmak zorunda kalacağı belirtildi. Polis şikayet üzerine Ş.K.'ye tecavüz ettiği ileri sürülen akrabası evli, 2 çocuk babası H.Ö.'yü gözaltına aldı. Polisteki sorgusunda suçlamaları kabul etmeyen H.Ö., sevk edildiği adliyede tutuklandı. H.Ö. hakkında, 'çocuğa nitelikli cinsel istismar, çocuğa yönelik cinsel amaçlı cebir ve tehdit ile hürriyetin yoksun kılma' suçlarından hakkında 16 yıldan 36 yıla kadar hapis istemiyle 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.

ENGELLİ MAAŞI KESİLDİ

Kızının hamile olduğunu fark etmediğini, kendisine de bir şey anlatmadığını belirten E.B., "Engelli kızım için devlet tarafından ödenen engelli maaşı da bu olay nedeniyle kesildi. Mağduruz. Kızıma tecavüz eden bu kişiden şikayetçi oldum. İnşallah hakettiği cezayı alır" dedi.

Haber: Ramazan ÇETİN/DENİZLİ, (DHA

======================================================

HAYMANA MAĞARALARI KEŞFEDİLMEYİ BEKLİYOR

 

ANKARA'nın Haymana ilçesi çevre mahallelerinde bulunan tarihe tanıklık etmiş onlarca mağara Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca yerli ve yabancı turistlerin ziyaretçilerine açılmayı bekliyor. Haymana da hemen her mahalle de bir mağaraya rastlamak mümkün. Bazıları doğal yollarla oluşmuş, birçoğu da tarihteki medeniyetler tarafından çeşitli amaçlarla kullanılmış mağaralar keşfedilmeyi bekliyor. Haymana, yakın tarihinde olduğu kadar, uzak tarihinde de birçok medeniyete ev sahipliği yapan bir ilçe olarak tanınıyor. Özellikle ilçede Hitit, Frigya, Bizans, Roma, Selçuklu ve Osmanlı'nın izlerini bulmak mümkün. Eski döneme ait yeraltı sığınakları, tapınaklar ve barınma amaçlı kullanılan doğa harikası mağaraları her yerde görmek mümkün. Özellikle Demirözü, Yenice, Şerefligökgöz, Güzelcekale ve Emirler mahallelerinde bulunan mağaralar keşfedilmeyi ve turizme kazandırılmayı bekliyor.

Geçtiğimiz günlerde Ankara Üniversitesinden 80 kişilik öğrenci gurubu Demirözü mağaralarına gelerek incelemede bulundu. Haymana Belediyesi'nin katkılarıyla yapılan bu gezide mağarada incelemeler yapıldı. Ayrıca Demirözü Mahallesinde bulunan ve Timur Hanlığı döneminden kalma Taburoğlu Kalesi de aynı şekilde tarih turizmine kazandırılmayı bekliyor.

'Dünyanın En Şifalı Suyu' olarak tescillenen Haymana Kaplıcaları, aynı zamanda tarihiyle de anılmak isteniyor. Kurtuluş Savaşında 'Son Kale' olarak sempozyumlar düzenleyen Haymana Belediyesi, ayrıca tarihi çok eskilere dayanan şehre Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Doğa Koruma Müdürlüğü tarafından el atılmasını bekliyor.

Yavuz ÇİFÇİ/HAYMANA, (Ankara)

========================================================



Mustafa Ceceli ve İntizar'ın Birlikte Şarkı Söyledikleri Görüntü Ortaya Çıktı Çapkın Çalışan Hem İşinden Hem Eşinden Oldu

Ciple Gezen PKK'nın Lojistik Sorumlu SİHA'yla Tam İsabet Vuruldu