DHA YURT ÖZEL GÜNDEM-TEKRAR - Son Dakika

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM-TEKRAR

BOKSÖRÜN ÖLDÜRDÜĞÜ ZEYNEP'İN ANNESİ: KIZIMDAN ZORLA PARA ALIYOR, TEHDİT EDİYORMUŞ MUĞLA'da, boksör Selim Ahmet Kemaloğlu'nun (26) öldürdüğü Zeynep Şenpınar'ın (25) Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde yaşayan annesi Aruz Şenpınar, kızının katil zanlısı ile hiçbir zaman birlikte yaşamadığını,...

BOKSÖRÜN ÖLDÜRDÜĞÜ ZEYNEP'İN ANNESİ: KIZIMDAN ZORLA PARA ALIYOR, TEHDİT EDİYORMUŞ

MUĞLA'da, boksör Selim Ahmet Kemaloğlu'nun (26) öldürdüğü Zeynep Şenpınar'ın (25) Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde yaşayan annesi Aruz Şenpınar, kızının katil zanlısı ile hiçbir zaman birlikte yaşamadığını, ayrılma kararı aldıktan sonra da sürekli tehdit edildiğini söyledi. Kemaloğlu'nun zorla kızının parasını aldığını öne süren Şenpınar, "Ağabeyleri her zaman kendisine para gönderiyordu. 20 gün önce 1000 euro gönderdiler. Bu 1000 euro nerede? Kızımın künyesi, 4 tane bileziği, parası vardı. Bu paralar nerede? Katil açtı" dedi.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü'nden mezun olan Zeynep Şenpınar, Ramazan Bayramı'nın birinci günü Muğla'da oturduğu evde Selim Ahmet Kemaloğlu tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Şenpınar'ın cenazesi, pazartesi günü Pazarcık'ın Bölükçam Mahallesi'ndeki mezarlıkta toprağa verildi. Zeynep'te geriye ise mezuniyetinde annesi ve arkadaşlarıyla çektirdiği fotoğraflar ve türküler söylediği videolar kaldı.

BAYRAM ŞEKERİ MEZARINA BIRAKILDI

Babası Bayram Şenpınar'ın yanına defnedilen Zeynep'in mezarı sevdikleri tarafından çiçeklerle bezendi. Fransa'da yaşayan ve koronavirüs nedeniyle cenazeye gelemeyen ağabeyleri Zeynep'in mezarına çiçek gönderdi. Bir ziyaretçi Zeynep'in mezar taşına kalem bırakırken, mezardaki en dikkat çeken şey ise bayram şekeri oldu. Bir yakını, bayramın birinci günü öldürülen Zeynep Şenpınar'ın mezarına bayram şekeri bıraktı.

'MEZARIN BAŞINA HAYMA YAPAR KIZIMI BEKLERİM'

Cenazede kızının arkasından yaktığı ağıtla Türkiye'nin yüreğini dağlayan anne Aruz Şenpınar, bayramın ikinci günü toprağa verdiği kızının mezarını ziyaret etti. Ziyarette katile lanet yağdıran acılı anne mezara kapanarak, "Senin kokun ne güzelmiş. Oy senin kokun ne tatlıymış. Zeynep ben sana dayanamam" diye ağıt yaktı.

Yakınları tarafından mezardan güçlükle kaldırılan Aruz Şenpınar, "Ben gitmek istemiyorum. Bırakın götürmeyin beni. Ben mezarın başına hayma yapar kızımı beklerim" diyerek mezarlıktan ayrılmak istemedi.

'AYRILDIKTAN SONRA SÜREKLİ TEHDİT EDİYORDU'

Kızının Selim Ahmet Kemaloğlu ile arkadaşlığı ve sonrasında yaşananları anlatan anne Şenpınar, kızının katil zanlısı ile uzun bir arkadaşlık yaşamadığını söyledi. Şenpınar, "Kışın arkadaş oldular ama 1 ay konuştuktan sonra ayrıldılar. Kızım istemediği için ayrıldı, 'Önce okulumu bitireceğim' dedi. Ayrıldıktan sonra katil sürekli kızımı rahatsız ediyordu. Kendisi bana söylemedi ama arkadaşlarından duydum 'Aruz teyze Zeynep sana söylemiyor ama biz sana söyleyelim. Zeynep bundan çok korkuyor, Zeynep'e vuruyor' diyordu" dedi.

'BU KADAR SUÇ KAYDI OLDUĞUNU BİLSE BUNULA ÇIKMAZDI'

Kızının katil zanlısı tarafından sürekli tehdit edildiğini, darptan dolayı şikayetini geri çekmesinin nedenlerinden birinin de bu tehditler olduğunu ifade eden Şenpınar, şöyle devam etti.

"Kızım katilden şikayetçi olmuştu ama tehdit edildiği için geri çekti. Kızı tehdit ediyor, kız da çekmiş. Arkadaşı Melike söyledi bana. Bu Gaziantep'e atanmış 'Ben bunun atanmasına mani olmayayım. Yeter ki bu benim yolumdan defolsun gitsin. Ben o yüzden şikayetimi geri çektim' demiş. Bu kadar suç kaydı olduğunu bilmiyordum. Kızım da bilmiyordu bilse bununla çıkmazdı. Suç kaydı olduğunu biz hiç bilmiyorduk. Asla birlikte yaşamıyorlardı. Birlikte yaşadıklarını kim söylüyor? Her gece kızımla ben görüntülü konuşuyordum. Kendisi de bana 'anne yemek yapacağım, dersime çalışacağım' derdi. Kızım her zaman 'Önce işim, öğretmenliğim' derdi."

'ALTIN VE PARALAR NEREDE?'

Zeynep'in KPSS'yi kazanıp öğretmen olarak atanmayı çok istediğini, bunun için de sürekli ders çalıştığını ifade eden anne Aruz Şenpınar, şunları söyledi:

"Arkadaşı bana telefon etti 'Kızın üzerindeki bütün parayı almış' dedi. Kıza baskı yaparak üzerindeki paraları almış. Ağabeyi gönderdi, ben gönderdim. Her aylığımı aldığımda kızıma gönderiyordum. Katil her ay kızımdan zorla para alıyormuş arkadaşları telefon etti bana 'Aruz teyze Zeynep sana söylemiyor ama bizim haberimiz var' dedi. Ağabeyleri her zaman kendisine para gönderiyordu 20 gün önce 1000 euro gönderdiler. Bu 1000 euro nerede? Kızımın bilezikleri, takıları vardı hepsini götürmüştü nerede bunlar, kimde? 'Anne sene bana para gönderemezsen ben bunları bozdurur ihtiyacımı görürüm' diyordu. Kızımın künyesi, 4 tane bileziği, parası vardı. Bu paralar nerede? Katil açtı."

'CENAZESİNİ ELLERİMLE YIKADIM, HER TARAFI MOSMORDU'

Ramazan Bayramı'nın ikinci günü koklamaya kıyamadığı kızının cenazesinin geldiğini belirten Aruz Şenpınar, cenazeyi de yakınlarının yardımıyla kendisinin yıkadığını söyledi. O anları hiç unutmayacağını belirten Şenpınar, "Kızım çok çırpınmış. Kızımı kendi elimle yıkadım. Elleri, her tarafı mosmordu, her tarafı delik deşikti. Kendi ellerimle yıkadım, yengesi, halamın kızı vardı hepsi şahittir. Ne yapayım ne diyeyim bu katile? Katil Allah'ından bulsun" dedi.

'GELİNLİK YERİNE KFEN GİYDİ'

Katil zanlısının en ağır cezaya çarptırılmasını isteyen Şenpınar, son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan'a seslenerek, "Herkesten yardım istiyorum ben. Ben yandım başka anneler benim gibi yanmasın. Hiç kimsenin kızı ölmesin. Bunun kanı yerde kalmasın. Cumhurbaşkanından, Emine Erdoğan'dan yardım istiyorum. Emine hanım sen de bir kadınsın, kimsenin kızı ölmesin, kimsenin annesi sızlamasın. Emine hanımdan yardım istiyorum. Benim yüreğim yanmış başka kimsenin yanmasın. Gelinlik yerine kefen giydi kızım" diye konuştu.

FEDERASYONDAN AÇIKLAMA

Öte yandan Türkiye Boks Federasyonu Başkanı Türkiye Boks Federasyonu Başkanı Eyüp Gözgeç Yönetim Kurulu adına yazılı açıklama yaparak katil zanlısı Selim Ahmet Kemaloğlu'nun bazı basın yayın organlarında 'milli boksör' olarak tanıtıldığını bunun gerçeği yansıtmadığını söyledi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Birkaç gündür yazılı ve görsel medyada yer alan "Milli Boksör sevgilisini öldürdü" başlığı altındaki haberleri üzülerek takip etmekteyiz. Bu olayda adı geçen şahıs 2012 yılında Üniversiteler arası boks turnuvasına katılmıştır. Bunun dışında ülkemizi ve Federasyonumuzu yurt dışında milli formayla temsil etmemiştir. Adı geçen şahıs Olimpiyat Oyunları, Dünya Şampiyonası ya da Avrupa Şampiyonasında milli formayı giymemiştir. Dolayısıyla Milli Sporcu olarak lanse edilmesi bizleri ve Uluslararası alanda ülkemizi en iyi şekilde temsil eden Milli Sporcularımızı derinden üzmüştür. Boks sporu asil bir spordur ve Milli Boksörlerimiz tüm kamplarını antrenörler ve psikolog gözetiminde yapmaktadır. Şahsın daha önceki yıllarda farklı suçlara karıştığı ve bu yapıda bir insanın Milli Takımımızda yer alamayacağı Tüm Boks Camiasının malumudur. Selim Ahmet Kemaloğlu adlı şahsın Boks Milli Takımlarımızla hiçbir bağlantısı yoktur. Kaldı ki katil katildir, her meslekten olabilir. Biz daha önce kadına karşı şiddet olaylarını gerek görsel gerekse yazılı basında defalarca kınadık. Kadınların kendilerini savunmayı öğrenebilmeleri için tüm boks salonlarımızda kadınları ücretsiz boks derslerine davet ettik. Bu acı olayda hayatını kaybeden Zeynep Şenpınar'a Allah'tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı diliyoruz. Böyle bir olayın tekrar yaşanmamasını temenni ediyoruz"

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-----------------

Zeynep Şenpınar'ın mezarı

Mezardan detay

Mezardaki bayram şekerleri

Aruz Şenpınar'ın mezarı ziyaret etmesi

Mezara kapanması

Ağıt yakması

Aruz Şenpınar ile röp.

Zeynep'in mezuniyette annesi ile fotoğrafı

Zeynep mezuniyette annesi ve arkadaşlarıyla fotoğrafı

Zeynep annesiyle fotoğrafı

Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ-DHA)

Haber Kodu : 200530044

========================

ROMA DÖNEMİNDE İZMİT'E SU VEREN TARİHİ SARNIÇ KADERİNE TERK EDİLDİ

Kocaeli'nin İzmit ilçesinde, Roma döneminde şehrin su ihtiyacını karşıladığı bilinen su sarnıcının üzerine yıllar önce evler yapıldı. Kocaeli Anıtlar Kurulu'nca 1987 yılında tarihi yapı olarak tescil edilen sarnıç kaderine terk edildi. Tarihi sarnıç, bakımsızlık ve çarpık yapılaşma nedeniyle yok olma tehdidi ile karşı karşıya.

İzmit'e bağlı Cedit Mahallesi Tepeli Sokak üzerinde bulunan İn Bayırı Sarnıcı kaderine terk edildi. Nikomedya (İzmit) şehrinin su ihtiyacını karşıladığı bilinen İn Bayırı Sarnıcı'na, Roma döneminde yapılan ikinci en büyük su kemeri ile yaklaşık 22 kilometre uzaklıktaki Paşasuyu'ndan su taşındığı biliniyor. Toplam 21 su kemerinin birleştirilerek oluşturduğu su kanalının büyük bir kısmı zamanla yok oldu. Varlığını sürdüren İn Bayırı Sarnıcı ise bakımsızlık ve çarpık yapılaşma tehdidi altında yok olmayı bekliyor. Kısmen toprağa gömülü olan sarnıcın üzerine geçmiş yıllarda gecekondular inşa edilmiş, hatta bazı kısımları tuğlalar ile kapatılarak madde bağımlıları ve evsizlerin kaldığı yerler haline gelmiş durumda. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1987 tarihinde alınan kararla tescilli tarihi yapı olarak belirlenen sarnıç, üzerindeki binalar ile birlikte yıkılmayı bekliyor.

'YAPININ KORUNMASIYLA İLGİLİ BİR ŞEY YAPILMADI'

Sarnıç etrafında kaçak olarak inşa edilen binaların birçoğunun zaman içerisinde ruhsat ve tapu aldığını söyleyen Cedit Mahallesi Muhtarı Nabi Keskin, "Cedit Mahallesi Tepeli Sokak'ta yıllardır atıl durumda bulunan, halk arasında Kaleiçi olarak bilinen alan burası. Vatandaşlar hakkında çok fazla bilgiye sahip olmasa da burada geçmişte birilerinin yaşadığını biliyoruz. Burada sağlı sollu yapılaşmalar başladığında müze müdürlüğü tarafından yapılaşmaya izin verilmedi. Ancak bu yapının korunmasıyla ilgili, tarih koridorunda yerini almasıyla ilgili de hiçbir şey yapılmadı" dedi.

'YETKİLİLERDEN BURANIN TEDAVİSİ ANLAMINDA BİR ŞEYLER BEKLİYORUZ'

Sarnıcın tehlike yarattığını belirten Nabi Keskin, "Şu an atıl durumda, kötü emelli insanların kullandığı, gayrimeşru insanların cirit attığı, köpeklerin yuva yaptığı ve insan sağlığını tehdit edecek anlamda büyük bir tehlike yarattığı konusunda biz de yetkililerden buranın tedavisi anlamında bir şeyler bekliyoruz. Buradakilerin birçoğu gecekondu tarzı binalar. Tabii zaman zaman belediyelerden bunlar ruhsat almışlar. Nasıl ruhsat aldıklarını bilemiyoruz ama etrafındaki binaların birçoğu ruhsatlı. Hepsinin tapuları var, bina yapmışlar. Fakat üzerindeki binalar gecekondu tarzı, bunların kaçak olduğuna inanıyoruz. Burada yeni yapılaşma izni verilmiyor, ancak yetkililer de gelip buradaki binaları yıkmıyor" diye konuştu.

İN BAYIRI SARNICI'NIN TARİHİ

İn Bayırı Sarnıcı'nın, Doğu Roma İmparatoru Diocletianus tarafından Mardin Dara Antik Kenti'nde bulunan su sarnıcına benzer şekilde inşa ettirildiği düşünülüyor. Toplam 36 paye üzerine oturtulmuş basık kubbelere sahip olan yapının tamamen tuğla ile inşa edildiği ve bölgedeki yamacın yüksek kısmında 250 metrekare yer kapladığı belirlendi. Su deposunun yerin yaklaşık 50 metre altına indiği düşünülen sarnıcın kullanıldığı dönemde 1500 metreküp su depolayabildiği hesaplandı. Tarih boyunca İzmit'i ziyaret eden neredeyse tüm seyyahların seyahatnamelerine kaydettiği İn Bayırı Sarnıcı, bir rivayete göre İstanbul'daki Yerebatan Sarnıcı'nı yaptıran Bizans İmparatoru I. Justinianus'a da ilham olmuş.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Sarnıçtan görüntüler

Muhtar Nabi Keskin ile röp.

Detay

HABER: Dinçer AKBİR -KAMERA: Alişan KOYUNCU/İZMİT(Kocaeli),

Haber Kodu : 200530069

===============================================

DOĞU KARADENİZ'DE 'İLKEL TELEFERİK' TEHLİKESİ

DOĞU Karadeniz Bölgesi'nde başlayan çay hasadı ile birlikte yük taşımada kullanılan bölgede 'varangel' olarak bilinen ilkel teleferiklerle ilgili rapor hazırlandı. Rize Makine Mühendisleri Odası'nca hazırlanan raporda, sayıları Rize'de 10 bin, bölge genelinde ise 15 bine ulaşan ilkel teleferiklerin hiçbir mekanizmasının düzgün olmadığı ve can ve mal güvenliği açısından büyük tehlike oluşturduklarına dikkat çekildi.

Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun illerinde başlayan yaş çay hasadı sürüyor. Bölgenin dik ve engebeli yapısı nedeniyle vatandaşlar hasat ettikleri çayları bölgede 'varangel' olarak bilinen ilkel teleferiklerle taşıyor. Doğu Karadeniz'de yoğun olarak kullanılan ilkel teleferiklerle ilgili rapor hazırlayan Rize Makine Mühendisleri Odası, sayıları Rize'de 10 bin, bölge genelinde ise 15 bine ulaşan ilkel teleferiklerin can ve mal güvenliği açısından büyük tehlike oluşturduğuna dikkat çekti. Ölümlü ve yaralamalı çok sayıda kazaya neden olan ilkel teleferiklerin gelişi güzel kullanıldığına dikkat çeken ve hiçbir mekanizmasının düzgün olmadığına yer verilen raporda teleferiklerin bir standarda kavuşturulması gerektiğine işaret edildi. Bölgedeki doğa şartlarının dağlık ve engebeli olması nedeniyle tarlalardan çay taşıma için kullanılan ilkel teleferikleri bazı vatandaşlar ulaşım için de kullanıyor.

'STANDARDI OLSUN'

Rize Makine Mühendisleri Odası Başkanı Metin Bıçakçı, bölgede 15 binin üzerinde teleferik olduğunu belirterek bunların bir standardı olmadan kurulduğunu söyledi. Teleferiklerin belli standartlara haiz olması gerektiğini söyleyen Bıçakçı, "Teleferiklerin mutlaka ve mutlaka bir sorumlusu olması lazım. Gelişi güzel çocuklara açık tehlike barındıracak şekilde olmaması lazım. Ne yazık ki bu konuda bir denetim, müeyyide olmadığı için vatandaşlar kolaylıkla teleferik malzemesi satın alarak gerekli gördükleri yerlere yapabiliyor. Bizim beklentimiz bu teleferiklerin bir sorumlusu olsun, teleferikler bir kabine alınsın, elektrik çarpmalarının önüne geçebilmek için elektrik tesisatları izole edilsin. Yükleme ve boşaltma alanlarında kaza olmaması için gerekli önlemler alınsın. Sırma telleri tekniğine uygun yapılsın" dedi.

'BAKIMLARINI YAPTIRSINLAR'

Son 13 yılda 15 kişinin hayatını kaybettiğini, yüzlerce kişinin de yaralandığını açıklayan Bıçakçı, "Çok fazla, gelişigüzel ve hatalı kullanabiliyor. Elektrik tesisatı açıkta, yük taşırken bir güvenlik sistemi söz konusu değil ve bu durumlar kazaları da beraberinde getiriyor. Resmi olmamakla beraber son 13 yılda 15 kişinin öldüğünü tespit ettik. Yüzlerce yaralılar var, bu yaralıların çoğunda da uzuv kopmaları söz konusu. Çay sezonunda 15 bin teleferikten 10 bini aktif olarak kullanmaya başlanıyor. Madem bir denetim mekanizması yok bizim bu noktada vatandaşlardan beklentimiz teleferiklerinin gerekli bakımlarını yapsınlar. Öncelikli fren sistemini, elektrik tesisatlarını konuya vakıf kişilere kontrol ettirsinler. Mekanizmalarının koruyucularını mutlaka taktırsınlar. Sırma tellerini gözden geçirsinler" ifadelerini kullandı.

'TELEFERİKLER BU BÖLGENİN OLMAZSA OLMAZI'

Teleferiklerin bölge için önemli bir ihtiyaç olduğunu söyleyen Cevat Temizkan, "25 yıldır teleferik kullanıyorum. Arazimden çay bezi, odun çekiyorum. Rize'de arazileri engebeli, o yüzden teleferikler bu bölgenin olmazsa olmazı. Bakımlarını biz kendimiz yapıyoruz, tellerini sık sık değişiriz, yağlamasını yaparız. Aslında çok tehlikeli, bu tehlikeyi de bildiğimiz için biz çok dikkatli davranıyoruz. Bilhassa çocukların teleferikten uzak tutulmasını sağlıyoruz. Teleferik ile ilgili herhangi bir kontrol mekanizması yok. Teleferik yapmak isteyen kişi yerini belirliyor, gidiyor çarşıdan gerekli malzemeleri satın alıyor, bilen kişilerle beraber teleferiğini hazır hale getiriyor ve kullanıyor" dedi.

Çay üreticisi Hüseyin Akbulut da, "Arazilerinden yol geçmeyen komşularımızın birçok noktada teleferiği var. Çay ve odun taşımak için kullanılıyor. Dikkatli kullanılmadığı zaman ya da bir elektrik kaçağı söz konusu olduğunda kazalarla da karşı karşıya kalınabiliyor. Elektrik alabilmek için proje çizdiriyorsun, teleferik yaparken bir izin almıyorsun" diye konuştu.

Fatma Sarı ise "Teleferiğim yok ama yaptırmayı düşünüyorum. Arazilerimiz yokuşta, buradan çayları taşımak çok zor oluyor. İşçi de alsak taşımak için o da çok zorlanıyor. Bu yıl teleferik yaptıracağım artık" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Teleferik detayları

-Makine Mühendisleri odası Başkanı Metin Bıçakçı Röportatı

-Röportajlar

-Teleferik arşiv detaylar

-Muhabir anonsu (Arzu ERBAŞ)

HABER: Arzu ERBAŞ KAMERA: Memhet Can PEÇE/RİZE-DHA

Haber Kodu : 200530062

=========================

ESKİŞEHİR'DE KAFE VE RESTORANLAR, NORMALLEŞME SÜRECİNE HAZIRLANIYOR

ESKİŞEHİR'de normalleşme süreciyle birlikte yeniden hizmete girecek olan kafe ve restoranlarda temizlik çalışmaları başladı. Esnaflar işyerlerini dezenfekte ederken masaları sosyal mesafe kuralına uygun şekilde yerleştirmek için metre ile ölçtü. Porsuk Çayı kenarındaki kafe sahiplerinden Çağdaş Tetik, "Pandemi ciddi bir mesela, hassas davranıyoruz. İşyerinde masa sayışımızı neredeyse yarıya indirdik ve masalar arasında metre ile ölçerek en az 1.5 metre mesafe bıraktıkö dedi.

Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve Mart ayında Türkiye'de etkisini gösteren koronavirüs salgını nedeniyle alınan tedbirler 1 Haziran itibariyle gevşetilmeye başlayacak. Yeni normalleşme sürecinde yaklaşık 2.5 aydır kapalı olan kafe ve restoranlarda yeniden hizmete girecek. Eskişehir'de esnaflar dükkanlarında temizlik çalışmalarına başlarken, koronavirüs salgınına karşı uygulanması gereken kurallara göre işyerlerini yeniden düzenliyor. Kentin en yoğun olan Porsuk Çayı kenarındaki kafe ve restoranlarda temizlik ve dezenfektanlarla işyerlerini hazır hale getirmeye başladı. Kafe ve restoranlarda masa sayıları yarıya indirilirken, masa düzenleri de sosyal mesafe kuralına uygun hale getiriliyor.

'KAFEYE GELİP OTURAN OLUR MU? BİLMİYORUM'

Kentte adalar olarak bilinen Porsuk Çayı kenarında kafe sahibi olan Hüseyin Yalaman, koronavirüs ile mücadele de alınan tedbirlere sonuna kadar uyacaklarını söyledi. Masa ve işyeri düzenlerini sosyal mesafe kuralı ve diğer tedbirlere göre değiştirdiklerini belirten Yalaman, "Yaklaşık 2.5 aydır kapalı durumdayız ve herkes gibi bizlerde mağdur olduk. Şimdi normalleşmeyle birlikte yeniden hizmete açacağız. İşyerimiz temizledik, dezenfekte ettik. Masa sayılarımızı yarıya kadar indirdik. Yeni bir program yaptık. Ancak koronavirüs salgını ve endişesiyle çok gelen olup oturacaklarını düşünmüyorum. İnsanlar tedirgin oldu, bizde çok dikkat ediyoruz. Çalışanlarımız var, işyerimizi açmamız gerekiyor. Esnafız sonuçta, masraflarımız var. Onları karşılamak adına, çalışanları mağdur etmemek adına açacağız. Şu ortamda işlerimiz çok kolay değil. Umarım bu koronavirüs bir an önce biterö dedi.

METRE İLE SOSYAL MESAFEYİ ÖLÇTÜLER

Başka bir kafe sahibi Çağlar Tetik ise masalar arasındaki sosyal mesafeyi metre ile ölçerek ayarladıklarını söyledi. Koronavirüs ile mücadelenin hassas bir konu olduğunu ve bunu çok ciddiye aldıklarını anlatan Tetik, "Sosyal mesafeyi korumak için uğraşıyoruz. En az 1.5 metre olması için metre ile ölçerek yapıyoruz. Henüz tam olarak bilmiyoruz ama örneğin masalara kaç kişi oturtacağım onu da öğrendikten sonra yine bir düzenleme yapacağız. Masa sayısı 3'te 2 oranında düşürdük. Ciddi bir konu koronavirüs, eğer ciddiye almazsak çok daha kötü durumlara gidebiliriz. Maske konusuna önem veriyoruz, kafemizde maske ve eldivenle servis yapacağız. Bazı alanlarda dezenfekte edebilecekleri cihazları koyacağız. Yaklaşık 2.5 aydır kapalıyız, ekonomik olarak herkes mağdur da oldu. Açılacağımızın haberini beklerken baya heyecanlı oldu. Yeniden bir başlangıç gibi heyecan yaptık. İşyerine geldiğimde daha da mutlu oldumö diye konuştu.

'DEZENFEKTAN İLE İLAÇLAMAYA YOĞUN TALEP VAR'

Ziraat mühendisi Gürkan Güler de, Eskişehir'de işyerlerini dezenfekte ederek ilaçladıklarını söyledi. Bir süredir kapalı olan işyerlerinin yeniden açılacak olması nedeniyle dezenfekte edilmesine yoğun talep olduğunu anlatan Güler, "Banka ve kurumlar yerde aktif dezenfektan olayı. Geçen hafta taksiler, camiler ve kuaförlerin temizlikleri yapıldı. Bugünde artık normalleşme süreciyle birlikte açılacak olan kafe ve restoranlarda temizlik çalışmaları yapılıyor. Temizliği yapılan kafe ve restoranlarında hemen akabinde biz dezenfektan izolasyonuna başladık. Çok talep var, yaklaşık 2.5 aydır kapalıydılar. Büyük bir heyecanla temizliklerini yaptıktan sonra bizde dezenfekte ediyoruz. Umarı bu süreç biter ve herkes normal hayatına geri dönerö dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Porsuk Çayı kenarındaki kafeler

-Kafelerdeki temizlik

-Yer paspaslayanlar

-Kafe içi detay

-Kafe sahibi Hüseyin Yalaman röp.

-Kafe içindeki dezenfektasyon

-Dezenfekte ekibinden Gürkan Güler röp.

-Dezenfekte edildi stickerı yapıştırması

-Masa sandalye yerleştirme

-Çağdaş Tetik röp.

-Masa aralıklarının metre ile ölçülmesi

-Genel görüntüler

Haber-Kamera: Engin ÖZMEN-Caner AKSU/ESKİŞEHİR,

Haber Kodu : 200530033

======================

KARS'TA TATLI SU KEFALLERİNİN BÜYÜLEYEN YOLCULUĞU

KARS'ta tatlı su kefallerinin yumurtalarını bırakmak için Kars Çayı üzerindeki HES Barajının azgın sularına karşı verdikleri zorlu yolculuk ilginç görüntüler oluşturdu.

Tatlı su kefallerinin her yıl Haziran ayında başlayan yolculukları bu yıl erken başladı. Balıkların Kars Çayı'nın geçtiği Dereiçi mevkiindeki Hidroelektrik Santrali'nin azgın sularına karşı mücadele everen binlerce tatlı su kefali, yumurtalarını bırakmak için akıntıya karşı yol alıyor. Yumurtaları için güvenli bir yere ulaşmak isteyen balıkların yolculuğu hiç te kolay olmuyor. Yaklaşık 5 metre yükseklikteki beton seti aşmak zorunda kalan balıklar, tekrar tekrar akıntıya karşı yüzmek zorunda kalıyor. Balıklar, bunu da bıkmadan defalarca yapıyorlar. Havalanıp suya dalan balıkların üreme dönemi nedeniyle akarsularda yaptıkları geri göç sırasında zaman zaman kazalarda yaşanıyor. Balıklardan bazıları kayalara çarpıp sendeliyor.

Balıkların suyun akışının tersine gerçekleştirdiği göç yolculuğu devam ediyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Balıkların yolculuklarından genel ve detaylar

Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK/ KARS,

Haber Kodu : 200530025

========================

OLTU'DA GELİNCİKLER DOĞAYI KIRMIZIYA BOYADI

ERZURUM'un Oltu İlçesi'nde baharla birlikte kendiliğinden yetişen gelincilkler, ovayı kırmızıya boyadı.

Geçtiğimiz hafta etkilini olan yağış ve fırtınadan sonra Oltu'da hava sıcaklığı mevsim normallerine yükseldi. En yüksek sıcaklığın 20 dereceye ulaştığı ilçede doğa da canlandı. Oltu İlçesine bağlı Dutlu Mahallesi'nde açan gelincikler doğayı adeta gelin gibi süsledi. Yeşil doğanın ortasında oluşan kırmızı gelincik tarlaları büyük ilgi gördü. Dutlu Mahallesi'nde yaşayan Recep Akbulut(55) eşi Muazzez (52) ile birlikte gelinciklerin içerisnde dolaşarak büyüleyici güzelliklerin keyfini çıkardı.

Oltu- Göle karayolu kenarında kırmızıya dönen gelincik tarlaları vatandaşların da dikkatini çekiyor. Araçlarından inen vatandaşlar, gelincikler arasında bol bol fotoğraf çektiriyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Gelinciklerden detaylar

-İnsanlar gelincik içerisinde dolaşmaları

-Recep Akbulut ve Eşi gelincik tarlasında görüntüleri

-Recep Akbulut ve eşi röp

Murat AYDIN/ OLTU (Erzurum),

Haber Kodu : 200530025

======================

FRANSIZLARIN 'ROKFOR' PEYNİRİNE RAKİP, DİVLE OBRUK PEYNİRİ MAĞARAYA BIRAKILDI

KARAMAN'ın Ayrancı ilçesinde mağarada üretilen Fransızların dünyaca ünlü 'rokfor' peynirine rakip olarak görülen Divle obruk peyniri, koyun ve keçi derilerine basılıp, olgunlaşması için mağaraya bırakıldı. Aromasını halk arasında obruk olarak da bilinen mağaranın mikroflora bakteri yapısından alan peynir, eylül ve ekim ayında çıkartılıp, sofraları süsleyecek. Mağaranın kapasitesinin 45 ton olduğunu belirten Divle köyü muhtarı Tacettin  Durna,  sahte Divle peynirlerinden ayırt edilmesi için bu yıl peynirlere barkot sistemi uyguladıklarını belirtti.

Ayrancı ilçesine bağlı Divle köyü ve civar köylerde, nisan ve mayıs aylarında koyun ve keçi sütünden elde edilen peynirler, yine koyun ve keçi derilerinden yapılan tulumlara basılıyor. Ardından da 256 metre uzunluğunda, 36 metre derinliğindeki  Divle Obruk Mağarası'na konuyor.  Peynirler,  yaz kış ortalama sıcaklık derecesi  7 derece ve nem oranı da yüzde 99 olan mağarada eylül ve ekim ayına kadar olgunlaşması için bırakılıyor. Olgunlaştıktan sonra da çıkartılıp satılıyor.  Köylüler tarafından yapılan ve 2017 yılında coğrafi işaret tescilini alan Divle obruk peyniri, Fransızların dünyaca ünlü 'rokfor' peynirine rakip olarak görülüyor. Her gecen yıl talebin arttığı peynirin sahtelerinden ayırt edilmesi için bu yıl barkot sistemi uygulandı.

KÖYLÜ KADINLAR EV EKONOMİSİNE KATKI SAĞLIYOR

Peynirler genelde köydeki kadınlar tarafından keçi ve koyunların sütü sağılıp, peynir yapılarak tuluma basılıyor. Yaptıkları peynirler sayesinde ev ekonomisine katkı sağladıklarını ifade eden Züleyha Başlamışlı, peyniri nasıl yaptıklarını anlattı. Annelerinden gördükleri  geleneksel usullerde peyniri yaptıklarını ifade eden Başlamışlı, şunları söyledi:

"Kırlarda otlayan koyun ve keçilerimizin sütlerini sağdıktan sonra, annelerimizden öğrendiğimiz geleneksel usülle peynirlerimizi mayalayıp taşa bastırıyoruz. Bir süre suda beklettiğimiz peyniri tekrar taşa bastırıp suyundan arındırıyoruz. Daha sonra ovaladığımız peynire yüzde 2 oranında tuz kattıktan sonra sıkı bir şekilde daha önceden diktiğimiz koyun veya keçi derisine basıyoruz. Basma işleminin ardından peynirin bozulmaması için deriyi iğneleyerek acı suyunun tamamen çıkmasını sağlıyoruz. Derinin ağzını diktikten sonra olgunlaşma sürecini tamamlaması için obruğa bırakıyoruz. Bizler annelerimizden öğrendiğimiz geleneksel usullerle hazırladığımız bu peynirleri satarak ev ekonomisine destek olmaya çalışıyoruz. "

Yaptıkları peynirlerin her yıl değerlendiğini ifade eden Başlamışlı, "Bizim peynirlerimize yabancı ülke vatandaşları özel ilgi gösteriyor, onlar daha çok alıyorlar. Böylelikle bu peynirler, tanıtılıyor ve her yıl daha çok değer kazanıyor. Bu peynirler bizlere bir gelir kaynağı oluyor. Buradan kazandığımız paralarla ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz biz bu peynirden ve piyasadan memnunuz."dedi.

Koyun ve keçi derilerinden tulum diken Refika Başlamışlı, "Bu peynirler, kolay yapılmıyor.  Peynire pahalı deniyor ama; görün bakın neler çekiyoruz, ne zorluklarla hazırlıyoruz."dedi.

AROMASINI, MAĞARANIN MİKROFLORA BAKTERİ YAPISINDAN ALIYOR

Peynirin aromasını mağaranın mikroflora bakteri yapısından aldığını belirten Mehmet Baş da,  "Bu yılda peynirlerimizi obruğa getirdik. Geçtiğimiz yıllara göre bu yıl obruk çok erken doldu. Son dönemine yetişebildik. Artık sezonu kapatıyoruz. Bizim bu peynirlerimizin özellikleri kırlarımızın doğal otlarından yayılan koyunlarımızın sütünden geleneksel yöntemlerle yapılıyor olmasıdır. Bu peynirlerimiz, penesinin yerine tüketilebilir. Obruk kendi flora yapısına göre bakteri ürettiği için burada muhafaza edilen peynirler çok daha lezzetli oluyor. Bundan dolayı bizler soğuk hava depolarını değil, bu obruğu tercih ediyoruz."diye konuştu.  'DÜNYANIN EN LEZZETLİ PEYNİRLERİ ARASINDA YER ALIYOR'

Divle köyü muhtarı Tacettin Durna,  peynirlerin mağaraya mayıs ayından temmuz ayına kadar konulduğunu ancak bu yıl 20 yılda 45 ton kapasiteli mağaranın dolduğunu söyledi. Durna, "Dünyanın en lezzetli peynirleri arasında gösterilen Divle obruk peyniri, adını olgunlaşma sürecini tamamladığı obruk mağarasından alıyor. Divle obruk mağarası kendiliğinden jeolojik olarak oluşmuş bir mağaradır. Burası eskiden yöresel lezzeti olduğundan dolayı sadece yöre halkı tarafından biliniyordu. Biz artık bu mağaramızı Türkiye'ye ve dünyaya açmayı planlıyoruz. Bu mağaranın kendisine ait öz bir flora yapısı var. Bu flora yapısının farklı bir aromatik tadı olur. Bu tat Fransa'daki 'rokfor' peynirine benzer. Rokfor peynirini yiyen kişiler burayı karşılaştırdıkları zamanda bu peynirin rokfordan daha güzel olduğunu söylüyorlar. Bu peynirin insana bağımlılık yapan bir flora yapısı var. Bunu yiyen bir daha vazgeçemez her yıl tekrardan siparişini verir."dedi.

Peynirlerin konduğu koyun ve keçi derilerinden yapılan tulumların mağara ilk bırakıldığını da beyaz renkli olduğunu ifade eden Durna, şunları söyledi:

"Buraya koyun ve keçi derileri beyaz olarak bırakılır. Bırakılan deriler, ilk başta mavi ardından da kızıl renge büründükten sonra yaklaşık 6 ay içinde fermantasyonunu tamamlayarak mağaradan çıkar.  Şu an gerçek Divle obruk peynirinin piyasada satışı yok. Piyasada Divle obruk peyniri diye satılan ürünlere itibar edilmemesi lazım. Gerçek Divle obruk peyniri eylül ayı itibarıyla çıkıyor ve yaklaşık 20 günlük süreçte tamamı satılarak tüketiliyor. Satışı bitiyor. Bu mağaranın toplam kapasitesi 45 ton civarında. Bu yılki peynir fiyatları geçtiğimiz yıla göre yaklaşık aynı olacak.  120 lira ile 150 lira arasında satışa sunulacak. Gelen taleplere şu an yetişmemizin mümkünatı yok. Toplamda 45 ton peynirin zaten Türkiye'ye yetmeyeceği bellidir. Fransa'nın nasıl rokfor peyniri varsa Türkiye'nin de Divle obruk peyniri var. Artık kıyaslamak değil yarışma başladı ve bu yarış gün gün bizim lehimize devam ediyor. Divle obruk peynirini sahtelerle ayırmanın en  büyük özelliklerinden biriside coğrafi konum işareti ve barkot etiketidir. Üzerinde barkot ve coğrafi konum işareti olmayan ürünler gerçek Divle obruk peyniri değildir. Piyasada insanları yanıltıcı, rekabeti düşürücü ve gerçek Divle obruk peyniri üreticilerinin emeğini çalan insanlara karşı bu yıldan sonra buradan çıkan tüm ürünlerde barkot sistem uygulanacak."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------------

-Divle obruk mağarasından ve mağaraya konulan peynirlerden detay

-Peynirini hazırlayarak obruk mağarasına getiren Mehmet Baş'ın peynirini mağaraya koyması ve röp.

-Hatice Başlamışlı'nın geleneksel yöntemlerle peynir yapması, peyniri deriye basması, koyun sağması ve röp.

-96 yaşındaki Refika Başlamışlının tuzlanmış derileri dikmesi ve röp.

-Divle köy muhtarı Tacettin Durna ile röp.

Haber- Kamera: Muammer ŞEN KARAMAN

Haber Kodu : 200530042

=======================

CİZRE'DE SERVİS ŞOFÖRÜNÜN SOKAK HAYVANLARIYLA DOSTLUĞU

ŞIRNAK'ın Cizre ilçesinde, servis şoförlüğü yapan hayvansever Mazlum Serim (30), 10 yıldır barınak yapıp sokak hayvanlarını besliyor. Kendisini sokak hayvanlarına adayan Serim, maaşının önemli bir kısmını da onlar için harcıyor.

Cizre'de okul servisi şoförlüğü yapan Mazlum Serim, 10 yıl önce ilçedeki değişik noktalara hayvan barınağı yapmaya başladı. Maaşının önemli bir kısmıyla da sokak hayvanlarının ihtiyacını karşılayan Serim, sosyal medyada 'Cizre Hayvanseverler Topluluğu' adıyla da sayfa açtı. İlçede görev yapan 3 öğretmen, 1 inşaat işçisi ve 1 TIR şoförünün de gönüllü olarak destek verdiği Serim, mamaların bir kısmını sosyal medya üzerinden gönüllülerden karşılıyor. Para talebinde bulunmayan ve sadece mama desteği kabul eden Serim, arkadaşlarıyla birlikte her gün yaklaşık 60 sokak hayvanının mama ve su ihtiyacını gideriyor.

'UMUYORUM Kİ BU SEVGİYİ HERKESE AŞILARIZ'

Gönüllü olarak 5 arkadaşı ile birlikte sokakta yaşayan hayvanlara barınma ve beslenme konusunda yardımcı olmaya çalıştıklarını anlatan Serim, "Mamaların yüzde 70'ini kendi arkadaşlarımızla beraber karşılıyoruz. Kalan yüzde 30'unu sosyal medya üzerinden bizlere güvenen arkadaşlardan karşılıyoruz. Cizre'nin birçok noktasına mama istasyonları ve kulübeler kurduk. Umuyorum ki bu sevgiyi herkese aşılarız. Günlük olarak beslediğimiz hayvan sayısı 60 civarındadır. Buradaki amacımız hayvan sevgisini insanlara aşılamak ve onlara daha rahat ve ferah bir yaşam sunabilmektir" dedi.

'BURADAN TÜM YETKİLİLERE SESLENİYORUZ, BİZE DESTEK ÇIKSINLAR'

Cizre'de öğretmenlik yapan Mehmet Rıdvan Köşeyi ise "Cizre Hayvanseverler Topluluğu olarak Mazlum Serim başkanlığında Cizre'de bulunan bütün sahipsiz hayvanların mama ihtiyacını karşılıyoruz. Buradan tüm yetkililere sesleniyoruz. Bize destek çıksınlar. Bu farkındalığı herkese yaşatmak istiyoruz" diye konuştu.

Son Dakika

22:28 50'den az çalışanı olan tüm iş yerlerinde İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimi bulundurmak artık zorunlu hale geldi 21:35 Mavi Balina ve Momo'dan sonra şimdi de Mavi Bebek oyunu çocukların korkulu rüyası oldu 19:55 İki kişiyi kafalarından vurarak öldüren zanlı, sorgusunda cinayetleri itiraf etti 19:09 Efsane dövüşçü Randy Orton, eşiyle duşta çıplak poz verdi 18:55 Gümüşhane'de koronavirüs vakaları artınca Valilik'ten uyarı geldi: Tedbirlere riayet edelim 17:55 Tatile çıkan Emina Jahovic, bikinili pozuyla ortalığı yaktı geçti 17:27 Selahattin Demirtaş'ın tahliyesi için yapılan başvuru reddedildi 16:28 Son 3 günde koronavirüs vakalarının en çok arttığı iller arasında olan kentte termometreler 52 dereceyi gösterdi 15:36 Sivas'ta doğal kaynak tuzunun hasadı başladı 14:30 Kız meselesi yüzünden 4 kişi tarafından feci şekilde dayak yiyen genç, 4 gün komada kaldı 14:22 7 yıl önce öldürdüğü kuzenini babasına ait 9 metrelik su kuyusuna atmış 14:05 Küçük çocuğun yardım çığlığına koşan genç kadın, sapığı yakalayıp emniyete teslim etti 12:33 13 yaşındaki kız "10 yaşındaki çocuktan hamile kaldım" demişti! Bebeği dünyaya geldi 12:27 Cem Uzan'dan beklenmedik Selahattin Demirtaş çıkışı: Serbest bırakılmalı 11:47 18 yıldır kayıp olan iş adamının yasak aşk kurbanı olduğu ortaya çıktı! Diri diri yakmışlar