La Liga'da 17. Haftanın Ardından - Son Dakika

La Liga'da 17. Haftanın Ardından

23.12.2013 21:06
La Liga'da 17. Haftanın Ardından, System.String[]

17'nci hafta maçlarıyla La Liga'da iki haftalık araya zirvede giren takım Barcelona oldu.

La Liga'da geride bıraktığımız hafta sonu oynanan maçlar ile ligin ilk yarısı geride kaldı. Kış ligini zirvede bitiren takım ise sezon öncesi yapılan tahminlerde favori gösterilen Barça oldu. Katalanlar, lige fırtına gibi girerek aldığı liderliği elden bırakmadı ve devre arasına lider girdi. Tahminlerin aksine Barcelona'yı takip eden, yani bir başka ifadeyle ilk yarının gerçek kazananı, Atletico Madrid oldu. Real Madrid ise zirvedeki ikilinin beş puan gerisinde üçüncü sırada kaldı.

Geçtiğimiz hafta, hatta daha öncesinden oluşan bu tablonun, son haftaya girilirken de bozulması beklenmiyordu. Nitekim öyle de oldu ve Barcelona, Getafe'yi, Atletico Madrid, Levante'yi ve Real Madrid de Valencia'yı yendi. Bu maçlarda dikkat çeken ise üç takımın da kalesinde ikişer gol görmesi ve beklenene göre fazlaca zorlanmasıydı.

Zirvedeki ekiplerin yanı sıra haftanın en fazla merakla beklenen maçında Sevilla, Villarreal'i deplasmanda mağlup etmeyi başararak hedefini açıkça ortaya koydu. Sevilla gibi ligin son dönemdeki korkutucu ekiplerinden biri olan Real Sociedad da deplasmanda Granada'yı yenerek ne kadar formda olduğunu kanıtladı. Avrupa potası için mücadele eden diğer bir takım olan Athletic Club da beklendiği üzere zorlanmadan galibiyet alarak haftayı yarışta kayıp vermeden kapatan bir başka ekipti.

Elche 0-1 Malaga

Son haftaların yükselen ekiplerinden Malaga, iyi futbol oynayan ama istediğini genelde alamayan Elche'yi mağlup etti ve Schuster'in de dediği üzere "Olası bir eşitlik durumunda averaj için avantajı" eline aldı. Malaga eksiklerine rağmen deplasmanda nasıl oynanması gerekiyorsa öyle oynadı, kontrolü bir an bile elinden bırakmadı ve istediği sonucu almayı bildi. Schuster, aslında en kötü senaryoya göre bir yorum yaptı ama Malaga'nın bu futbolla ligin sonunda ayrıntılı hesap yapan bir takım olmayacağını gösterir nitelikteydi.

Kritik galibiyet ve iyi oyunun mimarı olan Schuster'in, üç haftadır takımını savunmaya çekip kapılan topları hızlı kullanan ve duran toplara ayrı bir önem gösteren bir tarzda oynatması da hem ilerisi adına olumlu bir faktör olarak öne çıktı hem de sezon başından bu yana sürekli takımı protesto eden taraftarları memnun etmeyi başardı. Elche cephesi ise yaklaşık 6 haftadır süren kötü gidişe bir yenisini daha ekledi. Fran Escriba'nın da belirttiği üzere Almeria "iyi oyuna rağmen kaybettiğimiz bu puanları ileride çok arayabilir.".

Villarreal 1-2 Sevilla

Haftanın en önemli karşılaşmalarından birinde Sevilla, El Madrigal deplasmanında dördüncülük yarışı verdiği Villarreal'i geçmeyi başardı. Maçın başından itibaren takım olarak topun arkasına geçen ve gol yememek üzere kurulu bir anlayışla sahada yer alan Sevilla, istediklerini sahaya yansıtınca Villarreal üçüncü bölgede oynamasına rağmen etkinlikten uzak kaldı. Kapılan toplarda ise Rakitic-Bacca bağlantısını kullanmayı denediler ama gole kadar da tehlike yaratamadılar. Rakitic'in aldığı faul sonrası kullandığı serbest vuruşu kafayla tamamlayan Cala ise takımını öne geçirdi ve Villarreal'in daha fazla rakip kaleye giderek geride boş alan bırakmasına yol açtı. Fakat iki takım da posizyon üretemeyince soyunma odasına istediğini elde ederek giren Sevilla oldu. Emery'nin takımı, ikinci yarıda tamamen geriye yaslandı ve Villarreal'i kitlemeye başladı. Kontrayla da farkı ikiye çıkararak, son bölümde yediği gole rağmen istediğini aldı.

Sevilla, üç puanın yanı sıra Athletic maçının ardından artık önemli maçlarda da nasıl oynaması gerektiğini bilen bir takım olduğunu gösterdi. Evsahibi ise oyuna ve topa hükmetmesine rağmen Cani'yi fazlasıyla aradığını gösterdi ve tehlikeli pozisyon bile yaratamadı. Villarreal, Cani'nin yokluğunda kanatlardaki hızlı oyuncularını kullanmak istedi ama iki takım arasındaki boy farkı neredeyse 15 santimetre olunca pozisyon bulamadı. İşte bu anda oyuna müdahale etmesi gereken kişi olan Villarreal'in hocası Garcia Toral atılınca oyuna müdahale edemedi ve Villarreal, olası bir puan eşitliğinde rakibine avantajı kaptırdı.

Betis 0-1 Almeria

Benito Villamarin deplasmanında rakibini yenen Almeria, çıkışını sürdürmekle kalmadı, küme düşmeme mücadelesindeki doğrudan rakibi karşısında 6 puan aldı. Oyunun başında biraz da şansın etkisiyle gelen golün ardından geriye çekilen Almeria, yaklaşık 85 dakika geriye yaslanmasına rağmen istediğini aldı. Betis ise üst üste beşinci haftayı da son sırada tamamladı. Maçın ardından konuşan Garrido, "Durum tahmin ettiğimizden de kötü." sözleriyle bir çeşit "Ben buraya niye geldim?" mesajını verdi. Gerek Hayatım Futbol'un 107'nci sayısındaki 'İstikrarsızlığın istikrarı' yazısında gerekse Pepe Mel'in kovulduğu hafta yazdığım haftanın görünümü yazısında belirttiğim üzere Betis'in sorunları hoca kaynaklı değil, kadro kaynaklı ve Garrido'nun da takımı sezon sonuna kadar çalıştırabilme ihtimali çok değil. Hele ki bu maçın skorundan dolayı sportif direktör Vlada Stosic kovulmuşken.

Son derece kısıtlı bir kadroya sahip olan Betis'in tek bir kurtuluşu var; ara transferde mucize yaratmak Fakat kulübün ekonomik kapasitesi göz önüne alınınca da bunun imkansızlığı ortaya çıkıyor. Betis, daha 17'nci haftada sanki bu lige ait olmadığını bilen bir takım görünümüne girdi. Almeria ise tam aksine kısıtlı kayaklara rağmen eldekinden en iyi verimi alarak yoluna devam ediyor. Belki her şeye rağmen oyuncuların da sık sık vurguladığı üzere sezon sonunda önemli bir küme düşmeme mücadelesi verecekler ama şimdiden bir çok tarafsız izleyicinin desteğini almayı başardılar.

Atletico Madrid 3-2 Levante

David Barral'ın, dolayısıyla da Levante'nin, fırtına gibi başladığı maçta ev sahibi Atletico Madrid, çok zor da olsa üç puanı aldı ve ligin ilk yarısını averaj farkıyla Barcelona'nın arkasında ikinci olarak tamamladı. Atletico Madrid'de sezon başından bu yana iyi bir uyum tutturan Tiago-Gabi ikilisinin seviyelerinin altında bir performans sergilemesine bireysel hatalar da eklenince ev sahibi, skor üstünlüğünü rakibe vermesine rağmen bir türlü oyunun içine giremedi. Atletico'yu büyük takım kategorisine sokan en önemli özelliklerinden biri olan 'duran top faktörü' işin içine girdi ve skor eşitlendi. 1-1 sona eren ilk devrenin ardından Atletico, ikinci yarıya beklenildiği üzere etkili başladı ve hemen öne geçti, farkı artırmak adına daha da saldırdı ama Filipe Luis ile Koke'nin hatalarını affetmeyen Pedro Rios, 50 metrelik bir deparın ardından skoru eşitledi. Fakat son sözü söyleyen isim penaltıdan Diego Costa oldu ve Atleti istediğini aldı.

Golcü istediler gol makinesi oldu!

Atletico Madrid sezon başından bu yana ilk defa beklenenin altında kalan bir futbol sergilemiş olsa da maçın ardından Filipe Luis'in söylediği gibi "son haftaya girerken oluşan rehavetten" kaynaklandığı düşünülünce uzun vade için faydalı bir maç oldu. Bu gidişatla Barcelona maçına kadar kayıpsız ilerlememeleri sürpriz olur. Levante ise mağlubiyete rağmen Caparros ile birlikte oyunuyla ışık saçmaya devam etti.

Granada 1-3 Real Sociedad

Rüya gibi geçirdikleri sezonun ardından yeni sezona çok kötü bir başlangıç yapan Sociedad, Granada'yı mağlup ederek kendini bulduğunu kanıtladı. Arrasete'nin öğrencileri maçın başından itibaren inanılmaz hücum gücünü kullanarak deyim yerindeyse Granada'yı bir an bile solutmadı. Griezmann ve Vela'nın da performansları işin içine girince Sociedad rahat bir galibiyet aldı. Bu galibiyetle birlikte ligde oynadığı son 9 maçtaki tek mağlubiyet sayısını sabit tutan Real Sociedad, Villarreal'den de beşinciliği aldı. Granada ise tam anlamıyla evinde beklenen direnci gösteremedi.

Espanyol 4-2 Valladolid

Özellikle konuk ekip Valladolid için son derece kritik olan bu maçta galip gelen taraf Espanyol olunca Juan Ignacio Martinez topun ağzına biraz daha yaklaştı. Son yedi maçında tek galibiyet alabilen Valladolid'de hoca Martinez faturayı yenen basit gollere kesse de şurası bir gerçek ki Valladolid'in bu savunma performansıyla yükselişe geçmesi çok zor. Kısacası "Kendimizi çok kötü hisediyoruz" diyen Juan Ignacio Martinez'in konuşmaktan ziyade faaliyete geçmesi şart.

Espanyol ise taraftarı önünde sezon başından bu yana Stuani-Sergio Garcia ikilisinden en fazla verimi alarak farklı galip geldi. Aguirre, sezon başından bu yana ilk defa gözle görülür biçimde 4-4-2'yi denedi ve hem Stuani'den hem de Garcia'dan maksimum verimi aldı. Victor Sanchez e bu ikiliyi geriden çok iyi besleyip takımı çok iyi yönetince Espanyol adına kolay bir galibiyet oldu. Aguirre 4-4-2'de ısrarcı olur mu bilinmez ama eğer olursa Espanyol iç sahada bol gol atan ve çok tehlikeli bir takıma dönüşebilir.

Getafe 2-5 Barcelona

Maça fırtına gibi giren rakibi karşısında daha ilk 15 dakikada 2-0 geriye düşen Barcelona, Pedro'nun yıldızlaştığı maçta geri dönmeyi başardı ve bir haftayı daha kayıpsız kapatarak ligin ilk yarısını lider tamamladı. Maça Pique ve Mascherano başta olmak üzere savunmadaki kötü oyunla başlayan Barcelona, ilk 15 dakikalı süreçte neredeyse hiç organize olamadı. Angel Lafita ve Pedro Leon'un da bu kaos ortamında inisiyatif alması oyun üstünlüğünü tamamen Getafe'nin eline geçirdi. Nitekim Madrid temsilcisi bunu son derece iyi değerlendirdi ve maçın başında 2-0 öne geçmeyi başardı. Barcelona'nın skora rağmen oyuna hiç girememesi de eklenince ilk devrenin son 15 dakikasına girilirken "Barcelona puan mı kaybedecek düşüncesi" oluşmuştu ki sahneye Pedro çıktı. 9 dakikada yaptığı hat-tricke imza atan Pedro, hem takımının bir anda maçı çevirmesini sağladı hem de kulüp efsanesi Laszlo Kubala'nın ardından Barcelona tarihinin en hızlı hat-trick yapan ismi oldu. Getafe ise deyim yerindeyse Barcelona'yı durdurdu, Pedro'yu durduramayarak şanssız bir puan kaybetti.

Barça'da iç savaş!

Barcelona'da kazanma alışkanlığının yanı sıra oyundaki alternatifler Tata Martino'nun kısa sürede takıma ne derece adapte olduğunu ortaya koydu. İlk 30 dakika neredeyse üst üste 5 pas yapmakta zorlanan Barcelona, o andan itibaren uzun top opsiyonunu da devreye soktu ve Martino'nun bu hamlesi bir anda maçı çevirdi. Xavi, Messi, Valdes, Adriano, Neymar gibi isimlerin yokluğuna ve 2 farklı geriye düşüşe rağmen Barcelona'da Martino "İyi oynadığımız zaman maç kazanıyoruz" dese de Katalanlar kötü oynadıkları ve bütün şartların aleyhte geliştiği bir maçta da gülerek artık daha sonuç odaklı olduğunu ve bunda da daha fazla başarı yakaladığını ortaya koydu.

Athletic Bilbao 3-1 Rayo Vallecano

Geçtiğimiz hafta aldığı galibiyetle üçüncülüğe yükselen Athletic, kolay geçen bir maçta Rayo'yu mağlup ederek  haftayı kayıpsız kapattı. Rayo'nun savunma hattını neredeyse 40 metrede kurmasını gayet iyi değerlendiren Athletic, maçın başından itibaren daha fazla tehlike yaratan takım oldu. Rakip kaleye kontrolsüz yüklenen Rayo, etkili pozisyonlara gitse de şut aşamasına gelemeden pozisyonunu kaybetti ki ilk 45 dakika boyunda şut kaydedemediler. Rayo ikinci yarı daha etkili oldu ve 66'da da Bueno'nun röveşatası ile golü buldu. Fakat oyun sisteminden taviz vermeyen Paco Jemez'in takımını kontrolsüz bir biçimde ileri çıkarması Athletic'in ekmeğine yağ sürdü ve art arda gelen gollerle karşılaşmayı Athletic kazandı.

Deplasmanda alınacak bir puan bile ölümcül değer taşıyorken bununla yetinemeyen ve 'ya hep ya hiç' diyen Rayo, bu zamana kadar bu futbolla taktirleri karşılanmıştı ama bu sezon saf hücum futbolu Rayo'yu kurtarmaya yetmeyecek. Paco Jemez'in takımı çok daha kontrollü oynatması şart ama muhtemelen de bunu yapmayacağı için Rayo'yu zor haftalar bekliyor.

Valencia 2-3 Real Madrid

Valencia'da hafta içi yapılan hoca değişiminin ardından takımı geçici bir süre devralan Nico Estevez, işe La Liga'daki en zor maçlardan biriyle ve dolayısıyla da mağlubiyetle başladı. Estevez'in Valencia'sı yine de beklenenden çok daha fazla bir direnç ortaya koydu ve rakibini fazlasıyla zorladı. Dahası Estevez, Djukic döneminde hiç kullanılamayan Pablo Piatti, Juan Bernat, Fede ve Victor Ruiz gibi isimlerden çok iyi bir verim almayı başararak ilerisi için Valencia taraftarlarını sevindirdi. Valencia, Di Maria'nın muhteşem açılış golüne Piatti'nin kafasıyla, Ronaldo'nun golüne ise Mathieu'nun sayısıyla karşılık verdi ama Guaita'nın hatası sonucu Jese'nin golüne engel olamadı. Valecia'da, Real Madrid karşılaşmasının imkansızlığından dolayı toparlanmak adına hedef maç olmamasına rağmen sergilenen performans ileriye yönelik ışık verdi ve eğer Ocak ayında kulübün devri Peter Lim'e tamamlanır ve Singapurlu iş adamı da vaatlerini yerine getirirse Valencia için uzun vadede beklenen toparlanma çok daha hızlı başlayabilir.

Valencia'ya Singapurlu alıcı

Real Madrid ise haftayı kayıpsız kapattı ama yine beklentilerin çok altında kaldı. Di Maria ve Modric hariç bütün takım vasatın altında kaldı. Ancelotti'nin işlemeyen 4-2-3-1'i karşısında rakip Valencia da ileri çıkma fırsatı bulunca Ramos ve Nacho'nun bireysel defoları da sırıttı ki yenilen iki gol de Ramos'un hatası. Her ne kadar maçın ardından Miguel Pardeza, "Ramos bu kulübün önemli bir ismi. Bireysel hata yapması çok da önemli değil, yarın başkası yapar", Ramos ise "Takım bireysel hatadan dolayı gol yiyorsa bu ismi öne çıkarmak yerine takım olarak sorumluluk almalıyız." diyerek hatasını hafifletmeye çalışsa da Real Madrid'in büyük maçlarda yine savunma olarak ciddi bir dezavantaja sahip olduğu tekrar göründü. Hele ki Ancelotti de bu şekilde bir sistem oturtamamaya devam ederse Real Madrid adına sezon beklenen de erken bitebilir.

Celta Vigo 1-1 Osasuna

Küme düşmeme yarışını doğrudan etkileyen karşılaşmada Osasuna ve Celta puanları bölüştü ama bu sonuçtan dolayı gülen taraf hiç şüphesiz konuk ekip Osasuna oldu. Maçın başında öne geçen Osasuna, golün ardından farkı açacak fırsatlar da buldu ama maçın sonunda Javi Garcia'nın da vurguladığı şekilde bu fırsatları cömertçe harcadı. ve çok geçmeden de Celta skoru eşitledi. Maçın geri kalanında ise eşitlik bozulmadı. Osasuna istediğini alırken geçen haftanın kahramanı Oriol Riera beklentileri karşılayamadı ama Roberto Torres yükselini sürdürdü. İşin içine mücadele faktörü de eklenince Osasuna altın değerinde bir puanı aldı. Bu şekilde dirençli futboluna devam ederse de sonuna kadar ligde kalma mücadelesini sürdürebileceğini gösterdi. Celta ise istikrarsızlığını bir kere daha gösterdi. Galiçya ekibi, sezon başladığından bu yana ya çok iyi ya da çok kötü oynadı ki Luis Enrique'nin kovulma korkusu hissetmemek için buna bir çözüm bulması şart.

Haftanın maçı (Getafe 2-5 Barcelona): Katalanlar maçın başında şok bir şekilde kalesinde iki gol gördü ama neden şampiyonluğun en büyük adayı olduğunu kanıtlar bir şekilde maçı kısa sürede çevirip farklı bir galibiyet elde etti.

Haftanın oyuncusu (Pedro):  Barcelona, haftanın en iyi performansına imza atarken Barcelona'da yıldızlaşan isim Pedro oldu. Başarılı golcü, hem galibiyetteki en önemli rolü oynadı hem de 9 dakikada yaptığı hat-trick ile Barcelona tarihine geçti.

Haftanın hayal kırıklığı: Serbest düşüşe devam ederek Espanyol karşısında neredeyse yokları oynayan Valladolid.

Haftanın sözü:  "Takım bireysel hatadan dolayı gol yiyorsa bu ismi öne çıkarmak yerine takım olarak sorumluluk almalıyız" diyerek bireysel hata yüzünden iki gole sebebiyet vermesinin hatasını beceriksiz bir şekilde arkadaşlarına pay etmeye çalışan Sergio Ramos'un sözleri.

Haftanın 11'i:  Esteban (Almeria); Jose Angel (Real Sociedad), Diego Godin (Atletico Madrid), Cala (Sevilla), Juanfran (Atletico Madrid); Luka Modric (Real Madrid), Ivan Rakitic (Sevilla), Aleix Vidal (Almeria) ; Cristian Stuani (Espanyol), Carlos Vela (Real Sociedad), Pedro (Barcelona)

Kaynak: TotemSpor.Com

Son Dakika Spor La Liga'da 17. Haftanın Ardından - Son Dakika Spor


YORUMLAR

Son Dakika

Çinli et tüccarlarının elinden yüzü yırtılmış halde kurtarılan köpek, şimdilerde İngiltere'nin maskotu Alevler arasında kalan talihsiz kadın feci şekilde can verdi, yakınları sinir krizi geçirdi Alman basını Mesut Özil'in imza törenindeki açıklamalarına geniş yer verdi Sadakatsiz'de Mert karakterini canlandıran Eren Vurdem diziye veda etti Kuliste kurşun döktüren Alişan, o anları sosyal medyadan paylaştı Eğlence mekanına çevrilen bodrum katına yapılan baskında 50 kişiye ceza kesildi Tatlıses'in meşhur ettiği oryantal Didem, yıllar sonra yeniden İbo Show'da boy gösterecek Volkswagen'i tahtından eden Toyota dünyanın en çok satan otomobil markası oldu