Son Dakika Haberleri: Uluslararası Darbe ile Mücadele ve 15 Temmuz Sempozyumu

Uluslararası Darbe ile Mücadele ve 15 Temmuz Sempozyumu

2 yıl önce

Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ömer Faruk Aydıner, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturmaları kapsamında 445 bin kişi hakkında işlem yapıldığını belirterek, "Bunların bir kısmı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi, bir kısmı hakkında dava açıldı, bir kısmı hakkında...

Uluslararası Darbe ile Mücadele ve 15 Temmuz Sempozyumu, System.String[]
Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ömer Faruk Aydıner, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturmaları kapsamında 445 bin kişi hakkında işlem yapıldığını belirterek, "Bunların bir kısmı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi, bir kısmı hakkında dava açıldı, bir kısmı hakkında da hala soruşturmalar devam ediyor. Bazı ülkelerin nüfusunun yarısı kadar terörist listemiz oluştu." dedi.

Uluslararası Darbe ile Mücadele ve 15 Temmuz Sempozyumu'nda düzenlenen "Darbe Yargılamaları" oturumunda konuşan Aydıner, 17 Aralık'la birlikte Türkiye'nin ciddi bir travmadan geçtiğini, 40 yıl boyunca emek verilen bir neslin heba edilmiş haline tanıklık edildiğini söyledi.

Uluslararası örgütlenme açısından FETÖ'nün son 200 yılın en iyi projesi olduğunu vurgulayan Aydıner, devletin kılcal damarlarına kadar sızan örgütle mücadele etmenin kolay olmadığını dile getirdi.

Aydıner, 17 Aralık sürecinin ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nda savcı olarak görev yaptığını, o dönemde İstanbul'da bu işe gönül vermiş, çok az kişinin omuz omuza, birbirine destek vererek o süreçlerin atlatıldığını söyledi.

15 Temmuz'un beklenilen bir şey olmadığını, devletin içerisine sızmalarından dolayı böyle bir şeyin sadece tahmin edildiğini dile getiren Aydıner, şöyle devam etti:

"15 Temmuz bu ülke için ciddi bir mücadele. 15 Temmuz gecesi yakalama kararlarını çıkaran bir meslektaşınız olmayı Allah bize nasip etti. O gece çok hızlı kararlar alarak biraz endişe, biraz cesaret, karışık duygular içinde sabaha kadar bu süreci hep birlikte sürdürmeyi Allah bize nasip etti. Geldiğimiz süreçte yargı olarak tüm Türkiye'deki yargı birimleri tek vücut olarak ama adil bir şekilde yargılamalar başladı. Şu an itibarıyla sadece FETÖ'den 445 bin kişi hakkında bir şekilde işlem yapıldı. Bunların bir kısmı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi, bir kısmı hakkında dava açıldı, bir kısmı hakkında da hala soruşturmalar devam ediyor. Türk yargı açısından ciddi bir başarı. Bazı ülkelerin nüfusunun yarısı kadar terörist listemiz oluştu. 445 bin kişilik terörize olmuş bir gruptan bahsediyoruz. Yargıya bu süreçte çok ciddi bir yük verildi. Biz adil olmak zorundaydık. Bu süreçte yaklaşık 88 bin kişi cezaevine bir şekilde girdi. Bir kısmı tahliye oldu. Hala FETÖ'den 445 bin kişiden yaklaşık 35 bini cezaevinde hükümlü ve tutuklu olarak bulunmakta. Hala 180 bin kişi hakkında soruşturmalarımız devam etmekte."

Beraat eden erler

Ömer Faruk Aydıner, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü davasında bazı erlerin beraat etmesine yönelik eleştirilere değinerek, "Tamamen teknik olan yargılama konusunda, gerek medya kuruluşlarımız, gerekse sosyal medyayı kullananlar, gerekse farklı meslek gruplarında devletin içerisinde görev vazife eden kişiler, sadece yargılamanın konusu olan böyle bir hususta konuyu, dosyaların içeriğini ve delil durumunu bilmeden maalesef bu şekilde algı oluşturmaya, toplumu provoke etmeye yönelik açıklamalarda bulunmakta. Oysa ki bunu yaşayan, yargılayan ağır ceza mahkeme başkanı ve üyeler bunu çok net olarak görmekte." diye konuştu.

Hukukçuların bu davalarda sanıkların ne yaptıklarını anlatan hal ve tavırlarına, tanık beyanlarına baktıklarını dile getiren Aydıner, şunları söyledi:

"Hukuk tekniği açısından baktığımızda 15 Temmuz Şehitler Köprüsü davasında yargılanan askerlerin böyle bir olasılığı da yoktu. Saat 20.00-20.30 civarında köprüye getirilmişlerdi. Okuyacakları bir alt yazı, dinleyecekleri bir söz de yoktu. Orada herhangi bir eyleme, davranışa katılmış erler elbetteki cezasını çekecek ve cezasını da aldılar. Ancak oraya sivil kıyafetiyle gelmiş, gelir gelmez kaçmış, kimisi köprü korkuluklarından kaçmak üzereyken yakalanmış, kimisi o sırada polise teslim olmuş, kimisi hiçbir eyleme katılmaksızın ne yapacağını şaşırıp bekleme halinde kalmış. Buna cezalandırılsın demek hakikaten vicdanlara aykırı olur. Çünkü biz hiçbir zaman anarşi devleti olmadık. Kim olursa olsan ne olursa olsun, zengin de olsa suçluysa suçlu diyebilmek, güçten yana olmamak, sadece fukaranın sırtında tepinmemek, herkesin yaptığı işte kendisine güvenmek, bunun verdiği sonuçlara itibar etmek hepimizin üzerine düşen vazifedir."

Uluslararası Hukukçular Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Hüsnü Tuna da her darbede olduğu gibi 15 Temmuz darbe teşebbüsü için de bir hazırlık süreci olduğunu belirtti.

Tuna, 1960, 1980, 28 Şubat ve 15 Temmuz'da ön hazırlık aşamasında terör eylemlerinin, cinayetlerin, kargaşanın artarak ortamın vatandaş açısından çekilmez hale geldiğinin gösterildiği unsurların yoğunlaştığını ve kamunun gözünde siyasetin ve siyasilerin itibarsızlaştırıldığını hatırlattı.

15 Temmuz darbe teşebbüsü hazırlığının 2006'daki Milli Güvenlik Kurulu'na kadar uzandığını vurgulayan Tuna, "2006 yılında Danıştay saldırısı, 2007'de Hrant Dink cinayeti, 2009'da Yazıcıoğlu suikasti ve daha birçok toplumsal olay meydana geldi. Taksim, Sultangazi, Beşiktaş, Atatürk Havalimanı ve Reina saldırıları dikkat çeken saldırılardan." dedi.

Tuna, 15 Temmuz günü askerlerin telefonlarına "İstanbul'un bazı noktalarında terör eylemi yapılacağına" dair mesaj geldiğini ve darbecilerin savunmalarında bunu dile getirdiklerini ifade ederek, darbeden haberi olmayan askerlerin de terör olayları düzenleneceğine dair baskı altında olduğunu kaydetti.
Haber Yayın Tarihi: 16.07.2018 04:30 Kaynak: AA



Başak Demirtaş, Selahattin Demirtaş'ın cezaevindeki son halinin fotoğrafını yayınladı Spiker Nazlı Çelik'in şortlu fotoğrafları sosyal medyada tartışma yarattı Emekliyi usulsüz çalıştıran teşviği faiziyle geri ödeyecek