AVF, hukuk temelli çözüm vurgulayıp cemevleri için ibadethane statüsü istedi

Son Güncelleme:

AVF Başkanlar Kurulu, sonuç bildirgesinde cemevlerinin ibadethane statüsü talebini yinelerken sorunların hukuk temelinde çözülmesini savundu. Tarihsel referansların Alevi toplumunda kaygı yarattığı belirtilip siyasi aktörlere, STK'lara ve medyaya kapsayıcı dil çağrısı yapıldı.

(ANKARA) - Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Başkanlar Kurulu Toplantısı sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede, "Barışın, demokratikleşmenin ve mevcut sorunların hukuk temelinde çözülmesinden yanayız. Bununla birlikte, toplumsal barışın; hiçbir toplumsal kesimin ya da inanç topluluğunun tarihsel acılarını, travmalarını ve güvenlik kaygılarını yok sayan bir dil üzerinden inşa edilemeyeceği açıktır" denildi.

Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanlar Kurulu, 19 Eylül 2026 tarihinde, bileşenleriyle Ehli Beyt İnanç Eğitim Kültür Vakfı Çiğli Şubesi'nde gerçekleştirdiği toplantının sonuç bildirgesini yayımladı. Federasyona bağlı kurumların; inanç, kültür, eğitim ve dayanışma alanlarındaki faaliyetlerini ve ülkemizin güncel toplumsal ve siyasal gündemini değerlendirildiği toplantıda, cemevlerinin hizmetleri ile gençlere, kadınlara ve çocuklara yönelik çalışmaların ele alındığı, Alevi inancının ve kültürel mirasının gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik etkinliklerin kapsamlı biçimde görüşüldüğü duyuruldu.

"MEVCUT SORUNLARIN HUKUK TEMELİNDE ÇÖZÜLMESİNDEN YANAYIZ"

Bildirgede, "Son dönemde kamuoyunda tartışmaya açılan bazı tarihsel referansların Alevi toplumunda haklı kaygılar yarattığını dikkatle izliyoruz. Alevi Vakıfları Federasyonu olarak; barışın, demokratikleşmenin ve mevcut sorunların hukuk temelinde çözülmesinden yanayız. Bununla birlikte, toplumsal barışın; hiçbir toplumsal kesimin ya da inanç topluluğunun tarihsel acılarını, travmalarını ve güvenlik kaygılarını yok sayan bir dil üzerinden inşa edilemeyeceği açıktır. Alevi kamuoyunun farklı kesimlerince dile getirilen hassasiyetleri önemsiyor; tarihsel hafızayı inciten, kutuplaşmayı derinleştiren ve Alevi toplumunun kaygılarını artıran söylemlerden kaçınılması gerektiğini vurguluyoruz" denildi.

"CEMEVLERİNİN İBADET HANE STATÜSÜNE KAVUŞMASI TALEBİNİ YENİLİYORUZ"

Barışın ancak adalet, eşitlik, çoğulculuk, karşılıklı saygı ve demokratik değerler temelinde kalıcı hale gelebileceği kaydeden bildirgede, şu ifadelere yer verildi:

"Alevi inancının ve cem evlerimizin; Anayasamızda yer alan eşitlik ile din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin hükümler, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 2016 yılında verdiği kararlar temelinde yasal olarak tanınması; cem evlerinin ibadethane statüsüne kavuşması ve eğitim sisteminin tüm inançlara karşı eşitlikçi, çoğulcu ve özgürlükçü bir yapıya ulaşması yönündeki taleplerimizi yineliyoruz. Bu taleplerimizi, siyasi partilere gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde ilgili muhataplarımıza iletmiş bulunuyoruz. Bu görüşmelerin ve önümüzdeki dönemde sürdüreceğimiz temasların olumlu ve somut sonuçlara ulaşmasını hedefliyor, sürecin takipçisi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz. Alevi toplumunun tarihsel ve güncel hassasiyetlerini hiçe sayan, inancımızı ve mensuplarını hedef alan her türlü ayrımcı, dışlayıcı ve kutuplaştırıcı söylemi kınıyoruz. Siyasi aktörleri, sivil toplum kuruluşlarını ve medya organlarını; saygılı, sorumlu ve kapsayıcı bir dil kullanmaya çağırıyoruz. Toplumun hiçbir kesiminin ötekileştirilmesine ve hedef gösterilmesine rıza göstermeyeceğimizi bir kez daha belirtiyoruz.

"İÇ BARIŞIN GÜÇLÜ OLMASINI ORTAK SORUMLULUK OLARAK GÖRÜYORUZ"

Bölgemizde artan gerilimlerin ve olası çatışma risklerinin gölgesinde geçen bu günlerde, Alevi toplumunun, Pirimiz Hacı Bektaş Veli'nin 'Bir olalım, iri olalım, diri olalım' düsturunu rehber edinerek ülkemizin güvenliği ve toplumsal huzuru konusunda duyarlı ve sorumlu bir tutum sergilediğini kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bu anlayışla, ülkemizin birlik ve dirliğinin korunmasında toplumsal dayanışmanın ve iç barışın güçlü olmasını ortak bir sorumluluk olarak görüyoruz. Alevi toplumunu hedef alan ayrımcı dil ve uygulamaların toplumsal bağları yıprattığını; bu yolla toplumsal dayanışmayı ve iç barışı zayıflatmanın hiç kimseye fayda getirmeyeceğini, aksine ortak geleceğimize zarar vereceğini önemle vurguluyoruz.

"DIŞ MERKEZLİ PROJE VE GİRİŞİMLERİ DİKKATLE İZLİYORUZ"

Bektaşiliğin kurucu merkezinin Hacıbektaş ve Türkiye olduğunu hatırlatıyor; bu köklü inanç geleneği üzerinden Arnavutluk'ta ve başka coğrafyalarda ortaya konulan, dış merkezli siyasi ve jeopolitik hesaplar barındıran her türlü proje ve girişimi dikkatle izlediğimizi belirtiyoruz. Alevi-Bektaşi inancının; bölgesel güç mücadelelerinin aracı haline getirilmesine, tarihsel ve manevi merkezinden koparılarak yeniden tanımlanmasına ve yönlendirilmesine karşı olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. Bu kadim mirasın en önemli emanetçilerinden biri olan Hacıbektaş'ın, inanç, kültür ve diplomasi alanlarında yalnız ve etkisiz bırakılmaması gerektiğine inanıyor; devletimizi, Hacıbektaş'ı Bektaşiliğin dünya çapındaki merkezi olarak güçlendirecek, koruyacak ve öne çıkaracak politikaları kararlılıkla sürdürmeye davet ediyoruz.

"ALEVİ TOPLUMUNUN TALEPLERİNİN TAKİPÇİSİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

Alevi kurumlarının, inanç önderlerinin ve aydınlarının toplumsal barışa katkı sunmaya hazır olduğunu; ancak bu katkının, Alevilerin hakları, talepleri ve meşru kaygıları yok sayılarak beklenemeyeceğini kamuoyuyla paylaşıyoruz. Alevi Vakıfları Federasyonu; inanç, kültür, dayanışma ve toplumsal barış alanındaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürecektir. Anayasal eşitlik haklarımızı hiçbir kısıtlama olmaksızın kullanmak istiyoruz; bu doğrultuda inanç özgürlüğü, adalet ve demokratik bir toplumsal yaşam mücadelesinde Alevi toplumunun taleplerinin takipçisi olmaya devam edeceğiz."

Kaynak: ANKA