Türkiye, Aşkı Bu Kadınların Kaleminden Okuyor

Son Güncelleme:

Aşk ve ilişkiler üzerine yazılmış kitaplar, son dönemde trend haline gelirken, kendine bu konuyu seçen kadın yazarların sayısı da giderek artıyor.

ARZUM UZUN/ 'SÜPER ZEKİ BİR KADININ ÜBER SALAK HİKAYESİ'


ERKEKLER SEVGİSİNİ GÖSTEREMİYOR


İkili ilişkiler her zaman ilgimi çekerdi. İlişkiler üzerine yazmaya başladığımda 19 yaşındaydım. Yeni kitabım 'Süper Zeki Bir Kadının Über Salak Hikayesi' tamamen kurguyla yazılmış bir hikaye.


Her kadın, söz konusu aşksa salaklaşabilir. Romandaki kadın büyük bir gurur ve egoya sahip ama aşk o kadar gözünü karartıyor ki, salaklaşıyor. Kitap, alt metninde bu durumlarla dalga geçiyor.


Bu tür kitaplarda, kadınların kadınlar tarafından salak gösterilmesine tahammül edemiyorum. Yabancı örneklerde kadın hiçbir zaman aptal değildir, sadece durumlar saçmadır. Biz bu durumu tam tersi algıladık.


Toplumumuzda erkekler anne şefkatine alışmış. Sürekli pohpohlanmak istiyorlar ama aşkta sevgilerini gösteremiyorlar.


DUYGU ÖZLEM YÜCEL/ 'DENGESİZ BİR AŞKIN ANATOMİSİ'


AŞK ÇOK İNİŞLİ ÇIKIŞLI BİR SÜREÇ


Öncelikle kendim için yazıyordum, benim meditasyonum buydu. Bir internet sitesinde köşe yazmaya başlamamın ve yazılarımın çok beğenilmesinin ardından çok fazla hikayem olduğu için birikimlerimi kitaba çevirmeye karar verdim. Böylece yazarlık; mesleğim halini aldı.


İlk kitabım 'Zamane Aşıkları' idi, yeni çıkan romanımın ismi ise 'Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi'. Bu kitabın içeriğini oluşturan dengesiz aşk hikayesinde, kendim veya çevremden birinin birebir yaşadığı gerçek bir öyküden esinlenmedim. Aşk zaten başlı başına çok inişli ve çıkışlı bir süreç, bunu aktarırken de okuyucuyu sürüklemek istedim.


Çok gözlem yapıyorum, hayatı çok irdeliyorum, bazı insanların görmediği noktaları fark edip onlara göstermeyi çok seviyorum.


VEFA ENVER/ 'AŞKA DÖNÜŞ'


KADINLAR KADIN OLMAYI BIRAKTI


İlk romanımı 2007'de yazdım: 'Çocuk da Yapamadım, Kariyer de'... İlk romanım çok ilgi görünce, bu konuda bir açık olduğunu düşündüm. İnsanlar merak ettiklerinin şifresini kitaplarda çözmek istiyor ve mutlu sona ihtiyaç duyuyorlar.


Malzemesi çok güzel bir ülkede yaşıyoruz; çok farklı uçlar ve hayatlar var. Evli bir kadınım ve bu sürecin gerçekleşme dönemine baktığımda şanslı olduğumu düşünüyorum. Farklı olmak, oyun oynamak zorunda kalmadım. Eşim çok net yaklaştı bana.


'Tek taşımı kendim alırım' diye bir söylem çıktı; kadınlar kadın olmayı bıraktı, erkekler de onlara kadın gibi davranmayı bıraktı. Kadınlar, 'içiyorum, geziyorum' durumunun havalı göründüğünü zannediyor ama aslında değerlerini düşürüyorlar.


EKİN ATALAR/ 'HAYATIMIN AŞKI'


AŞK HİÇ EMNİYETLİ BİR ŞEY DEĞİL


İlk kitaplarım; 'Selindrella ve Türk Kızının Sofisi', 'Selindrella ve Acilen Evlenmem Lazım'dı. Gözlemlediğim şu ki; kadında hep emniyet duygusu ihtiyacı var. Bir yandan da aşık olmak istiyor ama aşk emniyetli bir şey değil!


Eskiden 'Okurum, kariyerimi yaparım ve evlenirim' düşüncesi hakimdi. Şimdi ise 'Aşık olmalıyım' var. 30'lu yaşlarda 'Evlenmem lazım' çılgınlığı başlıyor ve bu istek manyaklık olarak tezahür ediyor. 'Biri beni tercih etmeli' dürtüsü başlıyor.


Erkek en başından itibaren mesajı ne ise onu çok net verir; kadın ise onu yola getireceğini düşünür ve oyun başlar... Bazen de erkek bunu yiyor ama mutsuz oluyor çünkü adam değişmiyor. (Yeni Aktüel)


NESLİHAN DEMİR/ 'ESKİMİYORSUN İÇİMDE'


İNATLA AŞIK OLMAYA DEVAM EDİYORUZ


Her İstanbullu kadın gibi kadın- erkek ilişkileri üzerine çok sohbet ettim. Sonunda bu hikayelerden yola çıkarak bir kitap yazdım.


Kadınlar kendilerine çok fazla şey kattı ama erkekler için aynı şey geçerli değil. Onlar genellikle fiziksel olarak güzel olana giderken, içi boş varlıklara dönmeye başladılar.


Yaşananlara rağmen inatla yaptığımız şey, aşık olmaya devam etmek. Kadın bir erkeği severse, bu adam kendi standardının çok altında da olabiliyor kimi zaman.


Sabah : http://www.sabah.com.tr

Kaynak: Sabah.com.tr