Uygulamayı yükle! YÜKLE

Adıyaman'da 9 kişinin öldüğü apartman davasında bilirkişi raporu alınacak

Son Güncelleme:

Adıyaman'da 6 Şubat depremlerinde 9 kişinin öldüğü apartman davasında bilirkişi raporu alınmasına karar verildi. Ailesini kaybeden yurttaşlar, sanığın ölümünden mahkemenin haberdar olmadığını ileri sürerek adil yargılama istedi.

Haber: Mehmet OFLAZ

(ANKARA) - Adıyaman'da 6 Şubat depremlerinde 9 kişinin yaşamını yitirdiği apartmanın yıkılmasına ilişkin davada bilirkişi raporu alınmasına karar verildi. Depremde ailesini kaybeden yurttaşlar, ilk duruşmadan iki ay önce hayatını kaybeden sanığın ölümünden mahkemenin haberdar olmadığını ileri sürerek, düzgün, adil ve hızlı bir yargılama yapılmasını, sorumluların hak ettikleri cezaları almasını istedi. Adalet Peşinde Aileleri sözcülerinden Celal Gezer, "Bu ülkenin insanları artık betondan ölmesin istiyoruz" dedi.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde Adıyaman'ın Merkez ilçesi Alitaşı Mahallesi'nde bulunan bir apartmanın yıkılması sonucu 9 kişi yaşamını yitirdi, 4 kişi yaralandı.

Yapı sahibi Abuzer Yapıcı ile betonarme proje müellifi ve fenni mesulü Mahmut Nedim Karakaş hakkında "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan dava, depremden 3 yıl sonra açıldı.

9 Eylül 2026'da Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmada, sanıkların tutuklanmaları yönündeki talepler, "olayın üzerinden geçen zaman, tutuklamanın tedbir mahiyetinde oluşu ve mevcut sonucun adli kontrol ile uygulanabileceği" gerekçeleriyle reddedildi. Sanıklara yurt dışına çıkış yasağı ve karakola imza atma yükümlülüğü getirilmesine, sanık Abuzer Yapıcı'nın zorla getirilmesine karar veren heyet, duruşmayı 4 Kasım'a ertelemişti.

Duruşmaya zorla getirilmesine karar verilen sanık Abuzer Yapıcı'nın, duruşmadan iki ay önce, 10 Temmuz 2026'da yaşamını yitirdiği ortaya çıktı. Sanık Yapıcı'nın vefat ettiğinin anlaşılması üzerine dosyanın tefrikine karar verildi.

İkinci duruşmada ayrıca yeniden bilirkişi raporu alınmasına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 4 Şubat 2027 tarihine erteledi.

"BİZİ DEPREM ÖLDÜRMEDİ, SAHTEKARLIK ÖLDÜRDÜ"

Enkazda annesini, kardeşini, teyzesini ve üç kuzenini kaybeden, kendisi ise yaralı kurtulan İlker Ümit Uyğul, deprem sürecinde yaşadıklarını anlattı. Uyğul, "Deprem öldürmedi, bilinçsizlik öldürdü, sahtekarlık öldürdü. Bina eğer sağlam olmuş olsaydı, o bina yıkılmazdı" dedi.

Uyğul, binanın yıkılmasında sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında henüz yargı sürecinin başlamadığına dikkati çekti. İkinci duruşmada hakimin kendisine, sanık Yapıcı hakkında, "Sen yurt dışına kaçacağını duyuyorsun, neden öldüğünü duymuyorsun" dediğini ileri süren Uyğul, "Bunu bilmesi gereken kişi ben değilim, sizsiniz, dediğim zaman 'Evet, ben bilmiyorum' dedi" ifadelerini kullandı.

"BU ÜLKENİN İNSANLARI ARTIK BETONDAN ÖLMESİN İSTİYORUZ"

Adalet Peşinde Aileleri Platformu sözcülerinden Celal Gezer, şöyle konuştu:

"Kıymetli halkımız, biz depremzede aileleri olarak aslında bir yasımızı yaşama fırsatı bulamadan yaklaşık dört yıldır mahkeme koridorlarında hak mücadelesi veriyoruz. Elbette bu mücadele bize düşmemeliydi. Bu mücadelenin bize düşmesinin sebebi, bu konudaki yetkili ve sorumluların gerekli araştırmayı, gerekli incelemeyi, gerekli delilleri ve kararları vermemiş olmasından dolayıdır. Halbuki bu görev bizim değil elbette. Bu konuda bu ülkenin bir Adalet Bakanı var. Bu konuda bir Adalet Bakanlığı var. Bunların gereğini yapması gerekir.

Yakınlarımızı kaybettik; geri gelmeyeceklerini biliyoruz. Ancak bir parça huzur duyabilmemiz için buna sebep olan gerek müteahhitlerin, gerek fen işleri sorumlularının, gerek proje sorumlularının, gerek belediye başkanlarının, o konudaki imzası bulunan herkesin mutlaka adil bir şekilde hesap vermesi gerekir. Bu adaletin sağlanmadığı senaryoda, Türkiye bir deprem bölgesi ve yaklaşık 5 ila 10 yıl içerisinde periyodik olarak büyük depremler olmakta. Bu depremlerde can kayıplarının olmaması için bugün, bu kayıpların ardından sorumlulardan gerekli hesabın sorulması lazım. Yani siz bugün bu sorumlulara hesap sormazsanız bu sistem, bu çark olduğu gibi devam edecek. Sonraki depremde yine biz enkazların başında canlarımızı toplayacağız. Bu ülkenin insanları artık betondan ölmesin istiyoruz."

"HAYATA TUTUNDUM DERSEM YALAN OLUR"

Enkazda annesini, kardeşini, teyzesini ve üç kuzenini kaybeden, kendisi ise yaralı kurtulan Mehmet Erol Uyğul, binanın kısa sürede yıkıldığını, kendisinin ve kardeşinin aile fertlerinin yardımıyla enkazdan çıkarıldığını anlattı. "Deprem sonrasında hayata nasıl tutunabildiniz?" sorusunu Uyğul, şöyle yanıtladı:

"Tutundum dersem yalan olur. Tutunamadım ama ayakta kaldım. Ne kadar kalabildim dersem... Sonuçta çok acı. İnsan onlarla birlikte ölmek istiyor. Ortanca kardeşim için ayakta kaldım. Onun o halini gördüğümde, bensiz yapamayacağı düşüncesine girdim. Beni kısa bir süreliğine de olsa ayakta tutan en büyük sebep buydu. 'Kardeşin var, bir yere gidemezsin. Onun için dayanmalısın' durumunu yaşadım. Keza babam için de aynı şekilde. Bir evlat kaybetmek kolay değil. Eş kaybetmek kolay değil. Onun yanında olmaya çalıştım. Yeri geldi babama baba oldum. Yeri geldi duygularımı içime gömdüm. Hep yaptığım şey buydu. Ben bir yas süreci yaşamadım. İzin verilmedi bana. Benim yaşımdan büyük şeyler bana yüklendi. Ben de aile fertlerimi güvende tutabilmek için ayağa kalkmak zorunda kaldım."

Uyğul, ilk duruşmanın 3,5 yıl sonra görüldüğünü, sanığın duruşmadan iki ay önce hayatını kaybettiğini belirterek, adaletin gecikmesine tepki gösterdi.

"MAHKEME SANIKLARDAN BİRİNİN ÖLDÜĞÜNÜ BİLE BİZDEN ÖĞRENDİ"

Mehmet Erol Uyğul, ikinci duruşmada sanığın öldüğünü mahkemeye belirttiklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Mahkemenin yavaşlığı hakkındaki görüşlerimizi dile getirdik. Hatta işin komik tarafı, mahkemenin sanıklardan bir tanesinin öldüğünden haberi yoktu. Haberi bizden almış bulundular. Bu da akla şunu getiriyor: Yani bir şeyler yapılması için bunu yaşayanların siz mi olması lazım? Bir şeyler yapmanız için birileri sürekli sizi kontrol mü etmesi lazım? ya da neden bir şeyler yapılmıyor? Yani çok yavaş, hiçbir ilgi alaka yok. Ben sana sığındıysam, adaleti senden beklediysem, bu adaleti senin yerine getirmeni umduysam, sanığın öldüğü haberini sana ben vermemeliyim. Dosyanın takibini yapmalısın. Ben sana bunu belirttiğimde bana bağırıyorsan, suçu bende arıyorsan, 'Ölen adamdan neden tutuklama talebi istiyorsun?' diyorsan bana, sanki onu yapması gereken benmişim gibi, sanki bunun takibini yapması gereken benmişim gibi... O zaman sen niye varsın? Sen niye o koltuktasın? Ben niye sana sığındım? Her şeyi ben yapacaksam sen niye varsın diye sorarlar. Yargılamaya güvenmek istiyorum ama bu konudaki çabalarım biraz boşa çıkarılıyor. Yeterli ilginin verilmediğini düşünüyorum. Bu acıyı sadece bizim çektiğimizi, kimsenin anlamadığını, bir empati yapıp da aradığımız adaleti bize vermeye çalıştıklarını ben düşünmüyorum."

Uyğul, düzgün, adil ve hızlı bir yargılama istediğini belirterek, sorumluların hak ettikleri cezaları almasını beklediğini söyledi.

Kaynak: ANKA