DEM Parti 4 Kasım 2016 operasyonlarının etkilerini Meclis araştırmasına taşıdı
DEM Parti, 4 Kasım 2016 sürecinin etkilerinin araştırılması için TBMM'ye Meclis Araştırması önergesi verdi. Önergede, AİHM kararlarına rağmen tutuklulukların sürdüğü belirtilerek demokratik siyaset ve toplumsal barışa verilen tahribatın araştırılması istendi.
Haber: Ogün AKKAYA
(TBMM) - DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülüstan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, 4 Kasım 2016'da HDP'nin eş genel başkanları, milletvekilleri ve belediye eş başkanlarına yönelik operasyonların ardından başlayan sürecin etkilerinin araştırılması için TBMM Başkanlığı'na Meclis Araştırması açılması önergesi verdi. Önergede, AİHM kararlarına rağmen tutuklulukların devam ettiği belirtilerek, "HDP milletvekillerine yönelik bu hukuk dışı uygulamaların, demokratik siyasete ve toplumsal barışa verdiği tahribatın" araştırılması istendi.
DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülüstan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli'nin imzasını taşıyan, 4 Kasım 2026 tarihli araştırma önergesinde, 4 Kasım 2016'da gerçekleştirilen operasyonlarla HDP'nin eş genel başkanları, grup başkanvekilleri, milletvekilleri ve belediye eş başkanlarının tutuklanmasının toplumda ve ülke demokrasisinde derin bir tahribata yol açtığı ifade edildi.
Önergenin gerekçesinde, Kürt halkının seçilmiş temsilcilerine yönelik operasyonların yeni olmadığı, demokratik siyaset hakkının tarih boyunca çeşitli dönemlerde sistematik biçimde engellendiği belirtildi.
4 Kasım 2016 tarihinin bu uygulamaların sembolü haline geldiği kaydedilen gerekçede, seçilmiş eş genel başkanlar, milletvekilleri ve belediye eş başkanlarının farklı dönemlerde gözaltı, tutuklama ve görevden uzaklaştırmalarla karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.
"4 KASIM BİR BAŞLANGIÇ DEĞİL"
Gerekçede, 4 Kasım 2016'nın uzun süredir devam eden sistematik baskının en somut örneklerinden biri olduğu belirtilerek, şu değerlendirmeye yer verildi:
"Seçilmiş eş genel başkanlar, milletvekilleri ve belediye eş başkanları, farklı zamanlarda keyfi gözaltılar, tutuklamalar ve görevden uzaklaştırmalarla karşı karşıya bırakılmış; Kürt halkının demokratik temsil hakkı sürekli biçimde kısıtlanmıştır. Bu nedenle 4 Kasım, bir başlangıç değil, uzun süredir devam eden sistematik baskının en somut ve hatırlanabilir örneklerinden biri olarak değerlendirilmelidir"
7 Haziran ve 1 Kasım 2015 genel seçimleri arasındaki süreçte Dolmabahçe Mutabakatı'nın uygulanmadığı ve çözüm masasında kesintiler yaşandığı belirtilen gerekçede, HDP'nin mitingleri, dayanışma çağrıları ve il-ilçe örgütlerinin çeşitli güvenlik sorunlarıyla karşılaştığı, yaklaşık 120 farklı noktada HDP binaları, seçim büroları ve araçlarının saldırılara hedef olduğu kaydedildi.
"55 HDP MİLLETVEKİLİNİN FEZLEKESİ İNCELENMEDEN SORUŞTURMALAR BAŞLATILDI"
Gerekçede, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının bir defaya mahsus kaldırılmasını düzenleyen hükmün 20 Mayıs 2016'da yürürlüğe girdiği hatırlatıldı. Dönemin 55 HDP milletvekili hakkında düzenlenen fezlekelerin yasama sorumsuzluğu kapsamında olup olmadıkları incelenmeden soruşturmaların başlatıldığı belirtilerek, dokunulmazlıkların kaldırılmasının eş genel başkanlar dahil çok sayıda HDP'li milletvekilinin gözaltına alınması, tutuklanması ve yargılanmasının önünü açtığı ifade edildi.
4 Kasım 2016'da başlatılan operasyon kapsamında, dönemin HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın da aralarında bulunduğu 12 milletvekilinin gözaltına alındığı, eş genel başkanlar dahil 9 milletvekilinin tutuklandığı aktarıldı. Devam eden operasyonlarda gözaltına alınan milletvekili sayısının 31'e, tutuklanan milletvekili sayısının ise 15'e ulaştığı belirtildi.
Sonraki süreçte HDP'li çok sayıda milletvekili ve siyasetçinin tutuklandığı, DBP'nin yerel seçimlerde kazandığı 102 belediyenin 95'ine kayyım atandığı, 93 belediye eş başkanı ile yüzlerce belediye meclis üyesinin tutuklandığı kaydedilen gerekçede, 2019 yılında da HDP'nin kazandığı belediyelere kayyım atandığı ve belediye eş başkanlarının tutuklandığı ifade edildi.
AİHM KARARLARI HATIRLATILDI
Gerekçede, Venedik Komisyonu'nun 14 Ekim 2016 tarihinde yayımladığı görüşte, dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin Anayasa değişikliğinin "tek seferlik", geçici ve şahsa yönelik bir düzenleme olduğuna dikkat çektiği belirtildi. Söz konusu durumun anayasa değişikliği prosedürünün kötüye kullanılması anlamına geldiği yönündeki değerlendirmeye yer verildi.
AİHM'in Selahattin Demirtaş davasında verdiği kararların yanı sıra 2022 yılında Ferhat Encü ile ilgili Türkiye kararının da hatırlatıldığı gerekçede, HDP'li 40 milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve yargılanmaları nedeniyle ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verildiği aktarıldı.
Ayrıca AİHM'in Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve bazı HDP'li milletvekilleri hakkındaki kararlarında tutuklamaların siyasi saiklerle yapıldığını tespit ederek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 18'inci maddesinin ihlal edildiğine hükmettiği belirtildi.
2024 YEREL SEÇİMLERİNİN ARDINDAN ATANAN KAYYIMLAR DA GEREKÇEDE
Gerekçede, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından DEM Parti'nin kazandığı Hakkari, Batman, Mardin Büyükşehir, Van Büyükşehir, Siirt, Dersim, Akdeniz, Bahçesaray, Halfeti ve Kağızman belediyelerine kayyım atandığı ifade edildi.
Siyasal rekabetin demokratik yollarla yürütülmeyerek yargı kurumlarının siyasi mücadeleye dahil edilmesinin demokrasiyi ve demokratik düzeni temelden sarstığı savunulan gerekçede, milletvekillerinin tutukluluğu ve dokunulmazlıklarının kaldırılmasıyla başlayan sürecin, kayyım uygulamalarıyla devam ettiği belirtildi.
Önergede, "Kürt halkının seçilmiş temsilcilerinin haklarının korunması ve demokratik siyaset alanının güvence altına alınması için gerekli önlemlerin derhal hayata geçirilmesi gerekmektedir" denildi.
4 Kasım sürecinin halen devam eden etkilerinin araştırılmasının hukukun üstünlüğüne dayanan etkili ve anlamlı bir demokrasinin temellerinin atılması ve devamlılığı açısından önemli olduğu ifade edilerek, Meclis Araştırması açılması talep edildi.