Devasa veri hacimlerinde gerçek iş sürekliliği: Yedek almak yetmiyor, anlık geri dönüşe ne kadar hazırız?
Dijital dünyada veri her geçen gün katlanarak büyürken, şirketlerin iş sürekliliği ve felaket kurtarma stratejileri de ciddi şekilde sorgulanıyor. Sektör raporlarına göre birçok kurum yedekleme sistemlerine sahip olsa da, veri bozulması, siber saldırı ya da ani bir rollback kararı geldiğinde petabayt seviyesindeki veriyi işleyip canlıya almakta zorlanıyor.
Dijital dünyada veri her geçen gün katlanarak büyürken, şirketlerin iş sürekliliği ve felaket kurtarma stratejileri de ciddi şekilde sorgulanıyor. Sektör raporlarına göre birçok kurum yedekleme sistemlerine sahip olsa da, veri bozulması, siber saldırı ya da ani bir rollback kararı geldiğinde petabayt seviyesindeki veriyi işleyip canlıya almakta zorlanıyor.
Uzun yıllardır büyük ölçekli altyapı ve sistem mimarileri üzerinde çalışan sektörün uzmanlarından Nesine Bilgi Teknolojileri Direktörü Deniz Görmüşoğlu, yüksek trafikli platformlarda yedek almanın ötesine geçen, anlık geri dönüş (Instant Recovery) odaklı yaklaşımların neden kritik hale geldiğini anlattı.“
"Asıl sınav, veriyi saklarken değil, felaket anında canlıya alırken verilir”
Görmüşoğlu’na göre geleneksel yedekleme anlayışı, bugünkü veri boyutları karşısında artık yetersiz kalıyor:“Birçok kurum yedekleme süreçlerini başarıyla yürüttüğünü düşünüyor. Ama asıl test, veri bozulduğunda veya sistemde geriye dönük bir karar alındığında başlıyor. Petabayt seviyesine ulaşan yapılarda klasik restore işlemleri saatler, hatta günler sürebilir. Anlık işlem yapılan platformlarda bu kabul edilemez bir iş kaybı demektir. Bu yüzden mimariyi ‘yedekten dönmek’ üzerine değil, veriyi anında çalıştırabilir hale getirecek Instant Recovery ve kesintisiz snapshot yapıları üzerine kurmak zorundayız.”Yüksek trafikli sistemlerde veri bütünlüğü nasıl korunuyor?
Nesine altyapısında yaklaşık 10 milyon kullanıcıya ve yüksek sayıda eşzamanlı canlı trafiğe hizmet veren sistemlerin mimarisini yöneten Görmüşoğlu, bu ölçekte veri bütünlüğünü nasıl sağladıklarını da paylaştı.
Yüksek erişilebilirlikli veritabanı kümeleri ve modern depolama mimarileriyle veri işleme süreçlerini optimize ettiklerini belirten Görmüşoğlu, operasyonel maliyetleri önemli ölçüde düşürdüklerini ve kaynak verimliliğini artırdıklarını söyledi. Aynı yaklaşımı kurtarma süreçlerine de taşıdıklarını vurgulayan Görmüşoğlu, donanım seviyesindeki anlık görüntüleme (snapshot) ve klonlama teknolojileri sayesinde olası bir veri bozulmasında bile büyük boyutlu veritabanlarının anında kurtarılabildiğini (Instant Recovery) aktardı.
Yeni standart: Sıfıra yakın RTO ve RPO
İş sürekliliğinde en kritik iki metrik olan Kurtarma Zaman Hedefi (RTO) ve Kurtarma Noktası Hedefi (RPO) konusunda da net bir çerçeve çizdi:“Yüksek hacimli veri ortamlarında bozulmaya karşı anında tepki verebilmek için altyapı, depolama ve siber savunmanın tek bir mimari içinde birleşmesi gerekiyor. Yazılım katmanındaki bir hata ya da zafiyette, saniyeler öncesindeki temiz veri durumuna dönebilen proaktif yapılar tasarlamak zorundayız. Şirketlerin kendine sorması gereken temel soru şu: ‘Verimiz şu an bozulsaydı, dakikalar içinde iş kaybı yaşamadan kesintisiz hizmete devam edebilir miydik?’ Modern BT altyapılarının gerçek gücünü bu soruya verilen yanıt belirliyor.” (Kübra Çolakbüyük)