Emekliler Açlık Sınırında Protesto Düzenledi
Emekliler, Bakırköy'de maaşlarının yetersizliğine karşı toplanarak haklarını talep etti.
Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN/Kamera: Altuğ EKEN
(İSTANBUL) Emekliler kötü yaşam koşullarına ve açlık sınırı altındaki maaşlarına karşı ses yükseltmek için Bakırköy Özgürlük Meydanı'nda buluştu. Tüm Emeklilerin Sendikası Kadıköy Şube Başkanı Vasfiye Esel, "Tüm emeklilere derhal 20 bin lira seyyanen zam yapılsın. Bu artış, kök aylık oyunlarına kurban edilmeden tüm emekli aylıklarına eşit biçimde yansıtılsın. Enflasyon kayıpları tam olarak telafi edilsin. Sağlıkta soyguna son verilsin. Emekliler ve dar gelirli yurttaşlar için barınma ve kira desteği sağlansın" dedi. ANKA'ya konuşan bir emekli ise "Gıdasızlıktan artık sesimiz çıkmıyor. Bakıyorum, yabancılar geliyor, ülkemizde her yeri geziyor. Ben memleketime gidemiyorum; İstanbul'u bile gezemiyoruz" diyerek isyan etti.
Aralık ayı enflasyonu 5 Ocak'ta belli olmasıyla birlikte emeklilerin maaşlarına yapılacak artış da belli olacak. Resmi enflasyonun yüzde 12 olması durumunda en düşük emekli aylığının 18 bin 900 lira olması tahmin ediliyor. Çalışma Yaşamı Uzmanı ve BirGün Yazarı Prof. Dr. Aziz Çelik durumu "resmi enflasyon dışında emeklilere ve memurlara zırnık artış yapılmayacak" sözleriyle özetliyor. Emekliler de bugün meydanlardaydı. Tüm Emeklilerin Sendikası İstanbul Şubeleri, emeklilerin kötü yaşam koşullarına ve açlık sınırı altındaki maaşlarına karşı ses yükseltmek için Bakırköy Özgürlük Meydanı'nda bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
"Çalışma Bakanımız, '40 yaşında emekli olunur mu?' diyor. Peki, bütün dünyada insanlar 6 saat çalıştırılırken, bir işçi 16 saat çalıştırılır mı?"
Açıklama öncesinde ANKA'ya konuşan emekli inşaat işçisi, şunları söyledi:
"Ben 46 sene fiilen çalıştım. En ağır işlerde, en tehlikeli işlerde çalıştım. Ruhsatlı dinamit kullanma ehliyetim de vardı. Tünel, menfez, köprü yaptık; yer altı işlerinde çalıştık, barajlar inşa ettik. Yanımda tek bir insanın bile burnu kanamadı. 46 senelik bütün belgelerimin fotokopilerini çektim. Çalışma Bakanlığı'na da gönderdim, Maliye Bakanlığı'na da… Sayın Çalışma Bakanımız diyor ki: '40 yaşında emekli olunur mu?' Peki, bütün dünyada insanlar 6 saat çalıştırılırken, bir işçi 16 saat çalıştırılır mı? Bir de şunu istiyorum: 46 yıl boyunca Maliye benden ne aldıysa, bunun karşılığını yazsın. Yatırdığım primleri, yapılan kesintileri tek tek karşısına koysun. Ona göre bakalım bu yetiyor mu, yetmiyor mu; kararını da ona göre verelim."
"Emeklilerin büyük bir kısmı banyosu, tuvaleti olmayan tek odalı yerlerde kalmak zorunda bırakılıyor"
57 yaşındaki memur emeklisi Zafer Baysal ise, şu şekilde konuştu:
"Şu anda İstanbul'da en düşük kiralar 25 bin liradan başlıyor. Emekli maaşıyla kiramızı bile ödeyemiyoruz. Bunun yanında barınma ve diğer temel ihtiyaçlarımız da var. Kesinlikle geçinmemiz mümkün değil. Her şeye yüzde 100'e varan zamlar geliyor; emekliye yapılan zamlar ise çok daha düşük kalıyor. Ben memur emeklisiyim. Aldığım maaş asgari ücretin ancak bir tık üzerinde. Bununla geçinmek mümkün değil. Çözüm açık: Emeklilere enflasyonun üzerinde zam verilmesi gerekiyor. Kira artışları ortada, temel gıda maddeleri neredeyse yüzde 100 artmış durumda. Emeklilere yapılan yüzde 5, yüzde 10'luk zamlarla geçinmek mümkün değil.
İstanbul gibi büyük şehirlerde bu durum daha da zor. Emekliler gerçekten çok zor durumda. Şu anda pek çok emekli kiralarını ödeyemiyor, açlık sınırının altında yaşıyor. Emeklilerin büyük bir kısmı banyosu, tuvaleti olmayan tek odalı yerlerde kalmak zorunda bırakılıyor. Buna artık 'dur' dememiz gerekiyor. Buradan hükümete sesleniyoruz: Emeklilere insanca bir yaşam ve insanca bir ücret verilmesini talep ediyoruz. Aynı zamanda bütün emekliler zor durumda. Ben memur emeklisi olduğum için ayrıca mağduriyet yaşıyorum; memurlara seyyanen zam verilmedi, 3600 ek gösterge verilmedi, yeşil pasaport hakkı tanınmadı. Memur emeklileri de ayrıca mağdur. Zaten işçi emeklileri ve diğer emekli arkadaşlarımız da zor durumda. Bu sorunların bir an önce çözülmesi gerektiğini buradan haykırıyoruz."
"Ben memleketime gidemiyorum; İstanbul'u bile gezemiyoruz"
82 yaşındaki emekli Kadir Özkan da şöyle isyan etti:
"Sizler de biliyorsunuz; gıdasızlıktan artık sesimiz çıkmıyor. Daha ne yapalım? Çözüm üretilmeyince insan dolaşırken utanıyor. Bakıyorum, yabancılar geliyor, ülkemizde her yeri geziyor. Biz ise kendi ülkemizde dolaşamıyoruz. Ben memleketime gidemiyorum; İstanbul'u bile gezemiyoruz. Böyle bir durumda nasıl yaşayacağız?"
"Emekliler pansiyonlara, sağlıksız yapılara, kamusal alanlara mahküm edilmiştir"
Ardından açıklamada ilk olarak, Tüm Emeklilerin Sendikası İstanbul Şubeleri dönem sözcüsü Tevfik Atam söz aldı. Atam, şu şekilde konuştu:
"Resmi enflasyon masalları, emeklinin ve emekçinin yaşadığı gerçek hayat pahalılığını gizleyemez! Gıda, kira, enerji ve sağlık harcamalarındaki gerçek artışlar yok sayılmaktadır! Bu açık bir emek gaspıdır! ve biz bu gaspa razı olmayacağız!
Ekonomik yıkım barınma krizini derinleştirmiştir! Emekliler pansiyonlara, sağlıksız yapılara, kamusal alanlara mahküm edilmiştir! Sosyal konut üretmeyen, barınmayı piyasanın insafına bırakan bu düzen, emekliler için barınma hakkını fiilen ortadan kaldırmıştır!
Ve buradan bir kez daha haykırıyoruz: Rüzgar ektiniz, fırtına bizi çağırıyor ! Bu fırtınanın içinde, işçiler, gençler, kadınlar, emekliler var.
Emekliye sefalet, yandaşa saltanat dayatan bu düzeni kabul etmiyoruz! Bu bir çelişki değil, bu rejimin sınıfsal karakteridir ve biz bu sınıfsal düzeni yıkacağız! Bu düzen çalışmayı yoksulluk, emekliliği sefalet haline getirmiştir! Ama bu böyle gitmeyecek. Emekliler sadaka değil,
gasbedilen haklarını istiyor. ve bu haklar lütufla değil, örgütlü mücadeleyle alınır."
"Bu ülkede emeklilik artık açlıkla ölmemek mücadelesidir"
Tüm Emeklilelerin sendikaları Kadıköy'e Şube Başkanı Vasfiye Esel ise şunları söyledi:
"Türkiye'de emeklilik, iktidarın bilinçli tercihiyle onurlu ve güvenceli bir yaşam hakkı olmaktan çıkarılmış; sefalete mahkümiyetin adı haline getirilmiştir.
Milyonlarca emekli bugün yoksullukla, borçla ve barınma kriziyle boğuşuyorsa bunun nedeni ekonomik zorunluluklar değil; tek adam rejimi ve neoliberal yağma politikalarıdır. Bu ülkede emeklilik artık bir huzur ve güvence dönemi değil, açlıkla ölmemek mücadelesidir.
Yıllarca çalışmış, üretmiş, bu ülkenin tüm değerlerini yaratmış emekçiler; bugün bilinçli bir sınıf politikasıyla açlığa itilmiştir. Tek adam rejimi altında uygulanan neoliberal ekonomi programı; sosyal devleti tasfiye etmiş, kamusal kaynakları sermayeye ve ayrıcalıklı bir azınlığa aktarmış, emeklileri ise cezalandırılması gereken bir 'yük' olarak görmüştür. Bu bir yönetim hatası değil, bilinçli bir tercihtir.
Mart 2025 itibarıyla Türkiye'de emekli ve hak sahiplerinden oluşan 16,8 milyonu aşkın insanın 4,5 milyonu, 16.881 TL gibi bir sefalet aylığına mahküm edilmiştir.
"Emeklilere fiilen 'aç kal' denmekte, sendika hakkı gasp edilerek 'sus' denmektedir"
Bir o kadar dul ve yetim hak sahibi ise bu tutarın çok daha altında aylık almaktadır. Bu rakamlar açlık sınırının altındadır, hatta yer yer yarısının bile altına düşmektedir. Bunun adı derin yoksulluktur. Emeklilere fiilen 'aç kal' denmekte, sendika hakkı gasp edilerek 'sus' denmektedir.
Bu, emekçilerin yaşam onuruna yönelmiş açık bir saldırıdır.
2026 yılı için açıklanan net asgari ücret 28.075 TL'dir. İktidar bu rakamı bir 'iyileştirme' olarak sunmaktadır. Oysa bu ücret, daha açıklandığı anda açlık sınırının altına düşmüştür. Araştırmalar, dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için gereken tutarın asgari ücreti aştığını; barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim giderleriyle birlikte yoksulluk sınırının 100 bin TL bandına dayandığını ortaya koymaktadır.
Bu tablo, asgari ücretin bir geçim ücreti olmaktan çıkarılıp yoksulluğun taban ücreti haline getirildiğini göstermektedir. Bugün Türkiye'de çalışanların yaklaşık yarısı asgari ücret ve civarında gelirle yaşamaktadır. Yani milyonlarca emekçi daha çalışırken yoksullaştırılmakta, emeklilik ise bu yoksulluğun derinleştirilmiş hali olarak dayatılmaktadır. Bu bir tesadüf değil; tek adam rejimiyle bütünleşmiş neoliberal bir yoksullaştırma stratejisidir.
"Bu bir artış değil; yoksulluğun güncellenmesi, sefaletin kalıcılaştırılmasıdır"
İktidarın 'asgari ücreti enflasyona ezdirmedik' iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. 2024'te resmi enflasyon %44,4 iken asgari ücret artışı %30'da kalmıştır. 2025'te beklenen yaklaşık %31'lik enflasyona karşı artış %27 olmuştur. Asgari ücret, iki yılda yalnızca resmi enflasyon kadar artırılsaydı bile 28.075 TL değil, 32.156 TL olmalıydı. Aradaki yaklaşık 4.100 TL, emeğin nasıl bilinçli biçimde ezdirildiğinin açık kanıtıdır. Büyümeden pay verilmemiş, geçim koşulları tamamen yok sayılmıştır.
TÜİK'in açıkladığı makyajlı enflasyon oranları, emeklinin ve emekçinin yaşadığı gerçek hayat pahalılığını yansıtmamaktadır. Gıda, kira, enerji ve sağlık harcamalarındaki gerçek artışlar gizlenmekte; düşük zamlar bu sahte verilerle meşrulaştırılmaktadır. Bu açık bir emek gaspıdır. Ocak 2026'da; İşçi ve Bağ-Kur emeklilerine yapılması planlanan artışların %12–13, memur emeklilerine ise %18'ler bandında kalacağı görülmektedir. Bu bir artış değil; yoksulluğun güncellenmesi, sefaletin kalıcılaştırılmasıdır.
Ekonomik yıkım barınma krizini derinleştirmiştir. Büyük şehirlerde binlerce emekli; pansiyon ve ucuz otel odalarında, sağlıksız yapılarda, hatta kamusal alanlarda yaşamaya zorlanmaktadır. Sosyal konut üretmeyen, barınmayı piyasanın insafına bırakan neoliberal anlayış, emekliler için barınma hakkını fiilen ortadan kaldırmıştır.
Tüm bu yıkım yaşanırken üst düzey bürokratlar için 30 bin TL'ye varan seyyanen zamlar gündeme getirilmiştir. Kamuoyu tepkisi üzerine şimdilik geri çekilen bu düzenleme, gerçeği değiştirmemektedir. Emekliye gelince 'bütçe disiplini', sermayeye ve bürokrasiye gelince ayrıcalık ve saltanat devreye sokulmaktadır. Bu bir çelişki değil; rejimin sınıfsal karakteridir."
"Emekliler ve dar gelirli yurttaşlar için barınma ve kira desteği sağlansın"
Vasfiye Esel, Tüm Emeklilerin Sendikası'nın taleplerini ise şöyle sıraladı:
"Tüm emeklilere derhal 20.000 TL seyyanen zam yapılsın. Bu artış, kök aylık oyunlarına kurban edilmeden tüm emekli aylıklarına eşit
biçimde yansıtılsın. En düşük emekli aylığı, yeni işe başlayan memur aylığına eşitlensin.
Enflasyon kayıpları tam olarak telafi edilsin, refah payı eklensin. Sağlıkta soyguna son verilsin; katkı payları, muayene ücretleri ve ilaç farkları kaldırılsın.
Emekliler ve dar gelirli yurttaşlar için barınma ve kira desteği sağlansın, kamusal sosyal konutlar derhal hayata geçirilsin. Emeklilerin ve emekçilerin örgütlenme, ifade ve demokratik hakları üzerindeki tüm baskılar sona erdirilsin."