Gözlüksüz Yaşamak Mümkün mü? Her Yaşta Cevap Aynı Değil
“Gözlükten kurtulmak isteyen bir hastada önce gözlüğe neden ihtiyaç duyduğunu ve gözün hangi tedaviye uygun olduğunu değerlendiriyoruz.”
Veni Vidi Göz Grup, Antalya merkezi hekimlerinden Göz Hastalıkları ve Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Kemal Sağnak bilgilendiriyor.
Sabah uyandığında ilk işi gözlüğünü aramak olanlar, spor yaparken kontakt lens kullanmak zorunda kalanlar, telefonunu okumak için gözlüğünü sürekli takıp çıkaranlar ya da yıllardır uzak ve yakın için farklı gözlüklere ihtiyaç duyanlar…
“Gözlüksüz yaşayabilir miyim?” sorusu bugün göz muayenelerinde giderek daha sık karşımıza çıkıyor.
Ancak bu sorunun herkese verilebilecek tek bir cevabı yok. Çünkü 25 yaşındaki miyop bir kişinin gözlük kullanma nedeni ile 60 yaşında katarakt gelişen bir kişinin ihtiyacı aynı değil. Dolayısıyla gözlüğe olan ihtiyacı azaltmak için değerlendirilecek yöntem de kişiye göre değişiyor.
“Hastalarımız çoğu zaman ‘Gözlükten kurtulmak istiyorum, bana hangi işlemi yapabilirsiniz?’ diye geliyor. Biz ise önce gözlüğün neden kullanıldığını anlamaya çalışıyoruz. Genç bir hastada miyopi veya astigmatizma için lazer tedavilerini değerlendirirken, kataraktı bulunan bir hastada göz içi lens seçeneklerini konuşabiliyoruz. Amaç benzer görünse de izlediğimiz yol hastanın gözüne göre değişiyor.”
“Göz çizdirme” olarak yanlış bilinen lazer tedavileri
Gözlük veya kontakt lens kullanımına alternatif olarak uygulanan lazer tedavileri, halk arasında yıllardır “göz çizdirme” olarak adlandırılıyor.
Oysa bu ifade tıbbi olarak yapılan işlemi doğru şekilde tanımlamıyor. Amaç gözü “çizmek” değil; uygun hastalarda korneanın kırma gücünde kontrollü bir değişiklik oluşturarak miyopi ve astigmatizma gibi kırma kusurlarını düzeltmek.
Üstelik günümüzde “göz çizdirme” denilen uygulama tek bir yöntemden de oluşmuyor.
No Touch Laser, SMILE Pro Laser ve SILK Laser, farklı teknolojik prensiplerle uygulanan lazer seçenekleri arasında yer alıyor.
“Hastalarımız hâlâ ‘Gözümü çizdirebilir miyim?’ diye soruyor. Aslında göz çizdirme tıbbi bir tanım değil. Bugün No Touch Laser, SMILE Pro Laser ve SILK Laser gibi farklı uygulama prensiplerine sahip teknolojilerden söz ediyoruz. Bu nedenle asıl soru ‘Gözümü çizdirebilir miyim?’ değil, ‘Benim göz yapım hangi lazer yöntemine uygun?’ olmalı.”
Her lazer yöntemi aynı değil
Lazer tedavilerinin amacı kırma kusurunu düzeltmek olsa da bunu gerçekleştirme biçimleri birbirinden farklı olabiliyor.
No Touch Laser, kornea yüzeyinden uygulanan ve lazer aşamasında korneaya cihaz teması gerektirmeyen bir yüzey lazer yaklaşımı.
SMILE Pro Laser ve SILK Laser ise küçük kesili lentikül yaklaşımına dayanan teknolojiler arasında yer alıyor. Kornea içerisinde lazer yardımıyla oluşturulan lentikül küçük bir kesiden çıkarılarak korneanın kırma gücünde planlanan değişikliğin oluşturulması hedefleniyor.
Bu farklılıklar nedeniyle yalnızca kişinin göz numarasına bakılarak lazer yöntemine karar verilmiyor.
Kornea kalınlığı ve haritası, göz yüzeyi, kırma kusurunun özellikleri, numaranın stabilitesi ve genel göz sağlığı gibi kriterlerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
“Bize sık sık ‘Hangi lazer daha iyi?’ diye soruluyor. Oysa bizim için doğru soru ‘Hangi lazer bu göz için uygun?’ sorusudur. Bir hastada No Touch Laser değerlendirilebilirken başka bir hastada SMILE Pro Laser veya SILK Laser uygun olabilir. Teknolojinin gelişmesi bize farklı seçenekler sunuyor; seçim ise kişiye özel yapılmalı.”
40'lı yaşlardan sonra neden yakın gözlüğü hayatımıza giriyor?
Gözlüksüz yaşam konusunda en fazla kafa karışıklığı oluşturan dönemlerden biri 40'lı yaşlar.
Daha önce yakını rahat gören bir kişi zamanla telefonunu uzaklaştırmaya, küçük yazılarda daha fazla ışığa ihtiyaç duymaya veya yakın gözlüğü kullanmaya başlayabiliyor.
Bunun önemli nedenlerinden biri, yaşla birlikte gözün doğal lensinin yakın mesafeye odaklanma yeteneğinin azalması, yani presbiyopi.
Bu nedenle genç yaşlarda gerçekleştirilen bir lazer tedavisinin, kişinin ilerleyen yaşlarda hiçbir zaman gözlüğe ihtiyaç duymayacağı anlamına gelmediğini bilmek gerekiyor.
“Lazerle kırma kusurunu düzeltebiliriz ancak gözün doğal yaşlanma sürecini durduramayız. Yirmili veya otuzlu yaşlarda yapılan bir lazer tedavisi, ilerleyen yıllarda presbiyopi veya katarakt gelişmeyeceği anlamına gelmez. Hastalarımızı bu konuda gerçekçi şekilde bilgilendirmek önemli.”
Katarakt varsa konu artık yalnızca gözlük numarası değil
İleri yaşlarda görme azalmasının önemli nedenlerinden biri de katarakt.
Katarakt, gözün içerisindeki doğal lensin saydamlığını kaybetmesiyle ortaya çıkıyor. Görme giderek bulanıklaşabiliyor; küçük yazıları okumak, yüzleri seçmek veya günlük aktiviteleri eskisi kadar rahat gerçekleştirmek zorlaşabiliyor.
Bu aşamada yalnızca gözlük numarasını değiştirmek her zaman yeterli olmayabiliyor.
Katarakt ameliyatında saydamlığını kaybeden doğal lens çıkarılıyor ve yerine yapay bir göz içi lens yerleştiriliyor.
İşte gözlüksüz yaşam konusu, katarakt ameliyatı planlanırken farklı bir boyut kazanıyor.
Katarakt ameliyatından sonra gözlüksüz görmek mümkün mü?
Günümüzde katarakt cerrahisinde farklı özelliklere sahip göz içi lens seçenekleri bulunuyor.
Tek odaklı göz içi lenslerin yanı sıra, uygun hastalarda yakın, orta ve uzak mesafelerdeki görme ihtiyaçlarına yönelik trifokal ve farklı optik özelliklere sahip, halk arasında “akıllı lens” olarak bilinen göz içi lensler değerlendirilebiliyor.
Bu lenslerle uygun hastalarda ameliyat sonrasında farklı mesafelerde gözlüğe duyulan ihtiyacın azaltılması hedeflenebiliyor.
“Katarakt hastalarımız artık yalnızca ‘Ameliyattan sonra net görecek miyim?’ diye sormuyor. ‘Telefonumu gözlüksüz okuyabilecek miyim, bilgisayar kullanabilecek miyim, uzağı gözlüksüz görebilecek miyim?’ sorularını da soruyor. Göz yapısı uygun olduğunda farklı göz içi lens seçenekleriyle gözlüğe olan ihtiyacın azaltılmasını planlayabiliyoruz. Ancak bunu herkeste aynı sonucu verecek bir uygulama olarak değerlendirmemek gerekiyor.”
Lazer mi, göz içi lens mi?
Gözlüksüz yaşam isteyen bir kişinin internette araştırma yaparak kendisine doğrudan bir yöntem seçmesi doğru bir yaklaşım değil.
Çünkü lazer tedavileri ile katarakt cerrahisinde kullanılan göz içi lensler aynı ihtiyaca yönelik uygulanmıyor.
Kişinin yaşı, kırma kusuru, kornea yapısı, doğal lensinin durumu, katarakt varlığı, retina sağlığı ve günlük görme ihtiyaçları birlikte değerlendirilerek bir yol haritası oluşturuluyor.
Bilgisayar başında mı çalışıyor? Çok kitap okuyor mu? Araç kullanıyor mu? Yakın, orta veya uzak mesafelerden hangisi günlük yaşamında daha önemli?
Bütün bunlar kişiye özel görme planlamasının bir parçası.
Gözlüksüz yaşam mümkün olabilir, ancak yolu herkeste aynı değil
Bugün No Touch Laser, SMILE Pro Laser ve SILK Laser gibi lazer teknolojilerinden farklı özelliklere sahip göz içi lenslere kadar, gözlüğe olan ihtiyacın azaltılmasına yönelik farklı seçenekler bulunuyor.
Ancak “gözlüksüz yaşam” bir tedavi adı değil; kişinin göz yapısına, yaşına ve görme ihtiyacına göre değerlendirilmesi gereken bir hedef.
Bu nedenle doğru soru yalnızca:
“Gözlükten kurtulabilir miyim?” değil,
“Benim gözüm için hangi yöntem uygun ve sonrasında nasıl görmek istiyorum?”
olmalı.
“Bugün elimizde farklı lazer teknolojileri ve farklı göz içi lens seçenekleri bulunuyor. Uygun bir hastada No Touch Laser, SMILE Pro Laser veya SILK Laser gibi yöntemleri değerlendirebilirken; kataraktı bulunan başka bir hastada göz içi lens seçeneklerini konuşabiliyoruz. Uygun hastalarda gözlüğe duyulan ihtiyacın azaltılması mümkün olabilir. Ancak bizim için amaç herkese aynı işlemi uygulamak değil; kişinin göz yapısına, yaşına ve günlük yaşamına uygun görme çözümünü belirlemek. Gözlüksüz yaşam mümkün olabilir, fakat bunun yolu herkeste aynı değildir.”