Hatimoğulları: Kadın Cinayetleri ve İşçi Hakları İçin Acil Adım!
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kadın cinayetleri ve sendikal haklar için acil yasalar istedi.
(TBMM) - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, sürecin bir müddettir durağan olduğunu belirterek, "Bu yavaşlama halinden mutlaka ama mutlaka çıkılmalı, bunun bir yolu bulunmalıdır. Bayram sonrası dendi. Bir dönem döndü, ikinci bayram geldi, Kurban Bayramı. Zaman kaybetmeksizin yasal düzenlemeler gündeme alınmalıdır" dedi. Kürsüden TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a seslenen Hatimoğulları, "Lütfen bütün programlarınızı bir süreliğine bir kenara bırakın. Meclis'in başında durun. Yasallaşması için itici güç olun. Meclis'te istişare edelim hep birlikte, olmazları sonraya bırakalım, olurları öne alalım ve buradan ilerleyelim" diye konuştu.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Grup Toplantısı'na geçen yıl yaşamını yitiren TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder'in ağabayi Ali Fuat Önder de katıldı. Hatimoğulları konuşmasının başında, Sırrı Süreyya Önder'i andı.
Hatimoğulları, tutuklu BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in bugün duruşması olduğunu hatırlatarak, "58 gündür tutuklu Mehmet Türkmen. Mehmet Türkmen'in suçu ne? Sendikalı olmak, sendikal mücadeleyi örgütlemek, işçinin, emekçinin, yoksulun hakkını örgütlemek. Bundan dolayı yargılanıyor, suçu buymuş. Sendikal faaliyet asla suç değildir. İşçinin, emekçinin hakkını savunmak suç değil, bir onurdur ve bir görevdir. Hak arama mücadelesi yargı eliyle bastırılamaz ve Mehmet Türkmen'in bugün acilen serbest bırakılması gerektiğinin altını bir kez daha çiziyoruz ve ümit ediyoruz ki bizler şimdi bu toplantımızı gerçekleştirirken bu haberi alırız, serbest bırakıldığının haberini alırız. Mehmet Türkmen'le her daim dayanışma içindeyiz, dayanışma içinde olmaya da devam edeceğiz" dedi.
"İŞÇİNİN HAKKINI SAVUNAN KOZAĞAÇLI VE ATALAY HAPİSHANEDE"
Hatimoğulları, Soma maden faciasının yarın 12. yılı olduğuna işaret ederek, hayatını kaybeden 301 madenciyi andı. 301 madencinin ölümünün kader ya da fıtrat olmadığını vurgulayan Hatimoğulları, şöyle devam etti:
"Soma'da 301 yurttaşımızın, 301 madencinin ölümü bir iş cinayetidir, ihmaldir. Acımasızca o işçilerin denetimsiz bir şekilde çalışmalarına göz yummaktır. Şirketlerin ruhsatları tam mı, değil mi bakmadan, koşullar tam mı, değil mi bakmadan o ruhsatları gelişi güzel imzalamaktır. Bunun sorumlusu ve gerçek sorumlular ne yazık ki korunuyor. Soma maden katliamında doğru düzgün hiç kimse yargılanmadı ve buna karşın işçinin haklarını savunan sevgili avukat Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay neredeler? Hapishanede. Neden? Bu işçilerin haklarını savundukları için onlar hapishanede ama esas suçlular, esas yargılanması gerekenler terfi üstüne terfi alıyorlar."
Hatimoğulları, Akbelen protestolarında tutuklanan Esra Işık'ın tahliye edilmesine değinerek, "Esra Işık hava, su, doğa için ve bütün canlılar için mücadele etti. Onların sesi, sözü oldu. Bu nedenle tutukluydu ve dün Esra Işık serbest bırakıldı. Kendisiyle ve değerli annesiyle dün telefonla görüştüm. Geçmiş olsun dileklerimizi ilettim. Onun da buradan selamlarını iletmek isterim ve gördüğü dayanışmadan dolayı da teşekkür ettiğini, duygu ve düşüncelerini bizimle paylaştı. Bizler de buradan Esra Işık'a bir kez daha aramıza hoşgeldin diyoruz. Mücadeleye de kaldığımız yerden hep beraber devam edeceğiz" dedi.
"AİLE YILI İLAN ETTİKLERİNDE 99 KADIN KATLEDİLDİ"
Kadın cinayetlerine dikkati çeken Hatimoğulları, faillerin korunduğunu söyledi. Hatimoğulları, "Sadece geçen ay, nisan ayında 24 kadın katledildi. 14 kadının ölümü şüpheli diye açıklandı. Erkekler tarafından bu yılın ilk dört ayında 99 kadın katledildi. Neredeyse her gün en az bir kadın katlediliyor. Peki bu iktidar ne yapıyor? Bu iktidar bu katliamı, katliamları durdurmak için hangi somut adımı atıyor? Şiddet failleri için caydırıcı bir yasa mı çıkardı ya da mevcut olan yasaları etkin bir şekilde mi kullandı? Hayır. Hepsine hayır ama aile ve nüfus 10 yılı ilan etti. Geçen yıl da aile yılı ilan etmişlerdi. Sonucu ne oldu? Aile yılı ilan ettiklerinde 99 kadın katledildi" diyerek tepki gösterdi.
Hatimoğulları, iktidarın kadınların katledilmesinin önüne geçmek için tek bir somut eylem planının olmadığını ifade ederek, "Alınan tek bir acil tedbir de yok. Bakanlığın adı, kadının adı bakanlıktan silindi. Onun yerine aile getirildi. Kadının onlardaki algısı ne biliyor musunuz? Doğuran bir makine, bir robot. Kadın insan ve eşit yurttaş değil onların algılarına göre ve kadının adı yok diyenler, kadının adını silenler, kadını öldüren zihniyetle aynıdır. Kadınlar şaşalı kampanyalar istemiyor. Yaşam güvencesi istiyor. Slogan değil, bütçe istiyor. Söz değil, koruma istiyor. Bir kadın daha katledilmeden önce herkes harekete geçsin. Yeter artık. Biz kadınlar güven içinde yaşamak istiyoruz" diye konuştu.
"ASGARİ ÜCRET YILBAŞINDAN BU YANA 3 BİN 585 LİRA ERİDİ"
Zengine sınırsız kaynak verildiğini, yoksulun ise sonsuz açlığa mahkum bırakıldığını söyleyen Hatimoğulları, "Yılın ilk dört ayında enflasyon ve vergiler nedeniyle işçi ücretleri eridi. Rakamları çarpıtan TÜİK verilerine göre bile asgari ücret yılbaşından bu yana 3 bin 585 lira erimiş durumda. Emekli maaşıysa 2 bin 554 lira değer kaybetti" ifadelerini kullandı.
Hatimoğulları, TÜİK Başkanının buzdağının sadece bir kısmını gösterince bile hemen görevden alındığı ifade ederek "Ey AKP, TÜİK Başkanı'nı görevden aldığınız da tamam mı oldu yani? Bütün sorunlar hal mi oldu yani? Enflasyon sorununu çözdünüz mü TÜİK başkanını görevden aldığınızda? Bu mu yoksullukla mücadele planınız? Gerçekten bu yurttaşla düpedüz alay etmektir, sorumluluktan kaçmaktır. Enflasyonda Avrupa'da Türkiye birinci sırada, dünyada beşinci sırada. Bu korkunç bir şey, yoksulluk tanımı artık lüks kalıyor" dedi.
Sürecin bir müddettir durağan olduğunu belirten Hatimoğulları, şunları kaydetti:
"Bu yavaşlama halinden mutlaka ama mutlaka çıkılmalı, bunun bir yolu bulunmalıdır. İvmenin artması için bizler DEM Parti olarak yoğun bir çaba içindeyiz ve somut önerilerimizi ortaya koyuyoruz. Geçen hafta sürecin ilerletirilmesi için bazı mekanizmaların kurulması ile ilgili çeşitli açıklamalar yaptık. İsim tartışılabilir, içerik tartışılabilir ama bir gerçek var ki o tartışılamaz, siyaset kurumu taraflar, aktörler ve ve sivil toplum arasında köprü kuracak, mekik dokuyacak bir mekanizma ihtiyaçtır ve bu hızla oluşturulmalıdır. Hem bugünkü tıkanıklığı giderecek, hem de süreç içerisinde, ileride oluşma ihtimali olabilecek sorunları da çözmek, o sorunlardan da başarıyla çıkabilmek için de bu tür mekanizmalara ihtiyaç var."
HATİMOĞULLARI'NDAN KURTULMUŞ'A ÇAĞRI
Hatimoğulları, kurulacak olan mekanizmaya dair tartışmaların komisyon raporunun yasalaşma sürecini asla geciktirmemesi gerektiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:
"Bu iki mesele eş güdüm içerisinde birbirini tamamlayarak pekala ilerleyebilir. Birini diğerinin bekletilmesi için bir gerekçe haline getirmemek lazım. Bakın komisyonun yayınladığı sonuç raporunda altıncı bölümde komisyonun bir diğer önemli görevi örgütün silah bırakma süreci ile birlikte ortaya çıkacak durumu yönetecek yasal bir çerçevenin belirlenmesidir. Yani açık bir şekilde adımların birlikte ifa edilmesi belirtilmiştir. Özellikle buradan yetkililere bu sürecin muhataplarına seslenmek istiyorum. Bu süreç benim ihtiyacım, senin ihtiyacın diye sürüncemede bırakılamaz. Süreç barışın ihtiyacına göre şekillenmek durumunda. Barış adına adım atılmayan her gün, bu ülkeden çalınıyor. Bu ülkenin ekonomisinden, barış umudundan, özgürlük ve demokrasi umudundan çalınıyor. Allah muhafaza bizler bu tarihi fırsatı kaçıracak olursak, bu tarihi eşiği başarıyla atlayamazsak, bunun hesabını kim, nasıl verecek? Bunu hiç düşünüyor musunuz? Bayram sonrası dendi. Bir dönem döndü, ikinci bayram geldi Kurban Bayramı. Zaman kaybetmeksizin yasal düzenlemeler gündeme alınmalı. Sayın Kurtulmuş'a önerimiz lütfen bütün programlarınızı bir süreliğine bir kenara bırakın. Meclis'in başında durun. Yasallaşması için itici güç olun. Meclis'te istişare edelim hep birlikte, olmazları sonraya bırakalım, olurları öne alalım ve buradan ilerleyelim. Bu tıkanıklığı aşalım. Yaz mevsimine barışın güçlü umuduyla girelim hep beraber."
Zaman kaybetmeden bu hafta, sürece ilişkin somut adımların atılmasıyla ilgili mutlaka bir pratiğin gerçekleşmesi gerektiğini söyleyen Hatimoğulları, "Bir yol haritası çıkarılmalıdır. Bu konuda sorumluluk alalım. Hep birlikte sorumluluk alalım ki memleket rahatlasın. DEM Parti olarak 16 Mayıs'ta Türkiye genelinde 'Barış İçin Adım At' şiarıyla Türkiye'nin Kürdistan coğrafyasının dört bir yanında alanlarda olacağız, meydanlarda olacağız. Buradan bütün halkımıza barışın sesini daha güçlü kılabilmek için, barışın toplumsallaşmasına katkı sağlayabilmek için bu sürecin en sağlıklı şekilde ileriye adım atmasını sağlamak için 16 Mayıs'ta alanlara, meydanlara davet ediyorum" dedi.
"SAKIN PROVOKASYONLARA GELMEYİN"
Hatimoğulları, ODTÜ'de yaşananlara ilişkin de şunları söyledi:
"İktidar durdukça süreç karşıtı karanlık odaklar provokasyonlarına hız veriyor. Geçen hafta ODTÜ'deki bahar senliklerinde karanlık bir provokasyon senaryosu devreye girdi. Bu öyle milliyetçi hassasiyeti olan birkaç gencin yaptığı bir şey değil. Bayram üzerinden provokasyon gerçekleştirerek barış sürecinin ortaya çıkardığı siyasi iklimi zehirlenmek istiyor. Buradan barışa gönül veren bu ülkenin aydınlık yüzü olan gençlere sesleniyoruz. Sakın provokasyonlara gelmeyin. Unutmayın, karşınızda milliyetçi akranlarımız yok. Karşınızda karanlık güçlerin kurduğu tuzaklar var. İktidara ve istihbarat başta olmak üzere güvenlik bürokrasisine sesleniyorum. Üniversitelerde medyaya, tribünlerden mahkemelerin ceza yağdıran kararlarına kadar geniş bir yelpazede sürecin zehirlenmesi ile ilgili çok sayıda provokasyonla karşı karşıyayız. Hem kendi içimizdeki karşıt güçlere bakın hem de bu provokasyonları önleyin. Barışa giden yolun temizlenmesi için bu çok önemli bir pratik adım olacaktır. Bakın bu sorumluluk iktidardadır. Bu sorumluluk devlettedir ve güvenlik güçlerindedir."