İmamoğlu Davasında Savunmalar Alındı
İmamoğlu'nun da yer aldığı davada, tutuklu sanıklar savunmalarını yaptı; iddialar reddedildi.
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 77'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 37. duruşmasında bir kısım sanıkların savunmaları alındı.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuklu sanık iş insanı Seza Büyükçulha savunma yaptı.
Sanık Büyükçulha, iddianamede isminin ne eylemlerde, ne sonuç kısmında geçmediğini, örgüt mensuplarının örgütsel konumlarına dair bir sayfalık yorum ve şema kısmında geçtiğini söyledi.
İmamoğlu ile bir otelde karşılaştıklarını, bu otelde kameraların bantlanması olayının yaşandığını ve İmamoğlu ile güvenlik kameralarındaki görüntüsünün meşhur olduğunu belirten sanık Büyükçulha, "Ekrem İmamoğlu benim çocukluk arkadaşımdır. Otele 6 Mart tarihinde 17.00 civarı gittim. Saat 13.30 civarı hastanede doktor randevum vardı, ayaklarımdan ameliyat olmuştum. Doktor havuz ve spor salonunu önermişti. Zaten bunları otelde sürekli olarak yapmaktaydım. Yemek yiyordum, bir anda yemek yediğim yerden Ekrem İmamoğlu'nun aracını gördüm. Ben de 'O kardeşim geliyor, gideyim bir sarılayım kucaklayayım.' diyerek kapıya gittim." ifadelerini kullandı.
Büyükçulha, İmamoğlu ile ayak üstü sohbet ettiğini, sonrasında evine döndüğünü anlattı.
Telefon tapelerinde arkadaş muhabbetinde geçen şeylerin yer aldığını savunan sanık Büyükçulha, "rüşvet vermek" iddiasıyla tutuklandığını, bu durumun komik olduğunu belirtti.
"Örgüt mensubu olduğum suçlamaları gerçeği yansıtmamaktadır"
Duruşmada, sanık Büyükçulha'nın avukatının beyanının ardından tutuklu sanık Kültür AŞ Hakediş Şefi Gökhan Köseoğlu'nun savunması alındı.
Sanık Köseoğlu, iddianamede suç örgütüne üye olduğu ve Murat Ongun'un talimatıyla hareket ettiği iddialarının olduğunu belirterek, "Esasen mali müşavirim. 2015'te Kültür AŞ'de muhasebe personeli olarak göreve başladım, sonrasında Hakediş Şefi oldum." dedi.
İddianamede yer alan örgüt şemasındaki kişilerin yüzde 85'ini tanımadığını savunan Köseoğlu, diğer yüzde 15'lik kısımdaki kişileri ise çalışan ve ihaleleri alan kişiler olmaları nedeniyle tanıdığını, bu kişilerle de iş sebebiyle görüşmek zorunda olduğunu söyledi.
Köseoğlu, "Murat Ongun'a bağlı hareket ettiğimden bahsediliyor. Benim bir tanışıklığım yok, toplantı yapmışlığım yok, kendisiyle bir bağlantım yok. Telefon numarası dahi yoktur. Hiçbir HTS kaydım bile yoktur. Bir örgüt üyesi düşünün, 4 sene önce müfettişe tanık olduğum usulsüzlükleri anlatarak yardımcı oldum. Örgüt mensubu olduğum suçlamaları gerçeği yansıtmamaktadır." savunmasını yaptı.
Kültür AŞ'de ihale alan firmalar belli olduktan ve sözleşmeler imzalandıktan sonra, onaylanan iş ve işlemlerin resmi dokümanlarını hazırlayıp, ilgili birimlere sunan birimde çalıştığını anlatan Köseoğlu, "Hiçbir imzam ve takdirim yoktur. İddianamede, hakediş işlemlerine ilişkin bir usulsüzlük söz konusu değildir." beyanında bulundu.
Sanık Köseoğlu'nun çapraz sorgusu
Sanık Köseoğlu'nun savunmasını tamamlamasının ardından çapraz sorgusuna geçildi.
Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğin ifadeleri bir baskı altında verdin mi?" sorusuna sanık Köseoğlu, "Hayır bir baskı altında vermedim." yanıtını verdi.
Başkan Aylan'ın, "Bu Reklam İstanbul isimli firmayla ilgili birtakım anlatımların olmuş. Serdal Taşkın'ın (eski Kültür AŞ Genel Müdürü) sana birtakım söylemleri olduğundan bahsetmişsin. O hususları bir anlat bize bakalım nasıl gelişti, nerede görüştünüz bu konuyu?" sorusuna da Köseoğlu, şu yanıtı verdi:
"Serdal Bey'in odasına girip çıktığım için, o dönem içerisinde Reklam İstanbul firmasından bahsetti. 2019'da içerisinde sanırım kurulmuş bir firma. Yani öyle hatırlıyorum evraklarından. Herhangi bir iş deneyimi ve yeterliliğinin olmadığı, herhangi bir ihaleye veya satın alma sürecinde bulunamayacağından bahsetti. O yüzden yani ufak ufak işler verilerek, şirketin yapmış olduğu iş deneyimlerinin arttırılarak, büyük ihalelere katılması konusunda söylemleri olmuştu."
Daha sonrasında hatırladığı kadarıyla Reklam İstanbul'a ilk hakedişini 2020'nin Mart ayında verdiklerini aktaran Köseoğlu, şunları kaydetti:
"Ondan sonra, 2020'nin Mart ayından itibaren ufak ufak işler verilerek, daha sonrasındaki büyük hacimli işler verilmeye başlandı. O arada da iş deneyim belgesi oluştu. Çünkü 3G kapsamında yapılmış olan ihalelerde belli bir limit üstünde iş deneyim belgesi aranma şartı var Kültür AŞ'nin yönetmeliği gereği. O yüzden ufak ufak işler verilmesi gerekiyor ki hacim artmalı ve daha sonrasındaki daha büyük ihalelere katılabilmesi için bir iş deneyim belgesi oluşma süreci olması gerekiyor. Bununla ilgili bana söylemi, anlatımları oldu."
Köseoğlu, Reklam İstanbul'un evraklarda normalde şirket ortaklığında iki kişinin yazdığını, şirketin aslında Murat Ongun'un olduğunu duyduğunu söyledi.
Cumhuriyet savcısının, "26 Eylül 2025 tarihli beyanınızda, 'İhaleler öncesinde gördüğüm listelerde, ihaleyi kazanacak firmalar olduğunu ihaleler yapılıp sonuçlandıktan sonra görüp anlıyordum.' demişsiniz. Bunların isimlerini nerede görüyordunuz?" sorusuna sanık Köseoğlu, "Ben birçok departmana zaten hakediş işlemleriyle ilgili gidiyorum. Plan organizasyon müdürlüğünün içerisine gittiğimde, Güldem Şık'ın odasında, evrakları arasında gördüğüm liste. Kendi ajandasında özel olarak yazdığı, başlığı 'ihale' olan ve birkaç firmanın olduğu isimler." yanıtını verdi.
Savcının "Bu listede kimin alacağı mı yazıyordu yani?" sorusunu ise Köseoğlu, "Kimin alacağı diye değil. Sadece o firmalar, üstünde ihale ve yıldız falan yazıyordu. Bu arada bu firmaların isimlerinin tamamını ben aynı anda görmüş değilim." şeklinde cevapladı.
Sanığın savunmasını tamamlamasının ardından duruşma, yarına ertelendi.