İran'dan Hürmüz Boğazı Taslağına İtiraz
İran, ABD ve Bahreyn'in Hürmüz Boğazı'ndaki karar taslağını siyasi bulup reddedilmesini istedi.
BİRLEŞMİŞ İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Amir Said İravani, ABD ve Bahreyn'in Hürmüz Boğazı'na yönelik hazırladığı Güvenlik Konseyi karar taslağının "siyasi" olduğunu iddia ederek onaylanmaması çağrısında bulundu.
İravani, Hürmüz Boğazı'nın açılması konusunda ABD'nin Bahreyn ve diğer Körfez ülkelerinin desteği ile BM Güvenlik Konseyi'ne sunmak için hazırladığı taslak hakkında gazetecilere açıklama yaptı.
Karar taslağının "tek taraflı ve siyasi güdümlü" olduğunu savunan İravani, "ABD'nin eylemleri, belirttiği hedeflerle tam bir çelişki içinde olup, yalnızca bölgedeki gerilimleri tırmandırmaya ve istikrarsızlığı derinleştirmeye hizmet ediyor." dedi.
İravani, Hürmüz Boğazı için geçerli tek çözümün savaşa kalıcı bir son verilmesi olduğunu vurgulayarak, "Bunun yerine, ABD, siyasi gündemini ilerletmek ve yasa dışı eylemleri meşrulaştırmak için seyrüsefer özgürlüğü bahanesiyle kusurlu, siyasi amaçlı bir karar taslağını dayatıyor." ifadesini kullandı.
Taslağın ayrıca mevcut durumun temel nedeni olan ABD/İsrail saldırılarını göz ardı ettiğine işaret eden İravani, bu nedenle taslağın Güvenlik Konseyi kararları için gerekli olan tarafsızlık ve güvenilirlikten yoksun olduğunu savundu.
İravani, ABD'yi bölgeden binlerce kilometre uzakta bulunan bir ülke olarak Körfez'i istikrarsızlaştırmakla suçlayarak, İran'ın Hürmüz Boğazı'na kıyısı bulunan bir ülke olarak güvenliğini ve egemenliğini savunma hakkının engellendiğini vurguladı.
Güvenlik Konseyi üyelerine taslağı reddederek ilkeli bir tavır almaları çağrısı yapan İravani, "Çünkü bugün İran, yarın başka bir devlet olacaktır." ifadesini kullandı.
ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hürmüz Boğazı'nın açılması konusunda ABD'nin Bahreyn ve diğer Körfez ülkelerinin desteği ile birlikte BM Güvenlik Konseyi'ne sunmak için hazırladıkları taslak karar hakkında bugün BM Genel Merkezinde açıklama yapmış ve İran'ın Hürmüz Boğazı konusundaki uygulamalarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunmuştu.