Pekin Zirvesi'nde Rekabet Kontrolü

Son Güncelleme:

Namık Tan, Xi-Trump zirvesini değerlendirerek rekabetin yönetilebilir tutulduğunu belirtti.

(ANKARA)- CHP Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında Pekin'de gerçekleşen zirveye ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulundu. "Pekin'in İran konusunda ABD çizgisine yaklaştığını söylemek şu aşamada mümkün değil" diyen Tan, "İki tarafın da mevcut sorunları tamamen çözmekten çok, rekabeti kontrol edilebilir bir hatta tutmaya çalıştığını" ifade etti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında Pekin'de gerçekleştirilen zirveye ilişkin yaptığı değerlendirmede, tarafların mevcut sorunları çözmekten çok rekabeti yönetilebilir bir düzeyde tutmaya çalıştığını belirtti.

Namık Tan, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında Pekin'de gerçekleşen zirveye ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulundu. Tan, "iki tarafın da mevcut sorunları tamamen çözmekten çok, rekabeti kontrol edilebilir bir hatta tutmaya çalıştığını" ifade etti.

Namık Tan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

"Pekin'deki Xi Jinping - Donald Trump zirvesi ile ilgili kesin sonuçlar çıkarmak için henüz erken. Ancak, ilk açıklamalar, iki tarafın da mevcut sorunları tamamen çözmekten çok, rekabeti kontrol edilebilir bir hatta tutmaya çalıştığını gösteriyor."

Çin tarafının, iki ülke arasındaki ilişkiyi 'yapıcı stratejik istikrar' kavramıyla çerçevelemesi dikkat çekici. Çin, yalnızca ticaret ve teknoloji başlıklarında rekabet edilen bir ülke olarak değil; güvenlik kaygıları, bölgesel kırmızı çizgileri ve küresel ağırlığı dikkate alınması gereken bir büyük güç olarak görülmek istiyor. Trump'ın Çin'i stratejik bir rakip olmanın ötesinde, saygı gösterilmesi gereken köklü bir medeniyet olarak konumlandırması da bu açıdan anlamlı.

Fakat aslında, ılımlı diplomatik dil, masadaki başlıkların sertliğini ortadan kaldırmıyor. Tayvan meselesi, görüşmenin en hassas dosyalarından biri olarak öne çıkıyor. Xi'nin bu konuda verdiği mesajlar, Pekin'in Tayvan'ı sıradan bir pazarlık başlığı değil, doğrudan egemenlik ve güvenlik meselesi olarak gördüğünü bir kez daha ortaya koydu.

Zirvenin bir diğer somut başlığı ise İran ve Hürmüz Boğazı. İlk açıklamalara göre Trump ve Xi, Hürmüz Boğazı'nın açık kalması ve enerji akışının kesintisiz biçimde sürmesi gerektiği konusunda mutabık kaldı. Xi'nin Boğaz'ın askerileştirilmesine ve geçiş ücreti gibi uygulamalara karşı olduğunun özellikle vurgulanması da önemli.

"PEKİN'İN İRAN KONUSUNDA ABD ÇİZGİSİNE YAKLAŞTIĞINI SÖYLEMEK MÜMKÜN DEĞİL"

İran'ın nükleer silaha sahip olamayacağı yönündeki ortak vurgu ise ilk bakışta, ABD ile Çin arasında İran dosyasında daha görünür bir eşgüdüm oluştuğu izlenimi verdi. Ancak burada ihtiyatlı olmak gerekir. Çünkü Hürmüz Boğazı savaş öncesinde zaten açıktı. Çin de başından beri İran'ın nükleer silaha sahip olmasına karşı çıkarken, barışçıl nükleer kullanım hakkını savunuyordu. Bu nedenle Pekin'in İran konusunda ABD çizgisine yaklaştığını söylemek şu aşamada mümkün değil. Daha doğrusu, Çin, İran dosyasında enerji güvenliği, bölgesel istikrar ve küresel piyasa dengeleri açısından kendi çıkarlarını koruyan bir pozisyon alıyor.

Görünüşe göre, iki taraf da rekabetin Tayvan, teknoloji, enerji güvenliği ve Ortadoğu başlıklarında kontrolsüz bir krize dönüşmesini şimdilik istemiyor.

Bu temasın kalıcı bir denge arayışına mı, yoksa geçici bir yatıştırma sürecine mi karşılık geleceğini ise önümüzdeki haftalarda atılacak somut adımlar gösterecek."

Kaynak: ANKA