Remzi Çayır, ağzını bantladı, dövizlerle hükümeti protesto etti: Akmatik, her şeyi kurutuyor, temizliyor
Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, ağzını kapattığı siyah bant ve dövizlerle düzenlediği basın toplantısında iktidarın politikalarını protesto etti. Fon soruşturması ve siyasi parti geçişleri eleştiren Çayır, "Futbol borsasını geçti bunlar. Utanma, arlanma yok. Adam korkuyor, içeri düşmek yerine, 'Parti değiştiririm kurtulurum' diyor, kurtuluyor. Parti değiştirerek kurtuluyorlar. Akmatik, her şeyi kurutuyor, her şeyi temizliyor" dedi.
(ANKARA) - Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, ağzını kapattığı siyah bant ve dövizlerle düzenlediği basın toplantısında iktidarın politikalarını protesto etti. Fon soruşturması ve siyasi parti geçişleri eleştiren Çayır, "Futbol borsasını geçti bunlar. Utanma, arlanma yok. Adam korkuyor, içeri düşmek yerine, 'Parti değiştiririm kurtulurum' diyor, kurtuluyor. Parti değiştirerek kurtuluyorlar. Akmatik, her şeyi kurutuyor, her şeyi temizliyor" dedi.
Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, ağzını siyah bantla kapatarak sessiz eylem yaptı. Çayır, eylemi sırasında "Siz görmüyorsunuz diye biz yok değiliz. Milletle varız, milletle var olmaya devam edeceğiz. Göreceksiniz. Gözlerini kapatan sadece kendine gece yapar", "Hükümet medyası bize kör bakıyor. Muhalefet medyası ise kör numarası yapıyor", "İktidar siyaset alanını daraltarak ve muhalifini yok ederek, muhalefet ise sadece kendi mahallesinde çalışarak Türkiye'yi ileriye taşıyamaz", "Adalet varsa kalkınma var. Kalkınma varsa iş var. İş varsa AŞ var. AŞ varsa gelecek var", "Halk perişan. Halk geçim derdinde. Halk yarından endişe ederek yaşıyor. ya siz", "Ortadirek kayboldu, toplum olarak yukarıdakiler ve aşağıdakiler haline dönüştük", "Gençler umutsuz. Gençler geleceğini dışarıda ararken siz içeride masallar anlatmaya neden devam ediyorsunuz?", "Soygunu bu denli yasallaştırmak bu milletin kanını emmek değil midir? Sıradan vatandaş en küçük hırsızlıkta 36 sene hüküm giyerken, sizin hukukunuz farklı mı?" yazılı dövizleri açtı.
Daha sonra yaptığı açıklamada ise Türkiye'de korku ve baskının yaygınlaştığını, ifade özgürlüğünün kısıtlandığını ve ülkenin bir cezaevine dönüştüğünü belirten Çayır, esnaf, çiftçi, memur ve emeklilerin zor durumda olduğunu belirtti. Siyasetteki parti geçişlerini de eleştiren Çayır, bunun siyasete olan güveni ve siyasi ahlakı zedelediğini ifade ederek, Türkiye'de adalet ve siyasette etik anlayışın yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguladı.
Fon soruşturmasına dikkat çeken Çayır, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Herkes kendi hırsızını korur ve kollamaya devam ederse millet, adalet, vicdan kaybeder. Ortada açık bir vurgun var. Adamın 12 tane çalışanı var şirketi 20 milyarlık. Sizin yakınınızdakiler milletin parasını cebe indirirken siz onları villalarda yaşatmaya devam ediyorsunuz. 'Çok özür dileyerek' savcılığa çağırıyorsunuz. El bebek, gül bebek muamele ediyorsunuz. Karşı mahallenin, sizin gibi düşünmeyen, sizin gibi yaşamayan, sizin partili olmayanları da ters kelepçeyle gece yarısı evinden almak neyin nesi? Hangi adalet, din, vicdan, kültür, hukuk buna izin verir? Ülkeyi soyanlarla ilgili bir yaptırımınız var mı? Yok.
Kimler gözaltına alındı? Belediyeden gözaltına aldıklarınızı, 'ihaleye fesat karıştırmış, kendine biraz para kazandırmış', başka başka saiklerle ve iddialarla insanları gözaltına alıyordunuz. Gözaltına alırken de fotoğraflarını çekip kamuoyuna deklare ediyordunuz. Neden bu fon soyguncularını, hazine soyguncularını, milletin cebinden para aşıranları aynı muameleye tabi tutmuyorsunuz? Çıkın, arkasında kimler var? Kimler duruyor? Kimlerin himayesinde açıklayın. Eğer açıklarsanız siyaset etme sebeplerimiz ortadan kalkar. Yok, kendi hırsızınızı, arsızınızı ve kendi arkadaşlarınızı, suça bulaşmışları, milleti şu veya bu şekilde soyanları korumaya devam ederseniz, sadece ve sadece hırsızı, arsızı, yanlışı karşı mahallede aramaya devam ederseniz bunun adı adil yönetim olmaz. Bu kabile anlayışıdır. Bundan Türkiye'nin derhal kurtulması lazımdır. Şu anda sistem kokmuş vaziyette. Bu sistemden, idari yapıdan, siyasi anlayışımızdan hiçbir iyilik gelmez. Biz Milli Yol Partisi olarak bütün il başkanlıklarımız yazı yazacaklar, vurgundan kazanç sağlayanlar hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Birileri bulunmuyor, savcılar kendiliğinden harekete geçmiyorlar. Karşı mahalle olsaydı, muhalifler olsaydı 100 defa sen adamın anasını ağlatırdın."
"BİRİ YAĞLIYOR, BİRİ BALLIYOR"
Çayır, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin partisinin grup toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden adaylığı için'nin seçim kararı alması yönündeki açıklamasını eleştirerek şunları söyledi:
"Sayın Bahçeli'nin birkaç senedir klonlandığını düşünüyorum. 'Hırsız var, hırsız. Hırsızın ömrü yakındır. 15 gün kaldı, 20 gün kaldı' diye seçim sathı mahalline girildi. Sözü söyleyen kimdi? Sayın Bahçeli. Hırsız diye tarif ettiği kimdi? İktidar. Sanki Türk milletinin varlığını Sayın Erdoğan'ın varlığına borçluymuş gibi bir iklim, bir hava doğuruyor. Dün söylenmedik laf bırakmadınız birbirinize. Siz birbirinize hakaretler yağdırırken biz yüzümüzü kapatıyorduk. O kadar ki kulağın bile duymayacağı ve hoş olmayan sözler sarf ettiniz. Şimdi biri yağlıyor, biri ballıyor. Mutlak anlamda 'Bir kez daha Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilmelidir' diye bir anlayışı millete dayatmaya çalışıyorlar. Türkiye zorda, dardaymış. Kim getirdi? Mevcut iktidar getirdi. Kim iktidarın başı? Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Yahu 25 yıldır şu anda bizi çukurda tutan bir adama bel bağlamak, onu umut diye millete sunmak, 'aman ha gitme' demek hangi aklın ürünü? Kim ki görev süresinin mutlak anlamda devam etmesi için anayasada veya yasalarda veya benzeri birtakım adımlarda yer alırsa bütün vebal onlardadır."
"BÖYLE SİYASET Mİ OLUR?"
İktidar eleştiren Çayır, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Kimse millete rağmen bu ülkede ayakta duramaz ve geleceği kucaklayamaz. Birileri bunları alkışlarsa, methiye dizerse problem yok. Gerçek bu değil ki. Farklı bir söze, farklı bir edaya, eleştiriye tahammülleri yok. Gerçeği duymak istemiyorlar. ya şakşak ya nehak. ya şakşak ya öte. Senin doğru olman yetmiyor. Yanında mısın? Karşısında mısın? Böyle bir siyaset mi olur? Böyle bir siyasetin Türk milletine, Türk vatanına verebilecek bir şey olabilir mi? Bu siyasetin bu denli kirletilmesine yol açan bu gelgitler, geçişler var ya, adam demiş ki, 'Milyonda bir bile olsa benim, diyor, CHP'den ayrılıp başka bir yere gitmem mümkün değil.' diyor. Aradan bir yıl mı geçiyor, 6 ay mı geçiyor, bir bakıyorsun bir de öve öve bitiremiyor. Hayırdır? Ne oldu? Bizim getireceğimiz sistemde milletvekili veya belediye başkanı ya bağımsız kalacak ya birden göreviyle beraber istifa etmiş sayılacak. Futbol borsasını geçti bunlar. Utanma, arlanma yok. Adam korkuyor, içeri düşmek yerine, 'Parti değiştiririm kurtulurum' diyor, kurtuluyor. Parti değiştirerek kurtuluyorlar. Akmatik, her şeyi kurutuyor, her şeyi temizliyor. Böyle bir düzen, böyle bir sistem, idare, anlayış olamaz. Türkiye bu anlayışla da yönetilemez. Türkiye derhal, derhal erken seçim kararı almalıdır. Eğer erken seçim kararı aldığında Tayyip Bey aday olmak istiyorsa buyursun. Öyle bir aday çıkaracağız ki göreceksiniz, öyle bir tokat yiyecekler ki akılları başlarına zor gelecek. ve yaptıklarını ve millete ödettikleri o zorluğu kendileri bir daha yaşayacak. Kimse yaptığından dolayı azat olmayacak. İyi yapan iyiliği, kötülük yapan kötülüğü bulacak. Hiçbir şey karşılıksız kalmayacak. Kimsenin yanına zalimlik de, adalet de, yeme de, içme de kar olarak kalmayacak."