Uygulamayı yükle! YÜKLE

Satıcı'dan Merkez Bankasına Eleştiri

Son Güncelleme:

Türkiye İhracatçılar Meclisi (Tim) Başkanı Oğuz Satıcı, Merkez Bankası'nın Ekonomideki Gelişmelere Çok Kısa Vadeli Bir Açıdan Baktığını Savundu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, Merkez Bankası'nın ekonomideki gelişmelere çok kısa vadeli bir açıdan baktığını savundu.


Satıcı, Temmuz ayı ihracat rakamlarının açıklandığı basın toplantısında yaptığı konuşmada, uzun süredir Türkiye'nin gündemini oluşturan seçim döneminin demokrasiye yakışır bir biçimde noktalandığını, oluşacak yeni hükümetle, siyasi ve ekonomik istikrarın devamının sağlanmasının en büyük dilekleri olduğunu söyledi.


Türkiye'nin artık üretmeye bir an önce odaklanması gerektiği görüşünü dile getiren Satıcı, “Çağdaş dünyanın lider ülkelerinden biri olmak istiyorsak üretmek zorundayız” dedi.


Türkiye'de çıkarılan teşvik yasasına değinen Satıcı, teşvik verilen hiçbir yerde özel sektörün yeterli ölçüde hamle yapmadığını, gelir getirmeyen, ölü yatırımlara yol açacak teşviklerin, Türkiye'nin ihtiyacı olan kanı pompalayabilecek kaslar olmadığını dile getirdi.


Özelleştirme konusunda ise Satıcı, amacın Türkiye'ye kar, istihdam ve döviz getiren şirketler kazandırmak olması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:


“Buradan işçi sendikalarına, çeşitli kuruluşlara ve parti başkanlarına sesleniyoruz: Özelleştirmeyi eleştirmek yerine, özelleştirmeden elde edilen gelirlerle nasıl yeni istihdam ve üretim alanları sağlayacağımızı düşünelim. Özelleştirmelerden elde edeceğimiz gelirlerle, özelleştirdiğimiz her bir karlı şirketten Türkiye olarak on tane daha nasıl kurabiliriz, bunun savaşını verelim. Bu özelleştirilen şirketin on katı istihdam, on katı üretim, on katı kar ve on katı fazla döviz girişi demek olacaktır. Özelleştirmeden elde ettiğimiz gelirleri, yeni yatırımları teşvik etmek için kullanalım.”


MERKEZ BANKASI'NIN TESPİTİ


Türkiye'nin, finansman düzeyinde ve makro seviyede ödediği faiz yükünü geri çekecek bir faiz politikası izleyebilmesi için gereken şartların doğduğunu ifade eden Satıcı, “Bu şartları değerlendirmekte ve sıcak para yerine sabit sermaye yatırımlarının artışı için gerekli teşvik politikalarını oluşturmakta acele etmemiz gerektiğini düşünüyoruz” dedi.


Merkez Bankası'nın, yayınladığı enflasyon raporunda ihracatçılara özel bir yer verdiğini gördüklerini belirten Satıcı, Merkez Bankası'nın bu raporunda özellikle 2001 sonrası dönemde ihracatçıların gösterdiği performansın, gelişmekte olan ülkeler arasında en iyi performanslardan birisi olduğunu vurguladığını hatırlattı.


İhracatçıların gösterdiği performansın Merkez Bankası tarafından onaylanmasını son derece önemli bir gelişme olarak gördüklerini dile getiren Satıcı, şöyle devam etti:


“Öncelikli olarak şunu vurgulamak gerekiyor ki Merkez Bankası çok doğru bir tespit yapmış. İhracatımız giderek ithalata bağımlı hale geliyor. İhracatçılarımız giderek daha fazla ara malı ithal ediyorlar ve bu da Türkiye'deki üreticileri olumsuz etkiliyor. İhracat arttıkça ithalat da hız kazanıyor. Fakat ne yazık ki Merkez Bankası bu durumu 'ihracatçıların kur esnekliği azaldı' diyerek basitleştiriyor. Diğer bir değişle bu bakış açısı Merkez Bankası'nın, ihracatta kur esnekliğinin azaldığını iddia ederek kurdaki gelişmelerin ihracata zarar vermediği görüşünü savunduğunu göstermektedir.”


Merkez Bankası'nın ekonomideki gelişmelere çok kısa vadeli bir açıdan baktığını savunan Satıcı, uzun vadeli bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde Türkiye ekonomisinin giderek ithalata bağımlı bir ekonomi haline gelmesi konusunda Merkez Bankası'nın ne düşündüğünün belirsiz olduğunu iddia etti.


Diğer taraftan Merkez Bankası'nın bu süreçte ihracatçıların düşen karlılıkları konusunda herhangi bir görüş belirtmediğini dile getiren Satıcı, “Bu konuda da Merkez Bankası'nın hangi görüşte olduğu belirli değildir. Eğer karlılık olmazsa yeni yatırımlar nasıl yapılacaktır? Yeni üretim sahaları nasıl açılacaktır? Bu konu da ne yazık ki Merkez Bankası'nın görüş alanına girmemekte, banka enflasyonu düşürmeye odaklandığı için yatırım ve üretim gibi konularla ilgilenmemektedir” diye konuştu.


THY'DEKİ GREV İHTİMALİ TÜYLERİMİZİ ÜRPERTMEKTEDİR


Küresel ekonomi içerisinde oluşan hassas dengelerin herkesi, ötekine bağlı ve sorumlu hale getirdiği görüşünü aktaran Satıcı, “ Türk Hava Yolları'nın içinde bulunduğu grev ihtimali tüylerimizi ürpertmektedir” dedi.


Grevin bir hak olduğunu, anayasa ile teminat altında bulunduğunu anlatan Satıcı, ancak bu hakkın kullanılmasının rasyonel olmayan inatlaşmalarla değil, bu hakkın kullanılmasından doğan verimle ölçüldüğünü söyledi.


Grevin, THY işçisine hiçbir şey kazandırmayacağını öne süren Satıcı, konu hakkında şunları kaydetti:


“Aksine ciddi bir mevzii ve gelir kaybı tehlikesi vardır. THY eko-sistemimizin omurgalarından birisi olan küresel bir şirketimizdir. Sendikamızın küresel bağlamda değeri her gün artan bu şirketin büyümesinden kaynaklanan değer artışını çalışanların lehine nasıl kazanıma çevirebileceğini sorması son derece doğal karşılanmalıdır. Fakat şu da unutulmamalıdır ki, grev gibi konvansiyonel ve deyim yerindeyse modası geçmiş yöntemlerin, sendika dahil hiç kimseye kazandıracağı bir şey yoktur. Sendika'nın ve Türkiye'deki bütün sendikalarımızın bu vesileyle sendikacılık anlayışlarını bir kez daha gözden geçirmelerini tavsiye ve temenni ediyoruz.”


Bu arada, toplantının ardından TİM'in koordinasyonunda ihracatçı birliklerinin ortaklığıyla kurulan TİM Ticaret Net (TTN) şirketi, Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) ve Gümrük Müşavirleri Derneği'nin ortak girişimiyle ortaya konulan, e-devlet, e-vergi gibi konularını da kapsayan “e-belge projesi” konusunda bir protokol imzalandı.


Bu konuda verilen bilgiye göre, e-belge platformuyla yılda yaklaşık 1 milyar dolar girdi tasarrufu sağlanabilecek.

Kaynak: DHA