Su İşbirliği Zorunludur
Ekinci, suyun gelecekteki zorluklar için işbirliğinin merkezine yerleştirilmesi gerektiğini belirtti.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Ayşe Berris Ekinci, suyun, geleceğin belirleyici zorluklarından biri olduğunu belirterek, "Bu nedenle suyu, rekabetin değil işbirliğinin merkezine yerleştirmek artık bir tercih değil, bir zorunluluktur." dedi.
Ekinci, Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) tarafından "Su Dirençliliğini Güçlendirmek: İnovasyondan Eyleme" temasıyla Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu'nda (İUSF) "Yüksek Düzeyli İnteraktif Diyalog: Değişen Dünyada Paradigma Değişimi: Suyun ve İstanbul'un Birleştirici Gücü" başlıklı panelde konuştu.
Küresel su gündemiyle ilgili bir paradigmanın varlığına değinen Ekinci, şu değerlendirmede bulundu:
"Su artık yalnızca teknik veya çevresel bir sorun olarak görülmüyor, giderek artan bir şekilde maliyet azaltma konusu ve iklim değişikliği, tarım, gıda güvenliği, enerji dönüşümü, sağlık ve kentleşmenin kesiştiği noktada yer alan küresel bir sorun olarak ele alınıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in defalarca vurguladığı gibi dünya, iklim değişikliği, tüketim ve nüfus baskısının doğal sistemleri sınırlarına ittiği küresel bir su krizine doğru ilerliyor. İklim değişikliği, su döngüsünü giderek daha öngörülemez hale getiriyor, üretim sistemlerini ve tedarik zincirlerini etkileyen kuraklık ve sellere yol açıyor."
Ekinci, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman ve çevre illeri kapsayan etkili yağış ve fırtına afetine değinerek, "Bunun sonucunda su, giderek artan bir şekilde hem küresel ekonomik mesele hem de kalkınmanın temel itici gücü olarak ele alınmaya başlandı. Ayrıca, sürdürülemez su kullanımının artık gelecekte ortaya çıkacak bir tehdit değil, hemen önümüzde duran bir sorun olduğu da ortaya çıktı." dedi.
Uzun vadeli dayanıklılık sağlamak için su kullanım verimliliğini artırmaya daha fazla finansman aktarılmasının şart olduğunu söyleyen Ekinci, "Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'na ulaşmak için parçalı yaklaşımların ötesine geçerek entegre işbirliği perspektiflerine yönelmek gerekmektedir. Katılma fırsatı bulduğum BM 2023 Su Konferansı, su konusundaki küresel tartışmalar için bir dönüm noktası oldu." değerlendirmesinde bulundu.
Ekinci, düzenlenen konferansların, kapsayıcı, dengeli ve şeffaf süreç izlemesinin hayati önem taşıdığını ifade ederek, "BM konferanslarında, farklı ulusal koşul ve bakış açılarına sahip tüm ülkelerin sürekli katılımı gereklidir. Sonuç belgeleri, üye devletlerin görüşlerinin çeşitliliğini yansıtmalı ve böylece işbirliğine katılımlarını ve sonuçlara sahip çıkma duygusunu güçlendirmelidir." diye konuştu.
Onlarca yıl önce tasarlanan su konulu sözleşmelerin, bugünün hidrolojik ve iklimsel gerçeklerini tam olarak yansıtmadığına dikkati çeken Ekinci, şunları kaydetti:
"Bu nedenle, bu küresel su çerçevelerini işbirliği için katı ön koşullar olarak ele almak yapıcı olmayabilir ve hatta zaman zaman kıyı devletlerinin daha uyumlu, esnek ve karşılıklı yarar sağlayan düzenlemeler geliştirme imkanlarını kısıtlayabilir. Yeni küresel yapılar kurmak yerine, BM sistemi içindeki mevcut su ile ilgili kuruluşların kapasitelerini ve finansmanını artırmanın ve aralarındaki işbirliği ve sinerjiyi güçlendirmenin ortak hedeflerimize ulaşmak için daha etkili olacağını düşünüyoruz."
"Suyu işbirliğinin merkezine yerleştirmek bir zorunluluk"
Ekinci, suyun, geleceğin belirleyici zorluklarından biri olduğunu vurgulayarak, "Bu nedenle suyu, rekabetin değil işbirliğinin merkezine yerleştirmek artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Türkiye'nin COP31 başkanlığının, iklim değişikliğinin artan baskısı altında su sorunlarının ön plana çıktığı bir dönemde geldiğine inanıyoruz. Başkan ve ev sahibi ülke olarak Türkiye, iklim ve her iki gündem arasında daha tutarlı bir etkileşime katkıda bulunacaktır." ifadelerini kullandı.
Kapsayıcılık, şeffaflık, işbirliği, sahadaki gerçekliklerin göz önünde bulundurulması, iklim değişikliği gerçekleri, bilgi, teknoloji ve tecrübenin paylaşılması gibi konulara dikkati çeken Ekinci, diyaloğun sürdürülmesi ve taraflar arasında güven artırıcı tedbirlerin alınması gerektiğini dile getirdi.
Ekinci, Irak ile Türkiye'nin bir komite kurduğu ve günün sonunda suyun verimli kullanımına ilişkin işbirliği çerçevesine yönelik belli ölçüde karşılıklı bir anlayışa vardığı örneğini verdi.