Tunus'ta Muhalefetten Birlik Çağrısı
Tutuklu muhalefet liderleri, demokrasi için siyasi partileri ve sivil toplumu birlik olmaya davet etti.
Tunus'ta çeşitli davalar kapsamında tutuklu bulunan muhalefetin önde gelen 11 ismi, ülkedeki siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarına "özgürlük ve demokrasinin yeniden tesisi için birlik olma" çağrısı yaptı.
Muhalif isimler, kamuoyunda "devlet güvenliğine karşı komplo" davası olarak bilinen soruşturma kapsamında birlik çağrısı içeren mektup yayımladı.
Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi'nin sosyal medya hesabından paylaşılan mektupta şu isimlerin imzası yer aldı:
Ulusal Kurtuluş Cephesi Başkanı Ahmed Necib Şabi, cephe üyesi Cevher bin Mübarek, eski Bakan Ayyaşi Hemmami, Nahda Hareketi lideri Gannuşi, Cumhuriyetçi Parti Genel Sekreteri İssem Şabi ve Nahda'nın eski yöneticilerinden Abdülhamid Cellasi, Cumhurbaşkanlığı Divan Başkanı Rıza Belhac, gazeteci ve aktivist Ziyad el-Heni, siyasetçi Şeyma İsa, eski Demokratik Akım Genel Sekreteri Gazi Şevaşi ile eski Ettakatol Partisi yöneticilerinden Hiyam Türki.
Mektupta, Tunus'un kritik bir dönemden geçtiği belirtilerek, Cumhurbaşkanı Kays Said'in 25 Temmuz 2021'de aldığı olağanüstü tedbirlerin devrim ve demokratik geçiş sürecinde elde edilen kazanımları olumsuz etkilediği vurgulandı.
Ülkede yeniden "otoriter yönetim ve tek adam idaresinin hakim olduğu" iddia edilen mektupta demokratik kazanımların yeniden elde edilmesinin tüm demokratik kesimlerin ortak sorumluluğu olduğu belirtildi.
Siyasi anlaşmazlıkların diyalog ve sandık yoluyla çözülebileceği vurgulanan mektupta, muhalefet partileri ile sivil toplum kuruluşlarına ortak hareket etme çağrısında bulunuldu.
Tunus'ta siyasi kriz, Cumhurbaşkanı Kays Said'in 25 Temmuz 2021'de parlamentonun çalışmalarını askıya alması, hükümeti görevden alması ve daha sonra parlamentoyu feshetmesiyle başlamıştı.
Muhalefet söz konusu adımları "anayasal düzene darbe" şeklinde nitelerken, Said ise aldığı kararların Anayasa'ya uygun olduğunu, devlet kurumlarını korumayı amaçladığını ve hak ile özgürlüklere müdahale edilmediğini savunuyor.
Tunuslu yetkililer ise çeşitli davalar kapsamında tutuklanan isimlerin siyasi nedenlerle değil, ceza kanununda karşılığı bulunan suçlamalar çerçevesinde yargılandığını ve yargının yürütmeden bağımsız şekilde görev yaptığını belirtiyor.