Uyuşturucu ile Mücadelede Önleme Vurgusu
Yeşilay Başkanı Dinç, uyuşturucu ile mücadelenin en etkili yolunun önleme çalışmaları olduğunu belirtti.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, uyuşturucuyla mücadelede en etkili yöntemin önleme çalışmaları olduğunu belirtti.
Dinç, "Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü" dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, önleme çalışmalarının toplumların geleceğine yapılan en değerli yatırım olduğunu ifade etti.
Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisinin geçen yıl yayımladığı Dünya Uyuşturucu Raporu'nun küresel tablonun giderek ağırlaştığını ortaya koyduğunu belirten Dinç, rapora göre 2023 itibarıyla dünya genelinde 316 milyon kişinin uyuşturucu kullandığına, bu sayının 15-64 yaş grubundaki nüfusun yaklaşık yüzde 6'sına karşılık geldiğine dikkati çekti.
Dinç, son 10 yılda uyuşturucu kullanımının yüzde 28 arttığını, uyuşturucu kullanım bozukluğu yaşayan yaklaşık 64 milyon kişinin yalnızca yüzde 8,1'inin tedavi hizmetlerine erişebildiğini bildirdi.
Türkiye'de 15 yaş üstü bireylerde uyuşturucu kullanım oranının yüzde 0,9 düzeyinde seyrettiğini, Batı Avrupa'da bu oranın yüzde 7-9 bandında bulunduğunu belirten Dinç, bu tablonun uzun yıllardır sürdürülen koruyucu önleme çalışmaları ile toplumsal farkındalığın önemli bir sonucu olduğunu ifade etti.
Türkiye'de uyuşturucu maddeye bağlı ölümlerin 2024'te bir önceki yıla göre yüzde 42 artarak 427'ye yükseldiğine işaret eden Dinç, "Bu ölümlerin büyük çoğunluğunda sentetik ve çoklu madde kullanımı ön plana çıkıyor. Veriler, Türkiye'nin uyuşturucuyla mücadelede önemli bir noktada olduğunu gösterirken, önleyici çalışmaların kesintisiz sürdürülmesinin hayati önem taşıdığını ortaya koyuyor." değerlendirmesinde bulundu.
Agresif yöntemlerle gençleri hedef alıyorlar
Dinç, bağımlılıkların her geçen gün daha agresif yöntemlerle ve özellikle gençleri hedef aldığına dikkati çekerek, "Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, uyuşturucu sorununun bireysel bir mesele olmanın çok ötesine geçtiğini, aileleri, eğitim sistemini, çalışma hayatını ve toplum güvenliğini derinden etkileyen çok boyutlu bir tehdit haline geldiğini gösteriyor." ifadesini kullandı.
Uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca kolluk kuvvetlerinin değil ailelerin, eğitim kurumlarının, sivil toplumun ve tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu belirten Dinç, bu noktada medyaya da kritik bir sorumluluk düştüğünü bildirdi.
Uyuşturucuyla mücadelede en etkili yöntemin önleme olduğunu vurgulayan Dinç, şunları kaydetti:
"Uyuşturucu kullanım bozukluğu yaşayan kişilerin yalnızca yüzde 8'i tedavi hizmetlerine ulaşabiliyor. Bu nedenle önleme çalışmaları her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Bir gencimizin uyuşturucuya hiç başlamamasını sağlamak, başladıktan sonra tedavi etmeye çalışmaktan hem insani hem de ekonomik açıdan çok daha kıymetlidir.
Bağımlılık bir kader değildir. Doğru destekle, doğru zamanda ve bilimsel yöntemlerle insanlar hayatlarını yeniden inşa edebilir. Her bağımlılığın bir hikayesi vardır, her hikayenin de umudu. YEDAM çatısı altında bağımlılıklarla mücadele eden bireylere ve ailelerine ücretsiz, gizlilik ilkesiyle psikolojik ve sosyal destek sunuyor, iyileşme yolculuklarında yanlarında oluyoruz. Dünya küresel bir krizle boğuşurken Türkiye'nin bu tablonun dışında kalması mümkün ancak bunun için kararlı, sürekli ve toplumun tüm kesimlerinin katkı sunduğu bir mücadele sürdürmemiz gerekiyor. 26 Haziran Uyuşturucu ile Mücadele Günü vesilesiyle herkesi bu ortak sorumluluğun bir parçası olmaya davet ediyoruz."