15 Temmuz: Ne Oldu? Ne İçin Oldu?"
İbn Haldun Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Halil Berktay, FETÖ'ye ilişkin, "Örgütsel planda umudu üst komuta kademesinin katılmasına vesaire bağlı olduğu gibi radyodan okuttuğu bildiride de kendisini neredeyse Atatürkçü gibi sunuyor.
İbn Haldun Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Halil Berktay, FETÖ'ye ilişkin, "Örgütsel planda umudu üst komuta kademesinin katılmasına vesaire bağlı olduğu gibi radyodan okuttuğu bildiride de kendisini neredeyse Atatürkçü gibi sunuyor. Kendi iç ideolojisinin yerine başka bir dış ideoloji, ikame ediyor." dedi.
Berktay, İbn Haldun Üniversitesi Başakşehir Kampüsü Mukaddime Salonu'nda düzenlenen "15 Temmuz: Ne Oldu? Ne İçin Oldu?" panelinde konuştu.
Panelin moderatörlüğünü de yapan Berktay, 27 Mayıs darbesinin hiyerarşik değil özel ve gizli bir cuntanın darbesi olduğunu ama başkalarının kendilerine katılması hesabı içinde olmadığını belirtti.
-"Kendi iç ideolojisinin yerine başka dış ideoloji, ikame ediyor"
"Doğrudan doğruya kendilerinin gidip bütün sinir merkezlerini ele geçirebileceklerini ve bütün silahlı kuvvetlere hakim olabileceklerini düşünüyorlardı." diyen Berktay, şunları aktardı:
"15 Temmuz darbecilerinin ise öz güçleri yeterli değildi ve bunun son derece farkındalardı. Hesaplarını Genel Kurmayın kuvvet komutanlarının üst komuta kademesinin kendilerine katılması üzerine kurmuşlardı. Çok yüksek bir iç bağlılığı var fakat bir kitle örgütü değil. Dolayısıyla dış ideolojisi yok. Yani kitlelerin, halkın önüne ve mesela 15 Temmuz gecesi darbe yapmaya kalktığında biz aslında şuyuz diye çıkmıyor memleketin önüne. Tam tersine örgütsel planda umudu üst komuta kademesinin katılmasına vesaire bağlı olduğu gibi radyodan okuttuğu bildiride de kendisini neredeyse Atatürkçü gibi sunuyor. Kendi iç ideolojisinin yerine başka bir dış ideoloji, ikame ediyor. Böyle bir gözlem eklenebilir."
Berktay, Türkiye'deki ve 20. yüzyıl tarihindeki darbeleri düşündüğünde bunun kendi örgütlenme tarzı bakımından çok tuhaf ve benzersiz bir darbe girişimi olduğu kanısında olduğuna dikkati çekerek, net, hiyerarşik, mutlak bir emir-komuta zinciri, net bir merkezi, net bir cuntasının olmadığını sözlerine ekledi.
İbn Haldun Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üzeyir Ok da "Popüler psikoloji diye bir şey var halkın anlayabileceği dilde yazdığınız zaman insanlar bunu algılar ve psikolojiyi severler. Yani ilahiyat biliminin halkın şirin gösterebilecek şekilde organizasyonuyla bu insanlar halkın arasına girdi ve amaçlarının farklı olduğunu biz bugün anlıyoruz. Amaçları güç elde etmek, iktidar elde etmek ve farklı o kapalı kapılar arkasında ayrı dünyalarla oluşturulan bir sistemle birlikte insanların oluşturduğu sistem, bir şekilde askeriyeye de sızdı. Orada yapılandı." diye konuştu.
"Bu girişimde en büyük beklentileri büyük bir olasılıkla biz halk içerisinde yeterince yer edindik, yeterince dışarıda da güçlendik, bizim gibi partiye ya da bir kesime yönelik askerin içerisindeki sol kanat otoriteryanları da yanına alacağını düşünerek bu insanlarla birlikte hareket ederek bunu başarabileceklerini düşündüler." ifadesini kullanan Ok, şunları dile getirdi:
"Bunun belli bir saatte yapılmış olması Allah korudu önceden alınan haberlerle bilikte başarısız olma riskini yükseltti. Bunun arkasında ülkede bir lider vardı ve bu lider gerçekten halkı arkasına almıştı dürüstlüğüyle, adaletiyle daha fazla inandırıcı olduğu için insanlar kimin yanında yer alabileceklerinin çok farkındalardı. ve onları harekete geçiren bu hareket, dürüst bir şekilde ilerlediğinden dolayı darbeye ciddi bir şekilde ilk defa tarihinde tepki gösterdi ve muazzam bir tepki."
"Kaosun devam etmesi de kendileri açısından kabul edilebilir bir durumdu"
İbn Haldun Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararasi İlişkiler Bölümü Başkanı Doç. Dr. Talha Köse ise 15 Temmuz'un aslında bir başarısızlık neticesinde mecbur kalması sonucunda ortaya çıktığı kanaatinde olduğuna işaret etti.
Köse, vesayet odaklarının her türlü imkanı denediğini ve en sonunda darbeyi yapmak zorunda kaldıklarını söyleyerek,"Türkiye'nin yaşadığı süreci analiz edersek bu vesayet odaklarıyla mücadelede ne gibi adımlar atıldığına bakılırsa aslında 15 Temmuz'un bir zorunluluk olarak ortaya çıktığını görüyoruz." dedi.
FETÖ'nün asıl dertlerinin tamamen ele geçirmekten ziyade bir kaos oluşturmak olduğunu kaydeden Köse, şöyle konuştu:
"O kaos esnasında Türkiye'yi bir türbülansa sokmaktı. Yani sonuçta illa ki vesayeti kendileri yönetecekler gibi bir durum yok. Kendilerine daha yakın bir yönetim yapısının oluşması da veya kaosun devam etmesi de kendileri açısından kabul edilebilir bir durumdu."
"Bu birikim modernitenin sonucudur"
İbn Haldun Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Hakkı Öcal, 15 Temmuz Şehidi Prof. Dr. İlhan Varank'ın darbe girişimi gecesi her şeyi bir tarafa bırakarak sokağa çıkıp şehit olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
"Bunu hiçbir teoriyle açıklayamazsınız. Evinde oturabilirdi pekala, 'bu darbeyi halk önleyebilir' derdi. Nasıl olsa insanlar sokağa çıkmışlar, Cumhurbaşkanı çağrıda bulunmuş, televizyonlar gösteriyor. Darbe önlenebilir halde, 'O zaman ben rahatımı gözetebilirim' diyebilirdi, öyle demedi. Tamamen kendi menfaatini bir kenara atarak, hayatını ön plana koyarak gitti ve müdahale etti. Bu birikim modernitenin sonucudur. WhatsApp'ta örgütlendiler, Twitter'la konuştular, sokağa çıktılar. Twitter'da verdikleri mesaj, 'Burası Çanakkale' diyor İlhan hoca, başka bir şey söylemiyor. Galeyana getirdiği duygu, bizim 100 yıl evvelki duygumuz."
İbn Haldun Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Nursem Keskin Aksay da 15 Temmuz darbe girişimindeki direnişi çok önemli bulduğunu kaydetti.
15 Temmuz Gazisi Mustafa Uygun, panel öncesi yaptığı konuşmada, 15 Temmuz darbe girişiminde yaşadıklarını anlattı.
Beykoz'a gitmek için Üsküdar'a, oradan da Çengelköy'e geçtiğini dile getiren Uygun, Çengelköy Polis Karakolu'nun bulunduğu ana caddeye yürüdüğünü, burada silah seslerinin duyulduğunu ve halkın sokağa indiğini ifade etti.
Bir gence neler olduğunu soran Uygun, gencin "Ağabey darbe oldu, halk sokağa indi" dediğini, o anda şoka uğradığını aktardı. Uygun, Çengelköy'de halkla beraber aynı fikir doğrultusunda darbeye karşı koymak için hareket ettiklerini vurguladı.
Darbe girişimi gecesinde bel hizasından tüfekle vurulduğunu dile getiren Uygun, bilincinin açık olduğunu, o an kelime-i şehadet getirdiğini, ölüm meleğini beklediğini ifade etti.
"Sana bu coğrafyada bir daha ameliyat yaptırmayız"
Uygun, daha sonra Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirildiğini belirterek, şöyle devam etti:
"En son bir sağlık memurunun beni tokatladığını hatırlıyorum, Mustafa bizimle kal diye. O an bayılmışım. Sonra yoğun bakımda gözümü açtım, açılar içinde, bağırarak, kıvranarak ama vurulma anında hiçbir acı hissetmedim. 17 yaşında iki şey için çok dua ettim. Biri şehit olmak içindi. Her darbenin arkasında mutlaka Batılılar'ın, emperyalistlerin ve Amerikalıların olduğunu, en son 1980 darbesinde 'Bizim çocuklar darbeyi yaptı' demeleri... Onun bilincindeyiz. Ey Batı, 40 yıl başımıza çorap ördün ama bak bunu 4 saatte hallettik. Belki 250 şehit verdik, 2 bin küsur gazi verdik. Sana bu coğrafyada bir daha ameliyat yaptırmayız. Bu da sana dert olsun. Kesinlikle bir daha yok. Bundan sonra bu halk bilinçlendi, sana burada daha operasyon yaptırmayız."
Hastane ve sonraki süreçte üzüldüğü, canını sıkan olaylara ilişkin, "Hastaneye milletvekillerimiz geliyor, fotoğrafı çektiriyor, gidiyor, bir daha uğramıyor. Bir isim var, Hasan Turan ağabeyimiz. O, üç defa geldi, evime de geldi. Böyle hepsi fotoğraflarını çektirdi, sanki konu mankeniymiş gibi. Hatta bir milletvekili yanıma geldi, 'Senin neyin var? bu üslupla. Sanki keyiften gelmişim gibi. Öyle bir acımız var, bundan sonra ne arayan var ne soran var. Ben Kadir Topbaş'ın personeli sayılırım, Metro'da çalışıyorum, bir defa yanıma gelmedi. Beykoz'dakiler bile gelmedi, daha yeni geldiler, bu seçim öncesi geldiler." diye konuştu.
Sırf FETÖ'nün temizlenmesinden dolayı bile olsa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın destekleneceğini anlatan Uygun, hepsinin temizlenmesi gerektiğini, hepsini vatan haini olarak gördüğünü kaydetti.