Ağıralioğlu, BDDK verileriyle ödeme güçlüğüne dikkat çekti
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, BDDK verilerine göre ihtiyaç kredilerinde takibe düşme oranının yüzde 6,1'e, bireysel kredi kartlarında yüzde 5,3'e ulaştığını belirtti. Ağıralioğlu, alım gücü zayıflarken ödeme güçlüğünün arttığını ve ekonomik güvenin korunmasının her geçen gün daha önemli hale geldiğini ifade etti.
(ANKARA) - Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine ilişkin, "Bugün tablonun söylediği açıktır: Alım gücü zayıflıyor, ödeme gücü zorlanıyor. Geleceğe ilişkin ekonomik güvenin korunması ise her geçen gün daha önemli hale geliyor" açıklamasını yaptı.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ekonomik verilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Paylaşımında, "Faizin, enflasyonun ve borçlanmanın faturası vatandaşın cebine yansıyor" ifadelerini kullanan Ağıralioğlu, şunları kaydetti:
"BDDK verileri, bireysel borçlarda ödeme güçlüğünün giderek daha görünür hale geldiğini gösteriyor. İhtiyaç kredilerinde takibe düşme oranı yüzde 6,1'e, bireysel kredi kartlarında ise yüzde 5,3'e ulaşmış durumda. 2024 yılı Ocak ayında ihtiyaç kredilerinde bu oran yüzde 1,7 seviyesindeydi. Yani mesele artık yalnızca vatandaşın daha fazla borçlanması değildir. Asıl mesele, vatandaşın aldığı borcu ödemekte giderek daha fazla zorlanmasıdır.
Yüksek hayat pahalılığı yalnızca alım gücünü değil, ödeme gücünü de aşındırıyor. Maaş ay bitmeden tükeniyor. Kredi kartı borcu sonraki aya, bazen başka bir karta devrediliyor. İnsanlar yatırım yapmak için değil gündelik ihtiyaçlarını karşılamak için borçlanıyor; borçlandıkça daha fazla faiz yüküyle karşılaşıyor. Bugün milyonlarca insan için mesele ev almak, yatırım yapmak veya geleceği için birikim yapmak değil; ayın sonunu getirmek ve mevcut borcunu çevirebilmek.
Bir tarafta hayat pahalılığı, diğer tarafta yüksek borçlanma maliyetleri… Gelir eriyor. Alım gücü azalıyor. Ödeme kapasitesi zayıflıyor. Bunun en ağır sonucu ise vatandaşın bugünkü ihtiyaçlarını karşılayabilmek için gelecekteki gelirini şimdiden harcamak zorunda kalmasıdır. Bir ülkede insanlar geleceklerini kurmak yerine geleceklerinden borç alarak bugünlerini kurtarmaya çalışıyorsa ekonomik göstergelerdeki iyileşmenin vatandaşın hayatına ne ölçüde yansıdığı ayrıca sorgulanmalıdır. Millet ekonomiyi yalnızca açıklanan rakamlarla değil; mutfağıyla, cüzdanıyla, kredi kartı ekstresiyle, ayın sonunda kalan parasıyla değerlendiriyor. Bugün tablonun söylediği açıktır: Alım gücü zayıflıyor. Ödeme gücü zorlanıyor. Geleceğe ilişkin ekonomik güvenin korunması ise her geçen gün daha önemli hale geliyor."