Babacan: Butlan davası sürerken AK Parti’de kamplaşma olabilir
DEVA lideri Babacan, CHP'ye mutlak butlan davasının AK Parti içinde hareketlenmelere yol açabileceğini, yargı ve siyasetin iç içe geçtiğini, ayrıca ekonomik krizlerin maliyetinin yüksek faizle karşılandığını söyledi.
(ANKARA) - DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, CHP'nin mutlak butlan davası devam ettiği sürece AK Parti içinde de farklı hareketlenmeler ve kamplaşmaların yaşanabileceğini belirterek "Cumhurbaşkanı da bu süreci izlemek ve dengeleri görmek istiyor olabilir. Bu nedenle 'mahkeme şöyle karar verecek' demek çok anlamlı değil. Mevcut sistemde siyaset, devlet yönetimi, yargı ve yürütme birbirine geçmiş durumda" dedi.
Demokrasi ve Atılım Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Karar TV'de gündeme dair açıklamalarda bulundu.
"EKONOMİK YAPTIRIMI VAR"
"CHP'ye mutlak butlan atanmasının Türkiye'ye ekonomik maliyeti nedir? Türkiye ekonomisi bunu kaldırabilir mi" sorusuna Babacan, şöyle yanıt verdi:"
"Benim söylediğim her şey çok dikkatli inceleniyor. Çok iyi istatistikçiler, akademisyenler her ifadeyi analiz ediyor. Bu nedenle teknik hassasiyetle konuşmaya çalışıyorum. Söylediklerim ayrı ayrı maliyet kalemleridir. Ancak Merkez Bankası rezervlerinde büyük bir erime oldu. Bir ay içinde yaklaşık 50 milyar dolar eridi. İran savaşı başladığında da bir 50 milyar dolar daha gitti. Hatta Mehmet Şimşek'in yurt dışında yaptığı bir sunumda, Merkez Bankası rezervlerindeki düşüş grafikle gösteriliyordu. Mart aylarından biri İran savaşı nedeniyle işaretlenmişti. Diğerinde ise 'multiple events' yani 'birden fazla olay' ifadesi kullanılmıştı. Muhalefetin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nı içeri attık diyemiyorlar tabii. Bunun yerine 'çeşitli olaylar yaşandı' diyerek finans çevrelerine açıklama yapıyorlar. Bütün bunların ekonomik maliyeti var. Mutlak butlan davasında ne olacağını bilmiyoruz. Karar mayıs ayında mı verilir, yoksa NATO zirvesi sonrasına mı bırakılır, bunu ülkeyi yönetenler hesaplıyor olabilir."
"SİYASİ NİTELİKLİ DAVALARDA KARARLAR BÜYÜK ÖLÇÜDE SİYASİ TALİMATLA ŞEKİLLENİYOR"
"Mahkemeler siyasi faktörlere göre karar mı veriyor" sorusuna ise Babacan, şunları söyledi:"
"Siyasi nitelikli davalarda kararların büyük ölçüde siyasi talimatlarla şekillendiğini görmek gerekiyor. Savcılar ve hakimler ya bu talimatları uyguluyor ya da çeşitli yaptırımlarla karşılaşıyorlar. En basit yöntemlerden biri sürgün niteliğinde tayinler. Türkiye'nin her yeri güzel ama insanların yaşamak istemedikleri yerlere gönderilmeleri bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılabiliyor. Aile düzeni bozuluyor, çocukların eğitimi etkileniyor. Bu nedenle CHP ile ilgili kararın ne olacağını aslında mahkeme değil, siyasi irade belirliyor. Cumhurbaşkanı ne isterse o oluyor algısı hakim. Ama bunların hepsi aynı zamanda para gerektiriyor. Otoriterlik de maliyetli bir sistem. Yüksek faizle döviz rezervi topluyorlar, sonra bu rezervleri siyasi krizlerde kullanıyorlar. Bir bakıma milletin ödediği yüksek faiz yükü, hukuk dışı uygulamaların ekonomik maliyetini karşılamak için kullanılıyor. İran savaşı gibi dış gelişmeler nedeniyle rezerv kullanılması anlaşılabilir. Ancak Türkiye'nin kendi içinde çıkardığı krizler yüzünden rezervlerin erimesi ciddi bir sorun."
"BUTLAN DAVASINA, AK PARTİ İÇİNDE DE FARKLI HAREKETLENMELER VE KAMPLAŞMALAR OLABİLİR"
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "Cumhurbaşkanı isteyebilir ama ekonomi bunu kaldırabilir mi" sorusuna ise şu cevabı verdi:
"Yüksek faiz sürdüğü sürece döviz toplamaya devam ediyorlar. Sonra da kriz anlarında bu dövizler arka kapıdan satılıyor. Eskiden Merkez Bankası döviz müdahalelerini anında açıklardı. Şimdi bunu ancak bilançolardan anlayabiliyoruz. Sonradan, iş ortaya çıktıktan sonra açıklama yapılıyor. Şu anda siyasi öncelikler ekonominin önünde tutuluyor. Ayrıca bu mutlak butlan davası devam ettiği sürece AK Parti içinde de farklı hareketlenmeler ve kamplaşmalar yaşanıyor olabilir. Cumhurbaşkanı da bu süreci izlemek ve dengeleri görmek istiyor olabilir. Bu nedenle 'mahkeme şöyle karar verecek' demek çok anlamlı değil. Mevcut sistemde siyaset, devlet yönetimi, yargı ve yürütme birbirine geçmiş durumda. İstanbul'daki uygulamaları gördük. Artık benzer uygulamaların Türkiye'nin başka yerlerinde de görülmesi ihtimali konuşuluyor."
"TÜRKİYE'NİN GÜCÜ KURUMLARININ GÜNÜNÜN TOPLAMINDAN İBARET"
Babacan, enflasyona ilişkin şu değerlendirmelere yaptı:
"Tek bir kişinin imzasıyla yönetilen, bir kişinin aklına gelen her şeyi yapabildiği, kurallara, hukuka saygı duyulmayan, kurumların itibarsızlaştırıldığı bir ülkede ekonomide başarıya ulaşmak imkansızdır. Bunun bilimsel ispatını yapan Daron Acemoğlu başta olmak üzere bilim insanları da bu konuda Nobel Ödülü almıştır. Yani kurumlar bir ülkede güçlüyse o ülke güçlüdür. Başımızda güçlü birisi var. Alıyor eline kılıcı. Aklına gelen her şeyi yapıyor. Bu ülkenin gücü demek değildir bu. Tam tersine ülkeyi zayıflatır, kurumları zayıflatır. Türkiye'nin gücü ancak kurumların gücünün toplamından ibarettir. Ve böyle gittiği sürece de Türkiye'de ne enflasyon düşer, ne işçinin yüzü güler, ne emeklinin yüzü güler. Enflasyon düşmedi, düşmeyecek. Bunun tabii teknik pek çok sebebi var. Sadece yönetim sistemi değil. Ama teknik sebeplerine geldiğimizde de bu kafayla, bu politikalarla düşmesi imkansız. Çünkü sadece faizi yükseltmekle enflasyon düşmez. Tasarruf etmek gerekir."
"TEK HANELİ ENFLASYON ERTELENE ERTELENE GİDİYOR"
Tasarruf gerekir. Tasarruf. Devletin tasarruf etmesi gerekir. Devletin kamu ihale yasasını baştan aşağı değiştirip Avrupa Birliği normlarında bir kamu ihale yasasıyla harcamalarında çok titiz ve dikkatli olması gerekir. Aynı zamanda sektör sektör, kesim kesim politikalar üretmek gerekir. Bugün örneğin hazır giyimde problem mi var? Üç yüz otuz bin kişi işini mi kaybetti? Ona özel tedbir gerekir. Bugün beyaz eşya, elektronik sektörümüz ihracat çöküyor mu? Ona özel tedbir gerekir. Bütün bunları topyekün yapmadığınız sürece enflasyon düşmez. Bunlar zannediyorlar ki biz faizi artırırız, vergileri artırırız, milletin de maaşını bastırırız. Kimseye zam vermeyiz doğru düzgün, enflasyon da düşer. Rüyalarında bile göremeyecekler. Olmayacak yani. Tek haneli enflasyon ertelene ertelene ertelene gidiyor. Bakın yıl 2018. Erdoğan tek yetkili cumhurbaşkanı olarak göreve başladı. Geldik 2026'ya. Sekiz yıl geçmiş. Sekiz yıldır düşmüyor enflasyon ve düşmeyecek de. Hele hele bu kafayla giderlerse Allah korusun tekrar yükselir."