Anayasa Mahkemesi'nin Kararları Resmi Gazete'de
Anayasa Mahkemesi'nin çeşitli davalarda verdiği iptal ve ret kararları Resmi Gazete'de yayımlandı Anayasa Mahkemesi'nin çeşitli davalarda verdiği iptal ve ret kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.
Anayasa Mahkemesi'nin çeşitli davalarda verdiği iptal ve ret kararları Resmi Gazete'de yayımlandı Anayasa Mahkemesi'nin çeşitli davalarda verdiği iptal ve ret kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.
Narman İcra Ceza Mahkemesi'nin, "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un" 17. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "7/11/1996 tarihli ve 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 39 uncu maddesine göre verilen idari para cezaları hariç olmak üzere" bölümü ile 31 Mart 2011 günlü, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 6. maddesiyle İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesine eklenen fıkrada yer alan "bu Kanunda öngörülen" ibaresinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı iddiasıyla yaptığı başvuru reddedildi.
Ankara 2. Vergi Mahkemesi'nin 552 sayılı Yaş Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 17. maddesinin Anayasa'nın 73. ve 91. maddelerine aykırılığı iddiasıyla iptali ve yürürlüğün durdurulması talebi, oybirliğiyle reddedildi.
Bursa 2. Vergi Mahkemesi'nin, 18 Şubat 2009 günlü, 5838 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un, geçici 3. maddesinin "Tahsil edilmiş tutarlar red ve iade edilmez." biçimindeki son cümlesinin Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığı iddiasıyla yaptığı başvuru, "Düzenlemeyle, hukuksal olarak aynı durumda olan mükellefler arasında zamanında ödeme yapan ile yapmayan arasında olumsuz bir fark yaratılmaması gerektiği halde, vergisini ödeyenin aleyhine ve eşitlik ilkesine aykırı şekilde fark oluşturulmuştur" denilerek kabul edildi. Yüksek Mahkeme, ilgili düzenlemeyi, oybirliğiyle iptal etti.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 96/B maddesinin Anayasa'nın 2., 6., 8., 11. ve 73. maddelerine aykırılığı savıyla yaptığı başvuruyu görüşen Anayasa Mahkemesi, Anayasa'ya aykırılık iddiasını yerinde buldu ve düzenlemeyi iptal etti. Resmi gazete'de yayımlanmasından 1 yıl sonra yürürlüğe girecek kararda, "Vergilendirmede esas kural, vergilerin kanunla konulup, kaldırılması ve değiştirilmesidir. Dolayısıyla bu konularda yukarı ve aşağı sınırları belirleme yetkisi kanun koyucuya aittir. Bu sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisi ise kanunun öngörmesi koşuluyla ancak Bakanlar Kurulu'na verilebilir. Bu nedenle, belediye meclislerine vergi tarifesini belirleme yetkisi veren kural Anayasa'nın 73. maddesine aykırıdır. İptali gerekir" denildi.
Tokat 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nden gelen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinin 8.1.2003 günlü, 4785 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle değiştirilen altıncı fıkrasında yer alan "sürücü belgeleri süresiz olarak geri alınır" ifadesinin, Anayasa'nın 23. maddesine aykırılığı nedeniyle iptali talebini inceleyen Yüksek Mahkeme, bu düzenlemeyi de iptal etti. İptal kararında, "İitiraz konusu kuralda, sürücü belgesinin geri alınmasının düzenlendiği diğer kuralların aksine muayene ve tedavi tedbirine yer verilmemesi, kişinin tedavi ve ıslah olması halinde sürücü belgesi almasına imkan tanınmaması, güvenli sürüş yeteneğini kaybetme ölçütüne yer verilmemesi ve belirli sürelerle kademelendirmenin de yapılmaması nedeniyle kuralın hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağı açıktır. Ayrıca, yaptırımlarda güdülen asıl amacın işlediği suçtan dolayı kişinin ıslah olmasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğu dikkate alındığında, itiraz konusu kuralla "süresiz bir hak yoksunluğu getirilmesi', yaptırımların ıslah edici yönüyle de bağdaşmamaktadır. Bu nedenle kural, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine aykırıdır" ifadelerine yer verildi. Hüküm Resmi Gazete'de yayımlanma tarihinden itibaren 6 ay sonra yürürlüğe girecek.
Yüksek Mahkeme'nin, Serik İcra Hukuk Mahkemesi'nin İcra ve İflas Kanunu'nun 88. maddesinin ikinci fıkrasının sonuna eklenen cümlede yer alan "alacaklının muvafakatı ve" ibaresinin Anayasa'nın 2., 13. ve 35. maddelerine aykırılığı savıyla yaptığı başvuruyla ilgili kararı da Resmi gazete'de yayımlandı. Kararda, "İtiraz konusu kuralla, haczedilen taşınır malların, istihkak iddiasına karşın üçüncü kişinin yedi emin olarak muhafazasında bırakılabilmesi konusu alacaklının iradesine terk edilmektedir. Buna göre, mülkiyet karinesi lehine olmasına rağmen üçüncü kişinin elinde haczedilen ancak muhafazası için yedinde bırakılmasına alacaklı tarafın muvafakat edilmeyen hacizli mal üzerinde kullanım ve yararlanma hakkı engellenmekte, bu yolla mülkiyet hakkı sınırlandırılmaktadır. Mülkiyet hakkını kullanamayan ya da hakkı kısıtlanan ve borçla ilgisi henüz belirlenmemiş olan üçüncü kişinin, hukuk güvenliğinin sağlanamamış olması da hukuk devleti ilkesinin ihlalidir" denildi.
Anayasa Mahkemesi, Trabzon İdare Mahkemesi'nin Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'a yönelik itirazını da değerlendirdi. Kanuna 27 Nisan 2005 günlü ve 5338 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen Geçici Madde 11'in "Bu kişilerden asaleti tasdik edilenlerin vekil imam-hatiplikte geçen hizmet süreleri, kazanılmış hak aylıklarında değerlendirilir" biçimindeki son cümlenin Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığı iddiasıyla yapılan başvuruda, Mahkeme, düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verdi. Karara muhalefet eden AYM üyesi Osman Paksüt, karşı oy yazısında, "Vekil imam-hatip olarak belli sürelerle hizmet etmiş ve daha sonra memur olarak atanıp asaleti onaylanmış kişiler arasında hukuki statü farkı yoktur. Farklılığı yaratan, yasa koyucunun belli bir tarih öngörmüş olmasıdır. Vekil imam-hatiplik yapanlardan belli bir tarihte memuriyete girenlerine farklı muamele yapılması eşitsizlik yaratır. Aksi bir anayasal yorum, yasa koyucuya birbirine benzer durumdaki pek çok kişiler arasında faklı uygulamalar yapma hak ve yetkisini tanımak demek olur ki, bu durumda büyük eşitsizlikler yapılmasının ve belli kişilerin kayırılmasının yolu açılır" görüşünü savundu. Karara karşı çıkan kullanan üyeler Fulya Kantarcıoğlu ve Celal Mümtaz Akıncı ise karşı oy yazılarında, "Hukukun üstünlüğünün kabul edildiği bir düzende, yasa koyucunun takdir yetkisi de hukukun genel ilkelerine ve Anayasa'ya uygun olarak kullanılması gereken ve bu yönüyle de denetim dışında tutulamayacak bir yetkidir. İtiraz konusu kural yönünden, bu yetkinin eşitliğe, hakkaniyete ve adalete uygun olarak kullanılmadığı açıktır" ifadelerine yer verdi.
Yüksek Mahkeme'nin Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nin yaptığı "Askeri Ceza Kanunu'nun 22.3.2000 günlü, 4551 sayılı Kanun'un 28. maddesiyle değiştirilen 132. maddesinin, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı" iddiasıyla yaptığı başvuru hakkında verdiği ret kararı da Resmi Gazete'de yer aldı. Askeri Mahkeme'nin, "Askeri Ceza Kanunu'nda düzenlenen hırsızlık suçunun, alt sınırının Türk Ceza Kanunu'nda yer alan basit hırsızlık suçunun alt sınırından daha düşük olmakla birlikte, üst sınırının Türk Ceza Kanunu'ndan daha yüksek olduğu ve Türk Ceza Kanunu'nda yer alan hırsızlık suçunda malın değerinin az olması ile etkin pişmanlık hallerinde indirim veya cezasızlık nedenlerinin bulunmasına rağmen Askeri Ceza Kanunu'nda yer alan hırsızlık suçu bakımından bu hallerin düzenlenmemiş olması" nedeniyle düzenlemenin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu savıyla yaptığı başvuruyu inceleyen mahkeme, oyçokluğuyla iptal istemini reddetti. Ret kararında, hırsızlık suçunda askerlik camiasının gerektirdiği karşılıklı emniyet ve itimada dayalı bir ilişki içinde bulunan asker kişiler bakımından farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkabileceği, itiraz konusu kuralla bu ilişki içinde bulunan ast, üst ve arkadaşa karşı işlenen hırsızlık suçlarında ortaya çıkabilecek farklı sonuçlar da dikkate alınarak Askeri Ceza Kanunu'nda özel bir düzenleme yapıldığı, yasakoyucunun takdir yetkisi kapsamında farklı hukuki statü içinde bulunan kişiler hakkında farklı yaptırım öngören itiraz konusu kuralda hukuk devleti ve eşitlik ilkesine aykırılık bulunmadığı ifade edildi. Karara karşı çıkan AYM üyeleri Engin Yıldırım ve Celal Mümtaz Akıncı ise karşı oy yazılarında, "Askerlik görevini yerine getirenlerin suç işlememesine dönük tedbirlerin alınmasının, askeri disiplinin sağlanması açısından gerekli olduğu açıktır. Bununla birlikte, askeri disiplini korumak ve tesis etmek amacıyla getirilmiş bir kuralın, bireyin hak ve özgürlüklerini daraltması ve adalet duygusunun zedelenmesine yol açması da kabul edilemez. Bu durum, Anayasa'nın 2. maddesinde ifade edilen hukuk devleti ilkesinin ihlal edilmesi sonucunu doğurmaktadır. Asker kişilerin bir kısmı için askerlik gönüllü olarak tercih ettikleri bir meslekken, diğerleri için zorunlu olarak yaptıkları bir görevdir. Zorunlu olarak askerlik görevini yapan asker kişilerin özgürlüklerinin askerlik hizmeti süresince kısıtlandığını düşündüğümüzde, hırsızlık gibi sırf askeri suç olmayıp, kısmen askeri suç veya askeri suç benzeri bir eylem olarak tanımlanan bir fiil için, sivil şahıslardan farklı cezai muameleye tabi tutulmaları Anayasa'nın 10. maddesinde vücut bulan eşitlik ilkesine aykırıdır. Askerlik görevinin kendine has özelliklerinden dolayı asker kişiler ile sivil kişilerin farklı hukuksal konumlarda bulunmaları, bunlar arasında farklı muameleye neden olan her durumun meşrulaştırılmasının bir gerekçesi olamaz. Asker ve sivil kişiler arasında elbette farklılıklar vardır ama bu farklılıklar asker kişiler aleyhine temel hak ve özgürlükler anlamında eşitsizlik yaratmak için kullanılmamalıdır. Bu nedenle, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz" ifadelerine yer verildi. - Ankara