Atatürk Üniversitesi öğrencileri kofik ve kilimle unutulan gelenekleri sanata taşıdı

Son Güncelleme:

Atatürk Üniversitesi yüksek lisans öğrencileri, unutulmaya yüz tutan gelenek ve ritüelleri sanatsal tasarımlarla yorumladı. Yaklaşık 3 ayda 13 ürün hazırlayan 6 öğrencinin ehram, kilim ve kofik başlığını kullandığı eserler, 'Yad' sergisinde beğeniye sunuldu.

Erzurum'da Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin yüksek lisans öğrencileri, unutulmaya yüz tutan gelenek ve ritüelleri sanatsal tasarımlarla yeniden yorumlayarak bu mirası gelecek kuşaklara aktarıyor.

Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü yüksek lisans öğrencileri, geçmişten bugüne aktarılan ancak zamanla unutulmaya başlayan kültürel değerleri görünür kılmak amacıyla çeşitli tasarımlar yaptı.

Doğum, annelik, evlilik, kadınların toplumsal konumu, usta-çırak ilişkisi, inanç, aidiyet ve kültürel aktarım temalarının konu edildiği eserlerde kullanılan ehram kumaşı, geleneksel motifler, kilim parçaları ve farklı yörelere ait kültürel malzemeler, karma tekniklerle işlenip sanat diliyle ele alındı.

Tasarımlarda "kofik" denilen üzeri paralarla süslenmiş özel kadın başlıkları da kullanıldı. Bazı öğrenciler de kofiği Erzurum'un simgelerinden Selçuklu eseri Çifte Minareli Medrese, bazıları da kınayla bağdaştırdı.

Yaklaşık 3 ayda 13 ürün tasarlayan 6 öğrencinin eserleri fakültenin koridorlarında düzenlenen "Yad" sergisinde beğeniye sunuldu.

"Sembolik ifadeleri gün yüzüne çıkarmak istedik"

Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeynep Kırkıncıoğlu, AA muhabirine, çalışmaların araştırma, uygulama ve sunma aşamalarından geçtiğini söyledi.

Kırkıncıoğlu, eserlerin Tekstilde Kültürel Kimlik dersinin proje ödevi için hazırlandığını belirterek, "Geçmişte unuttuğumuz gelenek ve ritüellerimiz ile yazısız ve sözsüz iletişimde kullandığımız sembolik ifadeleri gün yüzüne çıkarmak istedik." dedi.

Geçmişi hatırlatmak için sergiye "Yad" ismini verdiklerini dile getiren Kırkıncıoğlu, şöyle devam etti:

"Hayatımızdaki renkleri çıkarıp daha soğuk ve koyu ortamda olduğumuz için bir farkındalık yaratmak istedik. Bunları yapan öğrencilerin her biri Anadolu'nun farklı kültürlerinde aidiyet ve belleğinde oturacak konular seçtiler ve çalışmalarını sanat alanında kullanılan farklı teknikleri bir araya getirerek karma teknik üslubuyla ortaya çıkardılar. Erzurum'un geleneksel başlığı kofiki kaybolmaması için sanatsal olarak tekrar çalıştık ama öğrencilerimiz farklı bir teknikle yorumladı. Bu şekilde başlığın daha çok Erzurum adına ortaya çıkmasını sağladık, unutulmaması için bir belge olarak sunmak istedik."

Usta-çırak geleneğini "Bağlı El" ile anlattı

Öğrencilerden Gaziantepli Burak Şeref de "bağlı el" adını verdiği eserini geçmişte terziliğe başlayan çırakların parmaklarının bağlandığı biçimde tasarladığını anlattı.

Geleneğin mesleğe "Hoş geldin ve zorluğuna hazır mısın?" anlamına geldiğini aktaran Şeref, "Usta-çırak artık günümüzde yaygın değil. Bu ritüelde çırakların olmamasından dolayı unutuldu. Saygınlık ile disiplin de yok oldu, terzilik de değersizleşti. Usta-çırak arasındaki saygının yok olması ve mesleğin giderek körelmesi, artık değer görmüyor olmasına işaret ettim. El işinin, disiplin ve sabrın ne kadar önemli olduğuna vurguladım." şeklinde konuştu.

Erzurum ve Kilis kültürünü "İzlek"te buluşturdu

Öğrencilerden Rümeysa Çınar ise tasarımında Erzurum ve Kilis yöreleri üzerine çalıştığını ve eserine "İzlek" adını verdiğini belirtti.

Çınar, "İzlek, iz ve geçmişin sürekliliği anlamına geliyor. Kültürel olarak sürekliliği, geçmişten geleceğe olan mesajı vermeye çalıştık. Kofik Erzurum'da sadece müzede bulunuyor, tamamen özelliğini kaybetmiş ve günümüzde bulunamıyor. Geçmişteki ürünü günümüze taşımak istedim." ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA