Ateşli ve Havalı Silahlar Cumhuriyet Kupası

Son Güncelleme:

"Esasen bizim düşüncemiz, kadınları hiç bir zaman başı açık veya örtülü olarak kategorize etmemektir" "Bir bayan, bir kadın, bir hanımefendi kendi kıyafetini kendisi belirler. Başını kendi ir...

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Esasen bizim düşüncemiz, kadınları hiç bir zaman başı açık veya örtülü olarak kategorize etmemektir. Bir bayan, bir kadın, bir hanımefendi kendi kıyafetini kendisi belirler. Başını kendi iradesiyle açık tutacağı gibi, kıyafetini rahatlıkla seçebileceği gibi bir kısmı da başlarını örtmek ihtiyacını duyabilir" dedi.


Arınç, Türk Tarih Kurumu tarafından Çırağan Sarayı'nda düzenlenen Türk Tarih Kurumu Şeref Üyeliği Töreni'nin ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını cevapladı.


Meclis'e başörtüsüyle gelecek olan milletvekilerine ilişkin CHP'nin tavrının sorulması üzerine Arınç, şunları kaydetti:


"Bazı kadın milletvekillerimiz, hac vazifelerini ifa etmeleriyle artık başörtülü olarak hayatlarını devam etmek istediklerini, inançları bakımından buna daha uygun olacaklarını söylediklerini biliyoruz. Muhtemelen yarın, belki daha sonra bazı kadın milletvekilleri parlamentoya bu kıyafetleriyle geleceklerdir. Esasen bizim düşüncemiz, kadınları hiç bir zaman başı açık veya örtülü olarak kategorize etmemektir. Bir bayan, bir kadın, bir hanımefendi kendi kıyafetini kendisi belirler. Başını kendi iradesiyle açık tutacağı gibi, kıyafetini rahatlıkla seçebileceği gibi bir kısmı da başlarını örtmek ihtiyacını duyabilir. Bunlara saygı göstermemiz lazım. İnsanların temel hakları budur, ifade özgürlüğü budur, kılık kıyafet özgürlüğü, düşünce özgürlüğü budur. Eğer din ve vicdan açısından bakarsak, bunu özgürlük olarak kabul ederiz. Kıyafet veya kendini ifade etme özgürlüğü olarak bakarsak yine aynı şekilde düşünmeliyiz."


Başbakan Yardımcısı Arınç, TBMM'nin kendi iç düzenini ortaya koyan, anayasası denilebilecek bir iç tüzüğü bulunduğunu, bütün milletvekillerinin iç tüzüğe uygun hareket etmek mecburiyetinde olduğunu ifade ederek, "Maalesef uygulamada iç tüzüğün pek çok maddesi ihlal edilmekte ama bunlar hoşgörüyle karşılanmaktadır. Kaldı ki, kılık kıyafeti düzenleyen zannediyorum iç tüzüğün 56. maddesinde, kadın ve erkeklerin ne şekilde giyineceklerine dair bir hüküm vardır. Başının kapalı olması ya da açık olmasıyla ilgili bir cümle bulunmamaktadır. Bu da çok doğaldır" diye konuştu.


"Özgürlükler asıldır, yasaklar istisnaidir"


Bütün dünyadaki evrensel kuralın "hürriyetler, özgürlüklerin asıl, yasakların istisnai" olmasını düzenlediğini olduğunu belirten Arınç, "Eğer bir yasak olsaydı, bunun iç tüzükte açıkça belirtilmesi gerekirdi. 'Başı açık olmak mecburidir' diye bir hüküm bulunmadığına göre, başı açık olmakla başı kapalı olmanın tercihlere bırakılabileceğini anlayabiliriz" ifadelerini kullandı.


Buna CHP'nin geçmişten bu yana muhalefet ettiğini ifade eden Arınç, ancak CHP'nin muhalefet ettiği argümanlardan hiçbirisinin gerçekçi, hukuki, meşru, haklı ve makul olmadığını belirtti.


Arınç, geçmişte bunların çok tartışıldığını ve bu tartışmayı yapanların hepsinin millet nazarında da kaybettiğini, düşüncelerinin, partilerinin bundan hiç bir zaman kazançlı çıkmadığını söyledi.


Bülent Arınç, 1999'da milletvekili olarak seçilen ve başörtüsüyle Meclis'e yemin etmek için gelen Merve Kavakçı'nın büyük protestolarla karşılaştığını hatırlatarak, şunları kaydetti:


"O zaman Başbakan olan rahmetli Ecevit çok ağır sözler söylemişti. O zaman Cumhurbaşkanı olan Demirel adeta bu kadın milletvekilinin provokatör olduğunu ifade etmişti. Ama aradan 14 sene geçti. Bunu yapanları tarih, millet affetmedi. 99 seçimlerinden yüzde 22 oyla çıkan DSP, 3,5 sene sonra yapılan seçimlerde yüzde 1,5'a düştü. O günkü protestolarda 'dışarı dışarı' diye bağıranların hiç birisi parlementoya tekrar geri dönemedi. Millet bu yanlışlığı affetmedi. O gün buna karşı çıkanlar, hiçbir şekilde doğru söylemediler. Sadece korkulardan, vehimlerden haraket ettiler. Artık Türkiye'de özgürlükler genişledi. Demokratikleşme ilerledi ve büyüdü."


"Boş ve kof bir gürültüydü"


Başbakan Yardımcısı Arınç, bugün gelinen noktada artık kamu kurumlarındaki kılık kıyafet yasaklamalarının da ortadan kalktığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bir bayan milletvekilinin parlamentoda başındaki örtüsüyle bulunmasına gelince, unutmayın Merve Kavakçı örneğini vermek istemiyorum ama ortadaki bir çelişkiyi söylemek istiyorum. O da nedir? Bir kadın başındaki örtüsüyle aday olduğunda hiç bir yasak yoktu. Yüksek Seçim Kurulu veya ilçe seçim kurulları 'böyle aday olamazsın' demediler. Bu şekilde seçim kampanyası yaptı. Halk onu bu şekliyle kabul etti ve seçti. Seçildikten sonra il seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kurulu bu seçilen milletvekiline mazbata verdi. Hiçbir seçim kurulu 'mazbata vermiyorum' demedi. Hiçbir parti de bu şekilde mazbata alan milletvekiline itiraz etmedi. Ne zamanki Parlamento'ya girdi, o zaman gürültü koptu. Bu boş ve kof bir gürültüydü. Hiç küçücük bir kıymeti bile yoktu. Adaylığına itiraz etmediğin, mazbatasını almasına itiraz etmediğin veya edemediğin bir konuda parlamentoya ne hakla itiraz edebiliyorsun? Hangi yetkiyle..."


Anayasa normu


Arınç, Türkiye'de en üstte Anayasa normu bulunduğunu, Anayasa'da, kanunda, yönetmelik veya iç tüzükte buna ilişkin bir yasaklama olmadığını ifade ederek, "O zaman sizin bağırmanız, çağırmanız sadece kendi ideolojinizin gereği olmaktan öteye geçemez. Bunların hukuk nezdinde hiçbir geçerliliği de olmaz. Eminim ki artık Türkiye'nin geldiği noktada kadın milletvekillerimizin kaç tanesi bunu yaparsa bunlar hiç önemli değil, onların vereceği bir karara hiç kimsenin müdahale etmemesi gerekir" dedi.


Bugün MHP ve BDP'nin gösterdiği olgunluğu ve Türkiye'de özgürlüklere açılan alanları CHP'nin de kabul etmesi gerektiğinin altını çizen Arınç, sözlerine şöyle devam etti:


"İnsanları üzecek, rencide edecek herhangi bir davranışta bulunmaması gerekir diye düşünüyorum. TBMM, bu olgunluğu gösterecektir. Unutmayınız ki, geçmişte 'kamusal alan' diyerek Meclis'i veya başka kurumları başörtülülere yasaklayan bir anlayış artık iflas etmiş, çağdışı bir anlayıştır. Unutmayın ki, o Meclis'in genel kurulunda dinleyici locasında sayın Cumhurbaşkanımızın eşleri başındaki örtüsüyle rahatlıkla genel kurulu izleyebilmiştir. Unutmayın ki, resmi törenlerde sadece Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde değil, Türkiye'nin her yerindeki resmi törenlerde bir görevi olmayan hanımefendiler veya bir görevde bulunan seçilmiş insanlar başındaki örtüleriyle bulunabilmektedir. Bunun genel kurul salonuna girmekten öte bir anlamı da yoktur. İnşallah bir tartışma yaşanacağını düşünmüyorum."


- İstanbul

Kaynak: AA