BNEF 2026-2030'da rafineri kapasitesinde günlük 4,2 milyon varil artış bekliyor

Son Güncelleme:

BNEF'in raporuna göre küresel net rafineri kapasitesi 2026-2030'da günlük yaklaşık 4,2 milyon varil artması bekleniyor. Planlanan projeler tamamlanırsa kapasite artışı petrol ürünleri talebini aşabilir ve rafineri marjları düşebilir.

Küresel petrol rafineri kapasitesinin 2026-2030 döneminde günlük 4,2 milyon varil artması bekleniyor.

Uluslararası enerji analiz ve araştırma kuruluşu BloombergNEF'in (BNEF) Küresel Petrol Rafineri Görünümü raporuna göre, küresel petrol rafineri kapasitesinde geçen yıl görülen düşüşün ardından 2026-2030 döneminde güçlü toparlanma bekleniyor.

Bu dönemde küresel net rafineri kapasitesinin günlük yaklaşık 4,2 milyon varil artacağı tahmin ediliyor. Bu miktar, önceki 5 yıllık dönemde kaydedilen net kapasite artışının yüzde 162 daha fazla olduğu değerlendiriliyor.

Söz konusu artışın günlük yaklaşık 2,9 milyon varillik bölümünün mevcut rafinerilerde kapasite artırımını kapsayan yatırımlardan gelmesi bekleniyor. Bu projelerde kapasite artışının Afrika, Hindistan, Çin, Asya Pasifik'in diğer ülkeleri, Orta Doğu ve Latin Amerika'da gerçekleşeceği öngörülüyor.

Sıfırdan inşa edilen yeni rafineri yatırımlarının ise kapasiteye günlük yaklaşık 1,5 milyon varil eklemesi bekleniyor. Bu yatırımlar ağırlıklı olarak Afrika, Hindistan, Çin ve Asya Pasifik'in diğer ülkelerinde yoğunlaşıyor.

Aynı dönemde, Avrupa ve Kuzey Amerika başta olmak üzere devreden çıkarılacak rafineri kapasitesinin küresel kapasiteyi günlük yaklaşık 200 bin varil azaltması bekleniyor.

BNEF, öngörülen kapasite artışının rafine petrol ürünlerine yönelik beklenen talep büyümesinin oldukça üzerinde olduğuna dikkati çekiyor.

Planlanan projelerin tamamlanması halinde rafineri kapasitesindeki artışın petrol ürünleri talebini aşabileceği, bunun da rafineriler arasındaki rekabeti artırarak rafineri marjlarını düşürebileceği öngörülüyor.

Kapasite artışının yüzde 95'i Afrika ve Asya Pasifik'ten

Afrika ve Asya Pasifik'in 2030'a kadar küresel net rafineri kapasitesi artışının yaklaşık yüzde 95'ini oluşturması bekleniyor.

Bu bölgelerdeki kapasite artışında güçlü petrol ürünü talebi beklentilerinin yanı sıra ithalata bağımlılığı azaltma politikaları ile ihracata ve petrokimya entegrasyonuna yönelik yatırımlar etkili oluyor.

Kısa vadede ise Çin ve Hindistan öne çıkıyor. İki ülkenin 2026 ve 2027'de devreye alınması beklenen toplam yeni rafineri kapasitesinin yüzde 71'ini oluşturacağı tahmin ediliyor. Bu döneme ilişkin projelerin büyük bölümü halihazırda faaliyete geçmiş veya inşaat aşamasında bulunuyor.

Buna karşılık, 2028-2030'da planlanan kapasitenin daha büyük bölümünün erken proje aşamasında olması nedeniyle gecikme veya iptal risklerinin arttığı belirtiliyor. BNEF'in takibine göre, 2026-2030'da planlanan kapasite artışlarının yaklaşık yarısı halihazırda faaliyette veya inşaat aşamasında bulunuyor.

Avrupa ve ABD'de kapasite kayıpları sürebilir

Rafineri kapasitesinin gelişim hızının bölgelere göre farklılık göstermesi, ham petrol ve petrol ürünlerinin ticaret akışlarında da farklılaşmaya yol açacağı tahmin ediliyor.

Çin'de artan rafineri kapasitesinin arz fazlasına yol açabileceği ve bunun daha küçük bağımsız rafineriler arasında ilave konsolidasyonu beraberinde getirebileceği değerlendiriliyor.

Hindistan ve Afrika'daki yatırımlar ise ülkelerin ve bölgenin petrol ürünlerinde dışa bağımlılığı azaltma hedeflerini desteklerken, Avrupa ve ABD'de bazı rafinerilerin devreden çıkarılmaya devam edebileceği öngörülüyor.

Atlantik Havzası'ndaki rafinerilerin rekabet gücü artıyor

BNEF'e göre, İsrail/ABD-İran Savaşı Orta Doğu'daki petrol ürünleri ile Basra Körfezi'nden sağlanan rafineri ham maddelerinin ticaret akışlarında aksamalara yol açıyor.

Söz konusu gelişmelerin Atlantik Havzası'ndaki rafinerilerin rekabet avantajını artırdığı değerlendirilirken, savaşın orta vadeli küresel rafineri kapasitesi yatırım planları üzerindeki etkisinin sınırlı kaldığı ifade ediliyor.

Bununla birlikte, bölgedeki çatışmaların depolama, boru hatları ve lojistik altyapının dayanıklılığını artırmaya yönelik yatırımların önemini güçlendirdiği ifade ediliyor.

Kaynak: AA