CHP'li Sarı, Tugay'ın AK Parti'ye geçişine tepki gösterdi; İzmir'den özür istedi.
CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı, Cemil Tugay'ın AK Parti'ye katılmasına tepki göstererek, 2024 seçimleri öncesinde Kılıçdaroğlu'nun uyarılarına rağmen aday gösterildiğini öne sürdü. Sarı, Tugay'a kefil olanların İzmir halkından ve Kılıçdaroğlu'ndan özür dileyeceğini söyledi.
(ANKARA) - CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye katılmasına ilişkin, Tugay'ın 2024 yerel seçimleri öncesinde Kemal Kılıçdaroğlu'nun uyarılarına rağmen aday gösterildiğini öne sürerek, "Cemil Tugay'a bireysel olarak kefil olanlar, Kemal Kılıçdaroğlu'nun uyarılarını yok sayanlar önce İzmir halkından, sonra bütün kamuoyundan, sonra da Kemal Kılıçdaroğlu'ndan özür dileyecekler" dedi.
CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Sarı, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi.
Müslim Sarı, Mekke Anlaşması'nın Anayasa'nın 90'ıncı maddesine uygun olarak bir an önce Meclis gündemine getirilmesi ve parlamentonun onayına sunulması gerektiğini belirterek, "Biz bir an önce bu büyüyen risklerimizi, ki daha önceki toplantılarımızda bu risklerimizi dile getirmiştik, bu büyüyen risklerimiz karşısında ortaya çıkabilecek bir oldu bittiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin bırakılmaması gerektiğini, bu riskleri özel bir önemle takip ettiğimizi ancak mutlaka hukuka uygun biçimde yürütülmesi gerektiğini savunuyoruz" ifadelerini kullandı.
"OKULLARDAKİ ŞİDDET OLAYLARINA İLİŞKİN BİR AN ÖNCE ADIM ATILMALI"
Sarı, okullarda yaşanan şiddet olaylarına ilişkin, "Okullar açılalı daha bir ay olmadan, son üç haftada beşinci olay yaşandı. Başakşehir'de bir öğrencimiz de öldürüldü, yakınların başsağlığı, kendisine de rahmet diliyorum" dedi.
Cumhur İttifakı'nın okullardaki güvenlik sorununu gündemine almadığını savunan Sarı, "Gündeminde olsa bile bu konudaki somut gelişmeleri görmüyoruz. Bu konuda bir an önce adım atılması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun takipçisiyiz. Güvenlik sadece güvenlik tedbirleriyle sağlanmaz. Güvenlik tedbirleri aslında bir sonuçtur. Ama o sürece giden sosyal sorunlar, psikolojik sorunlar... Bunların da kapsamlı bir biçimde ele alınmasının gerekli olduğuna inanıyoruz" diye konuştu.
"FON YOLSUZLUĞUNUN ÜSTÜNÜ ÖRTMEK İSTİYORLAR"
Parti Sözcüsü Sarı, MYK'nın bir diğer gündeminin de partilerine yönelik operasyonlar olduğunu dile getirdi. Müslim Sarı, son altı günde CHP'li sekiz belediyeye operasyon düzenlendiğini belirterek, operasyonların fon soruşturmasına ilişkin tartışmaları gündemden düşürmek amacıyla yapıldığını öne sürdü. Sarı, seçilmiş belediye başkanlarının tutuksuz yargılanması gerektiğini savunarak, CHP'li belediyelere yönelik operasyonların "sistematik, hızlı ve toplu" biçimde yoğunlaşmasını eleştirdi.
TUGAY'IN AK PARTİ'YE KATILMASINA TEPKİ
CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye katılmasının CHP ve muhalefet tabanında hayal kırıklığı, umutsuzluk ve üzüntüye neden olduğunu belirtti. Sarı, Tugay'ın AK Parti'ye katılmasını eleştirerek, muhalefet partisinden seçilen bir belediye başkanının, siyasal mücadelesini karşıtlığı üzerine kurduğu iktidar partisine geçmesinin "ahlaki bir sorun" olduğunu söyledi.
Sarı, son dönemde yaklaşık 50 belediye başkanı ile 300'ün üzerinde belediye meclis üyesinin AK Parti'ye geçtiğini belirterek, bu durumun CHP tarihinde daha önce yaşanmadığını savundu. Sarı ayrıca, söz konusu isimleri CHP listelerinden adaylaştıranların da sorumluluk üstlenmesi ve özeleştiri yapması gerektiğini ifade etti.
"ÖNCE İZMİR HALKINDAN, SONRA KILIÇDAROĞLU'NDAN ÖZÜR DİLEYECEKLER"
Müslim Sarı, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 2024 yerel seçimleri öncesinde Tugay'ın yeniden aday gösterilmemesi yönünde uyarıda bulunduğunu, ancak CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in bu uyarıya rağmen Tugay'ı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday gösterdiğini öne sürdü. Sarı, şöyle konuştu:
"Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, 2024 seçimlerinden önce, kurultaydan sonra devir teslim töreni esnasında, yani törenle kendi koltuğunu Özgür Özel'e bıraktığı törenden bahsediyorum, bu tören esnasında özel bir görüşme yapılıyor. Bu özel görüşmede Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, Cemil Tugay'la ilgili bazı değerlendirmelerde bulunuyor. ve diyor ki: 'Cemil Tugay'ı bir daha aday göstermeyiniz.' Sayın Genel Başkan diyor. Çünkü bu Cemil Tugay, Karşıyaka Belediyesi'nde Cengiz İnşaat'la iş birliği yapıyor, iş tutuyor. Bırakınız Karşıyaka Belediye Başkanlığı'nı, bir belediye başkanlığı yapabilecek çapta, potansiyelde ve ahlaki duruma sahip olmayan biridir. Dolayısıyla bunu aday yapmayınız. Bu konuyla ilgili uyarılarda bulunuyor. Sayın Özgür Özel ise iki kişi arasında geçen bu konuyu konunun muhataplarıyla paylaşıyor. Paylaştığı kişilerden biri Sayın Belediye Başkanı Cemil Tugay. Yani Karşıyaka Belediyesi'nde bir daha aday yapmamayı, kendisini Büyükşehir Belediye Başkanı adayı yapıyor. Yani Sayın Genel Başkanımızın uyarılarına rağmen ve böyle bir konu ve böyle bir toplantı yapılmış olmasına rağmen kendisi bu uyarıları yok sayarak Cemil Tugay'ı Büyükşehir Belediye Başkanı yapıyor. Peki niye? Neden? Yani Cemil Tugay çok yetenekli, çok başarılı bir insan olduğu için mi? Hayır. Bunun tek nedeni var. Cemil Tugay, kurultay esnasında İzmir'den Özgür Özel'i destekleyen tek belediye başkanı. Açık açık desteğini ifade eden, Kemal Kılıçdaroğlu'nun karşısında Özgür Özel'i destekleyeceğini söyleyen, Anadolu'da çalışmalar yapan tek belediye başkanı. Dolayısıyla Cemil Tugay'ın Büyükşehir Belediye Başkanı olmasının tek nedeni budur.
Yani Sayın Kılıçdaroğlu'nun uyarılarına rağmen, 'Bunu bir daha yapma' demesine rağmen, bırakınız ilçe belediye başkanı yapmayı, onu taltif ederek daha üst bir makama, Büyükşehir Belediye Başkanı makamına layık gören Sayın Özgür Özel'dir. ve bunu yapmasının tek nedeni de kendisini desteklemesidir. Şimdi mesele bu kadar açık ve net. Peki aday yaparken ne diyor? 'Sütte leke var, onda yok.' diyor. ya bu kadar da kefil oluyor kendisine. Yani diyor ki: 'Ben kendisine kefilim. Kendisi lekesiz bir insandır. Asla bizi satmaz. Asla harama el uzatmaz. Sonuna kadar arkasındayım.' Böyle otobüsün üzerinde konuşuyor. Peki ne oldu? Şimdi gelmiş olduğumuz noktada ne diyor Sayın Özgür Özel? Gelmiş olduğumuz noktada diyor ki: 'Partisini satmayanlar kardeşimdir. Satıp gidenler haindir. Hain oğlu haindir.' İlk defa Sayın Özgür Özel'e katılıyorum. Hangi cümlesine? Tekrar ediyorum: 'Partisini satmayanlar kardeşimdir.' Biz de aynısını söylüyoruz. 'Partisini satmayanlar ve çekip gitmeyenler kardeşimizdir.' Katılıyoruz Sayın Özgür Özel'e. Dolayısıyla kendi içine bir özeleştiri yaptığını düşünmek istiyorum burada. 'Satıp gidenler haindir. Hain oğlu haindir.' Evet, aynen katılıyoruz Sayın Özgür Özel. 'Partisini satıp gidenler haindir. Hain oğlu haindir.' Dolayısıyla Cemil Tugay meselesi budur. Bundan ibarettir. Bütün bunlar kamuoyunun önünde gerçekleşmiştir. Hiç kimsenin hiçbir şeyi çarpıtmaya hakkı yoktur. Hiç kimsenin de pişkinlik yapmaya hakkı yoktur. Çıkacaklar, kamuoyunun önünde özür dileyecekler. Nitekim bazı arkadaşların özür dilediklerine ilişkin, bazı özeleştiri yapmamız gerekiyor dediklerine ilişkin bazı paylaşımları görüyoruz. Mutlulukla karşılıyoruz. Doğru olan budur. Siyasi etik bunu gerektirir. Dolayısıyla kimse kimseyi kandırmasın. Her şey kamuoyunun önünde, bu gök kubbenin altında gerçekleşmiştir. Cemil Tugay'a bireysel olarak kefil olanlar, Kemal Kılıçdaroğlu'nun uyarılarını yok sayanlar ve bunlara kefil olan bütün bu arkadaşlarımız çıkacaklar; önce İzmir halkından, sonra bütün kamuoyundan, sonra da Kemal Kılıçdaroğlu'dan özür dileyecekler. Bunu kamuoyu bekliyor. Konuyu hiçbir şekilde çarpıtmaya gerek yok."
"FATMA BETÜL SAYAN KAYA VE EŞİ NEDEN TUTUKLANMIYOR?"
Müslim Sarı, fon soruşturması kapsamında eski AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya'nın ifadeye çağrılmasına ilişkin şunları kaydetti:
"Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi neden tutuklanmıyor? Belediye başkanları gözaltına alınırken, tutuklanırken, tutuklu yargılanırken niçin bu arkadaşlarımıza bu işlem uygulanmıyor? Şimdi böyle çok olay olabilir. Bakın, sadece bu hanımefendi ve bu hanımefendinin eşiyle ilgili bir mesele değil. Bu, iceberg'in su üstündeki kısmı. Şimdi meselenin çok daha derin ve çok daha boyutlu olduğu bize yansıyan bilgiler arasında. Bu bilgiler teyit edildikçe sizlerle paylaşılacak. Ancak bir iki kişinin sorgulandığı, 'şüpheli' sıfatıyla sorgulandığı, davet edildiği, ifadesine başvurulduğu gibi yumuşak gerekçeler, bu milyarlarca doları bulan maliyeti anlatmaya yetmez. Çifte standardı ortadan kaldırmaya da yetmez."