CHP'nin "Emeklilerin Onurlu Yaşam Hakkı Buluşması"... Özgür Özel: "Emeklinin İtirazını Duymayan Kaçsın. Sandığa Kadar Kovalayacağız Sizi"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Söz Emeklilerin: Emeklilerin Onurlu Yaşam Hakkı Buluşması”nda, “Artık emekli bugünün iktidarından zam, iyileştirme istemiyor. Sandık istiyor. ‘Getir sandığı’ diyor. Buradan hepiniz adına AK Parti’nin kara düzenine meydan okuyorum. Bizim itirazımız var. Bu kara düzene itirazı var emeklinin. Açlığa itirazım var. Yoksulluğa itirazım var. Sefalet ücretine itirazım var. Bu kara düzene itirazım var. AK Parti’nin kara düzenine itirazım var. Bu itirazı duyan duyar, duymayan kaçsın. Sandığa kadar kovalayacağız sizi, seçim sandığına kadar” dedi.
(ANKARA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Söz Emeklilerin: Emeklilerin Onurlu Yaşam Hakkı Buluşması"nda, "Artık emekli bugünün iktidarından zam, iyileştirme istemiyor. Sandık istiyor. 'Getir sandığı' diyor. Buradan hepiniz adına AK Parti'nin kara düzenine meydan okuyorum. Bizim itirazımız var. Bu kara düzene itirazı var emeklinin. Açlığa itirazım var. Yoksulluğa itirazım var. Sefalet ücretine itirazım var. Bu kara düzene itirazım var. AK Parti'nin kara düzenine itirazım var. Bu itirazı duyan duyar, duymayan kaçsın. Sandığa kadar kovalayacağız sizi, seçim sandığına kadar" dedi.
CHP Emek Büroları, bugün Ankara Kocatepe Kültür Merkezi'nde "Söz Emeklilerin: Emeklilerin Onurlu Yaşam Hakkı Buluşması" düzenledi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş ile Kocatepe Camisi'nde cuma namazı kıldı. Namazın ardından Kocatepe Kültür Merkezi'ne gelen Özel, burada partisinin Ankara Milletvekili Adnan Beker ile buluşmaya katılan emeklilere tavuk pilav ikramında bulundu.
Buluşmanın açılış konuşmasını CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu yaptı. ABB Başkanı Mansur Yavaş da katılımcılara hitap etti.
Temizlik işçiliğinden emekli Huriye Yazıcı, harita topoğrafı SSK emeklisi Hasan Şenses ve 33 yılın ardından PTT'den emekli olan Yaşar Bayın da buluşmada kürsüye gelerek yaşadıkları sorunları anlattı. Ardından emekli sendikaları temsilcileri konuştu. Sırasıyla DİSK Dev Emekli-Sen Genel Sekreteri Fikri Kalender, Tüm Emeklilerin Sendikası Genel Başkanı Zeynel Abidin Ergen ve 2021 Tüm Emekliler Sendikası Genel Başkanı Salman Hürkardeş katılımcılara hitap etti.
"Mansur Başkan burayı Gökçeklerden aldı, şimdi emekliler kullanıyor"
Programın son konuşmacısı CHP Lideri Özel, oldu. Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"Ömürlerini bu ülkeye, bu devlete, bu millete hizmetle geçirmiş, elleri nasırlaşmış, dirsekleri çürümüş, gözlüğünün numaraları büyümüş, rahat etmesi gerektiği, artık dinlenmesi gerektiği, torun sevmesi gerektiği günlerde en büyük zulmü görmüş, Türkiye, dünya siyaset tarihinin en büyük haksızlığıyla, en büyük ihanetiyle karşı karşıya gelmiş, en büyük kötülüğü görmüş her bir emeklimizin ayrı ayrı ellerinden öpüyorum. Ankara'da bu güzel mekanın içindeyiz. Konuşmasını yapıp Mersin'deki toplantıya katılmak üzere -yolu açık olsun- giden Mansur Başkanımız, bu mekanı geri alabilmek için yedi yıl boyunca uğraştı. Melih Gökçek ailesinden aldı burayı. Bu mekanı bir uzun dönem anlaşmayla ailenin hakim olduğu bir vakfa devredip burada iktidarını sürdürüyorlardı. Burayı aile kullanıyordu, kiraya veriyordu. İstanbul'da 2019 seçimlerini aldığımızda Ekrem Başkan çağırdı beni, o zaman Grup Başkanvekiliyim. Dedi ki 'Grup Başkanvekilim, bunu bir görmen lazım.' Bakırköy'ün ortasında, Florya'da yüksek duvarlar, çimler, ortada bir koca villa. Dedi ki 'Burası neymiş, biliyor musunuz? Burası Büyükşehir Belediye Başkanının, etrafı ise AK Partili belediye başkanlarının villaları, havuzları ve hayatlarını geçirdikleri, yemeklerinin ortak piştiği, eğlencelerin olduğu, lüksün olduğu bir yer.' Ekrem Başkan orayı görünce ve 'Çık' dediğinde, önce çıkmaya direndiler. 'Televizyonları getiririm buraya, görürler' deyince apar topar gittiler. Ekrem Başkan orayı İstanbul Planlama Ajansı (İPA) yapmıştı. Mansur Başkan da Gökçeklerden burayı aldı. İşte bu güzel güne ev sahipliği yapıyor. Bir ailenin değil, Türkiye'nin en şüpheli, serveti şüpheli. Kendi Başbakan Yardımcısı, Meclis Başkanı, 'Çağırsın savcı, anlatayım' diyor Bülent Arınç. Bütün Türkiye'ye karışan, İstanbul'daki Bülent Arınç'ı duymuyor. Bülent Arınç'ın 'Çağırsınlar, 10 yıldır niye çağırmıyorlar? Her bildiğimi anlatırım' dediği; 'Ankara'yı parsel parsel sattın' dediğinden burayı söke söke aldık. Emekliler kullanıyor. Helali hoş olsun. Bu kampüs ve bu salon tüm imkanlarıyla Türkiye'deki emeklilerin siz değerli temsilcilerinin, onlar kabul etmiyor ama emekli sendikası vardır, olacaktır, engeller kaldırılacaktır. Hepinizin kullanımına açık. Örgütlü bütün yapıların kullanımına açık. Mücadele eden, ses duyuracak olan, bir araya gelip birbirine güç verecek olan herkesin kullanımına açıktır."
"5510 sayılı yasayı yaparken şeytanlıkla bugünün şartlarını bile isteye hazırladılar"
Yıllar önce devlet, milletle bir sözleşme yaptı. Dedi ki 'Sen çalış, ben her ay maaşından keseceğim. Ama günü gelince seni dinlendirip, seni emekli edip yerine gençleri işe alacağım. Şimdi sen çalışırken, hem emekliliğine çalışacaksın hem şimdiki emeklilere bakacaksın. Günü gelince de bu devlet sana bakacak.' Bu prim, her birinizin maaşlarından kesildi ya da serbest çalışanlar kendi cebinden yatırdı, yatıramadığını faiziyle günü gelince ödedi. O günün emeklisi için ve bugün kendinizin rahatı, huzuru için ödediniz, biriktirdiniz. Bu düzende yıllarca ödediğiniz primleri, birileri iktidara geldiklerinde ağızlarından baklayı çıkarmışlardı zaten, demişlerdi ki 'Emeklilere kalkınmadan pay, refah payı, büyümeden pay verilmez. Onlar milli geliri artıran değil, azaltan unsurlar' diyerek ne pis niyetleri olduğunu söylemişlerdi. Sonra 5510 sayılı yasayı yaparken, o yasada aylık bağlama oranlarını belirlerken her bir satırında bir şeytanlıkla bugünün şartlarını bile isteye hazırladılar.
"Siz utanmayın, size bu maaşı reva görenler utansın"
Eskiden emekliler bu iktidar gelmeden önceki iktidarın son ödediği en düşük emekli maaşı, bir buçuk asgari ücretti. Bugün biz bu asgari ücreti beğenmiyoruz. Size hiç ilişmeseler bugün 42 bin lira maaş alıyor olacaktınız. Ama bugünlere, yani 18 bin 975 lira, şimdi harçlık verir gibi emekliye alay eder gibi bin lira daha vermeye kalkıyorlar. Dün ne büyük mücadeleler, ne büyük itirazlar yapıldı. Şimdi diyorlar ki 'Emekli 20 bin lirayla geçinecek.' Ev kirasının emekli maaşından yüksek olduğu bir dönemdeyiz. Yani bütün parayı kiraya verse, yetmiyor. Eğer kiraya verirse aç kalacak, karnını doyurmaya çabalasa sokakta kalacak emekli. Televizyonlar gösteriyor sokakta kalanları. Böyle 200 liralık otellerde sürünenleri, perişan olanları. Bu şartlar altında Türkiye'de biraz önce dinlediğim konuşmaların her bir tanesi bir diğerinden etkileyici. 'Utanmayalım mı' diyor bir de kendisi soruyor 'Utanmayalım mı' diye. Vallahi siz utanmayın, sizi bu duruma getirenler, size bu maaşı reva görenler utansın.
"Ülkenin ana gündemi emeklidir, asgari ücretlidir, yoksullardır"
İki yıldan biraz fazla geçti üstünden genel başkan adayı olarak gittiğim her şehirde de sonra kurultayımızda da söylemiştim: 'CHP, kimsesizlerin kimsesidir. CHP, kimsenin sesini duymadığının sesidir. Bundan sonra CHP, birilerinin istediği gibi kutuplaşmaya, birilerinin istediği gibi 'Bizden olanlar, oradan olanlar' diye birbirlerinden ayrılmaya, birilerinin uzaklaştırdığı, kutuplaştırıldığı, karşı tarafı şeytanlaştırıp arkasını kalabalıklaştırdığı bir dikine kesen siyaset yerine; enine kesen ve herkese dokunan siyaset yapacak. CHP sadece CHP'li değil; AK Parti'ye, MHP'ye, diğer partilere oy vermiş emeklilere dokunacak, asgari ücretlilere de dokunacak. Eğer emeklinin sorunu varsa sosyal demokrat bir partinin sorunu vardır. Eğer emekli geçinemiyorsa ülkenin ana gündemi kutuplaşma değil, emeklinin sesinin duyurulmasıdır. Ülkenin ana gündemi emeklidir, asgari ücretlidir, yoksullardır.'
"Emeklinin gözünde hiçbir zaman görmediğim kadar büyük bir öfke görüyorum"
Kızdıkları altın hesabıyla, inadına yapıyorum. O hesabı bırakırsam kendimi inkar etmiş olurum. Sen geldiğinde en düşük emekli maaşı sekiz çeyrek altın alıyordu, bugün iki çeyrek altın alıyor. Sen emeklinin cebinden altı çeyrek altını her ay çalacak bir plan yaptın. Ona göre bir kanuni düzen yaptın. O planı uyguladın. Şimdi altı çeyrek altın her emeklinin cebinden çalındı. Gitti bir başka yere verildi. Biz CHP olarak geçen yılın sonu gelirken yaklaşmakta olan bu sosyal krizi gördük. Ben 2009 yılından beri bu partinin otobüslerinin üstündeyim. Gitmediğim şehir yok. Meydan meydan dolaşıyoruz. İlk kez son bir yıldır gördüğüm ve son bir aydır en üst düzeye ulaşmış bir şekilde meydanlarda -ki çok sayıda emekli geliyor- gözlerindeki büyük öfkeyi görüyorum. Hiçbir zaman görmediğim kadar büyük bir öfke görüyorum. Bir sosyal kriz geliyor. Bir sosyal patlama geliyor. 'Gelin bunu düzeltelim' dedik. Bir sosyal krizden, sosyal patlamadan medet uman bir kolaycı siyaset değil, buna mani olacak yapıcı bir siyasete giriştik.
İktidarımızdan önce, daha bugünlerde yapılsın diye asgari ücretin 39 bin lira olmasını, en düşük emekli maaşının 39 bin liraya çıkarılmasını, bunun yapılması için gerekli kaynak çalışmalarını yaptık, anlattık. Küçük esnafa, tekstilciye, sosyal güvenlik sistemi üzerinden prim desteği vererek… Türkiye'de sorun şu: Asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Bunun için orada devletin araya girip belli sektörleri ve belli sayının altında çalıştıran küçük esnafı, KOBİ'leri kollayacak pirim destek sistemleri yapması lazım. Hepsini önerdik, ellerinin tersiyle ittiler. 19 bin lira yaptılar. Hatta duydum, inanamadım, dedim ki 'Normal enflasyon zammı 19 bin, sorun bakayım emekli için ne yapmayı düşünüyorlar? Hiç değilse kendi asgari ücretlerine çıkaracaklar mı?' Grup Başkanvekili arkadaşlar sordu. Ben de Beykoz'da mitinge çıkmama yarım saat var, otobüsün arkasındayım. Dediler ki 'Genel Başkanım, inanamazsınız. Delirmiş bunlar. 'Bin lira vereceğiz' diyorlar. Bir de kapatıp gidiyorlar.'
"Gelecek hafta Meclis'te çok tarihi bir oylama olacak. Eksiksiz orada olacağız"
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan 1920'de o Meclis'i kurdu Cumhuriyet'in ilanından üç yıl önce. Günü geldi, memleketi kurtardı. Dediler ki 'Ne yapacaksınız?' Dedi 'Ne yapayım?' Dediler, 'İngiliz tipi krallık mı? Amerikan tipi başkanlık mı? Yoksa saraydan padişahlığa devam mı?' Atatürk dedi ki 'Biz Ankara'da bir Meclis kurduk, millet o Meclis'i seçer. O Meclis ne görev verirse onu yaparım' dedi. Ne daimi Cumhurbaşkanlığını kabul etti. Dedim ki arkadaşlara, 'Biz bu Meclis'te Kurtuluş Savaşı'nı kazanmışız. O Meclis'i Polatlı'dan top sesleri geldiğinde taşımamışız, açık tutmuşuz, savaşta kapatmamışız. Şimdi emeklinin ölüm kalım savaşı başlıyor. Meclis'i açık tutalım. Orayı terk etmeyin arkadaşlar.' Sekiz gündür gece gündüz, kadın erkek orada duruyorlar. Şu anda da orada nöbet var. Ama o kanunu dün dedikleri gibi, büyük bir mücadeleye rağmen 20 bin lirada geçirdiler. Gelecek hafta Meclis'te çok tarihi bir oylama olacak. CHP milletvekilleri o tarihi oylamada eksiksiz orada olacağız. Çünkü büyük bir fırsat var.
"İyileştirme önergesini vereceğiz"
Herkes sözünün arkasında durursa Meclis'te de artık azınlık değiliz. Biz zaten nöbetteyiz, tam kadro oradayız. DEM Parti eleştiriyor, en sert şekilde eleştiriyor. Yeni Yol grubunun üç partisi bu ücrete, 'Katlanılmaz ücret, sefalet ücreti, emekliyi açlığa mahkum etmek' dediler, itiraz ediyorlar. Son salı günü de Sayın Bahçeli 'Sefalet ücreti' dedi. Şimdi hepsini alt alta sayarsak milletvekilleri dün Sayın Bahçeli'nin dediği gibi davranmadılar. Ama esas oylama Meclis'te. Biz orada emek örgütlerimizle, emekli örgütlerimizle de görüşerek, diğer partilerle de görüşerek, MHP'ye de sorarak bütün partilerin üzerinde uzlaşabileceği bir iyileştirme önergesini oraya vereceğiz. Ümit ediyorum, eğer bu maaşa, 'Sefalet maaşı' diyen herkes oy verirse siz Meclis'te azınlık değilsiniz, çoğunluksunuz. Herkes sözünü tutarsa haftaya bir şey olacak. Ondan sonra çok güzel şeyler olacak.
"Sizin için oy vermeyene değil sandıkta oy, sokakta selam vermeyin bundan sonra"
30 milyon emekliye, yakınına, ailesine iki emeklinin evladı olarak söylüyorum: Gelecek hafta o oylamayı hep birlikte izleyelim. Kim emeklinin yanında, kim değil. Kim sefalet maaşına 'hayır' deyip hiç olmazsa bir telafi zammına 'evet' oyu kullanacak onu görelim. Benim sizden bir tek isteğim olur. Sizin için oy vermeyene değil sandıkta oy, sokakta selam vermeyin bundan sonra. Emekliye tarihin en büyük golünü attılar aylık bağlama oranlarıyla, prim sistemiyle, çalıştıkça daha düşük maaş alan aptalca uygulamalarla ama kasten, bilerek, hile ve desiseyle. Şimdi onları nasıl düzelteceğimizi Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nden (CAO) seçim kampanyamızda duyacaksınız. Daha 2019'da en düşük emekli maaşı, ortalama emekli maaşının yarısı kadardı. Şimdi ortalama 23 bin lira, en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Kutu kola gibi ezdiler emekliyi, en aşağıda birleştirdiler. Şimdi bunu düzeltmek lazım, buna karşı bir şey yapmak lazım. 5510'u baştan sona, dört başı mamur düzeltmeye bunlar yanaşmaz. Ama bu sistemde hiç olmazsa en düşük emekli maaşını bir yere getirmeyi, aşağıdaki o baz maaşları kalıcı olarak düzeltmeyi ve hiç olmazsa bu sefalet maaşından uzaklaşmayı, açlık sınırın üzerine doğru çıkmayı, hiç değilse yaklaşmayı hep birlikte gelecek hafta bu kara düzenin içinde hep beraber deneyeceğiz.
"AK Parti'nin kara düzeni ilk seçimde alaşağı edilecek"
Orada vereceğimiz teklif kalıcı, doğru, düzgün olan değil, bu şartlarda yapılabilecek olan. Esas doğru olan baştan aşağıya dört başı mamur bir yasal düzenleme yapmak. Onun için doğru kaynak, vergiyi adil almak. Buradan ilan ediyorum: Türkiye'de verginin yüzde 64'ü dolaylı vergi. '20 bin vereyim' dediği emekliyle 200 bin lira maaş alan da, 2 milyon geliri olan da bankada toplam gelirin yüzde 90'ını tutan zengin de aynı şeyi veriyor. Buradaki emekli de elektriğe, suya, doğal gaza, ete, yumurtaya, süte aynı vergiyi veriyor. Türkiye'nin en zengin insanı da aynı vergi veriyor. Üstüne bir de yüzde 24 geliyor. O da maaşlardan daha kimse maaşını çekmeden alınan gelir vergisi. Oldu sana yüzde 88. Toplam bütün üreten, ihracat yapan, inşaat yapan, köprü yapan, kazanan hepsinin toplam verdiği kurumlar vergisi yüzde 11. Sisteme bak; bu salon verginin yüzde 88'ini verecek, Türkiye'nin en zenginleri yüzde 11'ini verecek. Bu düzeninin adı AK Parti'nin kara düzenidir. İlk seçimde alaşağı edilecek. Seçim sonrası tam tersine çevrilecek.
"Biz durursak o vurmaya devam edecek herkes ezilene ve yok olana kadar"
Niye kaynak bulamıyor biliyor musunuz? Bak nereye bulmuş kaynak. Emekliye kendi yaptığı zamma '60 milyar' diyor. Bize ne lazım? 650 milyar. 'Bulamam' diyor. Bak bütçeye. Bütçeye bu yıl o bahsettiğim şirketlerden alması gerektiği halde almayacağı, vazgeçilen kurumlar toplamına 768 milyar koymuş. Gelecek hafta bize ne lazım sizin her birinizin maaşını 30 bin lira yapmak için? 650 milyar. Oraya buluyor, sana bulmuyor. 100-150 şirkete bu parayı buluyor, 30 milyon emekli ve ailesine bulamıyor. Bu sene 2,7 trilyon lira faiz ödeyecek. Bize lazım paranın dört katını faize vermeyi biliyorsun. Geçen sene emekli için sosyal güvenlik desteği koymuş bütçeye, hiç harcamamış. O paranın tamamını almış, faize vermiş. O yüzden altı ay önce 3,7 milyon emekli en düşük maaşı alırken şu anda 4,9-5 milyona yakın emekli en düşük maaşı alıyor. Kutu kola gibi ezmede ve en dipte birleştirmede operasyona devam ediyor. Vurdukça vuruyor. Şu ana kadar 23 bin liraya kadar geriletti en düşük emekli maaşını. 2019'da iki katıydı en düşük emekli maaşının. Bugün 20 bin liraysa 40 bin liraydı emeklilerin ortalama maaşı. Getirdi onu 23 bine. Biz durursak o vurmaya devam edecek herkes ezilene ve yok olana kadar.
"Emeklinin itirazını duymayan kaçsın. Sandığa kadar kovalayacağız sizi"
Ben gittiğimiz meydanlarda emeklilere şunu söylüyorum: Bu mücadele belki Türkiye, dünya siyasi tarihine geçecek bir mücadeleye dönüşebilir. Haftaya Meclis'te uğraşacağız. Vermeden kaçtılar diyelim. Meydan meydan, kaçtıkları yere kadar, seçim sandığına kadar onları kovalayacağız. Artık emekli bugünün iktidarından zam, iyileştirme istemiyor. Sloganlardan da duyduğum emekli AK Parti hükümetinden zam istemiyor. Sandık istiyor, sandık. 'Getir sandığı' diyor. Buradan hepiniz adına AK Parti'nin kara düzenine meydan okuyorum. Bizim itirazımız var. Bu kara düzene itirazı var emeklinin. Açlığa itirazım var. Yoksulluğa itirazım var. Sefalet ücretine itirazım var. Bu kara düzene itirazım var. AK Parti'nin kara düzenine itirazım var. Bu itirazı duyan duyar, duymayan kaçsın. Sandığa kadar kovalayacağız sizi, seçim sandığına kadar."
"Emekliyi aç bırakan o kara düzeni hep birlikte yıkacağız"
Salondaki emeklilerle birlikte "Kurtuluş yok tek başına. ya hep beraber, ya hiçbirimiz" sloganı atan Özel, konuşmasını şöyle sonlandırdı:
"Haftaya 30 milyon emekli ve yakınının gözleri Meclis'te mi? Haftaya o oylamada emekliye oy vermeyene selam vermiyoruz, öyle mi? O zaman bütün emeklilere söylüyorum: Artık onlar düşünsün. Biz kazanacağız. Emekliler kazanacak. Emekçiler kazanacak. Yoksullar kazanacak. AK Parti'nin kara düzeni kaybedecek. Yıkacağız o düzeni. Emekliyi aç bırakan o kara düzeni hep birlikte yıkacağız."
Konuşmalar boyunca emekliler taleplerini "Emekliyiz haklıyız, kazanacağız", "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz", "Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek", "Her şey çok güzel olacak", "AKP'den hesabı emekliler soracak", "AKP mezara, halk iktidara", "Birleşe birleşe kazanacağız", "Geçim yoksa seçim olsun" sloganlarıyla dile getirdi.