Depremde Yıkılan Mcg Tower Davası... Mağdur Avukatı Eren Can: "Sanıklar Neticeyi Öngördüler Ama Kayıtsız Kaldılar"

Son Güncelleme:

Hatay'da 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve 14 kişinin ölümüne neden olan MCG Tower davasında müteahhit Muhammet Coşkun Gökkan, sorumluluğu sözleşme yaptığı taşeronlara yüklerken, mahkeme kusur dağılımını netleştirmek için sözleşmelerin incelenmesine karar verdi. Müşteki avukatı Eren Can, "Sanıklar mesleki bilgileri ve tecrübeleri gereği neticeyi öngörmüşler ancak neticeye kayıtsız kalmışlardır. 'Olası kast'tan ek savunma alınmasını talep ediyoruz" dedi.

Haber:  Burcu ÖZKAYA GÜNAYDIN

(HATAY) - Hatay'da 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve 14 kişinin ölümüne neden olan MCG Tower davasında müteahhit Muhammet Coşkun Gökkan, sorumluluğu sözleşme yaptığı taşeronlara yüklerken, mahkeme kusur dağılımını netleştirmek için sözleşmelerin incelenmesine karar verdi. Müşteki avukatı Eren Can, "Sanıklar mesleki bilgileri ve tecrübeleri gereği neticeyi öngörmüşler ancak neticeye kayıtsız kalmışlardır. 'Olası kast'tan ek savunma alınmasını talep ediyoruz" dedi.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, Hatay'ın İskenderun ilçesinde bulunan MCG Tower'ın yıkılması sonucu 14 kişi yaşamını yitirdi. Binanın yıkılmasına ilişkin 14 kişi hakkında, "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 22 yıl 6'şar aya kadar hapis istemiyle dava açıldı.

İskenderun 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen MCG Tower davasının 8'inci duruşmasına, depremde yakınlarını kaybedenler, bazı tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katılırken, başka bir suçtan tutuklu olan müteahhit Muhammet Coşkun Gökkan duruşmaya SEGBİS üzerinden bağlandı.

"Sanıklar neticeyi öngördüler ama kayıtsız kaldılar"

Müşteki avukatı Eren Can, raporların birbirini tamamladığını, tüm sanıkların asli kusurlu olduğunu anlatarak, "Sanıklar, mesleki bilgileri ve tecrübeleri gereği neticeyi öngörmüşler ancak neticeye kayıtsız kalmışlardır. Zeminden üst yapıya kadar binada tüm imalat ağır kusurludur. Zemin test edilmemiştir. Sehim (eğilme) yapan kirişler, çelik kirişlerle güçlendirilmeye çalışılmıştır. Bina baştan aşağı kusurlu imal edilmiş; eksiklikler tespit edilse de fark edilse de 'olursa olsun' mantığıyla ve maliyet hesabı yapılarak devam edilmiştir. Bu nedenlerle 'olası kast'tan ek savunma alınmasını ve sanıkların tutuklanmasını talep ediyorum" dedi.

MCG Tower'a ilişkin 6 üniversiteden 9 akademisyen tarafından hazırlanan üçüncü bilirkişi raporunda, müteahhitten şantiye şefine, yapı denetim firması yetkililerinden belediye görevlilerine kadar tüm sorumluların "asli kusurlu" bulunduğu belirtilmişti. Duruşmaya katılan bazı tutuksuz sanıklar rapora itiraz etti.

"Ben herkesle ayrı ayrı sözleşme yaptım ve düzgün bir iş istedim"

Sanık Muhammet Coşkun Gökkan, "Ben, inşaat yapılırken zaten cezaevindeydim. Diğer tüm sanıklara sözleşmeyle iş devrettim. Yani zemini yapana sözleşme yaptım, kaba inşaatı yapana sözleşme yaptım. Ben herkesle ayrı ayrı sözleşme yaptım ve düzgün bir iş istedim" dedi.

Mahkeme heyeti, Gökkan'ın dosyaya sunduğu sözleşmelerin incelenmesi için tüketici hukuku alanında uzman bilirkişi atanmasına karar vererek, davayı 8 Temmuz'a erteledi.

"İnsan hayatı yerine kar hırsını öne koydular..."

Duruşma çıkışı açıklama yapan müşteki avukatı Eren Can şöyle konuştu:

"Duruşmada sanıklar birbirini suçladı. Esasında MCG Tower'ın inşaatında görev yapan tüm sanıklar ve kamu görevlileri en baştan sona kadar suçludur. Zeminden üst yapıya, binada yapılması gereken tüm aşamalar kusurlu şekilde yapılmıştır. Zemin güçlendirme gerektiği gibi yapılmadığı gibi kaba inşaat da doğru yapılmamıştır. Daha en başında, birinci kat ve ikinci katta kirişlerdeki eğimlere rağmen 'olursa olsun' mantığıyla inşaat faaliyetine devam edilmiştir. Bu nedenle zemin güçlendirmesinin testi dahi yapılmamıştır. Adeta ne yapıldığı bilinmeden, maliyet azaltma çabasıyla tamamen kusurlu bir imalat yapılmıştır. O yüzden tüm sanıklar bizim gözümüzde sorumludur ve tüm sanıkların öngördükleri netice; mesleki bilgileri, mesleki tecrübeleri ve birinci derece deprem bölgesinde olan Hatay'da bu inşaat faaliyetini yapmaları dikkate alındığında, insan hayatı yerine kar hırsını öne koyduklarını göstermektedir. Gerçekleşecek neticeyi öngörmelerine rağmen 'olursa olsun' mantığıyla hareket etmişler; sonuca, doğabilecek ölüme ve deprem sonucu gerçekleşecek yıkıma kayıtsız kalmışlardır. İnşaat faaliyetini durdurmaları gerekirken, en başından itibaren örneğin zemin güçlendirildikten sonra test yapmadıkları gibi, 16'ncı kattan sonrasına beton çıkartmak için kolonları delerek borular geçirmeleri de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bütün bu eylemler, sanıkların 'olası kastla' öldürmeden cezalandırılması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Olası kastla öldürmenin cezası da müebbet hapis cezasıdır."

Ancak esasa yönelik bilirkişi raporları, yani sanıkları 'asli kusurlu' olarak gösteren rapor, bu aşamada yeterli görüldü. Bundan sonraki duruşmada da biz bu beyanlarımızla, dosyaya eklediğimiz uzman görüşleriyle ve netice itibarıyla sanıkların hem öngördükleri hem de kayıtsız kaldıkları eylemleri nedeniyle 'olası kastla öldürme' suçundan cezalandırılması için hukuki mücadelemize devam edeceğiz."

Kaynak: ANKA