Dha Yurt Bülteni -2

Son Güncelleme:

Fabrika gibi okulda; yılda 600 ton temizlik maddesi üretip resmi kurumlara satıyorlarKütahya Prof. Dr.

Fabrika gibi okulda; yılda 600 ton temizlik maddesi üretip resmi kurumlara satıyorlar


Kütahya Prof. Dr. Necmettin Erbakan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde 20 öğrencinin günlük çalışma saatlerine göre para kazandığı kimya atölyesinde yıllık 600 ton sıvı ve katı temizlik maddesi üretilirken, 'NE Kimya' markasıyla çevre illerdeki resmi kurumlara satılıyor. Okul Müdürü Mustafa Özünlü, gelen talep üzerine kurulan atölyenin maddi imkanı olmayan öğrencilere kaynak sağladığını ve bu yıl 4 bin ton üretim yapmayı hedeflediklerini belirterek, "Çocuklarımız eğitimlerine devam ederken, aynı zamanda para kazanıyor' dedi.


Kütahya'da otomasyon, itfaiyecilik, bilişim ve kimya bölümlerinin yer aldığı 300 öğrencisi bulunan Prof. Dr. Necmettin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi eğitimlerin yanında adeta bir fabrika gibi çalışıyor. Kimya bölümü öğrencileri günlük eğitimlerine devam ederken, derslerinin olmadığı zamanlarda ise okulun hemen yanına kurulan kimya teknoloji alanı atölyesinde okulun baş harflerinden oluşan 'NE kimya' markasıyla sıvı ve katı temizlik maddeleri üretiyor. Günlük çalışma saatlerine göre yevmiye olan öğrencilerin ürettiği temizlik ürünleri Kütahya'nın yanı sıra Bilecik, Isparta ve Eskişehir gibi şehirlerdeki resmi kurumlara ve okullara satılıyor. Öğrenciler okulda çamaşır suyundan, yüzey temizleyicisine, bulaşık deterjanından, arap sabunu ve oda parfümüne kadar geniş bit yelpazede üretim yapıyor. Karşılığında ise çalıştıkları saatlere göre günlük yevmiye alıyorlar. Öğrencilerin atölyesinden çıkan temizlik ürünleri resmi kurumlara piyasadaki fiyatların altında satılıyor.


BU YILKİ HEDEF 4 BİN TONLUK ÜRETİM


Prof. Dr. Necmettin Erbakan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Okul Müdürü Mustafa Özünlü, 2 yıl önce açılan okulda, 'özel okul konsepti' oluşturmaya çalıştıklarını söyledi. Okulun içerisinde mini golf sahası, tenis kortu, halı saha, ve fitnes salonun yer aldığını anlatan Özünlü bunu geliştirerek öğrencileri üretime dahil ettiklerini ifade etti. Gelen talep üzerine açtıkları temizlik ürünleri atölyesinde maddi imkanı olmayan öğrencilerin çalıştığını kaydeden Özünlü, "Okulumuzda genelde dezavantajlı kesimden gelen öğrencilerimiz var. Bu öğrencilerimizin maddi gelirleri çok yüksek değil onlara nasıl para kazandırırız, fabrikadaki sistemi nasıl çözeriz düşüncesi ile üretim sektörüne girdik. Şuanda geçen sene itibariyle 600 ton temizlik maddesi üretimi yaptı. Bu 600 tonluk üretimde öğrencilerimiz çok güzel para kazandılar. Biz bunları genelde kamu kurumlarına veriyoruz. Kamu kurumları bizden bu malı aldıklarında herhangi bir ihaleye girmek zorunda değiller. Bizden direk malı temin edebiliyorlar. Bunun haricinde bu seneki hedefimiz yaklaşık 4 bin ton gibi bir üretim gerçekleştirmek. Diğer okullardan üretimle olan farkımız şu; Türkiye'de sadece temizlik ürünü yapan okullar var az sayıda boya üretimi yapan okullar var. Ama biz hem boya üretimi hem de temizlik üretimi yapan bir okul hüyyetinde tek okuluz. Hem sosyal imkanları ile hem üretim noktasında hem bakanlığımıza hem de Türkiye'deki diğer okullara örnek olma derdindeyiz. Çalışan öğrencilerimiz içinde engelli öğrencilerimiz var, personel içinde engelliler var. Biz engellilerimizle kızlarımızla boyamızı üretiyoruzö dedi.


ENDÜSTRİYEL ÜRÜNLERE YÖNELDİLER


Okuldaki öğretmen kalitesinin çok iyi olduğunu belirten Özünlü, "Çok iyi her türlü AR-GE yapabilecek seviyedeyiz. En önemli hedeflerimizden bir tanesi Türkiye'nin yurt dışından getirdiği özellikle endüstriyel ürünlerin okulumuzda üretilerek, okulumuzdan büyük maddi kaynak sağlanmasıdır. Eğer biz yurt dışından gelen ürünleri okulumuzda üretirsek yurt dışına bağımlılığımız azalacak, dolayısıyla öğrencilerimiz bu ürünleri üretmeyi öğrenince yeri gelecek ülkenin yeri gelecek yurt dışında üretim yapacak seviyeye geleceklerö şeklinde konuştu.


'GÜNLÜK 13 TON SIVI DETERJAN ÜRETİYORUZ'


Atölyenin üretim şefi ve kimya öğretmeni Hakan Sümer de kamu kurumlarıyla yaptıkları görüşmelerde kimyasal ihtiyaçları olduğunu görerek atölye kurmaya karar verdiklerini söyledi. Önce kurdukları AR-GE ekibiyle teknik altyapı ve zengin öğretmen kadrosuyla işe başladıklarını anlatan Sümer, günlük 13 tonun üzerinde sıvı deterjan üretimi yaptıklarını söyleyerek, "Kamu kurumlarının istedikleri kimyasalların AR-GE ekibi test aşamasından sonra numuneler gönderildi. Kurumlar beğendi ve siparişler artmaya başladı. Başlangıcımız bu şekilde oldu. Şuanda Ege bölgesindeki çeşitli illerin kamu kurumlarının deterjan ve boya ihtiyaçlarını biz buradan karşılıyoruz. Bunu yapabilen birkaç okul ile birkaç teknik ekip var. Şuan bulunan ekip gerçekten tecrübeli bir ekip. Diğer okullardan farklı olarak üretimimizde müşteriye özel üretim yapıyoruz. Burada tamamen öğretmen ve öğrenciler var. Burası öğrenci merkezli bir yer. Kapasitemiz şuan 2'şer tonluk 2 tane reaktörümüz var.  Üç tane daha sipariş verdik. Ama şuan hali hazırla günlük 13 ton sıvı üretim yapabiliyoruz. Bizim kalitemizi ve böyle bir üretim yaptığımızı duyan kamu kurumları bizi çeşitli illerden arayıp ürün almak istiyorlar. Dolayısıyla bizimde yatırım yapıp reaktörlerimizi çoğaltmamız gerekiyor. Sistem boş zamanlar üzerine kurgulanan bir sistemdir. Öğrenciler boş zamanlarında çalışma talebinde bulunurlar veli izinleri alınır ve üretime dahil edilerek ücretleri günlük olarak peşin olarak ödenir. Öğrenci burada hem ticareti öğrenir, hem müşteri ilişkilerini öğrenir, tahtadan kurtulmuş bir eğitim sistemi var. Yaparak, yaşayarak öğrenir. Öğretmenler müdahil olmazlar çalışma esnasında öğrencilerde kendilerini rahat hissederler yoruldukları anlarda dinlenme ve çay ihtiyaçlarını giderirler. Canları istedikleri kadar çalışır ve çalıştıkları kadarda para kazanırlar. Aile bütçesine katkı sağlarlar. Bazen siparişler yoğun olduğunda gece mesaisi yapılır bu zamanlarda da velilerden gerekli izinler alınır. Yazın da tam kapasite çalışır 7/24 açık olan bir okul olması diğer kurumlardan ayıran bir özelliğidir. Umarım diğer meslek liselerinde eğitim bu şekilde gerçekleşirö diye konuştu.


BOYA ÜRETMEYE DE BAŞLADILAR


Okulda sıvı ve katı temizlik ürünlerinin yanı sıra boya üretimi de başladı. Boya bölümü sorumlusu kimya öğretmeni Özlem Beşlioğlu, mezun olan öğrencilerin kendi üretim atölyelerini açtıklarını belirterek şöyle konuştu:


"Burada şuanda kızlarımızla boya üretimine başladık. Kamu kurumlarının hepsine boya üretiyoruz. Üretimimiz henüz çok yeni ama zamanla bu gelişecek. Amacımız burada kaliteli boyayı uygun fiyata kamu kurumlarımıza sunmak. Aynı zamanda kız öğrencilerimizin de bu işe el atması, işi öğrenmesidir. Öğrencilerimiz temel kavramları sınıfta öğreniyor. Milli Eğitim Bakanımız artık üretim esaslı çalışmaya teşvik ediyor. Bunun içinde öğrencilerimiz sınıfta öğrendikleri teorik kısmın pratik kısmını burada geliştirerek kendilerini hayata alıştırıyorlar. Fabrikalarda çalışabilirler, kendi üretim atölyelerini kurabilirler. Kimya sürekli gelişen bir alan AR-GE çalışmalarımız var. Türkiye'nin her yerinde aynı boyayı kullanma şansımız yok Kütahya sıfırın altında 20 derece görürken, Antalya 40 derece sıcaklı görebiliyor. Bu yüzden boyanın özelliklerinin değişik olması gerekiyor. Bu konuda A-GE çalışması yapıp illere göre özellikleri görüp ona göre üretim yapıyoruz. Her kurumun isteğine göre dış cephe, iç cephe ve tavan boyası üretiyoruzö


Kimya öğretmeni ve laboratuvar alan şefi Murat Turan Baştuğ da bölümde 70 öğrenci ile AR-GE laboratuvarında kimya dalında eğitim yaptıklarını anlatarak, "Tüm mevcut öğrencilerimizi ürün geliştirme konusunda yetiştirip sonrasında üretim atölyesinde bu geliştirilen ürünleri üretiyoruz. Normalde yaklaşık 20'ye yakın ürün geliştirdik. Deterjan, boya endüstrisine uygun ürünler üretiyoruz. Bunları da özellikle kamu hastanelerine, kredi yurtlar kurumu ve diğer kurumlara gönderiyoruzö şeklinde konuştu.


Atölyede çalışan Batuhan Bükür, 11'nci sınıf kimya bölümü öğrencisi olduğunu söyledi. Hem bölümde çalıştığını hem de gelip atölyede üretime katıldığını ifade eden Bükür, "Burada etiketleme yapıyoruz, sevkiyatlara yardım ediyoruz. Bizim için hem eğlenceli hem de eğitim alıyoruz. Öğretmenlerimizde iyi şekilde eğitim veriyorlar. Burada hem eğitim görerek çalışıyoruz, hem de günlük çalıştığımız kadar harçlık paramızı alıyoruzö dedi.


ÖĞRENCİLER NELER ÜRETİYOR?


Prof. Dr. Necmettin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ndeki atölye de okulun baş harflerinden oluşan 'NE kimya' adıyla banyo temizleyicisi, çamaşır suyu, yüzey temizleyicisi, bulaşık deterjanı, arap sabunu, sıvı ve el sabunu, oda parfümü, çamaşır yumuşatıcısı, kireç çözücüsünün yanı sıra boya üretimi de yapılıyor.


Görüntü Dökümü


---------


-Okulun dış görüntüsü


-Kimya öğretmeni Hakan Sümer röportajı


-Öğrencilerin deterjan dolumu yapmaları


-Dolum esnasında detay görüntüler


-Dolan bidonların kapaklarının takılması


-Bir öğrenci tarafından hazırlanan bidonlara marka yapıştırılması ve istiflenmesi


-Bir öğrencinin röportajı


-Alandan detay görüntüler


-Okul müdürü Mustafa Özünlü'nün röportajı


-Hazır ürünlerin araca yüklenmesi


-Boya imalatından kısa görüntü


-Kimya öğretmeni Özlem Beşlioğlu'nun röportajı


-Kimya teknoloji arge laboratuvar görüntüsü


-Laboratuvar sorumlusu murat turan Baştürk röportajı


-Genel görüntüler


Haber-Kamera: Oğuzhan KILIÇ/KÜTAHYA,-


========================


Yöneticiliği bırakıp süt taksiyi kurdu, siparişlere yetişemiyor


Bursa'da yapı sektöründe üst düzey yöneticilik kariyerinden 7 yıl önce istifa eden Serkan Cömert, iş hayatına gıda sektöründe devam etme kararı aldı. Sektör araştırması yaparken, Türkiye'de denenmemiş orijinal bir parekende satış fikri bulmayı amaçlayan Cömert, 'süt taksi' projesini oluşturarak 2 bin 450 müşteriye ulaştı.


Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Bölümü'nden 1998 yılında mezun olan Serkan Cömert, iş yaşamına parekende sektöründe başladı. Son 2006-2016 yılları arasında yapı sektöründe çalışan Cömert, bu sürenin 6 yılını üst düzey yöneticilik yaparak geçirdi. 4 yıl önce bu yapı sektöründe mutlu olmadığını düşünen Cömert,  işinden istifa etti. Yapı sektöründen istifa ettikten sonra işini kurmaya karar veren Cömert, yaptığı araştırmalar neticesinde 'süt taksi' projesini buldu. Bire bir taksi tasarımını verdiği mini aracıyla yollara çıkan Cömert, telefondan aldığı süt siparişlerini 3 saat içerisinde evlere ulaştırıyor. Siparişlere yetişemediği için sadece bir ilçede süt dağıtan Cömert, 1 yılda 2 bin 450 müşteriye ulaştı. Sektör analizi yaparken kendisini en çok tatmin eden sektörün gıda olduğunu söyleyen Serkan Cömert, "Yaptığım sektör analizlerinde beni en çok tatmin eden gıda sektörü oldu. Gıda sektörünün de daha alt alanlarına indiğimde artık Türkiye ve dünya konjonktürünün daha farklı yerlere erişti. İnsanlar artık daha çok uzman perakendecilik arayışındalar. Peyniri peynirciden, sütü sütçüden almak istiyorlar. Bu çalışmalarım doğrultusunda böyle bir fikir geliştirdim. İlk adım olarak 2013 yılında bir süthane açtım. İlerleyen süreçte bir araç projem vardı ve insanların dikkatini daha fazla çekmek için bu aracı seçtim. Süt taksiden sonra insanların taleplerine yetişemez duruma geldimö dedi.


SÜT 3 SAAT İÇİNDE MÜŞTERİYE TESLİM EDİLİYOR


Süt taksi projesini hayata geçirdiği ilk zamanlar sadece dükkanın çevresindeki müşterilere teslim etme amacı olduğunu belirten Cömert, "Sonrasında müşterilerin de referansıyla diğer müşterilerimize ulaştık. Araba kendi reklamını  yapar konuma geldi. Her gören bunun fotoğrafını çekip bizlere ulaşmaya başladı. Bir senedir bu işi devam ettiriyoruz. Ortalama olarak 2 bin 450'ye yakın müşteri potansiyeline ulaştık. Bursa'nın her tarafında bu işi biraz da organize şekilde hayata geçirmek istiyorduk. Belli bir kilometremiz var. O kilometrenin dışına çıkamıyoruz. 3 saat garantimiz var. 3 saat içerisinde sütü direkt üreticiden tüketiciye ulaştırma imkanımız var. Bunun haricinde o kadar hızlı bir potansiyele ulaştık ki süt daha soğumadan dahi müşteriye ulaşır duruma geldiö dedi.


MANDA, KEÇİ, İNEK, DEVE VE EŞEK SÜTÜ


Şuana kadar bu projesiyle hiçbir olumsuz geri dönüşe rastlamadığını belirten Cömert, "İnsanların süte ulaşması bir nebze de olsa zor. Bu organizasyon inanılmaz hızlı bir şekilde kendilerine ulaştırmasını sağlıyor. Bir telefon aracılığıyla bile müşteri siparişini verip 2-3 saat içerisinde sütünü teslim alabiliyor. Birçok süt çeşidini evlere ulaştırmak istiyorum. Manda sütümüz var. Haziran ve Kasım ayları arasında koyun ve keçi sütümüz müşterilerimize ulaşıyor. Bunun haricinde deve sütü ve eşek sütünü de özel siparişle müşterilerimize ulaştırmaya çalışıyoruzö dedi.


Görüntü Dökümü


----------


-Sütün depodan alınması


-Süt Taksi'den detaylar


-Whatsapp üzerinden sipariş alınması


-Araç ile yolculuk


-Kreşe sipariş teslimi, çocukların süt içmesi


-DRONE ile detaylar


-Anons(Enver Fatih TIKIR)


-Girişimci ile röportaj


Süre: 5.05 Boyut: 597 MB


Haber: Enver Fatih TIKIR  - Kamera: Muammer İRTEM/BURSA,


====================


Şehir hayatını terk edip, huzuru ormanda buldular


İstanbul'da giyim sektöründe danışmanlık yaptığı sıralarda sürmek istediği hayatın bu olmadığına karar veren Çağlar Akyıldız (28), annesi ve iki kardeşiyle birlikte dede yadigarı olan Bilecik'in Pazarcık ilçesine bağlı mezraya taşındı. Trafikte geçen saatleri, egzoz kokularını, beton yığınlarını ve mutsuz insan bakışlarından sıkıldığı için şehri terk ettiğini anlatan Akyıldız, "İlk 2 ay elektrik, ev yok o zamanlarda zorlandık. İki ay boyunca ev yapılana kadar arabanın arkasında uyuduk. Evi tamamlayınca güzel bir hayat yaşamaya başladık' dedi.


İstanbul'u terk ederek memleketi olan Bilecik'in Pazaryeri ilçesine bağlı mezraya taşınan, burada hayatını doğaya ve hayvanlara adayan Çağlar Akyıldız, cesaretiyle birçok kişinin hayalini gerçekleştirerek ilham kaynağı oldu. İstanbul'da giyim sektöründe danışmanlık yaptığı sıralarda sürmek istediği hayatın bu olmadığına karar veren Akyıldız, annesi ve iki kardeşiyle şehrin karmaşasından kaçarak doğayla iç içe bir hayat yaşamak için dedelerinden yadigar kalan orman içindeki alana yerleşerek yeni bir hayata adım attı. Ailesi ile birlikte orman içindeki sakin ve huzur dolu yaşama adım atan Akyıldız, ilk iş olarak doğaya uygun bir ev yaptıklarını ifade etti. Beslemek için aldıkları koyunlarla beraber yeni düzenini oturtan Akyıldız, gününün büyük çoğunluğunu hayvanlarıyla ilgilenerek geçiriyor. Sabahın ilk ışıklarıyla güne başlayan Akyıldız, daha sonra dağ, bayır gezerek hayvanlarını otlatıyor.


Yaşadıkları orman hayatını 'zamanın unutulduğu yer' olarak nitelendiren Akyıldız, "Doğma büyüme İstanbulluyum. Yaklaşık 2 senedir Bilecik'te yaşıyorum. Bundan önce kadın giyim firmasında çalışıyordum. En sonunda şehir hayatından sıkıldığımı ve şehir hayatının bana göre olmadığını fark ettim. İstanbul'daki egzoz kokusu, beton yığını, insanların mutsuz bakışları olsun, bunlardan sıkıldığımızı fark ettik. Aileme bu konuyu açtığımda onlarında buna yönelik eğilimleri olduğunu fark ettim. Oturduk bunun üzerine çok düşündük. Yaklaşık 1 yıl düşündükten sonra dede yadigarı topraklara gelmeye karar verdik. Buraya geldiğimizde hiç bir şey yoktu, hep birlikte karar verip yaptık. Hayvanlarımızı aldık daha eğlenceli bir hayat haline geldi. Şehirde olduğum zaman kasveti burada yok ettiğimi fark ettim. Üzerimizde hayvan sevgisi var, İstanbul'da bunların hiç birini yapamıyorduk. İstanbul'a 3 günlük ziyarette bile bir an önce geri dönme isteği oluyor. Buraya geldikten sonra ertelediğim kitaplarımı okumaya başladım. En son mızıkaya merak sardım onu öğrenmeye çalışıyorum" dedi.


Tüm dünyanın zamanla yarıştığı, sürekli bir koşuşturmanın içinde olduğu şehirlerde herkesin sükunete ihtiyacı olduğunu belirten Çağlar Akyıldız, kuzuları, keçileri, köpekleriyle çok mutlu ve hayalini gerçekleştirdiği için de gururlu olduğunu dile getirerek, "Doğa ile baş başa, hayvanlarla birliktesiniz. Böyle bir manzaraya uyanıp akşam böyle uyumak çok güzel bir şey. Bu durumu gören herkesten çok destek aldım. Herkesin yapmak istediği şeye cesaret ettiğimi söylediler. Genelde olumlu mesajlar aldım. İlk 2 ay elektrik, ev yok o zamanlarda zorlandık. İki ay boyunca ev yapılana kadar arabanın arkasında uyuduk. Evi tamamlayınca güzel bir hayat yaşamaya başladık. Şehirden kayıp kendimizi doğaya adadık ve kendimizi daha mutlu hissediyoruz. İnsanlar zincirlerini kırsınlar" şeklinde konuştu.


Anne Ayşe Akyıldız da oğlunun aldığı kararı sonuna kadar desteklediğini söyledi. Şehirden uzaklaşmanın kendilerini daha mutlu ettiğini kaydeden anne Akyıldız, "Çocuklarım köy dönmek istediler, bende onlara destek verdim. Burada çok mutluyum, evimiz yoktu şimdi evimiz var ve elektriğimizi güneş enerjisiyle kendimiz üretiyoruz. Ormandan suyumuzu getirdik. Kendi halimizde yaşıyoruz" ifadelerini kullandı.


Görüntü Dökümü:


---------------


-Akyıldız ailesinin yaptığı ev


-Çağlar Akyıldız'ın evden çıkması


-Koyunları ahırdan çıkarması


-Kucağında bir koyunla hayvanları otlatması


-Yaşadıkları ormandan görüntüler


-Akyıldız ile röp.


-Ormandaki dere ve çevreden görüntü


-Köpeğini sevmesi


-Koyunlardan görüntü


-Akyıldız'ın konuşması


-Orman evinden görüntü


-Evin üstündeki güneş enerjisi


-Akyıldız'ın evdeki görüntüsü


-Anne Ayşe Akyıldız ile röp.


-Akyıldız ailesi genel


Haber-Kamera: Cafer ELMAS/BİLECİK,-


======================


Uçamayan puhu kuşunu tedavi ettirdi


Erzurum'un Oltu İlçesi'nde yaşayan Beycan Onat, evinin bahçesinde bulduğu puhu kuşunu üç gün boyunca besledi. Onat, veteriner hekime gösterdiği kuşun ilaçlarını da içirdikten sonra ilçedeki Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü görevlilerine teslim etti.


Oltu ilçesine bağlı Aslanpaşa Mahallesinde yaşayan Beycan Onat (54) bahçedeki kargaların çıkardığı sesler üzerine uyandı. Dışarı çıkan Onat, bahçede puhu kuşunu gördü. Uçamayan kuşun kanadının kırık olduğunu düşünen Beycan Onat, ilçedeki veteriner hekim Mehmet Çalışkan'a götürdü. Veteriner hekim tarafından muayene edilen kuşun kanadının sağlam olduğu, açlık ve vitaminsizlik sebebiyle bitkin düştüğü belirlendi. Veteriner hekim Mehmet Çalışkan'ın yazdığı ilaçları alan Onat, puhu kuşuyla birlikte evinin yolunu tuttu. Yabani kuşa evinde üç gün bakarak ilaçlarını veren Onat, İlçedeki Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekiplerine teslim etti.


Evinin bahçesinde bulduğu puhuya 3 gün boyunca baktığını söyleyen Beycan Onat, henüz ayaklarıyla yere basamayan kuşun teslim ettiği görevlilerce hayvan hastanesine götürüleceğini söyledi.


Görüntü Dökümü


---------


-Kargaların görüntüsü


-Puhunun yerde görüntüsü


-Beycan onatın puhuyu tutması


-Veterinere götürüşü


-Tedaviden detaylar


-İlaç içirilişi


-Et yedirişi


-Gıdatarım ve hayvancılık görevlilerine verilişi


-Beycan Onat ve Veteriner Mehmet Çalışkan röp


(Süre: 4,26/584 MB)


Haber-Kamera: Murat AYDIN/ OLTU (ERZURUM),

Kaynak: DHA