Dha Yurt Bülteni -6

Son Güncelleme:

Hem annelik yapıyorlar hem de yangına koşuyorlarAdana'da Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na bağlı İtfaiye Daire Başkanlığı'nda görevli 11 kadın itfaiye eri, 7 gün 24 saat zorluklarla mücadele ediyor, hem de annelik ve evdeki görevlerini yerine getiriyor.

Hem annelik yapıyorlar hem de yangına koşuyorlar


Adana'da Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na bağlı İtfaiye Daire Başkanlığı'nda görevli 11 kadın itfaiye eri, 7 gün 24 saat zorluklarla mücadele ediyor, hem de annelik ve evdeki görevlerini yerine getiriyor.


Yaz-kış demeden zorlu şartlar altında vatandaşların ve hayvanların yardımına yetişen kadın itfaiye erleri, 7 gün 24 saat hizmet veriyor. Adana Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Fahri Durukan 107 araç, 610 personelle hizmet verdiklerine değinerek, itfaiye bünyesinde 11 kadın personelin de türlü zorluklarla mücadele ederek vatandaşlara hizmet verdiğini kaydetti. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutladığını dile getiren Durukan, "En riskli, cesaret isteyen iş itfaiyecilik mesleğidir. İtfaiyecilik görevini icra eden kadınlarımızın yerinin ayrı olmasını istiyorum. Allah onların gücüne güç katsın, kaza bela vermesin" dedi.


KADINLARA KARŞI ÖNYARGI OLUYOR


İtfaiye erlerinden 2 çocuk annesi Hayriye Kılıç (38), insanlara yardım etmek için bu mesleği yaptığını vurgulayarak,  "Kadınlara karşı ön yargı oluyor, güvenilmez gibi mi bakılıyor bilmiyorum ama işimi severek yapıyorum. Gittiğimiz yerlerde nelerle karşılaşıyoruz bilemiyoruz. Binanın çökme riski olabiliyor, patlama riski olabiliyor, her şey çıkabiliyor karşımıza. Bu işin zorlukları var tabii ki ama insanlara yardım etmek, hayat kurtarmak hoşuma gidiyor, mutlu oluyorsunuz" diye konuştu.


HER ŞEYİ BİR KENARA ATIYORSUNUZ


2 çocuk annesi itfaiye eri Selda Akbulut (33) ise çocukluğunda sempati duyduğu mesleğini 8 yıldır yaptığını kaydederek, şunları söyledi:


"Göreve giderken hiçbir şey düşünmüyorsunuz, çoluk-çocuk, dünya her şeyi bir kenara atıyorsunuz sadece o insanı ya da canlıyı kurtarma derdinde oluyorsunuz. Biri 5.5, diğeri 3.5 yaşında 2 oğlum var. Şimdilik yaptığım işin 'tehlike' boyutunun farkında değiller ama mesleğimi onlar da seviyor. Kadın olarak çalışmak erkeğe göre zor çünkü hem evin sorumlulukları hem annelik sorumlulukları hem de iş sorumlulukları var ama mesleğimizi de severek yapıyoruz."


Görüntü Dökümü


--------


Adana Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Fahri Durukan ile röp.


İtfaiye eri Hayriye Kılıç ile röp.


İtfaiye eri Selda Akbulut ile röp.


Genel ve detaylar


SÜRE: 05'32"     BOYUT: 613


Haber-Kamera: Nuri PİR-Eser PAZARBAŞI/ADANA,


===============


'Yerli Robinsonlar' 15 yıldır adada yaşıyor


Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde zeytin ve çam ağaçlarıyla kaplı, nergis çiçekleriyle ünlü Çiçek Adası'na 15 yıl önce yerleşen Hüseyin ve Ayşe Afacan çifti, yalnız başlarına mütevazı ve mutlu bir yaşam sürüyor. Ayvalık'ta, 'Yerli Robinsonlar' olarak anılan Afacan çifti, ana karaya 600 metre uzaklıkta modern yaşamdan uzak Çiçek Adası'nda, Rumlar zamanından kalan taş yapılardan birinde kalıyor ve hayvan yetiştiriyorlar. Elektriklerini kendi kurdukları rüzgar türbiniyle karşılayan çift, kullanma suyunu adadaki kuyudan, içme suyunu ise Ayvalık'tan taşıyor. Afacan çifti, ada yaşamında tüm zorluklarına rağmen mutlu olduklarını söylüyor.


Robinson Crusoe'un bir adada geçen yaşamına özenen ve şehir yaşamının kaosundan kaçmayı tercih eden Hüseyin Hulusi Afacan (78) ile eşi Ayşe Afacan (75), Ayvalık'ın zeytin ve çam ağaçlarıyla kaplı, nergis çiçekleriyle ünlü Çiçek Adası'nda 15 yıldır yalnız başlarına yaşam sürüyor. 25 yıl Almanya'da yaşadıktan sonra büyüdüğü Ayvalık ilçesine dönen Hüseyin ve Ayşe Afacan çifti, su ürünleri üzerine eğitim alan oğulları Hakan Afacan'ın Çiçek Adası yakınlarında kurduğu balık çiftliğinin 2003 yılındaki fırtınada kullanılamaz hale gelmesinin ardından tüm mal varlıklarını kaybetti. Üzüntüden beyin kanaması geçiren oğullarını tedavi ettiren Afacan çifti, bu zorlu süreçten sonra yeni bir arayışa girdi.


ANA KARAYA 600 METRE UZAKLIKTA


Ayvalık'ta ana karaya 600 metre uzaklıktaki, 275 bin metrekare yüzölçüme sahip Çiçek Adası'nda yaşamaya karar veren Afacan çifti, ada sahiplerinden merhum Nuh Katarin'den izin alarak adaya yerleşti. Modern hayattan uzak adada yaşamı seçen Afacan çifti, Rumlar zamanından kalan, viran haldeki taş yapılardan birini onararak tavuk, ördek ve koyun yetiştirmeye başladı. Bir de köpekleri olan Afacan çifti, ihtiyacı olan elektriği karşılamak için rüzgar enerji sistemi kurdu. Kullanım suyunu Kaz Dağları'ndan gelen adadaki kuyudan karşılayan çift, içme suyunu ise Ayvalık'tan getiriyor. Ayvalık'ın Yumurta ve Kız adalarının görülebildiği, kentin seyredilebildiği Çiçek Adası'nda her sabah erkenden kalkan Afacan çifti, hayvanlarını besledikten sonra ada çevresinde dolaşıyor. Adadaki münzevi hayatın huzurundan vazgeçmek istemediğini belirten Hüseyin Afacan, yalnızlıktan hiç sıkılmadıklarını, zaten tanıdıklarının sık sık ziyaretlerine geldiğini belirtti.


'ADADA DAHA MUTLUYUM'


Ada yaşamını maddi durumları ve doğanın rahatlığı nedeniyle tercih ettiklerini anlatan Hüseyin Afacan, şunları söyledi:


"Biz 15 yıldır bu adada yaşıyoruz. Ada yaşamını çok seviyorum ve yalnız yaşamdan sıkılmıyorum. Bu adayı bir bekçi gibi bekleyen, en uzun süreli kalan insanlar biziz. Burada hiçbir problem yaşamıyorum. Yiyeceğimiz sebzeyi yetiştiriyoruz. Bakla, patlıcan, domates, biber, maydanoz, nane üretiyoruz. Kuzularımızı yetiştiriyoruz. İhtiyaçlarımızı karşılamak için birkaç günde bir fiber teknemizle Ayvalık'a gidip geliyoruz. Kış mevsiminde yaşamın daha zor hale geldiği adada, bazen günlerce mahsur kalabiliyoruz. Adada şehir yaşantısına göre daha mutluyum. Kente gittiğim zaman duramıyorum, içim sıkılıyor, kendimi buraya atıyorum."


'İYİ YÖNLERİ DE, KÖTÜ YÖNLERİ DE VAR'


Eşi Ayşe Afacan ise, oğullarının eğitimini tamamlayıp, kendi işini yapmaya karar vermesi üzerine bütün birikimlerini balık üretim çiftliğine yatırdıklarını belirterek, "Ancak bir afat her şeyi aldı, götürdü. Oğlumuz stresten beyin kanaması geçirdi. Ege Üniversitesi'ne kaldırdık. Çok zor günler geçirdik. Bir sürü aksaklıklar çıktı. Sonra buraya yerleştik. Hep mücadele ediyoruz. Doğayla başa çıkılmıyor hiçbir zaman. Adada yaşam iyi, güzel yanları da var, kötü yanları da var. Hava şartları kötüleştiğinde, soğuk havalarda, fırtına olduğunda karşıya geçmekte zorlanıyoruz. Mahrumiyet bölgesi burası. Haftada bir Ayvalık'a gidiyorum. Bir gece kalıyorum. İhtiyaçlarımı getiriyorum. El ayak suyunu, bulaşık suyunu kuyudan çekiyoruz. Ama yemek ve çay suyunu Ayvalık'tan taşıyoruz. Yazın güzel zamanlar oluyor. Eş dost bizi yaz-kış bırakmıyor ziyaretimize geliyor" diye konuştu.


'BİR SABAH BİR BAKTIK, BİR SÜRÜ İNSAN İSKELEDE OTURUYOR'


Başlarından geçen ilginç bir anıyı da paylaşan Ayşe Afacan, "İki yıl önce kahvaltı ediyorduk. İçeriden pencereden baktım. Adadaki iskelede bir sürü insan, çoluk, çocuk oturuyor. Gittim yanlarına. Türkçe anlamıyorlar. Bir tanesi anladı biraz. Yunanistan adası diye getirmişler buraya garipleri. Üşüyorlardı, ateş yaktık. Sıcak çay ikram ettik. Sahil Güvenlik ve Jandarmayı aradık. Gelip götürdüler. Sonra eşimi iki sefer ifadeye çağırdılar" dedi.


Görüntü Dökümü


-----------


Ada'dan görüntüler.


Adaya gidiş.


Afacan Çiftinden görüntüler.


Ayşe Afacan ve Hüseyin Afacan açıklamaları.


Ada'dan detay görüntüler.


Adadan ayrılış.


-Çiçek Adasından ARŞİV drone görüntüler


Süresi: 6 Dakika 10 Saniye, Boyutu: 1.11 GB.


Haber-Kamera: Kadri KAYA/AYVALIK (Balıkesir),


=================


AK Parti'li Gülpınar: Birileri yanlış anladı


AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar, Siverek'te partisinin seçim bürosu açılışında yaptığı konuşmanın yanlış anlaşıldığını söyledi.


Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar, Şanlıurfa'da bir otelde düzenlediği basın toplantısı ile Siverek'te seçim bürosunun açılışında yaptığı konuşmanın farklı yöne çekildiğini ifade etti. Hiçbir zaman polemiklere girmediğini kaydeden Gülpınar, kendisine verilen emanete layıkıyla sahip çıkmaya çalıştığını dile getirdi. Böyle bir gündemle ilgili toplanmaktan dolayı oldukça rahatsız olduğunu dile getiren Gülpınar şunları söyledi:


"Bilmeyen bilmediğini de bilmeyen bir kitleyle karşı karşıyız. Sözlerimin hemen başında vurgulamak istiyorum ki, kendi kifayetsizliklerini örterek oy devşirmek peşinde olanlar AK Parti'yi ve Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alarak bir şey alacaklarını zannediyorlar. Ama peşinen söylüyorum buradan size ekmek çıkmaz. Oradaki topluluğa diyorum ki, dört dönem emaneti bize verdiniz. Benim orada mütevazi olmanın gereği 'biz' derken birileri yanlış anladı. Herhalde AK Parti anladı. Başka bir toplumu mu anladı. Ne anladı, bilmiyorum."


GÖRÜNTÜ GEÇİLİYOR


Haber-Kamera: Ali LEYLAK/ŞANLIURFA, -


=====================


Yüksekova'da yoğun sis


Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde etkili olan sis nedeniyle görüş mesafesi 5 metreye kadar düştü.


Yüksekova'da hava sıcaklığı sıfırın altında 9'a kadar indi. Gece yarısından itibaren etkili olan sis, sabah saatlerinde de devam etti. Görüş mesafesinin 5 metreye kadar düştüğü ilçede sürücüler, olası bir kazanın önüne geçmek için araç farları ile dörtlülerini yakmak zorunda kaldı. Erken saatlerde okullarına gitmek için yola çıkan öğrenciler de yoğun sis nedeniyle güçlük çekti.


Görüntü Dökümü


-------


-Yüksekova ilçe merkezinden genel


-Yolda giden araçlar


-Okula giden öğrenciler


-Vatandaşlar


Haber: Yaşar KAPLAN/YÜKSEKOVA (Hakkari), -


==============


Tarihi kapı tokmakları yok oluyor


Muğla'da Rum ustalar tarafından 150 yıl önce yapılan 4 bin evdeki kapı tokmaklarından sadece 30'una ulaşabildi. Osmanlı kültürünün bir parçası olan kapı tokmakları, koruma altına alınmadığı takdirde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.


Muğla'nın Menteşe ilçesindeki kentsel SİT alanı içinde yer alan binaların tarihi kapı tokmakları, temsil ettikleri kültür ve yaşam biçimiyle beraber yok olmak üzere. Yaklaşık 150 yıl önce, çoğunlukla Rum ustalar tarafından yapılan, şıklığıyla göz dolduran, bir dönem büyük değer verilen kapı tokmakları, şimdilerde ilgi görmüyor. Çok azının günümüze ulaşabildiği bu sanat eserleri, teknolojiye yenik düşerek yerini otomatik kapı zillerine bıraktı.


Muğla'nın en güzel mimari örneklerinden tarihi evlerin çoğunda, kuzulu kapı bulunuyor. İki kanatlı büyük bir kapının içinde yer alan ve 'kuzu' olarak adlandırılan, aile mahremiyetini esas alan ahşap kapılar, içeriye doğru açılıyor. Üzerinde bulunan ve aksesuar gibi görünen kapı tokmakları, ev halkının sosyal, kültürel ve estetik duyguları hakkında birçok manayı içeriyor.


KADINLAR 2 KERE, ERKEKLER 3 KEZ ÇALAR


Muğla evlerindeki kapı tokmaklarının çoğunluğu kadın eli şeklinde. 3 kez çalındığında gelen misafirin erkek, 2 defa çalındığında ise kadın olduğunu belli eden tokmaklar, yakın döneme kadar yerel kültürün bir parçasıydı. Yaklaşık 150 yıl önce yapılan tokmaklar, zenginliği ve batıya dönük mimari tarzı da yansıtırdı. Dövme demirden yapılmış olan tarihi tokmaklar, son yıllarda antikacıların ve hırsızların gazabına uğradı. Muğla'nın kentsel SİT alanı içinde bulunan 4 bin kapı tokmağından, günümüze sadece 30'una ulaşabildi.


TOKMAK HER ŞEYİ ANLATIRDI


Muğla'daki kapı tokmakları ağırlıklı olarak ördek, halka ve genellikle de el biçiminde. Evin kadını kapıyı açmadan kimin ve ne için geldiğini anlayabiliyordu. Evin beyi geldiğinde tokmak iki kez çalınırdı. Çocuklar hızlı ve sert aralıklarla vurur, misafirler ise daha yavaş ve aheste vurmayı tercih ederdi. Art niyetli birinin geldiği ise kapı sesinin şiddetinden anlaşılırdı. Kapılar birbirine yakın olsa da hangi evin tokmağının çalındığı tınısından belli olurdu. Ev sahibi, kısa bir süre için bir yere gittiyse tokmağın üzerine kısa, uzun süre dönmeyecekse uzunca bir ip asardı. Yatıya gittiyse, kalın bir ip asar ve düğüm atardı. Gelen misafirler de ipe bakarak ne zaman döneceği hakkında bilgi sahibi olurdu.


EVLER DE DİKKAT ÇEKİYOR


Tokmakların bulunduğu Muğla evleri de tarih kokan mimarisiyle yıllara meydan okuyor. Muğla evleri 19'uncu yüzyıldan itibaren Rum ustalar tarafından yapılmaya başlanmış ve toprak ağaları tarafından tercih edilmiş. Yan ve arka duvarları taş, ön ve iç kısımları ahşap. Avrupa ve özellikle İtalya'dan gelen neo klasik akımlar da mimari tarzlarını etkilemiş. Sadece Muğla'ya özgü değil fakat şehrin coğrafi özellikleriyle uyum sağlamış.


Menteşe Belediye Başkanı CHP'li Bahattin Gümüş, "Geçmişteki mimari özellikleri ve öğeleri aslına uygun olarak geleceğe taşımak istiyoruz. Onarımlarda çift uçlu çakma çivileri bile aslına uygun olarak yapıyoruz. Ancak kapı tokmakları dışarıda olduğu için kolaylıkla sökülüp alınıyor. Bazı restorasyonlarda kapı tokmakları yoktu. Bunları aslına uygun olarak dövme demirden yaptırdık ve yerine koyduk. Ancak önemli olan bu bilinci oluşturmak" dedi.


Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Namık Açıkgöz, tokmakların sayılarının hızla azalmasının üzüntü verici olduğunu belirtip, "Tokmaklar fonksiyonel işlevlerinin yanında sanat eseri özelliği de taşıyordu. Her evin tokmağının farklı olması çıkardığı sesi de farklı kılıyordu. Muğla'nın tarihi kapı tokmakları, temsil ettikleri koca bir kültür ve yaşam biçimiyle beraber yok olmak üzere. Bir şekilde bunun önüne geçilmesi gerekir. Çalınan tokmaklar antikacılara bile satılmış olabilir" diye konuştu.


Görüntü Dökümü


----------


-Kapı tokmaklarının bulunduğu sokağın görüntüsü


-Tokmakların bulunduğu kapıların görüntüsü


-Vatandaşların tokmakları incelemesi


Haber-Kamera: Cavit AKGÜN/ MUĞLA, DHA)

Kaynak: DHA