Doğu Batı Dergisi Sayı: 63 Toplumsal Cinsiyet Kitabı

Son Güncelleme:

Doğu Batı Dergisi Sayı: 63 Toplumsal Cinsiyet Kitabı kitabının yazarları, yayınevi, baskı tarihi ve diğer tüm bilgileri. Doğu Batı Dergisi Sayı: 63 Toplumsal Cinsiyet Kitabı kitabının kısa özeti.

İçindekiler;GirişÇevre olarak konumlandırılmış kadını ve Doğayı birlikte düşünmek: ekofeminizm -Metin Demir-Bir sosyal mekanizma olarak toplumsal cinsiyet: H. Hartmann'a eleştirel-realist bir yorum-Vefa Saygın Öğütle-Hanımlara mahsus tarihçe Kadınlar halk fırkası: doğudan yükselen ışık -Funda Gençoğlu Onbaşı -Sıhhat ve içtimai muavenet vekilliği'nden "kadından sorumlu devlet bakanı"na: Hükümet programlarında kadın temsilleri Ve kadınlara yönelik söylem-Elif Gazioğlu- Kadın direncinin bir göstergesi ve Kadınca bir savunma refleksi: Serbest zaman ve sanat-Ayşegül Utku Günaydın-Beden politikalarıModernitenin eşiğinde toplumsal cinsiyet rejimi: Pastoral iktidar, beden politikaları ve evlilik-Murat Arpacı-Beden sosyolojisi ve toplumsal cinsiyet-Vehbi Bayhan-Annenin serüveni: Kadının anne olarak toplumsal kurgulanışı-Zafer Çeler- Toplumsal cinsiyet ve erkeklikTürkiye'de hegemonik erkekliği aramak-Cenk Özbay-İnternette erkeklik, cinsel sağlık politikası ve ticareti-Sevim Odabaş-OrtadoğuToplumsal cinsiyet'e sosyolojik bir yaklaşım: Ortadoğu'nun halleri-Adem Palabıyık-Tartışma Wollstonecraft ve kadın güzelliği üzerine-Deniz Soysal-Kadın isimlerinin Kısaltılışının Trajedisi ÜzerineToplumsal cinsiyet sorununun modern insanın bakış açısından karanlık ve bilinmeyen bir bölgede yara açtığı söylenebilir. Düşünce tarihinin aydınlanmaya yönelik buyurgan söylemi bu yarayı gizleme eğilimindedir. Zira, bilginin hiyerarşik yapısı bölünmeyi, ayrılığı ve çift olmayı en başından itibaren kabul etmemiştir. Bu niteliğiyle bilginin doğası varlık nedenini tek bir epistemolojiye dayandırır. Oysa iktidarın tepesinde kalındığı ölçüde arzunun ucu bucağı olmayan talepleri her türlü tahakküme direnç gösterecektir. Cinsiyet meselesinde eşitlik talebiyle yola koyulan radikal gruplar bu muammayı bilim ve felsefenin keskin yöntemiyle değil, daha çok 'tepki'ye dayalı başkaldırıyla bir sorun haline getirebilmişlerdir. Kulakların pek de duymak istemediği itiraflar, fısıltılar toplumun hafızasında her zaman bir sapma olarak nitelendirildi. Bu yüzden olsa gerek toplumsal cinsiyet tartışılmaya başlamadan çok önce, bilhassa feminist edebiyat kitleler üzerinde kuvvetli bir biçimde sesini yükseltebilmiştir. Feminizm hareketi kendine özgü isyan diliyle sıra dışı bir tepkinin öncüsü olmayı başarmıştır. Kadınların benlik duvarlarında yankılanan belki de hiç bilinemeyecek ıstıraplar tarihinin, klasik bilgi üstatlarının dünyaya ilişkin rahat ve nesnel tasavvurlarında herhangi bir karşılığı olamazdı. Kadına özgü güçlü bir gururla beslenen bu duyarlılık, bilginin emreden ses tonu karşısında boyun eğmiyordu. Geleneksel ahlâk anlayışı şimdiye kadar cinsiyet uçurumunu dondurarak anlamayı denemiştir. Bu kavrayış çerçevesinde cinsiyet bir kimlik sorununa dönüştüğü vakit bütün yasalar pekâlâ çiğnenebilirdi: Öyle de olmuştur. Dışlananların, sürülenlerin ve mahkûm edilenlerin varoluşsal kimlikleriyle bir gettonun sınırlarının ötesine geçememesi gibi... Ya da ilkellere özgü tutumla cinsel tercihler karşısında kalabalıkların kapıldığı dehşet ve korku gibi…Kadın ve erkekler yasalar karşısında eşit sayılabilirdi fakat bu eşitlik ilkesi gündelik yaşamın akışına tercüme edildiğinde her defasında biyolojik olarak güçlünün güçsüzü acımasızca ezdiği, ona sinsice tuzaklar kurduğu bir cenderenin içinde buluyorduk kendimizi. "Toplumsal cinsiyet" meselesi bizim için ne ifade ediyor? Türkiye'de okuyan yazan çevreler -eğer bu bir imaj konusu değilse- meseleyi ya küçümsemiş ya da pek önemsemeyerek küçük siyasal ütopyalarına dâhil etmemişlerdir. Bu yüzden hemcinslerle karşı cinslerin ilişkisinin ciddi bir tahlili uzun süreden beri bu sahada çalışma yürüten bir avuç kimsenin elinde kalmıştır. Az tanınır bir çevrede sürdürülen çalışmaların, bu konuda mücadele veren dergi ve gazetelerin, sesini duyurmak isteyen çeşitli platformların geniş bir mecrada yankı bulduklarını elbette söyleyemeyiz. Bu tür karşı çıkışların "marjinal" bir kategoriye sürüklenmesi de bu sebepledir. Kadın çalışmalarının her geçen gün ar

Kaynak: Haberler.Com