İmamoğlu mahkemede rakam verdi! İşte savunmasının 3. gününde anlattıkları
İBB Davası’nın 100. gün duruşması Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde sürüyor. Davanın tutuklu sanıklarından görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, savunmasının üçüncü gününde 2009-2019 döneminde İstanbul’da yapılan imar planı değişikliklerine ilişkin iddialarda bulundu. İmamoğlu, hakkındaki iddianameyi ve dosyadaki bilirkişi raporlarını da eleştirerek duruşma kayıtlarının yayımlanmasını istedi.
İBB Davası’nda savunmasının üçüncü gününde konuşan Ekrem İmamoğlu, önceki yönetimler döneminde İstanbul’daki imar uygulamalarına ilişkin iddialarda bulundu. İmamoğlu, duruşmanın canlı yayınlanmamasını, iddianameyi ve bilirkişi raporlarını da eleştirdi.
DAVANIN 100. GÜNÜ
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası’nın 100. gün duruşması Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde sürüyor. İmamoğlu, savunmasının üçüncü gününde, “Birileri Sarayda oturuyordu. Birileri Meclis’te görev yaptığını zannediyordu. Vatandaşın arasına çıkamadıkları dönemde ben altı sene boyunca pazarlardan geri durmadım. Sokaklardan, caddelerden her şeyi paylaştım insanlarla, her şeyi. Ve o insanlarla her şeyi konuştum. Çünkü onlara hizmet ediyoruz ya. Onu dinlemeyeceğiz de kimi dinleyeceğiz yani” dedi.
“İSTANBUL TAMAMEN TARUMAR”
Geçmişte bir profesör ve mimarla yaptığı konuşmayı anlatan İmamoğlu, “Dedi ki böyle, hiç unutmuyorum, ‘Evlat, bak çok yapmak para kazandırmaz. İyisini ve kalitelisini yapmak önemli.’ Veya işte ‘Çok iyi arsa yoktur, çok iyi proje vardır.’ Böyle kafamda yoğurdum bunları. 2000 yılı, 29-30 yaşındayım. Ve hayatımın bakış açısı değişti zaten 1999 depreminden sonra” dedi.
İstanbul’daki yapılaşmaya ilişkin gözlemlerini aktaran İmamoğlu, “Şimdi dedim ki arkadaşlar, Zeytinburnu doldu, Bakırköy doldu, Fikirtepe üst üste bindi, üst üste. Ya bir analiz yapın bakalım en azından gözünüze çarpan, İstanbul tamamen tarumar. Gözünüze çarpan bir kısım projelerde ne çıktı ortaya?” ifadelerini kullandı.
“85 MİLYAR DOLAR SOYULDUK EY HALKIM”
İmamoğlu, yalnızca 130 proje üzerinden yapılan hesaplamada, imar tadilatlarıyla eklenen metrekarelerin değerinin dönemin kuruyla 85 milyar dolara ulaştığını öne sürdü. Mevcut imar haklarının hesaplamaya dahil edilmediğini belirten İmamoğlu, bu tutarın dönemin kuruyla 3 trilyon 950 milyar liraya karşılık geldiğini söyledi. İmamoğlu, “Tam o zamanki kurla, 3 trilyon 950 milyar lira, 85 milyar dolar İBB’nin yaklaşık 10 yıllık bütçesi. Bakın o günkü imar değerlerini dolar olarak dönün, endeksleyin bugüne, eskalasyon edin, bir bakın bakalım kaç dolar yapıyor, hesapta zorlanacaksınız. Dolar bazında İstanbul 2-3 kat değerlendi. 85 milyar dolar soyulduk ey halkım, soyulduk. Sevgili İstanbullular, soyulduk” dedi.
“SADECE 130 PROJE İNCELENDİ”
İncelenen projelerin çoğunun kamu mülkiyetindeki donatı alanlarının özel sermayeye devredildiği projeler olduğunu öne süren İmamoğlu, “10 yıllık İBB bütçesi, 130 projenin değişiklikleri, fonksiyon değişiklikleri veya mevzuat dışı uygulamalar nedeniyle detaylı olarak değerlendirdik arkadaşlarımla. Bu projeler imar plan tadilatları, özel plan onaylarıyla çoğunlukla kamu mülkiyetindeki donatı alanlarının özel sermayeye devredilmiş olan projelerdi. Alışveriş yapıyorsunuz, geçerken görüyorsunuz koca koca binalar ve koca koca yapılar. Ama Bakırköy’ün sahilinde, ama Etiler’de, ama TEM yolunun kıyılarında” dedi.
ŞEHRİZAR KONAKLARI VE KORU FLORYA ÖRNEĞİ
Projelerden örnekler veren İmamoğlu, Şehrizar Konakları’nın bulunduğu alanın Karayolları tarafından kamulaştırılıp Emlak Konut’a devredildiğini anlattı. İmamoğlu, alanın 2005'ten itibaren önce İBB, ardından bakanlık tarafından SİT alanı ve Boğaz silüetine rağmen yapılaşmaya açıldığını, mahkeme kararlarıyla iptal edilmesine karşın projede ısrar edildiğini iddia etti.
Koru Florya projesine de değinen İmamoğlu, imar planında sağlık tesisi ve afet helikopter pisti olarak belirlenen kamu arazisinin, 2009'da TOKİ tarafından yapılan planla 150 bin metrekarelik ticaret alanına dönüştürüldüğünü söyledi. Arazinin geçmişte hastane yapılması amacıyla devlete bağışlandığını belirten İmamoğlu, alandaki plan değişikliklerine ve davalara dikkati çekti.
16/9 KULELERİ VE TEMA PARK
Hattat Tower ve 16/9 kulelerini de örnek gösteren İmamoğlu, 16/9 kulelerinin İstanbul’un tarihi silüetine zarar verdiğini ve UNESCO’nun uyarıldığını söyledi. Halkalı’daki Tema Park alanına ilişkin de konuşan İmamoğlu, 2010'da İBB tarafından özel proje alanı ilan edilen bölgede bakanlığın 600 bin metrekarelik inşaat alanı oluşturduğunu ifade etti.
“FİKİRTEPE’DE EMSAL 2,5'TAN 4,5'A, 5,5'A, 6'YA ÇIKTI”
Kendi ailesinin de geçmişte Göztepe’de inşaat yaptığını anlatan İmamoğlu, 1997'de bir mimarla hazırladıkları projede yapı yoğunluğunu azaltmak için imar haklarının bir bölümünü kullanmadıklarını söyledi. O dönemde Beylikdüzü’nde 1,5 emsalin yüksek kabul edildiğini, Fikirtepe’de ise emsalin önce 2,5 olduğunu belirten İmamoğlu, “Ne oldu biliyor musunuz? 4,5 oldu, 5,5 oldu, 6 oldu” dedi.
Üsküdar sahilindeki alanların büfe ve restoranlara verildiğini söyleyen İmamoğlu, yeşil alan, SİT alanı, afet alanı ve Boğaz silüetinin imar uygulamalarında gözetilmediğini savunarak, “Ama onlara binada rant de, imar rantı de, emsal artışında bayılıyorlar” diye konuştu. İmamoğlu, 2004 sonrasında İstanbul’da yeni bir yapılaşma anlayışının hakim olduğunu belirterek şehir plancılarının tutuklanmasının tesadüf olmadığını öne sürdü.
“YAĞMALANACAK BÜYÜK BİR ARSA GİBİ GÖRDÜLER”
Şehir plancılarının kamu yararına aykırı projelere karşı çıktığını ve bazı projelerin durdurulmasını ya da değiştirilmesini sağladığını söyleyen İmamoğlu, “Bizden önceki dönemde, işte az önce sadece 130 projede 85 milyar dolar, o günkü dönemdeki değerlerinin oluşturduğu toplam rakam. 2009-2019 arasındaki rant odaklı planlamanın sonucu” dedi. Kültür, dini tesis ve sağlık tesisi gibi donatı alanlarının ortadan kaldırılmasıyla imar rantı oluşturulduğunu öne süren İmamoğlu, “Mesele zihniyet meselesidir. Bizim planlama felsefemizin odağında, İstanbullulara ve İstanbul’a hizmet var. Ama bizden önceki dönemde ise güzel İstanbulumuzu yağmalanacak büyük bir arsa gibi gördüler” ifadelerini kullandı.
“SAYIN CUMHURBAŞKANI BOŞ YERE ‘BİZ BU ŞEHRE İHANET ETTİK’ DEMEDİ”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte İstanbul için kullandığı “Biz bu şehre ihanet ettik” sözünü hatırlatan İmamoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı boş yere ‘Biz bu şehre ihanet ettik’ demedi” dedi. Tema Park alanına ilişkin bir anısını da anlatan İmamoğlu, görüştüğü bir yetkilinin kendisine, Cumhurbaşkanı’nın projeyi gördüğünde “Ya temayı anladık da bunun parkı nerede?” dediğini aktardığını söyledi.
İmamoğlu, dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın 25 Aralık 2013'teki açıklamasını da duruşmada okudu. İmamoğlu, Bayraktar’ın “İmar planlarının büyük bir bölümü Sayın Başbakan, yani Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla yapılmıştır. Sayın Başbakan’ın istifa etmesi gerektiğine inandığımı ifade ediyor, yüce milletimize saygılar sunuyorum” sözlerini aktardı.
“BAKIN 2 DEĞİL, 27 DEĞİL, 270 DEĞİL; 2278”
İmamoğlu, 2009-2019 yılları arasında donatı alanlarından imarlı alanlara geçiş, fonksiyon ve yapılaşma şartlarındaki değişiklikler ile plansız alanların imara açılması sonucunda 2 bin 278 parselde imar artışı yapıldığını öne sürdü. İmamoğlu, “İstanbul’da sadece 2009-2019 arasında parsel bazlı imar artışı ya da imarsız yere imar verilen arsaların sayısı. 2278. Bakın 2 değil, 27 değil, 270 değil; 2278. Arkadaşlarım bunu didik didik, bütün meclis kararlarını didik didik ettiler” diye konuştu.
Bu değişikliklerin çevredeki yeşil alan, park, okul ve trafik ihtiyaçları gözetilmeden yapıldığını savunan İmamoğlu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin imar komisyonu emlak ofisine dönüşmüştür ve emlak imar pazarlama ofisine dönüşmüştür” dedi.
“YEDİ SENEDE KİMSE KAPIMIZI ÇALAMAMIŞTIR”
Kendi yönetimleri döneminde 7 yılda parsel bazlı imar değişikliği sayısının 69 olduğunu ve bunların kazanılmış hakların uygulanması ya da kamu yararına düzenlemeler olduğunu belirten İmamoğlu, “Özellikle kalın kalın çiziyorum, imar artışına yönelik müellifi bizim yönetimimiz olan tek bir plan değişikliği yapılmamıştır. Sıfır. Yedi senede kimse kapımızı çalamamıştır. Çok net, sıfır. 2278, sıfır” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, “Bir tane ‘şuranın imarını değiştirin’ dedim mi, demedim mi? Vallahi demedim, billahi demedim. Vallahi demem, billahi demem” dedi. Bölge planları üzerinden okul, cami, cemevi ve yeşil alan gibi ihtiyaçları değerlendirdiklerini söyleyen İmamoğlu, “Ekrem İmamoğlu döneminde kaçak yapıya göz yumulduğunu bir tane göstersinler bakalım. Yüzlerce kaçak binayı, bütün itirazlara ve bütün farklı baskılara rağmen havzalardan temizledik, yıktık” ifadelerini kullandı.
“RANT VE YAĞMA ORGANİZASYONU”
Önceki yönetim dönemindeki uygulamaları “rant ve yağma organizasyonu” olarak nitelendiren İmamoğlu, “Buradan büyük bir yağmadan bahsediyorum. Bu dönemde tarifsiz, gerçekten büyük bir yağmadan bahsediyorum. Bizden önceki yönetim tarafından bizzat siyasi kadrolarıyla da yönetilen rant ve yağma organizasyonu ağır bir kent suçudur. Ağır bir kent suçudur. 10 milyarlarca dolarlık bu usulsüz uygulamaların her bir dosyası yargı konusudur” dedi.
ASKERİ ALANLARA TEPKİ: MUAZZAM VURGUN, KİMİN BOĞAZINA GİRDİ
Zeytinburnu’ndaki tank bakım atölyesi, Başakşehir Şehit Ahmet Öztürk Kışlası, Çekmeköy Şehit Onbaşı Azim Özdemir Kışlası, Beşiktaş Askeri Lojmanları, Beşiktaş Jandarma Dikimevi ve Sarıyer Maslak’taki 3. Kolordu Komutanlığı alanlarını örnek gösteren İmamoğlu, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından askeri alanların donatı ve yeşil alan olarak İstanbullulara kazandırılacağının söylendiğini hatırlattı. İmamoğlu, “Alın size donatı alanları. Alın size yeşil alan” dedi. Bu alanlardaki projelerin müteahhitlerinin “tanıdık isimler” olduğunu ve imar kararları üzerinden rant sağlandığını öne süren İmamoğlu, “Cesaretiniz varsa dört trilyonluk yolsuzluğu sorgulayın. Muazzam vurgun, kimin boğazına girdi? Oradaki rüşveti, irtikabı bu” ifadelerini kullandı.
KANAL İSTANBUL: KÖTÜ BİR EMLAKÇI PROJESİ
Kanal İstanbul projesini eleştiren İmamoğlu, “İşte o rant projesi dediğimiz beton kanal, Kanal İstanbul öyle doğdu işte. Bizi yok saya saya, milleti yok saya saya” diye konuştu. Güzergahtaki arazilerin sahiplerini ve projeden kimlere ne kadar rant sağlandığını soran İmamoğlu, projeyle 2 milyon nüfusun bölgeye geleceğini, konutların atık sularının nereye akacağının belli olmadığını söyledi. İmamoğlu, “En başta demiştim, kötü bir emlakçı projesi. Kötü bir emlakçı projesi” dedi. Projeyle yeşil alanların, kamu alanlarının, tarım ve orman arazilerinin zarar göreceğini ve Sazlıdere ile Terkos barajlarının etkileneceğini savunan İmamoğlu, “135 milyon metrekare ne demek biliyor musunuz? Beş tane Beylikdüzü demek. Dört buçuk, beş tane Beylikdüzü demek” ifadelerini kullandı.
“DEPREM KORKUSUNU YERLE BİR ETMENİN YÖNTEMİNİ ANLATTIM”
Belediye başkanı seçildikten sonra deprem riskine karşı merkezi yönetimle birlikte çalışma önerilerinin karşılık bulmadığını söyleyen İmamoğlu, “‘Deprem sorununa birlikte asılalım, ev ev İstanbul’u güçlendirelim’ çırpındık. Üç defa bakanlara gittim, brifing verdim kendim. ‘Lütfen’ dedim, ‘Bir araya gelelim. Yine siz koordine edin, biz size hizmet edelim’ dedim. ‘Masa kuralım, İstanbul Deprem Konseyi kuralım’ dedim” ifadelerini kullandı. Bankacılık, sigortacılık ve inşaat sektörleriyle uluslararası kuruluşların da sürece dahil edilmesini önerdiğini belirten İmamoğlu, “Bu şehirde beş yıl, altı yıl içerisinde deprem korkusunu yerle bir ederiz. Bizi deprem yerle bir etmeden, deprem korkusunu yerle bir etmenin yöntemini anlattım. Ama dinlemediler” dedi.
“EY ADALET BAKANLIĞI, KENDİNİZ KIRPIN”
Yol arkadaşlarının da duruşmada İstanbul’a yönelik uygulamaları anlattığını belirten İmamoğlu, “Şehircilik anlayışımızın kişilere rant değil tüm milletimize fayda olduğunu, İstanbul’un silüetine ihanet edilen dönemden, Mimari Estetik Komisyonuyla birlikte İstanbul’u korumaya yönelik atılan adımları anlattılar. Ve her anlatıyla bir iftiranamenin önümüze koyulduğunu ve aslında çöp olduğunu herkes gördü” dedi.
Davanın canlı yayınlanmamasını eleştiren İmamoğlu, SEGBİS kayıtlarının kamuoyuyla paylaşılmasını istedi. İmamoğlu, şunları söyledi:
“Niçin naklen yayın istenmedi zannediyorsunuz? Yani naklen yayın niçin istenmedi? Yahu kendileri kırpsın, kırpsın. Ey Adalet Bakanlığı, kendiniz kırpın. Böyle parçalayın, içinden seçin. İstediğinizi de seçin. Yarım saatini, bir saatini millete gösterin. Bir televizyon programı, istediğiyle, istediği insanlarla... Yani karşıma kimi getirmek istiyorlarsa getirsinler, bir saat ya, bir saat. Milletin huzuruna çıkalım ya. Bir saat. Bir saat. Ters yüz olmazlarsa namerdim, ters yüz. Milletin huzuruna çıkamazlar, onun için canlı yayın istemediler. İstemezler, korkarlar çünkü. Çünkü suçlarını biliyorlar.”
“ADAMINA GÖRE SORUŞTURMA, YAKININA GÖRE İDDİANAME”
İddianamenin hazırlanma biçimini eleştiren İmamoğlu, “İddianameyi yazan ve yazdıran anlayış, istediği kişiyi sanık yapıyor ve tutukluyor. İstediği kişiyi. Hiçbir şeye ihtiyacı yok. Akşamdan sabaha karar veriyor. İstediği kişiyi de hiç görmüyor, buharlaştırıyor. Acayip bir mekanizma” dedi.
2019 öncesi dönemin soruşturma kapsamında değerlendirilmediğini öne süren İmamoğlu, iktidara ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın olduğunu söylediği bazı kişilerin tanık ya da müşteki olarak dosyaya alınmadığını savundu. Acarkent’teki mülklerini Cumhurbaşkanı’na yakın bir aile ferdine devrettiğini söylediği bir kişinin ifadesinin alınmadığını belirten İmamoğlu, “Ya burada nasıl bir hak hukuk dairesi çıkaracaksınız, sorun? Sayın Başkan, Sayın heyet, soruyorum yani. Kul hakkı var burada, kul hakkı” dedi.
“Bir şoförün isim verdiği dört tane emekçi şoför aylarca hapis yattı, aylarca” diyen İmamoğlu, şöyle devam etti: “Adamına göre soruşturma, yakınına göre iddianame. İkili hukuk, işte hukukun kitabını yazdılar, ikili hukuk. Bu kitabı yazanlar, bir gün o kitabın hesabını mutlaka yüce Türk yargısının huzurunda verecekler.”
“EVİNDEN ALINAN BİR FONCU BÜROKRAT DUYDUNUZ MU?”
Gazeteci Murat Ağırel’in gözaltına alınmasını gündeme getiren İmamoğlu, milyarlarca liralık işlemlerle ilgili olduğunu söylediği kişilere aynı şekilde işlem yapılmadığını savundu. İmamoğlu, “Peki siz evinden alınan bir foncu siyasi duydunuz mu şu ana kadar? Evinden alınan, milyarları götüren bir foncu siyasi duydunuz mu? Bir foncu bürokrat duydunuz mu?” diye sordu.
“O ARTIK BİLİRKİŞİ DEĞİL KATİPTİR”
Savcılığın 10 Nisan 2025 tarihli yazısında bilirkişilerden ihalelerdeki usulsüzlüklerin tespit edilmesinin istendiğini, usulsüzlük olup olmadığının ise sorulmadığını öne süren İmamoğlu, “‘Usulsüzlük var mı’ diye sorulmamış. Diyor ki ‘Usulsüzlük var, onları tespit edin.’ Yazıya bakar mısınız? Bir bilirkişiye neyi bulacağı önceden söylenirse, o artık bilirkişi değil katiptir, katip! ‘Söyleneni yaz kızım, söyleneni yaz oğlum’ demektir” ifadelerini kullandı.
Raporlarda işlerin birleştirilmesinin “rekabetin kısıtlanması”, bölünmesinin ise “bütünlüğün bozulması” olarak değerlendirildiğini belirten İmamoğlu, “Birleştirmek suç, bölmek suç; doğru ne? Rapor söylemiyor. Çünkü aranan doğru değil ki” dedi.
“810 LİRALIK PARA İDDİANAMEDE 810 BİN LİRA DİYE GEÇMİŞ”
İmamoğlu, yaklaşık maliyet hesabında henüz açıklanmamış nisan enflasyonunun arandığını, ilan edilmiş bir bedelin gizli bilgi sayıldığını ve bir kamu şirketinin kendi tankerinden kendi işine yakıt koymasının “ücretsiz yakıt” olarak yazıldığını öne sürdü. Bu usullerin daha önce de uygulandığını ve Sayıştay denetimlerinden geçtiğini söyledi.
Bir dijital müze alımına ilişkin raporun, müze alanı bir saatten az gezilerek hazırlandığını iddia eden İmamoğlu, başka bir bilirkişi raporunda aynı alımlarda daha düşük maliyet tespit edildiğini belirterek, “Bir rapor ‘zarar’, öbürü ‘daha ucuz’ deniyor. Size göre hangisi alındı burada mesnet, zarar? Çünkü suç... ‘Suç yazacaksınız’ denmiş” dedi.
İmamoğlu, bir sanığın Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) incelemesinde tespit edilen 810 liralık para hareketinin iddianameye 810 bin lira olarak geçtiğini öne sürdü. Reklam ihalelerine ilişkin raporu hazırlayan bilirkişinin daha sonra TBMM’deki oylamayla Sayıştay üyeliğine seçildiğini söyleyen İmamoğlu, “İki olgu yan yana konuluyor, gerisini millet okusun. Gerisini millet okusun” dedi.
“RANTI DEĞİL, İNSANI ÖNCELEYEN ANLAYIŞ CEZALANDIRILMAK İSTENİYOR”
Şişli, Beylikdüzü ve Beyoğlu belediyelerinin de dosyaya eklenmesini eleştiren İmamoğlu, “Şehrini koruyan, rantı değil, insanı önceleyen, kent suçuna karşı tavizsiz duran anlayış cezalandırılmak isteniyor” dedi. İddianamedeki bazı para hareketlerinin tarihlerinde tutarsızlıklar bulunduğunu ve iddiaların “hissettim”, “duymuştum” ve “-muşlar” türünden ifadelere dayandığını öne süren İmamoğlu, şunları söyledi:
“Hatay’da depremzedeler için yardım yapılmış. İddia makamı soruyor. ‘Siz önünüze gelen her kuruma yardım mı yaparsınız?’ Önünüze gelen denen kurum İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Türkiye’nin en büyük kamu kurumu.”
“EY MUHALİFLER, BİRLİK OLUN”
Muhaliflere birlik çağrısında bulunan İmamoğlu, “Ey muhalifler, ey toplumun yüzde 80'ini temsil eden sevgili halkım, birlik olun, bir araya gelin, omuz omuza olun, kalabalık olun, tepkinizi gösterin. Bu büyük bir aymazlık. Bu, her türlü hakkınıza, hukukunuza, bilgi alma hakkınıza, şehirlerdeki hakkınıza, her şeyinize, seçme ve seçilme hakkınıza, bir hükümeti değiştirme hakkınıza göz koyanların ortaya koyduğu tavırdır” dedi.