Gökçen Gökçen: "İmamoğlu'nun Bileğinin Hakkıyla Elde Etmiş Olduğu Diplomayı ve Kendisini Savunmaya Devam Edeceğiz. Er ya da Geç Biz Kazanacağız"

Son Güncelleme:

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçen Gökçen, yarın Silivri Cezaevi’nde görülecek Ekrem İmamoğlu diploma iptali davasına ilişkin, “Hepimiz şunu çok iyi biliyoruz: Artık iktidar partisinin mensupları bile kendileri ifade eder duruma geldiler. Diploma iptal işlemi siyasi bir işlemdir. Tamamen Ekrem İmamoğlu'nu cumhurbaşkanlığı yarışından uzaklaştırma amacı taşımaktadır. Ekrem Başkanımızın sadece bizim adayımız değil, 15,5 milyon yurttaşımızın adayı olduğu bilinciyle, 25,1 milyon yurttaşımızın ‘Adayımı yanımda istiyorum’ diyor olduğunu bilerek ve bu sorumlulukla hareket edeceğiz. Bileğinin hakkıyla elde etmiş olduğu diplomayı ve kendisini savunmaya devam edeceğiz. Er ya da geç biz kazanacağız. Cumhurbaşkanı adayımızın Ekrem İmamoğlu olduğunu ve bir sonraki cumhurbaşkanlığı yarışında Ekrem İmamoğlu'nun yarışacağını hep beraber göreceğiz” dedi.

HABER: GÜLARA SUBAŞI/ KAMERA: YASİN KABADAYI

(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçen Gökçen, yarın Silivri Cezaevi'nde görülecek Ekrem İmamoğlu diploma iptali davasına ilişkin, "Hepimiz şunu çok iyi biliyoruz: Artık iktidar partisinin mensupları bile kendileri ifade eder duruma geldiler. Diploma iptal işlemi siyasi bir işlemdir. Tamamen Ekrem İmamoğlu'nu cumhurbaşkanlığı yarışından uzaklaştırma amacı taşımaktadır. Ekrem Başkanımızın sadece bizim adayımız değil, 15,5 milyon yurttaşımızın adayı olduğu bilinciyle, 25,1 milyon yurttaşımızın 'Adayımı yanımda istiyorum' diyor olduğunu bilerek ve bu sorumlulukla hareket edeceğiz. Bileğinin hakkıyla elde etmiş olduğu diplomayı ve kendisini savunmaya devam edeceğiz. Er ya da geç biz kazanacağız. Cumhurbaşkanı adayımızın Ekrem İmamoğlu olduğunu ve bir sonraki cumhurbaşkanlığı yarışında Ekrem İmamoğlu'nun yarışacağını hep beraber göreceğiz" dedi.

CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun diploma iptaline ilişkin davanın duruşması yarın Silivri Cezaevi'nde görülecek. İmamoğlu, duruşmada savunma yapacak. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de davayı takip edecek.

Duruşmaya ilişkin ANKA Haber Ajansı'na değerlendirmede bulunan CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, şunları söyledi:

"Ekrem İmamoğlu, 15,5 milyon yurttaşımızın oyuyla cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenmişti ve 25,1 milyon yurttaşımızın imzasıyla da 'Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum' diyen yurttaşlarımızın talebiyle kendisinin özgürlüğünü beklediğimizin altını çizmek istiyorum. Yarın hep beraber Silivri'de olacağız. İstanbul Beşinci İdare Mahkemesi'nin davası da Silivri'de görülüyor. Bu çok rastladığımız bir durum değil ancak siyasi davalarda hep beraber Silivri'de bu duruşma salonlarında bulunmaya ve emeğimizle sahip olduğumuz, cumhurbaşkanı adayımızın emeğiyle sahip olduğu diplomayı savunmaya hep beraber, aslında hukuku savunmaya gideceğiz, hep beraber orada olacağız."

"İmamoğlu hakkında beraat kararı veren hakim Kahramanmaraş'a atandı"

Davalarda hakim değişikliklerine işaret eden Gökçen, şöyle devam etti:

"Birincisi: Anmak Davası'nda yapılan hakim değişiklikleri. İstanbul Anadolu Yedinci Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Hüseyin Zengin, karardan hemen önce 2022 yaz kararnamesiyle Samsun'a atanmıştı. Yerine atanan hakim de Mehdi Komşul hapis cezası ve siyasi yasak kararı vermişti. Sonra istinafa gitmişti. İstinafta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24'üncü Ceza Dairesi heyeti, karar öncesinde yeniden yapılandırılmıştı. İki heyet oluşturulmuştu ve ikinci heyet de onama kararı verdi. Beylikdüzü Davası'na gelelim. Büyükçekmece 10'uncu Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Mesut Kasavak görüyordu davayı. Hatırlayalım, savcılık bütün bu duruşma tarihlerinin tekrar tekrar verilmesine rağmen, tekrar tekrar hakim tarafından mütalaa istenmesine rağmen mütalaayı vermeyi reddetmişti. Bir türlü mütalaa vermemişti ve hakim onu uyarmıştı, 'Mütalaanızı açıklayın' diye. Bu hakim görev süresi dolmadan Diyarbakır'a gönderildi. Yine gelen hakim Şevki Yılmaz beraat kararı verdi Ekrem İmamoğlu hakkında. Hemen sonra görevden alındı, Kahramanmaraş'a atandı. Karar istinafa gitti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13'üncü Ceza Dairesinin Başkanı Ümit Şahin. Bu hakim kimdir, Ahmak Davası'nda onama kararı veren hakim.

"Diploma iptal dosyasını görmek üzere özel bir heyet kuruldu"

Akın Gürlek davasına gelelim. Bunların hepsi Ekrem İmamoğlu ile ilgili. Akın Gürlek davasında muhalefet şerhi düşen bir üye vardı ve muhalefet şerhinde hakim şunu söylemişti: 'İmamoğlu üç suçtan da beraat etmelidir çünkü herhangi bir delil yoktur.' İstanbul 14'üncü Ağır Ceza Mahkemesi üyesi hakim Mehmet Can Kozan, İstanbul 45'inci İş Mahkemesi hakimliğine atandı. Yani bu şerhi düşen hakim iş mahkemesi hakimi yapıldı. Bilirkişi Satılmış Büyükcanayakın davasını hatırlayalım. İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, karar öncesinde İstanbul 10'uncu Asliye Ceza Mahkemesi'ne atandı. ve diploma iptal sürecinde, İmamoğlu aleyhinde iddianame hazırlayan savcı terfi ettirildi. Gaziosmanpaşa Adliyesi'nde başsavcıvekili oldu. Hakim Ali Doğan, İstanbul 59'uncu Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, 28 Kasım 2025 kararnamesiyle Kahramanmaraş'a atandı. İstanbul Beşinci İdare Mahkemesi'nde görevli hakimler, İstanbul Üniversitesi'nden hukuki gerekçe talep ettiler ve bu heyet dağıtıldı. Yarın bunun davası görülecek. 19 Mart tutuklamaları ve İBB soruşturması açısından da İstanbul Dördüncü Sulh Ceza Hakimi, tutuklama talebiyle kendisine sevk edilen kişilerin adli kontrolle serbest bırakılmasına karar vermişti. Kendisi icra mahkemesine gönderildi. 19 Mart İBB soruşturmasını yürüten üç savcı, iddianame yazımının hemen arkasından İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilleri olarak atandılar. Şimdi davayı görecek olan İstanbul 40'ıncı Ağrı Ceza Mahkemesi heyeti, HSK kararnamesiyle ikiye bölündü. Davaya bakacak olan heyetede iki yeni üye atandı. Yani bu davayı görmek üzere özel bir heyet kuruldu."

"Diploma iptal işlemi siyasi bir işlemdir"

Gökçen, "Duruşmadan nasıl bir sonuç çıkar İmamoğlu'nun diplomasının iptali durumunda CHP'nin yol haritası ne olacak" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Olması gereken, hukukun gereği, demokrasinin gereği şudur: Zaten 31 yıl önce alınmış olan ve usulüne uygun bir şekilde, o dönemde yapılan ilana, ortaya konulan koşullara uygun bir şekilde alınmış bir diplomadan bahsediyoruz. Hepimiz şunu çok iyi biliyoruz: Artık iktidar partisinin mensupları bile kendileri ifade eder duruma geldiler. Bu dava siyasi bir davadır. Daha doğrusu diploma iptal işlemi siyasi bir işlemdir. Tamamen Ekrem İmamoğlu'nu cumhurbaşkanlığı yarışından uzaklaştırma amacı taşımaktadır. Dolayısıyla yarın ve bundan sonraki bütün süreçte, biz Ekrem Başkanımızın sadece bizim adayımız değil, 15,5 milyon yurttaşımızın adayı olduğu bilinciyle, 25,1 milyon yurttaşımızın 'Adayımı yanımda istiyorum' diyor olduğunu bilerek ve bu sorumlulukla hareket edeceğiz. Bileğinin hakkıyla elde etmiş olduğu diplomayı ve kendisini savunmaya devam edeceğiz. Er ya da geç biz kazanacağız. Cumhurbaşkanı adayımızın Ekrem İmamoğlu olduğunu ve bir sonraki cumhurbaşkanlığı yarışında Ekrem İmamoğlu'nun yarışacağını hep beraber göreceğiz. Çünkü biz değil, halk bunu istiyor her şeyden önce."

"Tunç Soyer tahliye edilecekken tekrar tutuklandı"

Gökçen. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin önceki yönetimine açılan davalar ve hakim değişikliklerine de değinerek, şöyle konuştu:

"Geçtiğimiz haftalarda hatırlayalım, önceki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Tunç Soyer ve önceki İzmir İl Başkanımız Şenol Aslanoğlu hakkında ikinci kez tutuklama kararları verilmişti. Aslında niye bu olmuştu? Şenol Aslanoğlu tahliye edilmişti daha önce bu davadan ve Tunç Soyer'in de tahliye edileceği yönünde bir beklenti vardı. Çünkü istenen cezalar, duruşmaların seyri, davanın gidişatı bunu gösteriyordu hepimize. Ancak tahliye olamasınlar diye, birçok orada yargılanan yol arkadaşımızın dosyası boş olduğu için, iddianame ve dosya delillerden yoksun olduğu için, siyasi bir dava olduğuna yönelik kamuoyu algısı güçlendiği, en azından soru işaretleri güçlendiği için ikinci kez tutuklama kararları verilerek tahliye olmalarının önüne geçilmek istendi. Dolayısıyla Şenol Aslanoğlu tahliye edilmişken tekrar tutuklandı. Tunç Soyer de tahliye edilecekken tekrar tutuklanmış oldu. 'Tahliye edilecekken' diyorum çünkü mahkeme gerçekten de tahliye kararı verdi. Ancak kendisi maalesef bu ikinci tutuklama kararı sebebiyle halen cezaevinde.

"İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin eski yönetimine ilişkin davalarla da hakim değişiklikleri yapıldı"

Şimdi buradan baktığımızda İstanbul'dan farklı görünüyor olabilir. Çünkü iddianameler daha hızlı yazıldı. En azından süreçte yargılamanın gidişatında, İstanbul'daki gibi bir durum görmedik, bunun altını çizmek lazım. Fakat bütün bunlara rağmen siyasi bir el olduğu soru işaretleri dosyada gerçekten var. Çünkü hakim değişiklikleri çok sayıda İzmir'de de yaşandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki yönetimine yönelik soruşturmada aynı vakaya ilişkin şüpheliler, aynı gün, aynı saatlerde, farklı hakimler tarafından sorgulanmıştı. Süreç böyle başlamıştı. ve davanın tensibini yapan İzmir 17'nci Asliye Ceza Mahkemesi hakimi gözaltına alınanlar arasında çoğunun tahliye edilmesine karar vermişti ve hemen yeri değiştirildi. Daha sonra İzmir 28'inci Asliye Ceza Mahkemesi hakimi yine bu dosyaya bakmıştı, iddianameyi kabul etmişti ve tutukluların tümünün tahliye edilmesiyle ilgili karar vermişti. Hemen onun da yeri değiştirildi. Bu kararı takiben HSK'nın yeni bir kararıyla mahkeme heyeti değiştirildi, daha doğrusu mahkeme iki heyete ayrıldı. HSK şunu söylemişti: 'Bir protokol hazırlayın ve komisyon başkanlığında bu protokol doğrultusunda davaları heyetler arasında paylaşın.' Ancak öyle bir şey oldu ki oluşturulan ikinci heyete sadece Tunç Soyer ve önceki İzmir Büyükşehir yönetiminin davaları düştü. Geri kalan bütün davalar birinci heyette kaldı. Daha sonra bu heyette bulunan hakim Behice Kırlı Sezgin, savcılık itirazının reddi yönünde oy kullanmıştı, Şenol Aslanoğlu'nun adli kontrol kararının kaldırılmasına yönelik karara itiraz eden savcılığın itirazının reddi yönünde oy kullanmıştı. Hemen sonra yeri değiştirildi. İzmir 23'üncü Ağır Ceza Mahkemesi üyesi Hakim Beyza Kaplan'ın ki kendisi tahliye yönünde oy kullanmıştı, yeri değiştirildi. Mahkemeye bir hafta önce görevlendirilen hakim, bu dosyaya hemen bakmaya başladı. 5 Ocak tarihli duruşma öncesinde, mahkeme heyeti tekrar değiştirildi. Mahkeme üyesi hakim Güneş Rüzgar görevden alınarak 22'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ne üye olarak görevlendirildi. Son görevlendirilen hakim de görevlendirilmesinin üzerinden bir hafta geçmeden 5 Ocak tarihli duruşmaya çıktı.

"Yargılamaların hukuka uygun olduğunu iddia ediyorsanız halkın gözünün önünden bu davaları kaçırmazsınız"

Bizler hep şunu hatırlatıyoruz: Bizim hiçbir yol arkadaşımız yargı önüne çıkmaktan çekinmez, hukuka hesap vermekten, halka hesap vermekten çekinmez. Ancak bizler bu yargılamaların bütün soru işaretlerinden uzak, bağımsız ve tarafsız bir yargı tarafından yapılmasını isteriz. Tutuksuz yargılamanın esas olduğunu tekrar vurgulamak isteriz. Şunun da altını çizmek istiyorum: İstanbul davaları, Ekrem İmamoğlu ve bütün yol arkadaşlarımız, belediye başkanlarımızın yargılamalarında eğer kendilerine güveniyorlarsa o zaman TRT'den bu yargılamalar yayınlansın. Bütün halk bunu izlesin. Soru işareti olan varsa gidersin. Hem iddiaları dinlesin hem savunmaları dinlesin. Bakalım kim haklıymış, bütün halk görsün. Eğer hiçbir şeyden çekinmiyorsanız, bu yargılamaların gerçekten hukuka uygun olduğunu iddia ediyorsanız o zaman halkın gözünün önünden bu davaları kaçırmazsınız. Bakınız, hakim değişiklikleri ortada, savcıların yer değişiklikleri de ortada. İşin ne kadar siyasi yapıldığına dair kaygılar son derece haklı. O yüzden bu kaygıların karşılanması lazım. Çünkü bu artık sadece bir hukuk sorunu değil, sadece bir yargı sorunu değil. Şunu hatırlayalım ki Cumhurbaşkanı Erdoğan vaktinde yargılanmıştı, hiçbir gün bile tutuklu yargılanmamıştı. Hiçbir zaman sesi, sosyal medyası, fotoğrafı yasaklanmamıştı. Ancak Ekrem Başkanımızın bugün billboard'larda bulunması yasak, sosyal medyaları yasak, yollar arkadaşlarının twitter hesapları bile arka arkaya kapatılıyor, erişim engelleri getiriliyor. Bugün Ekrem İmamoğlu'nun sesinin duyulmasından, duruşmada bir el sallamasının bir görüntüsünün paylaşılmasından yurttaşlarımıza soruşturmalar açılıyor. Dolayısıyla hem tarihin doğru yerinde durmak açısından hem de halkın taleplerine karşı daha fazla direnmemek gereğini tekrar hatırlatıyoruz. Bu yargılamaların hem tutuksuz yapılması hem de TRT'den yayınlanması çağrımızı buradan yineliyoruz."

Kaynak: ANKA