Halit Eren, medeniyetler diyaloğunu ahlaki yükümlülük olarak nitelendirdi
Türk akademisyen Halit Eren, Qufu'da düzenlenen 12. Nishan Dünya Medeniyetleri Forumu'nda medeniyetler arası diyaloğun ahlaki bir yükümlülük olduğunu belirtti. Eren, İslam medeniyeti ile Konfüçyüsçülüğün merhamet ve adalet gibi ortak değerler taşıdığını ifade etti.
JİNAN, 6 Ekim (Xinhua) -- Türk akademisyen Halit Eren, medeniyetler arası diyaloğun yalnızca diplomatik bir araç veya siyasi bir strateji olmadığını, insanın yaratılışına ilişkin anlayışın özünde bulunan ahlaki bir yükümlülük olduğunu söyledi.
Eren, Çin'in Shandong eyaletine bağlı Qufu kentinde düzenlenen 12. Nishan Dünya Medeniyetleri Forumu kapsamında gerçekleştirilen üst düzey mülakat oturumunda bu görüşlerini paylaştı.
"Medeniyet, Düzen ve Adalet" temasıyla düzenlenen forum, 49 ülke ve bölgeden 340'tan fazla konuğu bir araya getirdi. Konukların görüş alışverişinde bulunduğu forumda, 2026 Nishan Dünya Medeniyetleri Uzlaşısı yayımlandı.
İslam İşbirliği Teşkilatı'na bağlı İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi'nde yaklaşık 40 yıldır görev yapan Eren, İslam medeniyeti ile Konfüçyüsçülük arasında pek çok ortak değer bulunduğuna dikkat çekti. Konfüçyüsçülüğün iyilikseverlik anlamına gelen "ren" ile doğruluk ve hakkaniyet anlamına gelen "yi" gibi kavramlarının, merhamet, şefkat ve adaleti dini ve toplumsal yaşamın merkezine koyan İslam anlayışında karşılıkları bulunduğunu kaydetti.
Eren ayrıca, dünyanın büyük entelektüel ve manevi geleneklerinin teolojik temelleri, tarihsel deneyimleri ve kültürel ifade biçimleri bakımından farklılık gösterse de iyi insan ve adil toplum anlayışına ilişkin pek çok temel etik değeri ve ortak anlayışı paylaştığını belirtti.
Çin ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 55. yıldönümünde, iki kadim medeniyet arasındaki etkileşimler her geçen gün daha da derinleşirken, halklar arası bağlar da önemli bir köprü oluşturuyor.
Eylül ayı başlarında Jinan'da yaklaşık 600 Çinli ve yabancı temsilcinin katılımıyla Asya-Pasifik Sivil Toplum Konferansı düzenlendi. Çin'de 30 yılı aşkın süredir yaşayıp çalışan ve Çin Hükümeti Dostluk Ödülü sahibi olan Türk girişimci Alaaddin Çolak konferansta yaptığı konuşmada, "Türkiye ile Shandong'u birbirine bağlayan bir köprü olabilmeyi umuyorum" dedi.
Çolak, halklar arası etkileşimlerin rolünü "karşılıklı anlayışı artırmak, güven inşa etmek ve işbirliği yaratmak" olarak özetledi.
Shandong ile Türkiye arasındaki tatbiki işbirliği de genişlemiş durumda. Haziran ayında Qingdao kentinde düzenlenen 2026 Çin (Shandong)-Türkiye Etkileşim Günü'nde yaklaşık 130 temsilci bir araya geldi. Tarım ürünleri, otomobil parçaları ve mühendislik inşaatı gibi alanlarda faaliyet gösteren 40'tan fazla Shandong merkezli şirket, etkinliğe Türkiye'den katılan şirketlerle ikili görüşmeler gerçekleştirdi.
Türkiye'nin 2 Ocak itibarıyla umuma mahsus pasaport sahibi Çin vatandaşlarına vize muafiyeti getirmesinden bu yana iki ülke arasındaki seyahatler daha kolay hale gelirken, turizm alanındaki etkileşimler de artmaya devam ediyor. Çin-Avrupa yük trenleri Qingdao'dan hareket ederek doğrudan İstanbul ve İzmir'e ulaşırken, Qingdao Limanı ile Türkiye'nin Kumport Limanı arasında yük gemileri hizmet veriyor.
İki ülke arasında seyahat eden turistlerin, gençlerin ve akademisyenlerin sayısı giderek artıyor. Dağları ve denizleri aşan etkileşimler güçlendikçe, iki medeniyet arasındaki karşılıklı anlayış da derinleşiyor.