Haluk Levent Vakası ve Kahraman Bağımlılığı

Son Güncelleme:

Kemal Okuyan, Haluk Levent'in gözaltına alınmasını toplumun 'kahraman' bağımlılığına bağladı.

(ANKARA) - Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Ahbap derneği soruşturması kapsamında Haluk Levent ve dernek üyelerinin gözaltına alınmasına ilişkin, "Haluk Levent vakası, toplumun 'kahraman' bağımlılığının yol açtığı yeni bir yıkım olarak görülmeli. Dayanışma gibi son derece toplumsal bir eylemin çürüyen bir düzenin kurumlarından alınıp bu kez kerameti kendinden menkul bireylere emanet edilmesi, yurttaşlarımızın karşı karşıya kaldığı çaresizlik ve kuşatmanın boyutlarını gözler önüne seriyor" açıklamasını yaptı.

Okuyan, sosyal medya üzerinden konuya ilişkin yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

"Haluk Levent vakası, toplumun 'kahraman' bağımlılığının yol açtığı yeni bir yıkım olarak görülmeli. Dayanışma gibi son derece toplumsal bir eylemin çürüyen bir düzenin kurumlarından alınıp bu kez kerameti kendinden menkul bireylere emanet edilmesi, yurttaşlarımızın karşı karşıya kaldığı çaresizlik ve kuşatmanın boyutlarını gözler önüne seriyor."

Kızılay'a güvenmeyenlerin aslında hiç tanımadıkları bir kişiye sonsuz bir güvenle milyarlar bağışlaması birden fazla düzlemde sorgulanmalı. 'Kahraman' bağımlılığı bu düzlemlerden bana göre en önemlisidir.

Siyasetten diğer toplumsal alanlara varıncaya kadar 'star' sisteminin yarattığı bu 'kahraman'lar, bizzat toplum tarafından giydirilen dokunulmazlık zırhına sığınarak vasatı, cehaleti, zaafları kolayca gizleyebiliyor.

Bu 'kahraman'lar çoğu kez kendilerini yaratan mekanizmalar tarafından kısa sürede yerin dibine batırılmakta. Depremzedeler için toplanan paralarla kumar oynamak bayağı ağır bir çürümenin ifadesi elbette. Ancak sistemin Haluk Levent'i tepetaklak indirmesi ne bir arınma çabasının ne de gelişkin ahlaki değerlerin ürünüdür.

"KAHRAMANLAR DOĞASI GEREĞİ GERÇEKLİK ALGISINI YİTİRİR"

'Kahraman'lar doğası gereği gerçeklik algısını yitirir ve çoklukla kendilerine ayrılan sınırların ötesine geçerler. Sistemin onları yerin dibine geçirmesi genellikle çok hızlı ve zahmetsiz bir işlemdir.

Bu konu siyasette özellikle yaşamsaldır. O yüzden ideoloji önemli, program önemli diyoruz. O yüzden ekip çalışması, kolektivizm diyoruz. O yüzden gelişkin örgüt diyoruz.

İdeoloji geriye çekilmişse, bir gün sağa bir gün sola şirinlik yapılır örneğin ve kimse ses etmez. Program önemsizleşmişse, kişiler her şeyi belirler, itiraz edecek kimse çıkmaz. Örgüt yoksa, 'kahraman'lara bağımlı olursunuz. Oysa gerçek 'kahramanlar' ideolojilerin ve doğrultusu olan toplumsal hareketlerin ürünüdür. Toplumsal hareketleri ortaya çıkarıp, tarihin akışını değiştiren bireylerin sayısı ise tarihte çok azdır; onlar da son tahlilde koşullar tarafından şekillenmişlerdir.

"HALKIMIZ KAHRAMANLAR YARATIP HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMAKTAN VAZGEÇMELİ"

Halkımız 'kahraman'lar yaratıp hayal kırıklığına uğramaktan vazgeçmeli. Bu nedenle çubuğu tersine iyice büküp 'kahraman diye bir şey yok' demek bile gerekebilir.

Haluk Levent vakasının siyaset alanında çok daha vahim örneklerine tanık olacağımızdan emin olabiliriz. Burada esas olan 'en ahlaklı kişi'yi aramak değil, en yüksek denetim, kolektif akıl ve geliştirici mekanizmaları yaratmaktır."

Kaynak: ANKA